14 bin yıllık kültürün ev sahibi…

Tarih boyunca Hitit, Asur, Pers, Makedonya, Büyük Roma İmparatorluğu, Bizans ve en sonunda da Osmanlı İmparatorluğu hakimiyeti altında kalan Kahramanmaraş, adını ünlü tarihçi Herodot’a göre Hitit komutanlarından Maraj’dan almış. Hitit İmparatorluğu’nun önemli merkezlerinden biri olan şehrin adı, Hititlerden kalan yazıtlarda Maraj ve Markasi şeklinde geçiyor. Asur krallarından Sargon’un döneminden kalan Boğazköy yazıtlarında da yer alan Maraş’nın adı M.S. I. yüzyılda Roma İmparatorluğu’nun eline geçince Germanicia olarak değişti. Müslümanlar tarafından fethedilince ilk şekli ile kullanılmaya başlanan şehrin adı zamanla bugünkü halini aldı.

Kahramanmaraş’ın tarihi oldukça eski. Tarih öncesine ait en önemli bulgular Maraş’ın 35 km. güneydoğusunda bulunan Domuztepe Höyü- ğü’nde şu anda hâlâ devam eden kazı çalışmalarında bulundu. Kazılardan çıkan tarih öncesi devrine ait arkeolojik buluntuların geçmişi M.Ö. 5000 yılına dayanıyor. Yaklaşık 20 hektarlık bir alana yayılan Domuztepe Höyüğü’nün bu kadar büyüklükte bir yerleşim merkezi olması, buranın ticari bir koloni olduğunu ve Irak, Kuzey Suriye, Anadolu ve Akdeniz’i birbirine bağlayan ticaret yolunun kesiştiği bir nokta olduğunu gösteriyor.

Kahramanmaraş’ta bir diğer saklı tarihi hazine ise Germenicia mozaikleri… Şehirde iki mahalleye yakın bir bölgenin temelinde Roma İmparatorluğu’ndan kalma eserler bulunuyor. Milattan sonra 300-400 yıllarına ait olan Germenicia Antik Kenti’nin mozaiklerinin bir bölümü, geçtiğimiz yıllarda kaçak kazılar yapılırken ihbar üzerine ortaya çıktı. Bu mozaikler, sadece buzdağının görünen yüzü. Germenicia mozaikleri, Kahramanmaraş’ın Bağlarbaşı ve Dulkadiroğlu mahallelerindeki 4 farklı evde tespit edilirken, şehrin arka mahallelerinin bulunduğu bölgede, Roma döneminde zenginlerin kullandığı yamaç villalarının yer aldığı belirtiliyor. Mozaiklerin de bu yamaç villalarının taban döşemeleri olduğu ifade ediliyor. Bölgede her biri 15-20 odalı 100’ün üzerinde tarihi yamaç villasının bulunduğu tahmin ediliyor.

Maraş’ın saklı kalmış zenginlikleri mozaiklerle de bitmiyor.

Kahramanmaraş’taki Gavur Gölü bölgesi, mamut fosili konusunda dünyada önemli bir yere sahip.

Kahramanmaraş Müzesi’nde prehistorik çağa ait iki mamut fosili var. Yakın geçmişte bakım ve onarım çalışmaları biten müzedeki mamut kemikleri bu süreçte birleştirildi ve şimdi müzenin en çok ilgi çeken bölümlerinden biri haline geldi.

 

Milli mücadelenin ‘kahraman’ şehri

Maraş aynı zamanda Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda gösterdiği milli mücadelesiyle tarihe geçen bir şehir. 1914-1918 yılları arasında yaşanan 1. Dünya Savaşı ve ardından İngiliz ve Fransız işgaline direnen Maraş halkı, gösterdiği kahramanlıkla hem Kurtuluş Savaşı’nın ilk zaferini kazanıp Anadolu’daki diğer şehirlere örnek oldu hem de ‘kahramanlık’ payesi ile ödüllendirildi. Fransızlar’ın Maraş’ı işgalinden kısa bir süre sonra 1919 yılında yaşanan Sütçü İmam olayı, şehirde milli mücadelenin en büyük tetikleyicisi oldu. Fransız askerlerinin şehirdeki kadınlara yönelik taşkınlık ve dil uzatmasına dayanamayarak silahıyla müdahale eden Sütçü İmam, 31 Ekim 1919’da düşmana ilk kurşunu atarak şehirdeki Kurtuluş hareketini başlattı. Sütçü İmam’ın bu unutulmaz kahramanlığı şehirdeki halka büyük cesaret verdi. Kurtuluş Savaşı’nda işgale direnişi nedeniyle TBMM tarafından 5 Nisan 1925’te şehre İstiklal Madalyası verilirken, 7 Şubat 1973’te şehrin ismi Kahramanmaraş olarak değiştirildi.

 

Hedef, Akdeniz’in üretim üssü olmak

Milli mücadele döneminde büyük kahramanlık gösteren, sanayi bakımından bir ‘Anadolu Kaplanı’ olan Kahramanmaraş’ta ekonomik ve sanayi alanındaki gelişmelerin geçmişi 1980’li yıllara dayanıyor. Bu dönemden itibaren birçok tekstil fabrikası açıldı ve şehrin nüfusu hızla arttı. Şehrin yerleşim alanı genişledi, yeni konut alanları kuruldu. Özetle Kahramanmaraş son 35 yılda uyuşuk bir tarım ekonomisinden dinamik bir sanayi ekonomisine dönüştürmeyi başardı. Bunu kendi iç dinamiğiyle yapan şehrin yeni hedefi ise orta ve yüksek teknolojiyle Akdeniz’in üretim üssü haline gelmek.

 

Son 10 yılda ihracatı dört kat arttı

Kahramanmaraş’ın üretim yelpazesine baktığımızda aslında oldukça çarpıcı rakamlarla karşılaşıyoruz. Kahramanmaraş ekonomisinin amiral gemisi, tekstil sektörü. İplik üretiminde Türkiye’de önemli paya sahip olan Kahramanmaraş, tek başına iplik ihtiyacının yüzde 35’ini karşılıyor.  İkinci büyük sektör ise metal mutfak eşyaları. Bu sektörde Kahramanmaraş, Türkiye üretiminin yüzde 60’ını karşılıyor. Ayrıca kurulan iki büyük çimento fabrikası ile Kahramanmaraş, bu sektörde Türkiye üretiminin yüzde 10’una sahip oldu. İki kağıt fabrikasıyla Türkiye üretiminin yüzde 20’si de Kahramanmaraş’ta yapılıyor.

Geçen yıl 5.3 milyar dolar reel sektör yatırımı gerçekleştiren şehir, son 10 yılda yapılan özel sektör yatırımları ile istihdamını 45 binden 130 bine, ihracatını 230 milyon dolardan 900 milyon dolara yükseltti. Bu yatırımlarla birlikte 2014 yılı sanayi hasılası 5 milyar dolara, dış ticaret hacmi 2 milyar dolara ulaştı ve son 10 yılda ihracatta yaklaşık 4 kat artış sağlandı. 2023 yılında 5 milyar dolar ihracat hedefi bulunan il, Türkiye’nin en gelişmiş 10 şehri arasında yer almayı amaçlıyor.

 

Tarihi ve doğal zenginlikleriyle turizimde iddialı

Tarihi ve kültürel değerleri, doğal güzellikleri ve zengin su kaynakları Kahramanmaraş’ın turizm alanında potansiyelini artırıyor. Alternatif turizm değerlerini harekete geçirecek yatırım ve tesisler yapılması ile bu potansiyelin gün yüzüne çıkarılması planlanıyor. Bu kapsamda sağlık turizmi alanında Ilıca Kaplıcaları ve Ekinözü İçmeleri’nin inanç turizmi alanında Eshab-ı Kehf Külliyesi, Turizm Merkezi, Yavşan Yaylası, Başkonuş Yaylası, Döngele Termal Alanı ve Baraj Gölü çevresini de içine alan geniş sahanın ‘Turizm Gelişme Alanı’ olarak ilan edilmesi için çalışmalara başlandı. Kılavuzlu Barajı Su Sporları Merkezi tamamlanarak, Menzelet ve Sır baraj göllerine iskele konularak tekne gezileri yapılabiliyor. Kış turizmi açısından önemli potansiyele sahip Yedi Kuyular’a kayak merkezi yapılması çalışmaları da devam ediyor.

 

CİPS TARHANA DENEDİNİZ Mİ?

Kahramanmaraş dendiğinde ilk akla dondurma gelse de aslında şehre özel birçok özel tat bulunuyor. Türkiye’nin en güvenilir kırmızı biber ve baharat ürünlerinin üretildiği Kahramanmaraş’ta kültürel değerleri yansıtan yemek ve tatlıları da tatmak mümkün.

Bunların başında da tarhana geliyor. Şehirdeki lezzet çeşitliliği tarhanaya da yansımış durumda. Tarhananın,       kaymaklı, kızarmış, acılı, çerezlik ve çorbalık gibi birçok çeşidi var. Hatta öyle ki cips gibi kuru kuru yenilebildiği için adı cips tarhana olan bir çeşidi de bulmak mümkün.

 

 

NE YENİR NE İÇİLİR?

Kış için tarhana, ekşili çorba, döğmeli mercimekli çorba, yoğurtlu döğmeli çorba, Maraş paçası yörenin en     favori çorbaları arasında.  Simit köftesi, mercimek köfte, kısır köftesi, içli köfte, borani, sömelek köftesi, suluyağlı köfte, eşkili köfte gibi köfte çeşitleri ile keşk aşı, döğme pilavı da oldukça ünlü. Ayrıca şehre özgü sarı çeltikten yapılmış enfes     pirinç pilavı bulunan “Ekşili Aya Sulusu” yöreye özgü bir lezzet.  Şehir içindeki fırın-kasapların önünde bulunan tahta iskemlelerin üzerinde, sıcacık lavaş ekmeği ile birlikte “Yanyana-Eliböğründe” tatmalısınız. Şehir içinde 24 saat açık ve yanlızca mercimek ve paça çorbası servis edilen dükkanlarda, özellikle “siyah” denilen paça çorbasını da içmenizi de öneririz. Maraş dondurmasının dışında fıstık ezmesi, un sucuğu, pestil sucuğu, hapısa da yörenin bilinen tatlılarını oluşturuyor.

 

NERELER GEZİLMELİ?

Kahramanmaraş Müzesi

Germanicia Antik Kenti

Karahöyük

Kaşanlı köyü Kabartması

Döngel Mağarası

Kahramanmaraş Kalesi

Eshab-ı Kehf Külliyesi ve Camii

Taş Medrese

Büyük Kapalı Çarşı

Mazmanlar Çarşısı

Bakırcılar/Demirciler/Çinili Çarşı

 

Maraş’ta iklim CEVİZ AĞACINI, AĞAÇ ise sanatını doğurdu

Kahramanmaraş; kuyumculuk, bakırcılık, çinicilik, ayakkabıcılık gibi ahşap oymacılığında da zanaatkarlarıyla ünlü bir il.  Şehir, geçmişinden gelen bu eşsiz mirası zanaatkarlarıyla koruyup geleceğe taşıyor.

Geçmişi Türkler’in Orta Asya’da bulundukları döneme dayanan, Büyük Selçuklular’ın inşa ettiği mimari eserlerin süslemesinde de rastladığımız ahşap oyma sanatı, Kahramanmaraş’ın en önemli el sanatlarından biri. Yörede bu sanatın uzun yıllar öncesine dayanmasının nedeni bölgedeki yoğun orman hakimiyeti. Orman alanlarından sağlanan hammaddeye dayalı olarak başlayan oymacılık, özellikle ceviz, kavak, gürgen gibi ağaçlar üzerine el yordamıyla iskarpela denilen kesici aletler yardımı ile çeşitli desenlerin kabartılarak oyulmasıyla hayat bulan bir sanat.

Kahramanmaraş’ta iklim koşullarının uygunluğu ile yaylaların ve akarsuların bol olması ceviz ağaçlarının kolay yetişmesinde en büyük etken. Bu da yöre insanının en önemli el sanatlarının başında ahşap/ağaç işlemenin gelmesine neden olmuş. Ceviz ağacının dayanıklı yapısı, yüzyıllardır süregelen ağaç oyma sanatı eserlerinin günümüze kadar taşınmasını sağlamış. Ağaçların en serti ve dayanıklısı olan ceviz, nesiller sonrasına miras kalan birçok esere kaynak olmuş.

Anadolu Selçuklu döneminde özellikle cami, mescid, minber, mihrap, rahle, pencere ve kapı kanadında kendini gösteren oymacılığın, Osmanlı döneminde daha fazla önem kazandığını görüyoruz. Bu dönemde sadece ibadet mekanlarında değil günlük hayatında da yer bulan ahşap oyma eserler, beşikten çeyiz sandığına kapılardan gömme dolaplara kadar çeşitlendi.  Bugünse en çok yapılan ve rağbet gören ürünlerin başında çeyiz sandığı, mücevher kutuları, rahle, gazetelik, sehpa takımları, tepsi, tavla,   camekan, aynalıklar, isimlikler ve duvar panoları geliyor.

 

Çeyizler ceviz oyma sandıklarda saklı

Örf ve adet gereği bugün şehirde evlenen her genç kızın çeyizinde ceviz oyma çeyiz sandığı var. Kahramanmaraş el oyması sanatı bu anlamda Türkiye’ye dağılan ceviz çeyiz sandıklarının yaklaşık yüzde 95’lik kısmını karşılıyor. Kahramanmaraş sandığı, ceviz ağacından el oyması yapılarak hazırlanıyor ve gelinlere çeyiz sandığı olarak kullanılıyor. Ancak zamanla Maraş sandığı da hem motif hem de şekil olarak değişiklikler gösterdi hem de orta sehpa yada şark köşesi aksesuarları oldu. Nineden toruna kalan sandıkların konsolların bakımını yaptırıp evin en güzel yerinde sergiliyorlar. Sandıkların yanı sıra mücevher kutuları ve kızaklı kutular da Kahramanmaraş’a özgü ürünler arasında.

 

Ünü Türkiye sınırlarını aştı

Kahramanmaraş’ın ahşap oymacılığındaki ünü, Türkiye sınırlarının ötesine geçmiş durumda. Ülkenin her köşesine pazarlanan bu ürünler yurt dışında da büyük ilgi görüyor. Geleneksel ürünlerin dışında da günümüz kullanım koşullarına bağlı olarak ürün yelpazesini geliştiren şehirdeki üretici firmalar, duvar süsleri ve hediyelik eşyalar ile birçok ülkeye ihracat yapıyor. Kahramanmaraş’tan Müslüman ülkelere camiler için işlenmiş ahşap kapı, minber, mihrap gibi ürünler ihraç edilirken, Avrupa ülkelerine ahşap oyma tabutlarının satışı bile yapılıyor.

Maraş’ta yılda ortalama 5 bin çeyiz sandığı, 5 bin mücevher sandığı, 2 bin cemekan ve çok miktarda sandalye, tepsi, aynalık, sehpa takımı ve isimlik üretimi gerçekleştiriliyor.

İhracat ise Irak, Suriye, Lübnan, Mısır, Ürdün, İran, Afganistan, Pakistan, Rusya, Türki Cumhuriyetler, Almanya, Macaristan, Bulgaristan, Yunanistan, ABD, İspanya ve İngiltere gibi birçok ülkeye yapılıyor. Tamamen emek ürünü olan minber ve diğer ürünlerin geliştirilmesi ve pazarlama konusunda etkinlik kazanılabilmesi için özellikle tanıtıma öncelik verilmesi gerektiğini belirten şehirdeki üretici firmalar, ata mirası bu sanatın yok olmaması için devletten destek bekliyor.