İran ile dünya ilişkilerinde ‘nükleersiz’ yeni dönem

İran, batı ülkeleriyle 13 yıldır süren nükleer ihtilafı sona erdirerek, yeni bir döneme ‘merhaba’ dedi.  13 yıl süren müza- kerelerin ardından BM Güvenlik Konseyi daimi üyeleri ve Almanya’nın İran ile nükleer müzakerelerde anlaşmaya varması,  2015 yılının İran için uluslararası arenada yeni bir dönemin başlangıcı olması adına tarihe geçti. Nükleer Anlaşma sağlanması bölgede ve dünyada jeostratejik ve ekonomik anlamda dengeleri değiştirecek nitelikte önem taşıyor.

Birleşmiş Milletler’in beş daimi üyesi ve Almanya (5+1) ile İran arasında süren nükleer müzakerelerin her iki tarafın da memnunlukla karşıladığı bir anlaşmayla son bulması, İran ile dünya ilişkilerinde yeni bir dönemin başlamasına neden oldu. Nükleer programını kısıtlaması karşılığında Tahran’a uygulanan yaptırımların hafifletilmesini öngören anlaşmanın taraflarca kabul edilmesiyle birlikte, İran’a uygulanan pek çok yaptırım ve ambargo kaldırıldı. Ayrıca İran’la yapılan bu anlaşma kapsamında Birleşmiş Milletler müfettişlerinin, denetim amacıyla ülkedeki askeri tesislere girişleri konusunda da uzlaşı sağlandı. ABD, Rusya, Çin, Fransa, İngiltere ve Almanya’nın İran ile uzlaştığı bu anlaşmayla, 1979 yılında gerçekleş- tirilen İran İslam Devrimi’nin ardından batı ile ilk resmi yakınlaşma olarak kayda geçti. Ortadoğu’da önemli değişim potansiyeline sahip anlaşma kapsamında ABD, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler’in İran’a uyguladığı yaptırımlar, Tahran’ın uzun vadeli olarak nükleer programını sınırlaması karşılığı kaldırılacak.

Anlaşmanın uygulanması ve İran’ın nükleer silah geliştirmesinin önüne geçilmesi, bölgede nükleer silahların yayılmasının önlenmesi için kilit öneme sahip. Böylece, nükleer silahtan arındırılmış Ortadoğu vizyonu yolunda büyük bir adım atılmış olacak ve bölgedeki aktörler arasında muhtemel bir nükleer silahlanma yarışının önüne geçilecek.

Anlaşma hangi maddeleri içeriyor?

Avrupa Birliği tarafından yayımlanan anlaşma metninde öne çıkan hususlara göre İran, gelecek 10 yıl boyunca uranyum zenginleştirme işleminde sadece verimi nispeten düşük olan IR-1 nükleer santrifüjlerini kullanabilecek. İran, gelecek 15 yıl boyunca uranyum zenginleştirme faaliyetlerini Natanz’daki nükleer tesiste yürütecek. Yer altında inşa edilen ve dışarıdan saldırılara korunaklı halde bulunan Fordo nükleer tesislerinde ise uranyum zenginleştirme ile ilgili hiçbir faaliyet yürütemeyecek. Bilimsel araştırma reaktörü olarak kullanıla- bilecek tesiste yapılacak deneyler için uluslararası toplumla iş birliği yapabilecek. İran, gelecek 15 yıl boyunca sahip olduğu uranyum stoğunu, yüzde 3,67 zenginlik oranına sahip olacak şekilde 300 kilogramla sınırlı tutacak.

Nükleer silahlarda kullanılan plütonyum üretimine imkan tanıyacağı için endişe kaynağı olan Arak ağır su reaktörü, anlaşmayla birlikte hafif su reaktörüne dönüştürülecek. İran, gelecek 15 yıl boyunca yeni ağır su reaktörü inşa edemeyecek, ağır su biriktiremeyecek ancak ihtiyaç fazlası miktarı uluslararası piyasada satılabilecek. Ayrıca İran, kapsamlı uluslararası denetimlere imkan tanıyan Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’nın (NPT) Ek Protokolü’nü onaylayarak yürürlüğe koyacak.

Bunlara karşılık, İran’a yönelik BM yaptırımları dahil tüm yaptırımlar, UAEA tarafından yapılacak doğrulama işlemlerine paralel olarak kaldırılacak. Ne AB ne de ABD yeni ambargo kararı almayacak. Tahran daha fazla petrol ihraç edebilecek. İran devletinin yabancı hesaplarında dondurulmuş en az 100 milyar dolara erişimi sağlanacak. Nükleer anlaşmayı İran’ın ihlal etmesi durumunda, İslam Cumhuriyeti’ne karşı yaptırımlar 65 gün içinde tekrar yürürlüğe girecek. İran’a karşı BM silah ambargosu önümüzdeki beş yıl süreyle muhafaza edilecek. İran’ın füze programı ile ilgili yaptırımları sekiz yıl daha devam edecek.

GSYH yüzde 7- 8 büyüyebilir

İran’ın GSYH’si yaptırımlar nedeniyle yaklaşık yüzde 20 küçülmüş, 2012 yılından bu yana petrol gelirinde 160 milyar dolardan fazla kayıp meydana gelmişti. Petrol ve doğalgaz sektörü o kadar zor duruma düştü ki, İran kendi gereksinim duyduğu benzine bile rafine edememeye başladı. Ancak uzmanlara göre 2014 yılı rakamlarına göre 420 milyar dolarlık büyüklüğe sahip olan İran, nükleer anlaşmadan sonra ivme kazanacak. Londra merkezli Betamatrix ekonomistleri, anlaşmayı takip eden bir yıl içinde İran ekonomisinin yüzde 2 ila 5 büyüyebileceğini, sonraki 18 yıl içinde büyümenin yüzde 7-8’e ulaşabile- ceğini tahmin ediyor.

Foundation for Defense Demokracies tarafından hazırlanan raporda da, 2015-2016 mali yılında GSYH’nin yüzde 2.6, bir sonraki yıl ise petrol gelirinin artması, tüketimin canlanmasıyla yüzde 4.1 büyümesi öngörülüyor. İleriki yıllarda ise yatırımlar, ekonominin itici gücü olacak.

50 milyar dolarlık yabancı yatırıma ihtiyaç var

Dünyanın en büyük üçüncü petrol ve doğalgaz rezervlerine sahip İran’ın en büyük hedefi önümüzdeki 10 yılda üretim kapasitesini iki katına çıkararak günlük 5 milyon varillik ham petrol üretmek. Bu idealini gerçekleştirmek için Tahran’ın milyarlarca dolarlık yatırıma ihtiyacı bulunuyor. İran günde 2 milyon 700 bin varil ham petrol üretiyor. Ancak Danışmanlık Şirketi Wood Mackenzie’nin en son hazırladığı rapora göre; İran 2017 yılı sonu itibarıyla günlük ham petrol üretimini 600 bin varil artırabilir. Raporda ayrıca Tahran’ın günlük üretim kapasitesini 2025 yılında 4 milyon 400 bin varil artırma potansiyeli olduğuna yer veriliyor. Bunu gerçekleştirmek  için ise İran’ın 50 milyar dolar büyüklüğünde yabancı yatırıma ihtiyacı var.

Aynı zamanda petrolün en büyük oyuncularını tekrar ülkeye sokmak için sabırsızlanan İran, müzakerelerin devam ettiği süreçte bile Shell, Total, Eni ve Lukoil yöneticileriyle bir araya geldi ve yaptırımların kaldırılmasıyla birlikte potansiyel iş ortaklıklarını masaya yatırdı. Uygulanan ekonomik ambargonun kaldırılmasıyla petrol şirketleri ile İran arasında karşılıklı kazan-kazan ilkesine dayanan anlaşmaların devreye girmesi bekleniyor.

Ortadoğu’da yeni bir ekonomik güç haline gelecek

Anlaşma, yaptırımlar boyunca beşte bir oranında küçülen İran ekonomisinin yeniden küresel sisteme geri dönmesi anlamına geliyor. İran ekonomisi etkileyici rakamlara sahip. Ortadoğu’nun en büyük ikinci nüfusu, dünyadaki kanıtlanmış petrol rezervinin yüzde 9, doğalgaz rezervinin yüzde 18’i ve minerallerin önemli bölümüne sahip. Uzmanlar, “Türkiye’nin tüketici potansiyelini, Suudi Arabistan’ın rezervlerini, Rusya’nın doğalgaz rezervlerini, Avustralya’nın doğal kaynaklarını bir araya getirin. İşte size İran” yorumuyla ülkenin ekonomik potansiyeline dikkat çekiyor. İran 2014’te 1.4 milyon varil ham petrol ihraç etti. İran yaptırımlardan önce 2011’de 2.6 milyon varil petrol ihracı gerçekleştirmişti. İran’ın en büyük müşterileri Asya ülkeleri. İran endüstrisi bugün yüzde 60-70 kapasite ile çalışıyor. Yaptırımların kalkmasıyla bu oranın hızla yükselmesi bekleniyor. Ayrıca yaptırımların son bulmasıyla ülkenin ihra- catının bir yıl içinde yüzde 60 artabileceği belirtiliyor.

Nükleer anlaşmaya varılmasının ardından yaptırımların kalkması İran’a nakit akışını da hızlandıracak. Yurtdışındaki bankalarda bloke edilen 120 milyar doların serbest bırakılmasının ekonomiye doping etkisi yaratması bekleniyor.

Öte yandan yaptırımların kalkacak olması nedeniyle potansiyel yatırımcılar İran ile işbirliği yapmak ve altyapı projelerine katılmak için kuyruğa giriyor. Yatırım bankası Renaissance Capital’e göre dünyanın en büyük doğal gaz ve dünyanın dördüncü büyük petrol rezervine sahip İran’ın, yıllardır süren yalnızlığının sona erecek olması pek çok şirketin iştahını kabartıyor.

Renaissance Capital analistleri Charles  Robertson ve Daniel Salter’ın hazırladığı rapora göre, ekonomik yaptırımların kaldırılmasıyla 77 milyonluk nüfusa sahip İran Tahran  Borsası’nın 2016’da yabancı yatırımcıya açılması bekleniyor.

Ticaret hacmimizde hedef 30 milyar dolar

Bölgede iki önemli aktör olan Türkiye ile İran arasındaki ilişkiler, işbirliği ve rekabet arasında gidip geliyor. İki ülke arasında son dönemde bölgesel konularda yüz üstüne çıkan ayrılıklara rağmen, önemli ekonomik ve enerji bağlarının varlığından söz etmek mümkün. Her ne kadar Suriye’deki iç savaş ve Yemen’deki kriz bağlamında olduğu gibi Türkiye ile İran bazı bölgesel konularda birbirine zıt dış politika tercihleri izleseler de, bu görüş ayrılıklarına rağmen Türkiye ile İran arasındaki ekonomik ve ticari ilişkiler oldukça iyi seyrediyor. 2014 yılında iki ülke arasında Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi’nin kurulması da ilişkilere yeni bir boyut kazandırdı. İran ile Türkiye arasında 2014 yılında 14 milyar dolar düzeyinde kaydedilen ticaret hacminin önümüzdeki yıla kadar 30 milyar dolara çıkarılması hedefi konuldu ve eğitim, sağlık ve çevre konularında bir dizi anlaşma imzalandı.

Türk-İran ticaretinde yeni dönem başlıyor

Türkiye açısından İran ile P5+1 arasında nihai anlaşmaya varılması gerek bölgede güvenliğin artırılmasına sağlayacağı katkılar gerekse ekonomik getirileri açısından önem taşıyor. Ekonomik bakımdan nihai anlaşmaya varılması ve yaptırımların kaldırılması kısa vadede Türkiye’ye ticari ve ekonomik anlamda büyük bir potansiyel sunuyor. Güvenlik perspektifinden bakıldığında ise anlaşma, nükleer yayılmanın önlenmesine ve Ortadoğu’da güvenliğin sağlanmasına katkıda bulunuyor.

Varılan anlaşma Türkiye ile İran arasında birçok siyasi ve ekonomik fırsat içeriyor. Uluslararası yaptırımlar ve ambargolar nedeniyle Türkiye ile İran arasında bugüne kadar açığa çıkamayan ticaret potansiyelinin yeni dönem ile birlikte gündeme gelmesi söz konusu.  İki ülke arasında demir çelikten, kimya, turizm, bankacılık, ulaştırma, otomotiv yan sanayine kadar birçok sektörde pazarın genişlemesi mümkün. Ayrıca İran’a yönelik ambargoların kalkmasının Türkiye’nin ve İran’ın sınır illerindeki ticarete de olumlu yansıması bekleniyor.

İran’la varılan anlaşma üstüne bir açıklama yapan Başbakan Ahmet Davutoğlu, anlaşmayı memnuniyet verici olarak yorumlarken, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de yaşanan gelişmenin Türk ekonomisi için çok iyi bir haber olduğunu ve iki ülke arasındaki ticaret ve yatırımları artıracağını vurguladı.

Türk ihracatçısı sonuçtan memnun

İran’ın ticaret için bir şans olduğunu açıklayan Türk iş dünyası temsilcileri,  yeni iş fırsatları oluşturularak iki ülke arasındaki ticaretin artmasını bekliyor. İstanbul Ticaret Odası (İTO) ise yaşanan gelişmelerin ardından İran’da yeni bir fuar düzenleme kararı aldı.  İTO Başkanı İbrahim Çağlar, “Önümüzdeki Ocak ayında Tahran’da ‘Expo Turkey in Iran’ fuarı düzenleme kararı aldık. Fuar yatırımcılarımız için önemli bir yatırım imkanının ilk adımını oluşturacak” dedi. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi ise, “İran’ın dünya ile bütünleşmesi ve bölgede siyasal risklerin azalması, tüm bölgeye yatırımların artmasını sağlayacağı için Türkiye bu süreçten hem yatırım hem de ticaret anlamında pozitif etkilenecektir” yorumunu yaptı.

Anlaşmanın detayları şöyle:

– İran nükleer tesislerinin kontrol edilmesini kabul etti. BM müfettişleri askeri alanları kontrol edebilecek ancak İran’ın da alanlara giriş izni taleplerine itiraz etme hakkı bulunacak.

–  İran anlaşmayı ihlal ederse yaptırımların 65 gün içinde tekrar başlamasını kabul etti.

– BM silah ambargosu beş yıl, füze yaptırımı ise sekiz yıl daha yürürlükte kalacak.

– Petrol, doğal gaz, finans, havacılık ve deniz taşımacılığı alanlarında yaptırımlar kalkacak, İran yurtdışındaki milyarlarca dolarlık varlığına yeniden ulaşabilecek.