“Çalışmak, çalışmak, çalışmak… Hayatımdaki başarının sırrı işte bu”

Ahşap sektöründeki çeşitliliğin ve büyüme performansının, ağaç işleme makineleri üretimine yönelmelerindeki en büyük neden olduğunu açıklayan Intergrup Yönetim Kurulu Başkanı Savaş Çevik, hem ithalat hem de ihracatçı olmaları sayesinde yurtiçi ve dışındaki tüm pazara hakim olabildiklerini belirtiyor. Firma olarak sağladıkları başarıyı çok çalışmaya bağlayan Savaş Çevik, “Bütün hayatım boyunca bu felsefeyle çalıştım, bu şekilde çalışmaya da devam edeceğim” diyor.

Savaş Çevik, 25 yıldan fazla bir süre özel sektörde çalışıp ardından eşiyle birlikte şirketini kuran bir girişimci. Makine mühendisliğinde 50 yılı geride bırakan Çevik,  PVC kapı ve pencere sektöründe edindiği deneyimle 1994 yılında Intergrup firmasını kurdu. Plastik sektöründe dünyada konusunda marka olmuş birçok uluslar arası firmanın mümessilliğini alarak bu firmaların Türkiye pazarına ilk kez girmelerinde etkin olan Savaş Çevik, 1997 yılında ise dışa bağımlı olmamak için şirketteki mühendislerle bir araya gelip üretim konusunda bir alt yapı oluşturdu ve makine üretmek için Intergrup’un kardeşi olarak Plasmek firmasını hayata geçirdi.

PVC pencere  profil sektöründe laminasyon, folyo ve koruyucu bant kesme ve profil bükme makineleri imal etmek amacıyla kurulan Intergrup bünyesindeki Plasmek’in zamanla mobilya sektöründe laminasyon, folyo ve kenar bant kesme makineleri üretmeye başladığını açıklayan Intergrup Yönetim Kurulu Başkanı Savaş Çevik, şirket olarak plastik sektörüyle başladıkları makine üretiminde ahşap sektörüne yönelik payın bugün yüzde 70’lere ulaştığını söylüyor.  Ahşap sektöründeki çeşitliliğin ve büyüme performansının, ağaç işleme makineleri üretimine yönelmelerindeki en büyük neden olduğunu açıklayan Çevik, “Intergrup bugün 12 tane yabancı menşeli firmanın mümessilliğini yapıyor. Plasmek ise üretici bir firma. İkisi birbirini besliyor ve büyümelerini tetikliyor. Hem ithalatçı hem de ihracatçı olmamız, yurtiçi ve dışında geniş bir pazara hakim olmamızı sağlıyor” diyor.

Firma olarak sağladıkları başarıyı çok çalışmaya bağlayan Savaş Çevik, “Zeka sizi bir yere kadar götürür, eğer çalışmazsanız başarılı olamazsınız. Çalışacaksınız, doğru olacaksınız, vizyonunuzu geniş tutacaksınız, yeniliklere açık olacaksınız, çevrenizdeki insanların gelişmesinde yardımcı olacaksınız, takım ruhuna inanacaksınız. Eğer bunları yapmazsanız başarılı olmanız mümkün değil” görüşünü savunuyor.  Bütün hayatı boyunca bu felsefeyle çalıştığını ve bu şekilde çalışmaya da devam edeceğini söyleyen Savaş Çevik, sorularımıza şu yanıtları veriyor.

Öncelikle biraz sizi tanıyabilir miyiz? İş hayatınızın kısa bir özetini dinleyebilir miyiz sizden?

Bu yıl makine yüksek mühendisliğindeki 50. yılımı kutluyorum. İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi’nden mezunum. Mezun olduktan sonra 1 yıl Almanya’da kalıp Türkiye’ye döndüm. Türkiye’de Pimaş fabrikasında, imalat müdürü, fabrika müdürü, genel müdür yardımcısı olarak çalıştım. Pimaş’ta toplam 14 yıl görev yaptım. Pimaş’ta fabrika müdürlüğü yaparken 1987’de Pimapen’i kurduk.  Pimapen’in kurucularından ve isim babalarından biri de benim. Ardından Pimaş’ın ortak olduğu bir joint venture firmasının genel müdürü olarak Suudi Arabistan’a gittim. 10 yıl orada kalarak yurtdışı deneyimi de edindim. Suudi Arabistan’da plastik sektöründe üretim yapan 4 plastik fabrikasının kuruluşunda profesyonel yönetici olarak bulundum. Bugün bile Suudi Arabistan’ın en büyük PVC pencere profil üreticisi olan Wintek firmasının kuruluşunu o dönemde gerçekleştirdik. Ardından Türkiye’ye dönünce kısa bir dönem Mar Holding bünyesinde genel müdür olarak çalıştım. Özel sektördeki profesyonel yöneticiliğimin ardından da girişimci oldum. Plastik sektöründe 1994 yılında eşimle birlikte ortaklık yaparak mühendislik ve mümessillik üzerine faaliyet gösteren bir firma olarak Intergrup’u kurdum.

Intergrup’u hangi amaçla kurdunuz?  Ne gibi faaliyetleriniz oldu?

Intergrup’ta ana konumuzu, PVC pencere ağırlıklı olmak üzere plastik sektörüne yönelik faaliyet göstermek için kurduk. Sektördeki birçok ilki biz gerçekleştirdik. Beyaz pencere profillerinin üzerine ahşap desenli film kaplamada kullanılan filmleri, firma olarak Türkiye’ye ilk kez biz getirdik. Bu filmleri üreten dünyanın en büyük firması olan Renolit’in Türkiye mümessilliğini aldık. Bunun yanı sıra plastik sektörde stabilizör konusunda katkı maddeleri yapan Avusturyalı Chemson,  mikser üreticisi İtalyan Plasmec gibi konusundaki en büyük firmaların mümessili olduk. Bu büyük firmaların Türkiye pazarına girmesini sağladık. PVC pencere sektörüne hizmet verebilecek büyük oyuncuların temsilciliğini yapan Türkiye’deki ilk firma olduk. Bu markalarla Türkiye’de PVC pencere üreticisi 9 firmanın kuruluşunda çalışarak A’dan Z’ye projelerini hazırladık. Şu anda sektörünün en büyüklerinden olan Teknoplast, Erpen, Adopen, Alfapen, Pakpen, Denizpen, Filpen, Asaşpen, Winsa gibi firmaların kuruluşunda projede kullanılacak makinelerin fizibilite çalışmalarına, uygun makinelerin satın alınması ve kurulmasına kadar tüm sistemini kurduk. Öte yandan yurtdışında da pek çok çalışmamız oldu. Ukrayna’nın PVC Profil sektöründeki en büyük üreticisi olan Miroplast’ın da kuruluşunu 5 yıl önce biz yaptık. Öte yandan Türkiye’de siding üretimi ile ilgili yatırım projesini ilk biz hazırladık. İran’daki bir müşterimiz için yaptığımız plastik parke projesi hayata geçti ve üretim başarılı bir şekilde devam ediyor.  Biz firma olarak fikir de makine de üretiyoruz, bunların bir araya gelmesi müşteriler için büyük avantaj sağlıyor. Plastik sektöründe çok iddialıyız. Birçok Alman firmasına makine satar durumdayız. Dünyanın en büyük pencere profil üreten firması Profine Group birçok makinesini bizden satın alıyor. Birçok ülkede kurdukları fabrikalarına makine üretip gönderdik.

“DIŞA BAĞIMLI OLMAK İSTEMEDİK, ÜRETİME BAŞLADIK”

Plastikten ahşaba yöneliş nasıl oldu? Neden ağaç işleme makineleri sektörüne yatırım yapma kararı aldınız?

1995 yılında Rusya’da bir şirket kurduk. PVC profil üzerine kaplanan folyolarda Ruslardan talep vardı, şirket kurarak burada ciddi satış yaptık. 1998 yılı sonunda ekonomik kriz nedeniyle şirketi kapatmak zorunda kaldığımız zamana kadar çok güzel bir dönem geçirdik. 1997 yılında Rusya’dan pencere profil bükme makineleri istediler. Biz de “Bu işi biliyoruz, satacağımız makineyi niye kendimiz üretmiyoruz?”diye düşündük ve Plasmek firmasını bu amaçla 1997 yılında kurduk. Plasmek, PVC pencere kaplama profili sektöründe laminasyon folyo ve koruyucu bant kesme ve profil bükme makineleri imal etmek amacıyla kuruldu. Zamanla mobilya sektöründe laminasyon folyo ve kenar bant kesme makineleri üretmeye başladı.  İlk yıllarda özel makinelerin yanı sıra profil bükme makineleri yaptık. Türkiye’de ilk laminasyon makinelerini biz yaptık. Sonra bizden ayrılan çalışanların kurduğu firmalar bize rakip oldu. Sektörde bu anlamda ciddi bir açılımın ve yatırımın bir anlamda nedeni olduk. Böylece ülkeye giren ithal makinelerin sayısı azaldı. Şu anda Türkiye’nin pencere sektöründeki en büyük üreticilerinde 60-70 makinemiz çalışıyor. O dönemde  Türkiye’de üretilmeyen sıcak tutkalla çalışan laminasyon makinelerini yapma kararı aldık. Ahşap sektörüne girince, plastiğe göre imkanların, çeşidin daha fazla olduğunu gördük. Ahşap sektörüne yönelik üretim yapma kararımızın nedeni, ahşap sektöründe satış ve büyümenin plastik sektörüne göre daha geniş olması…

Sektöre yönelik özel makine projeleriniz oldu mu?

Makine imalatı yaparken hep dışarıya bağımlıydık. Tutkal eritme sistemlerini, tutkal uygulama kafa sistemlerini hep ithal ediyorduk. İtalya’dan bir firmadan alıyorduk ve güzel satış yapıyorduk. Dışa bağımlı olmak istemedik ve ben başta olmak üzere teknik ekibimizle birlikte üretime yönelik proje hazırladık. 10 yıl önce laminasyon yaparken gerekli olan PUR  solid tutkalı eriten makineyi ürettik. Şu anda her tip sıcak tutkal eritme tankları ve varil eritme sistemleri üretiyoruz. Türkiye’de ilk ve tek üreticiyiz bu anlamda. 6 çeşit tank melteri, 4 çeşit de varil melteri yapıyoruz. Ardından ilk kez tutkal uygulama kafaları üretmeye başladık. Şu anda 60 mm’den 1500 mm genişliğe kadar kafa yapabiliyoruz. Bunda da Türkiye’de ilk ve tekiz. Bu konudaki rakiplerimizin hepsi Avrupa firmaları.

Geçen yıl TÜBİTAK için, özel bir melter ve kafa sistemi olan panel kaplama makinesi projesi hazırladık. TÜBİTAK’tan onay aldığımız projemiz şimdi sandviç panel üreten Soytaş firmasında çalışıyor. Ayrıca yurtiçinin yanı sıra yurtdışına da bu alanda satış yapıyoruz.

“45-50 ÇEŞİT MAKİNENİN ÜRETİMİNİ YAPIYORUZ”

Üretiminizin yüzde kaçı ahşap sektörüne yönelik makinelerden oluşuyor?

Şu anda üretimimizin yüzde 70’ini ağaç işleme makineleri oluşturuyor. Plastikle başlayıp ahşapta büyüdük. Özellikle ahşap sektöründeki büyüme bizi de büyüttü. Ağaç işleme makinelerinde profil kaplama, panel kaplama, folyo kesme makineleri, tutkal eritme sistemleri, tutkal uygulama kafaları, laminasyon hatları, plastik sektörüne de profil bükme makineleri üretiyoruz. 45-50 çeşit makinenin üretimini yapıyoruz.  55 çalışanımız var fabrikada. 8 kişilik mühendis kadromuz bulunuyor. Üretimimizin bir kısmını yan sanayi firmalarına yaptırıyoruz. Sürekli olarak 4-5 yan sanayi firmasıyla çalışıyoruz. Siparişlerimiz arttıkça fason üreticilerin sayısını da artırıyoruz.

Ahşap sektörüne yönelik yelpazenizde satışını yaptığınız ithal makineleriniz yada ürünleriniz de var mı?

Biz sadece makine olarak ahşap sektöründe değiliz. Mümessilliğini yaptığımız firmalarla da ahşap sektöründeyiz. Türkiye’de ilk defa membran preslerde kullanılan 3D mobilya filmi biz getirdik.  Türkiye’ye o dönemde bu üründen çok az getiriliyordu. Biz yurtdışında çok araştırma yaptık, eğitimler aldık ardından da Türkiye’ye getirip satmaya başladık. O yıllarda Türkiye’de 3D mutfak ve banyo dolap kapaklarında ve kapılarda sadece boya yapılıyordu. Sektördeki üreticilere membran pres almalarını tavsiye ettik. Pek ilgi olmayınca firmalar için bir demo center kurduk.  Sektördeki firma yetkililerini çağırıp membran pres ile film kullanmayı anlatıp, onları 3 yıl boyunca bir anlamda bu konuda eğitim verdik.  Yurtdışındaki fuarlarda da bunun kullanıldığını gören sanayicilerimizin zamanla ilgisi arttı ve satışlar başladı. 2003 yılında bir anda patlayan bu işin öncüsü olduk Türkiye’de. Şirketimizde mobilya filmleri konusundaki organizasyon ve satış işlerini büyük kızım Seda yürütüyor. 15 yıldır bu konuda çok büyük deneyim sahibi oldu. Mobilya filmlerinin özelliklerinden uygulamasına kadar pek çok ayrıntıyı Türkiye’de bilen birkaç kişiden biridir. Şu anda firma olarak 3D film konusunda dünyanın en iyisi olan Kazei-Bonlex Japon firmasının ürünlerini satıyoruz.  İtalyan Alfatherm firmasıyla birlikte 2 tane film mümessilliğimiz var. Özel filmler için de bir Alman  firması ve bir Türk firmasının ürünlerini satıyoruz. Ahşap sektörüne tutkal üreten bir İspanyol Neoflex firmasının 15 yıldır mümessilliğini yapıyoruz. Laminasyon makineleriyle ilgili de 2 tane mümessilliğimiz var.

“RUSYA PAZARI KAPANINCA İHRACAT ROTAMIZ DEĞİŞTİ”

Ürettiğiniz makinelerin toplam satışı içinde ihracatın payı ne kadar?

Plasmek yaptığı üretimin yüzde 65’ini ihraç ediyor. Bu yıl bu rakam yüzde 65’in de üzerine çıkacak.  Yılda 2.0-2,5 milyon euroluk ihracat yapıyoruz.

İhracat haritanızda hangi ülkeler ve bölgeler var?

Rus uçağının düşmesi sonucu yaşanan kriz, firma olarak  toplam makine ihracatımızın yüzde 40’ını oluşturan Rusya pazarını bir günde bitirdi. Kriz nedeniyle satışlar birden durdu, gümrükte kalan makinelerimizi çekemedik, oradaki şirketimiz ciddi zarara uğradı. Rusya pazarı nedeniyle çok sıkıntılı 1.5 yıl yaşadık. Pazar şimdi açılsa da eskisi gibi değil. Rusya pazarı kapanınca yüzümüzü diğer pazarlara döndük, fuarlara katıldık. Pazar rotamız değişti. Avrupa’ya çok satış yapıyoruz. Ama onun dışında Ortadoğu pazarımızı büyüttük, Körfez ülkelerine yöneldik. Hindistan’a ciddi makine satmaya başladık. Uzakdoğu’da birkaç tane ciddi müşteri grubu elde ettik. Ortadoğu’da güçlü bir dağıtımcımız var. Güney Amerika’da birkaç anlaşma yaptık. Kuzey Amerika’da mümessil firmamız var. Kuzey Afrika pazarına da girdik. Biz artık global firma olmak zorundayız. Başka türlü yaşamamız mümkün değil.

Yeni yatırım planlarınız var mı? Üretim alanını büyütmeyi düşünüyor musunuz?

Mevcut fabrikamız 4 bin metrekare büyüklükte. İki yıl önce bize burasının yetmediğini düşündük ve Gebze Plastikçiler Organize Sanayi Bölgesi’ndeki (GEPOSB) arazimizde 10 bin metrekarelik bir fabrika inşaatına başladık. Arsa fiyatları çok yüksek. Arsası ile birlikte 23 milyon TL’lik yatırım yaptık. İnşaatı bitirdik ama ülkedeki konjektöre güvenemediğimiz için taşınamadık. Fabrikanın 2 katını kiralamak istedik ama ona da GEPOSB’den izin çıkmadı. Bu nedenle şimdi yeni fabrikanın tamamını kiraya vermeye karar verdik. Bunun yanında fabrikamızdaki kapasiteyi artırmaya yönelik CNC makineler satın aldık. Bu makineler kapasitemizde yüzde 20’lik artış sağlamış olacak.

Firma olarak 22 yıllık geçmişe ve tecrübeye sahipsiniz. Bugünlere gelişinizdeki başarının sırrını nasıl açıklarsınız?

Çalışmak, çalışmak, çalışmak… Zeka sizi bir yere kadar götürür, eğer çalışmazsanız başarılı olamazsınız. Çalışacaksınız, doğru olacaksınız, vizyonunuzu geniş tutacaksınız, yeniliklere açık olacaksınız, çevrenizdeki insanların gelişmesinde yardımcı olacaksınız, takım ruhuna inanacaksınız. Eğer bunları yapmazsanız başarılı olmanız mümkün değil. Ben bütün hayatım boyunca bu felsefeyle çalıştım, çalışmaya da devam edeceğim.

“SEKTÖRÜN EN BÜYÜK TEHDİTLERDEN BİRİ, TAKLİTÇİLİK…”

Firmanın ardından biraz da sektörden konuşalım. Ağaç işleme makineleri sektörünün gelişiminin tanığısınız. Nasıl değerlendiriyorsunuz geldiği noktayı?

Sektör çok büyüdü. Yerli üretim arttı, kalite çok çok yükseldi. Sektörün geleceği iyi.  Komşu ülkelerimize yönelik satış konusunda da potansiyel çok yüksek. Bu sektöre çok emek verdik, sektörün çok büyüyeceğine inanıyorum. Ancak sektörün önünü kesmemek için kendi içimizde önlem almak lazım.  Pazar dejenere edilmediği sürece sektör büyümesini sürdürür. Ucuz ama kalitesiz ürünlerin ithalatını yapmamak gerek. Öte yandan sektörde haksız rekabeti ortadan kaldırmak için önlem almak lazım. Yerli üretici firmalar birbirlerini taklit etmemeli. Bir ürünü sektörde ilk üreten firmaların emeklerine ve yatırımlarına saygı gösterilmeli, bunların takliti yapılmamalı. Bunun yerine herkes kendine özgü özel ürünler üretmeli. Sektör ancak bu şekilde büyür. Sektörün en büyük tehditlerden biri, taklitçilik. Bu yönelimden sektörün kurtulması lazım.

Bu noktada ne yapmak gerek peki?

Bu konuda AİMSAD’a görev düşüyor. Sektöre bilgi vermesi lazım, haksız rekabetin önlenmesi için girişimlerde bulunmalı. Girişimciliğin cezalandırılmaması tam tersine teşvik edilmesi lazım. AİMSAD’ın bu noktada taklitçiliğin önüne geçecek çalışmalar yapmalı. Ahşap sektörü ustalıktan çekirdekten gelme firmalardan oluşur. Bu firmaların ve sektörün eğitimi büyük önem taşıyor. Taklitçiliğin önüne eğitimle geçilebilir.

Üretici bir firma olarak daha çok hangi konularda sıkıntı yaşıyorsunuz?

Yaptığımız işlerin, üretimlerin, ihracatın ne yazık ki farkında değil devletimiz. Bulgaristan’dan bizi sürekli yatırım yapmamız için çağırıyorlar. Organize sanayi bölgesinde bedava arsa, 10 yıllık vergi muafiyeti imkanı sunuyorlar. Avrupa’nın içinde üretim yaparak her yere kolay ulaşım imkanı da var. Tek istedikleri istihdam yaratmamız. Türkiye’de yaptığımız yatırımın üçte biriyle Bulgaristan’da fabrika kurabiliriz. Ama biz bu vatanı seviyoruz ve 20 yıldır ülkemize hizmet ediyoruz. TÜBİTAK’a bir çok proje yaptık sadece 1’ini kabul ettiler. Halbuki Türkiye’de melter ve tutkal uygulama kafaları yapan ilk ve tek yerli firmayız. Bugüne kadar 400 melter, 500-600 tane de kafa ürettik. Dünyanın her tarafında bunlar çalışıyor. Ama devlet kanadında kimsenin bundan haberi yok. Kimseden de bir ilgi destek görmedik. Ama hiçbir şeye rağmen moralimizi bozmuyoruz.  Bütün işler 1.5 yıldır bıçak kesilir gibi bir anda durdu. Bir günde ihracatımızın yüzde 40’ını kaybettik. Ama önümüze bakıyoruz,  yolumuza devam ediyoruz.

Şirketlerin Yönetimi

İntergrup ve Plasmek şirketlerinin kuruluşundan beri eşim Semra Hanım hep yanımdaydı. Benim hem en büyük destekçim hem de şirketimin ortağı. Şirketin bütün finansman işleri ondan sorulur. Ortağınıza itimat ediyorsanız ortakla çalışmak çok güzel. Eşim benim şansım oldu. Şirketteki bir diğer aile üyemiz büyük kızımdır. Seda yöne tim kurulunda hem de mobilya sektörüne sattığımız film işinin başında bulunuyor. Şirketimizin Genel Müdürü Kenan bey plastik sektöründe çok geniş deneyim sahibidir, mümessillik firmaları onu kontrolündedir. Plasmek’in Üretim Müdürü Şenol bey de kafa, melter ve makine üretiminde firmaya bir çok yenilikler ve özel tasarımlar kazandırmıştır. Ekibimiz başarılı çalışmalarına devam ediyor.

 

“SEKTÖRÜN OKUL AÇMASI ÇOK FAYDALI OLUR”

Plastik sektörü eğitimli eleman temini için okullar açtı. AİMSAD’ın da bu şekilde gelecek döneme  ilişkin hedefler koyması lazım. Ağaç işleme sektörüne yönelik bir eğitim kurumu, sektöre büyük katkı sağlar. Sektörün eğitime odaklanması lazım.

Sektöre hizmet etmeye bağlı kalmak lazım

Sektörde enerji yaratmak çok önemli. Üreticilerin bir araya gelmesi gerekiyordu ve AİMSAD bu açığı başarılı bir şekilde kapattı. Topluluktan güç doğar. AİMSAD’ın da bu konuda doğru işler yaptığını düşünüyorum. Ancak bu aşamada derneğin içine politika, siyaset sokmamak lazım. Net olarak sektöre hizmet etmeye bağlı kalmak lazım. Ortak sektör menfaatlerini düşünmek gerek.

Gördüğüm kadarıyla dernek yönetiminin de bütün gayesi bu.  AİMSAD’ın etkin olabilmesi için, karşısına rakip kurumların kurulmaması gerekiyor. Karşısına bir rakip grubun çıkması sektördeki gücün bölünmesine neden olur. Ayrıca derneğin yönetimini belli prensipler çerçevesinde profesyonel iyi eğitimli kadrolarla yapmak da çok önemli.