“Ağaç işleme makinelerindeki büyümeyi yabancı ortaklıklar tetikleyecek”

Bursa İnegöl’deki 3 bin 200 metrekarelik üretim tesislerinde yaptığımız röportajda firmalarının ürettiği ürünler ve satış yelpazeleri hakkında bilgi veren Oktay ve Ozan Can kardeşler, babalarının vefatıyla birlikte 1995 yılında çok genç yaşta devraldıkları şirketi bugün dünyanın birçok ülkesine ihracat yapacak noktaya getirdiler. Sektörün gelişimine yönelik yorumlarını aldığımız Canmaksan Müh. Mak. San. Tic. Ltd. Şti. Genel Müdürü Oktay Can sektörün büyümesi için yabancı ortaklıkların önümüzdeki dönemde yoğun şekilde yaşanacağını söylerken; şirketin Genel Müdür Yardımcısı Ozan Can ise, sektörde otomasyon sistemlerinin kaçınılmaz olduğuna değindi.

Firmayı 1975 yılında kuran babalarının 1995 yılında vefat etmesi nedeniyle çok genç yaşta şirketin yönetimini devralıp üretime devam eden Oktay ve Ozan Can kardeşler, bu geçen süre içinde ayakta kalma başarısı göstermenin yanında Türkiye’de ağaç işleme makineleri alanında ürettikleri birçok ilk denebilecek ürünle yurtdışına kapı açmış durumdalar. Kazandığı üniversitedeki kaydını dondurarak eğitimini yarıda bırakıp daha 19 yaşında atölyedeki üretimin başına geçen Oktay Can ile üniversite eğitimini Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümünden mezun olarak tamamlayıp öğrendiklerini firmaya aktaran Ozan Can, birlikte oluşturdukları işbirliği ve güç birliğiyle hem üretimlerini hem de yurtdışı pazarlarını artırarak büyütüyor.

Sektörü yakından takip edip çeşitli sivil toplum örgütlerinde görev alan ve yaptığımız röportajda gelişmeleri değerlendiren Canmaksan Müh. Mak. San. Tic. Ltd. Şti. Genel Müdürü Oktay Can, Türkiye’nin potansiyelinin çok yüksek olduğunu vurgulayarak, “Avrupa çok yaşlı. Türkiye genç ve dinamik, aynı zamanda üretimle ilgili belli bir tecrübeye de ulaştı. Yakın zamanda Avrupa’daki Alman, Fransız, İtalyan firmalar bize gelecek ve ortaklık teklifleri sunacak. Onların bilgisi bizim dinamizmimizle birleşecek ve ortaklıkların sayısı artacak. Çoğalmazsa sektör bir yere kadar gelip tıkanabilir. Makine sektörünün büyümesi adına uluslararası ortaklıklar olmalı, doğal bir süreç ve büyümek için bir gereklilik. Ağaç işleme makinelerinin büyümesini tetikleyecektir” görüşünü artardı.

Sektörün geleceğine yönelik öngörülerini aktararak, eğitimli eleman sıkıntısının sektörü otomasyona yönlendirdiğine vurgu yapan Canmaksan Müh. Mak. San. Tic. Ltd. Şti. Genel Müdür Yardımcısı Ozan Can ise, “Sektörün gelişimi için otomasyon sistemleri şart. Sektör bir anlamda otomasyonla büyüyecek. Özellikle verimlilik ve üretimde makineler arasındaki geçişlerle personel dezavantajını avantaja döndürdüğümüz için ağaç işleme sektöründe belli bir ölçek üzerindeki firmalar buna yönelmek zorunda kalacak. Otomasyona yönelmeyen de ayakta kalamayacak zaten” dedi.

20150919_090023Ozan Bey öncelikle sizinle başlayalım sohbetimize. Bize biraz firmanızdan ve ürettiğiniz ürünlerden bahseder misiniz?

Firmamız 1975 yılında babamız tarafından kuruldu. Firma ilk kurulduğunda tarım aletlerinin tamiri ve yedek parça imalatı yapıyordu. 1970-80’li yıllarda İnegöl Organize Sanayi Bölgesi’nin gelişmesiyle birlikte tekstil fabrikalarının sayısının artmasıyla babamız tekstil makinelerinin tamiri, yedek parça üretimi ve proje geliştirmeye başladı. 1995 yılında babamızın vefatı nedeniyle şirketi abim devraldı. Ben o zaman daha 12, abim ise 19 yaşındaydık. O zaman 5-6 kişilik bir torna atölyesi büyüklüğündeydik. 2001 yılında 300 metrekarelik yeni bir atölyeye taşındık. İnegöl’de kurulan ağaç işleme ve mobilya üretim tesislerinin makinelerine yedek parça imalatı da yapmaya o yıllarda başladık. Yeni tesisle birlikte üretimimizi de değiştirip makine üretimine yöneldik. 2001 yılında üniversiteye gidip Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümünü kazandım ve her yaz gelip öğrendiklerimi şirkete aktardım. Benim üniversiteden mezun olduğum 2005 yılında şirketleştik ve tornacılıktan makineciliğe doğru yönel- meye başladık.

Makineciliğe yönelmekle birlikte neler değişti sizin için?

Bizi o güne kadar sadece İnegöl ve Bursa tanırken 2005 yıllardan sonra önce Marmara Bölgesi sonra da tüm Türkiye tanımaya başladı. O zamanlarda orman ürünleri sektörüne hitaben konveyörler, asansörler ve özel projeler ile otomasyon sistemleri ürettik. 2009 yılında ilk yurtiçi fuarımız olan ZOW Fuarına katıldık. Orman ürünlerine hitaben tutkal sürme makineleri ve asansörler (hidrolik platform – lift) sergiledik. 2011 yılında da 3 bin 200 metrekare kapalı alanı, bin 500 metrekare açık alanı olan bugünkü tesisimize taşındık.

Ürünleriniz arasında neler bulunuyor?

2011 yılında TEPKEM adını verdiğimiz Taşınabilir Elektrikli Ağaç Paket ve Tomruk Kesme Makinesi’nin imalatına başladık. Makinemiz özetle taşınabilir portatif elektrikli bir çeşit testere, büyük çaplı tomrukları ya da ağaç paketlerini kesmek ve boylamak için kullanılıyor. Portatif ve çok pratik bir ürün. Bu makinenin en büyük özelliği hem elektrikli hem de uzun palasının olması. Zincirin bağlı olduğu dönen parça standartların üstünde uzun ve ince bir sac. Daha önce üretilmemiş Türkiye’de. Bunu bir Türk firması olarak biz başardık. 2011 yılındaki TÜYAP fuarında Tepkem’ le piyasaya çıktık. Ve bu tarih bizim için dönüm noktası oldu. Fuarla birlikte çok büyük bir atılım gerçekleştirdik.

Tepkem ile 2 yıl ses getirdik pazarda. Çünkü bu makinenin üretimini Türkiye’de ilk ve tek olarak biz yapıyoruz. Dünyada ise sadece 3 üretici tarafından üretiliyor. Bunlardan biri Amerikalı, biri Avusturyalı biri de biziz. Yılda kapasite olarak 500 adetlik üretime sahibiz. Bu makineyi hem iç hem dış pazara veriyoruz.

DSCN8512Hangi ülkelere ihracat yapıyorsunuz?

Aslında ihracatımızın artmasında da bu makinenin etkisi çok oldu. TEPKEM’i bugüne kadar Bulgaristan, Ukrayna, Romanya, İspanya, Rusya, Almanya, Estonya, bazı Afrika ülkeleri ile Suudi Arabistan’a gönderdik. Şimdiki hedefimiz ağustos ayında ABD’deki Atlanta Fuarı. Açıkçası yeni hedefimiz Amerika kıtası. Geçen yıl Almanya’da Ligna Fuarı’na katıldık. Kendimizi o bölgede fazlaca tanıttık. Şimdiki hedefimiz de şu ana kadar hiç girmediğimiz Kuzey ve Güney Amerika pazarına girmek. Rakiplerimizden biri ABD’li, onun pazarına bu fuarla giriş yapıp ona rakip olacağız. Avantajlarımız var tabi, fiyat ve malzeme kalitemiz bunların başında geliyor. Daha kullanışlı makineyi daha uygun fiyata satacağız. Bunun dışında ağaç işleme sektörüne yönelik yine ilk kez yerli üretilen başka bir ürünümüz daha var.

Nedir bu ürünün adı ve özellikleri?

Adı KRAF olan Katlanır Raf Sistemleri üretiyoruz. Mobilyacılar ve kapıcılar ağırlıklı olmak üzere boyahanesi olan bütün imalatçıların kullandığı bir ürün bu. Basit bir mekanizmadan oluşmasına rağmen oldukça kullanışlı ve pratik bir ürün. Türkiye’de bu ürünü de sadece biz yapıyoruz. Yurtdışında üretilen ithal benzerlerine göre üçte bir miktarda daha ucuza satıyoruz. Talep yeni yeni hızlandı. Özellikle yurtiçi fuarlarda sergiliyoruz. İlk ürettiğimiz yıl 500-600 adet satarken, bu sayı 2 bin adetlere kadar çıktı. Şu anda kapasitemiz 3-4 bin civarında. Talep giderek artıyor. Son 2 yıldır ocak ayında düzenlenen Demos kapı fuarlarına katıldık. Fuarlarda özellikle kapı imalatçılarının büyük beğenisini topladı. Bunun da ihracatına başladık. Bu üründe ithalatın önünü kestik, ayrıca ihracatını yapıyoruz. KRAF’ta ilk ihracatımızı geçen yıl Azerbaycan’a yaptık. Bu yıl Türkmenistan’a ve İran’a da gönderdik. Yurtdışından yeni talepler gelmeye devam ediyor.

Siz firma olarak ilkleri seviyorsunuz galiba?

Geçmişten gelen yedek parça imalatçılığının vermiş olduğu tecrübeyi, şimdi yurtdışında yaptığımız inceleme ve gözlemlerle birleştiriyoruz. Piyasayı tanımamızdan kaynaklanan, ihtiyaçları belirleme ve gözlemleme yeteneğimiz var. Tecrübelerimizle bu gözlemleri birleştiriyoruz ve bu ilk ürünler ortaya çıkıyor. İlk dediğimiz bu ürünlerin hepsi firmamızın özgün ürünleri…

TEPKEM (2)Üzerinde çalıştığınız sektörde ilk diyebileceğimiz başka ürün çalışmalarınız var mı?

Yine orman ürünleri sektörüne tasarladığımız birkaç farklı ürün daha var. Tasarım aşamasında olan projelerimiz mevcut. TEPKEM’in gelişmiş yeni bir versiyonunu yaptık. Müşterilerden biraz daha komplike ve büyük versiyonuna yönelik talepler geldi. Şu anda deneme aşamasındayız. Muhtemelen ekim ayındaki TÜYAP fuarında sergileyeceğiz. Ayrıca mayıs ayında Ligna fuarına götüreceğiz. Müşterilerimizden gelen taleplere göre ürünlerimizi geliştiriyoruz ya da ürün gamını artırıyoruz. Biz firma olarak ayrıca kerestecilere, mobilyacılara, kapı ve panel imalatçılarına genel anlamda orman ürünleri sektörüne otomatik yükleme, boşaltma, transfer ve otomasyon sistemleri, kontinü sistemleri ve hatlar üretiyoruz. Çalıştığımız firmayı bizzat yerinde ziyaret edip keşif yapmamız gerektiği için bu tür hizmetlerimizi daha çok yurtiçindeki firmalara veriyoruz. Firmaya ve üretimine özel makinelerle butik üretim yapıyoruz. Fabrikadaki mevcut makineleri inceliyoruz, mevcut makineleri senkronize şekilde birbirine bağlayarak hat kuruyor ve projelendirmesini yapıyoruz. Makineler arasındaki geçişleri sağlıyoruz, aradaki geçiş kayıplarını önlüyoruz. Makineler birbirleriyle senkronize ve uyumlu bir şekilde çalışıyor. Bunun sonucunda da üretimdeki kayıplar minimize ediliyor. En son projesini yaptığımız firmada 4 makineyi birbirine bağladık. Projemizi kurmadan önce o hatta 6 kişi çalışırken şimdi o bölümde 2 kişi çalışır hale geldi. Ayrıca bu otomasyon yatırımı kendini 15-16 ay gibi kısa bir sürede amorti ediyor. Otomasyon işçi maliyetinin yanı sıra üretim ve kaliteyi de artırıyor. Özetlemek gerekirse yurtiçine transfer sistemleri ve otomasyon projeleri, yurtdışına ise TEPKEM, KRAF ve diğer ürünlerimiz ile hizmet veriyoruz.

DSCN8524Yeni yatırımlarınız olacak mı?

En son büyük yatırımımızı 2015 yılı içinde hayata geçirdik. 1 milyon TL’lik makine ve teçhizat yatırımı yaparak kapasitemizi artırdık. Personel sayımız da arttı. Şu anda 32 personelimiz var. AR-GE ekibimizi büyüttük. AR-GE ekip sayısını 3 kişiden 8 kişiye çıkardık. Otomasyon sistemleri kurmamız ve proje tasarlıyor ve üretiyor olmamızdan kaynaklanan bir mecburiyet bizim için AR-GE’ye yatırım yapmak. Bundan sonra yeni yatırımlarımızı proje ekibi üzerine yapacağız. Yeni ürün ve tasarım çalışmalarımız hiç durmayacak. Devamlı mevcut ürünlerimizi geliştiren ve yeni ürünler tasarlayan çalışmalar yapıyoruz. Öte yandan ihracatımızı artırmak da bir hedef bizim için. Şu anda üretimin yüzde 50’si ihracata yönelik. Ama her yıl yaklaşık yüzde 10 artıyor. İhracatta hedefimiz yüzde 90’a ulaşmak. Bunun için de her yıl Türkiye’de ve yurtdışında 2-3 fuara mutlaka katılıyoruz.

“Altın yakalı personelin sayısının artması sektörün gelişimine hız katar”

Sektörde eğitimden sonra yapılacak en büyük çaba AR-GE ve inovasyona yönelik olmalı. Büyümenin olmazsa olmazları bunlar. Yetişmiş beyaz ve altın yakalıları yetiştirerek AR-GE ve inovasyonla sektörün gelişimi artacaktır. Altın yakalı pek kullanılmaz ama ben özellikle söylemek istiyorum bunu. Mavi ve beyazdan sonra artık dönem altın yakalıların dönemi. Eğitimini bitirip yurtdışını tanıyan, altyapısını doldurmuş, analitik düşünebilen, değişimi takip eden ve uygulayan, sisteme hızlı adapte olan, bilgiyi sisteme çabuk entegre eden özelliklere sahip olmalı. Bizim firmamızda bir tane adayımız var, şu anda onu yetiştirmeye devam ediyoruz. Sektörün büyümesi için altın yakalı personel eğitimine yönelmeli. Firmalar kendi içlerinde bu tür personellerin sayısını artırmalı. Bu tür çalışanları kendi içlerinden çıkarma çalışması yapmalı ve bu tür özellikteki çalışanlara fırsat vermeli. Neticede çalışan kalitesinin artması firmaları ve sektörü de daha iyi yerlere taşıyacaktır.

Peki firmayla ilgili bilgileri aldıktan sonra biraz da sektörle ilgili görüş ve yorumlarınızı öğrenmek isteriz. Oktay Bey sizden de sektörün gelişimini dinleyebilir miyiz? Sektöre girdiğiniz günden bugüne neler değişti, sektör sizce başarılı bir noktaya ulaştı mı?

19 yaşında şirketin yönetimini devraldım. Bugün 40 yaşındayım. Ben sektörle ve şirketle birlikte büyüdüm bir anlamda. Eğitimimi yarım bıraktım ve işin başına geçtim. Gözümü açtığımda İnegöl’de sunta ve kaplama fabrikalarının içindeydim. İnegöl’de olmamız nedeniyle sektörün büyük tesislerindeki üretimi ve işleyişi yakından izledim. Mobilyanın ve kerestenin bir yere gelmesinde büyük marka olmuş firmaların büyük katkısı oldu. Sektörün önünü açtı. Bazı firmalar sektörün okulu görevini üstlendi. İnegöl’de 90’lı yılların sonlarına doğru 2000’li yılların başında mobilya sektörü çok ilerledi. Küçük sanayi sitesinin kurulmasıyla birlikte başladı her şey. Önce 50-60 metrekarede üretim yapan firmalar zamanla bin metrekarelik atölyelere taşındılar. Seri imalata yönelik üretim yapan firmaların sayısı arttı. Yurtdışı fuarlardan gördüklerini uygulamaya başlayan firmalar çoğaldı. Üretim maliyetlerini düşürüp ihracatı artırmaları ile sektörün önü açıldı.

Şu anda İnegöl mobilyada nasıl bir konumda?

Ben İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası’nda Yönetim Kurulu Üyesiyim. Mobilyacı değiliz ama tedarikçi olmamızdan dolayı mobilyada moda nereye doğru gidiyor diye yakından takip ediyoruz. İnegöl’deki mobilyacının tarzı daha çok fantastik olduğu için Arap pazarına hitap ediyor. Şu anda İnegöl’de 1 milyar dolarlık mobilyada işlem hacmi var. Dışarıdan çok ciddi işçi göçü alıyoruz. Bölgede ihracat da çok arttı ve Türkiye’deki pazar payını artırıyor. Hiç ithalatımız olmadığı için dış ticaret fazlası veriyoruz. Bu gelişim İnegöl’de 2. Mobilya ihtisas sanayi bölgesinin kurulmasını sağladı. Bu da sektöre artı destek kattı. Mobilya sektöründe 3 bine yakın irili ufaklı üretici firma var. İnegöl Mobilyacı ve Sanayicileri Derneği mimar ve tasarımcı yetiştirmeye yönelik eğitimler veriyor. Ayrıca yılda 2 kez MODEF fuarı İnegöl’deki sektör açısından büyük avantaj sağlıyor. Özellikle yurtdışından gelen fuar ziyaretçileri mobilya imalatçılarını, tesisleri ve modelleri yerinde görüp inceleme şanslarını elde ediyorlar ve bu ziyaretler alıcı firmalar için güzel bir etken oluyor. İnegöl her zaman sektörün gelişimi için altyapıyı oluşturmaya ve güçlendirmeye devam etmektedir.

Mobilya sektörünün ve ona üretim yapan makine sektörünün gelişimi için sizce neler yapılmalı?

Her şeyden önce mesleki eğitimin özendirilmesi ve güçlendirilmesi gerek. Çalışan personelin eğitimi çok önemli. Şu anda Türkiye’de bu anlamda çok ciddi bir sıkıntı var. ‘Meslek Lisesi memleket meselesi’ fikri çok önemli. Biz firma olarak her hafta düzenli eğitimler veriyoruz. Yalın üretim, Kaizen gibi konularda personelimiz koçlardan eğitim alıyor. Ayrıca üretimdeki sıkıntıları aşmak için Almanya’dan mekatronik mühendisi getirdik. Bize çok büyük faydası oluyor. Türkiye potansiyeli çok yüksek bir ülke. Avrupa çok yaşlı. Türkiye genç ve dinamik, aynı zamanda üretimle ilgili belli bir tecrübeye de ulaştı. Yakın zamanda Avrupa’daki Alman, Fransız, İtalyan firmalar bize gelecek ve ortaklık teklifleri sunacak. Onların bilgisi bizim dinamizmimizle birleşecek ve ortaklıkların sayısı artacak. Çoğalmazsa sektör bir yere kadar gelip tıkanabilir. Makine sektörünün büyümesi adına uluslararası ortaklıklar olmalı, doğal bir süreç ve büyümek için bir gereklilik. Ağaç işleme makinelerinin büyümesini tetikleyecektir. Ayrıca sektörün sıkıntısı çevremizdeki komşularımızla hiçbiriyle ticaret yapacak uygun bir ortama sahip değiliz. Sektörün ihraç pazarlarının yönünü değiştirmek zorundayız.

Son olarak AİMSAD’ın iki yıllık çalışmalarını değerlendirmenizi isteyeceğim. Derneğin faaliyetlerini başarılı buluyor musunuz?

Ben AİMSAD’ın ilk kurucuları içindeyim. Derneğin hem kurulmasından hem de çalışmalarından çok memnunuz ve destekliyoruz. STK üyesi olarak her zaman sektörlerde kümelenmeden yanayım. Dernekteki çalışmalarla sektör daha iyi olacak ve zamanla bizim yaşadığımız birçok soruna da çözüm üretecek. Bize verilen görevleri de yapmaya hazırız. Firmalarda diyalog ve iletişim çok önemli. Eskiden firmalar birbirini tanımazdı. Şimdi dernek sayesinde yaratılan sinerji ile bir iç iletişim doğdu. Birçok arkadaşla tanışma fırsatımız oldu.

“Sektörde otomasyona geçmeyen ayakta kalamaz”

Otomasyona ilgi sektörde her yıl artıyor. Özellikle ara eleman ve kalifiye operatör personelden kaynaklanan sıkıntı yaşanıyor. Bu problem hemen hemen bütün sektörlerde var fakat müşterilerimiz olan mobilya, kapı, panel gibi imalatçılarda bu sıkıntıyı sıkça görüyoruz. Otomasyon projelerimize olan yaklaşımları çok iyi. Ancak henüz çok yeni bu bilinç. Sektörde Türkiye’nin yüzde 10 -15 i hazır gibi görünüyor diyebiliriz. Bizim kurduğumuz sistemler belli bir büyüklüğün üzerindeki firmalar için büyük fayda sağlıyor. Firmanın kapasitesi ve büyüklüğü açısından belli bir ölçeğin üzerine hitap ediyoruz. Görüştüğümüz ve projelendirdiğimiz firmaların yüzde 90’ını da talep ediyor diyebilirim. Eğitimli eleman sıkıntısı sektörü otomasyona yönlendiriyor. Sektörün gelişimi için iş akış otomasyon sistemleri şart. Sektör bir anlamda otomasyonla büyüyecek. Özellikle verimlilik ve makineler arasındaki geçişlerle personel dezavantajını avantaja döndürdüğümüz için herkes buna yönelmek zorunda kalacak. Sektörün orta vadeli gidişatı otomasyon yönünde. Ağaç işleme sektöründeki belli bir ölçek üzerindeki firmaları arasında 20 yıl içinde otomasyona geçmeyenin kalmayacağını düşünüyorum. Kalmayan da ayakta kalamaz. Biz bile firma olarak otomasyona geçtik. Biz bu otomasyon sistemlerinin ilkini 2005 yılında bir panel imalatçısına yapmıştık. 2010-2011’lerden sonra senede 1 tane proje kurarken, zamanla 5 ila 10 çıktı. Şu anda bizim firma olarak yıllık otomasyon kurma kapasitemiz 18-20 proje. Şu anda tasarımı veya imalatı devam eden, yürüyen 4 projemiz var. Firmalar makineleşme ve yeni yerleşim ihtiyaçlarını hissedip hayata geçirmeye giriştiğinde bize mutlaka yöneliyorlar. Görüştüğümüz firmaların da yaklaşık yüzde 90’ına otomasyon hattını monte ediyoruz.