“Makine sektörünün ‘orkestra şefi’ olmayı hedefliyoruz”

Makine sektörünün örgütlenmesinde tarihi bir adım olarak kabul edilen Makine İmalat Sanayii Dernekleri Federasyonu (MAKFED), 22 segmentte faaliyet gösteren 1.700’e yakın sanayi kuruluşu ve üye 17 dernek vasıtasıyla Türk makine sektörünü temsil ediyor.

“Sektör için yeni şeyler söylemek lazım” sloganıyla yola çıkan MAKFED’in aynı zamanda sektörün uyumunu ve ortak hareket edebilmesini sağlamayı amaçladığını da dile getiren Genel Sekreter Dr. Süfyan Emiroğlu, “Her alanda başarı, ortak çalışma ile geliyor. Özel sektör, kamu ve üniversitelerin ortak çalışması lazım ki, başarı oluşsun. Burada bir orkestra şefine ihtiyaç vardı. Özel sektör açısından makine sektörünü temsilen MAKFED, işte bu orkestra şefi olmayı hedefliyor” diyerek sektörde üstlendikleri misyonu dile getiriyor.

Makine imalat sektörünün 22 segmentinde faaliyet gösteren 1.700’e yakın sanayi kuruluşu, üye 17 dernek vasıtasıyla MAKFED çatısı altında tek ses olarak birleşti. Makine sektörünün örgütlenmesinde tarihi bir adım olarak kabul edilen MAKFED, bugün bu alandaki AB federasyonunda Türk makine sektörünü temsil ediyor. “Sektör için yeni şeyler söylemek lazım” sloganıyla yola çıkan MAKFED, belirlediği öncelikli 3 çalışma başlığı ile emin adımlarla ilerliyor. Makine İmalat Sanayii Dernekleri Federasyonu (MAKFED) Genel  Sekreteri Dr. Süfyan Emiroğlu, üretim, ihracat ve istihdam başlıklarında sektörün yüzde 85’ini temsil ettiklerini söylüyor.

Çalışma başlıklarını; makine sektörünün sorunlarına çözüm üretmek, sektörün geleceğine ilişkin yeni şeyler söylemek ve uluslararası işbirliklerini hayata geçirmek olarak sıralayan Emiroğlu, “Bu sektörün diğer sektörleri etkileme gücünü  de göz önünde bulundurularak, bu sektör için özel stratejilerin geliştirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. İşte bu noktada yeni şeyler söylemek gerekiyor. Sektörün yeni stratejileri ve politikaları belirlenirken, biz de MAKFED olarak yeni şeyler söylemek istiyoruz” diyor. Öte yandan makine sektörünün dünyayı yakından takip etmesi, yaşanan ve gelişen tehditleri önceden görebilmesi ve buna göre pozisyon alması gerektiğine vurgu yapan Emiroğlu, “Sanayide sıçrama yapacak noktalara yani bir anlamda sektörün akupunktur noktalarına temas etmemiz lazım” diyor.

Makine sektöründe öncelikli ele alınması gereken başlıkları mevzuat revizyonu, kamu-özel sektör işbirliğinin güçlendirilmesi, teşviklerde önceliklendirme, entelektüel birikim ve sanayinin derinleşmesi olarak sıralayan Emiroğlu ile MAKFED’in kuruluş hikayesi üzerinden Türkiye’deki makine sektörünün mevcut durumuna, daha hızlı gelişmesi için yapılması gerekenlere ışık tuttuk.

MAKFED, yeni bir oluşum ama çok hızlı yol alıyor. Bu oluşumun hikayesini sizden dinleyebilir miyiz?

MAKFED yapılanmasını, “sektörel birikim ve bir gelecek projesi” olarak görüyoruz. Türkiye’de bu kadar geniş bir yelpazenin bir araya gelerek çatı örgüt kurmuş olması ilk kez makine sektöründe oldu. Bu yönümüzle ayrıca önemliyiz. Üretim, ihracat ve istihdam açısından baktığımızda sektörün yüzde 85’ini kapsıyoruz. MAKFED, 17 derneğin bir araya gelerek kurduğu bir yapılanma. Bu federasyon; altında çok geniş bir yelpazede alt sektörleri de barındırıyor. Asansörcüler, ağaç işleme makineleri, tekstil makineleri, tarım makineleri… Bu yönü; hem sektör hem de kamu için bir fırsattır. Sektör, alt kırılımları ile birlikte tek ses olarak konuşabiliyor, temsil ediliyor. Ulusal ve uluslararası alanda sesini ve projelerini dile getirebiliyor.

Kamu açısından da önemli. Çünkü her alanda başarı, ortak çalışma ile geliyor. Özel sektör, kamu ve üniversitelerin ortak çalışması lazım ki, başarı oluşsun. Burada bir orkestra şefine ihtiyaç vardı. Özel sektör açısından makine sektörünü temsilen MAKFED, işte bu orkestra şefi olmayı hedefliyor.

Öncelikli çalışma programınızda neler var?

Biz üç temel alan belirledik. Birincisi sektörün sorunlarını yurt içi ve yurt dışında, sektörde ve kamuda dile getirmek. Sorunlara yönelik çözümler üretmek. Sektörün; teknik altyapı konusundaki sorunlarının giderilmesine yardımcı olmayı istiyoruz. Sektöre yönelik oluşturulan ve oluşturulacak stratejilerin belirlenmesinde öncü olmak ve bunlara katkıda bulunmak, mevzuat yapısının daha sağlıklı ve yatırımcıya, üreticiye uygun iklim oluşturacak şekilde hazırlaması konularında çalışmalar yapmak istiyoruz. Bu gerek yurt içi gerekse AB Müktesebatı için geçerli olan başlıklardır. Türk ürünlerinin “Türk ürünleri iyidir” imajı ile yurt dışı piyasalarda daha iyi alıcı bulmasını hedefliyoruz. Bu çalışmalar pazarda sürdürülebilir ve kalıcı pozisyonların belirlenmesi için büyük önem arz ediyor.

İkinci önemsediğimiz konu; sektörde yeni bir şey söylemek… Başkanımız Sayın Adnan Dalgakıran, “Makine sadece makine değil” der. Makine sektörü, sanayinin kalbidir. Sizin güçlü bir makine sanayiniz varsa güçlü bir sanayiniz, güçlü bir sanayiniz varsa güçlü bir ekonominiz vardır. Güçlü bir ekonomi için güçlü bir makine sektörü şarttır.

Bu sektör; diğer sektörlerin de ana girdisini oluşturuyor. Kaliteli, ileri teknolojili ağaç işleme makineleri üretirseniz, mobilya sektöründe de ileri olursunuz. Bu yapı tekstil sektörü için de geçerli, diğerleri için de… Böylece rekabet şansını yakalarsınız. Makine sektöründeki gelişim, verimlilik, teknolojik donanım, inovasyon ve AR-GE; diğer sektörlere de direk yansıyor. Makine sektörü stratejik bir sektördür. Devletin bu sektöre özel olarak bakması gerekiyor. Bu sektörün diğer sektörleri de etkileme gücü göz önünde bulundurularak bu sektöre özel stratejilerin geliştirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.  İşte bu noktada yeni şeyler söylemek gerekiyor. Sektörün yeni stratejileri ve politikaları belirlenirken, biz  de MAKFED olarak yeni şeyler söylemek istiyoruz.

Yeni şeyler söylerken; bir slogan ile mi yola çıkacaksınız?

Biz yeni bir oluşumumuz. MAKFED olarak diğer kurumlara da örnek olmak istiyoruz.  Aslında; “Biz yeni bir şeyler söylemek istiyoruz” ifadesi bile bir slogandır. Burada Mevlana’nın “Şimdi yeni şeyler söylemek zamanıdır” ifadesine de atıfta bulunuyoruz. Bu sözden ilham alarak bunu söylüyoruz. Sanayide yeni bir eşiğe gelindi. Türkiye’nin artık sanayide yeni bir şeyler söylemesi gerekiyor. Daha da önemlisi; bir devlet, firma veya insan, kendini yenilemiyorsa ve yeni bir şey söylemiyorsa varlığını sürdürebilmesi mümkün değil. Yani bu bir anlamda dünyayı yakından takip etmek, yaşanan ve gelişen tehditleri önceden görebilmek, buna göre pozisyon almak, sanayide sıçrama yapacak noktaları bir anlamda akapunktur noktalarını belirleyip çalışma yapmak demektir. Sektörün akupunktur noktalarına temas etmemiz lazım.

Birkaç yıldır Endüstri 4.0 başlığını konuşuyoruz. Dördüncü Sanayi Devrimi olarak da ifade edilen bu süreç, aslında makine sektörü odaklı bir gelişim gösteriyor. Bu da sektörün ne kadar stratejik olduğunu bir kere daha ortaya koyuyor. Burada birtakım endişeler var. Sanayi 4.0 ile yeni bir evreye girdik. Birtakım fabrikalarda bu uygulamalar da yapılıyor. Almanya, Çin ve ABD’deki kamu ve özel sektörde bu konuda ciddi çalışmalar var. Türkiye olarak bizim de bu konuda pozisyon almamız lazım. Özel sektör, kamu ve üniversitelerin bu başlıkta birlikte çalışması gerekiyor. Çok çalışıp sonuçlarını da hayata geçirmemiz lazım.

Makine sektörünün yeni ev ödevi Endüstri 4.0 diyebilir miyiz?

Ev ödevlerimizden birisi diyebiliriz. Zaten bilimin gittiği bir yol var. 20 yıl önce cep telefonu kullanmıyorduk. Şimdi 10 dakika cep telefonunun bataryasının bitmesini düşünemiyoruz. 20 yıl sonra da başka bir teknolojiyi konuşacağız. Yeni iş modelleri olacak. Bizim bunlara hazırlıklı olmaz, geleceği tasarlamamız ve düşünmemiz lazım. Yeni şeyler söylemek, bir anlamda budur.

Burada önemli olan; geleceği tasarlarken, mevcut sıkıntıların da çözülmesi.

Öncelikle çözümlenmesi gereken sıkıntılar neler?

Mevcut mevzuatta, teşvik ve insan kaynağı başlığında sorunların çözümlenmesi gerekiyor. Böylece geleceğe yönelik olarak hazırlanırken, sağlam bir zemin oluşturabiliriz.

MAKFED’in üçüncü çalışma alanı ne olacak?

Uluslararası işbirlikleri ve çalışmalar… Dünya artık bir köy haline geldi. Hatta herkes birbiriyle komşu ve iş ortağı ya da rakip durumunda. Dünyadaki pazarların ve rekabet unsurlarının yakından izlenip, standartların takip edilmesini sağlayacağız. Ayrıca diğer ülkelerdeki benzer STK’lar ile işbirliği yaparak, ortak çalışmalar yürütmek istiyoruz. Aslında bir manada bu çalışmaları, Türk makine firmalarının önünü açmak olarak da ifade edebiliriz. Onlara yeni partner ve yeni pazar bulma anlamına da geliyor. Deneyim paylaşımı, ortak eğitimler de bu çalışmalar arasında yer alacak.

MAKFED, uluslararası alanda bu konuda bir çatı kuruluşa bağlı mı?

Merkezi Brüksel’de bulunan Orgalime’a üyeyiz. Avrupa’daki üs çatı örgütümüzdür. Uluslararası işbirlikleri önemli… Dünyadaki ilk 10 ekonomi içinde olmak istiyorsanız, bağlanmışlık dediğimiz oran çok önemlidir. Önümüzdeki dönemde yeni çatı kuruluşlara da üye alacağız.

Almanya, İtalya, İspanya ve ABD bizim hedef ülkelerimiz durumunda. Bunlarla yakın çalışmak istiyoruz. Çünkü yüksek teknolojili ve akıllı makinelerde Almanya iyi bir örnek. Türkiye’nin de içinde bulunduğu orta ve orta üstü teknoloji grubunda; Çin ve Tayvan bize iyi bir partner olabilir. Bu alandaki üretim de bu ülkelere kayıyor. Almanya ve İtalya gibi ülkelerin ise daha yüksek teknolojili makinelerin üretimine odaklandığını görüyoruz.

Peki, Türkiye’nin Almanya ve İtalya gibi olabilmesi ve segment değiştirebilmesi için yapılması gerekenler neler?

Türkiye’nin sanayi stratejileri ve kalkınma planlarında yüksek teknolojili ürünlerin imalatı ana hedef olarak belirlenmiş durumda. Türkiye’nin ihracatında yüzde 3 olan yüksek teknolojili ürünlerin payının yüzde 20 olması gerekiyor. Yüksek teknolojili üretimi başaramadığımız takdirde, orta gelir tuzağından kurtulamayız, dünyanın ilk 10 ekonomi içinde olamayız ve sanayide derinleşemeyiz. Bunun için öncelikle nitelikli insan kaynağına ihtiyacımız var. Eğitim sisteminin yeniden gözden geçirilmesi lazım. Nitelikli yabancı eleman istihdamının kolaylaştırılması gerekiyor. AR-GE teşviklerinde ve yatırım teşviklerinde seçici olmak lazım. Hiçbir ülke, her şeye teşvik verecek kadar zengin değildir. Maalesef; Türkiye’de her şeye teşvik veriyoruz. Bu nedenle önceliklerimiz de olmuyor.

Bazen bir işe geç başlamak avantaj olarak da geri dönebiliyor. Daha spesifik yeni alanlara odaklanmak gibi… Ülke olarak bu süreci fırsata dönüştüremez miyiz? Makine sektörünün kendi için belirlediği spesifik alanlar var mı?

Haklısınız, bazen fırsat olabilir. Ama bu dediğiniz ancak nitelikli eleman ve entelektüel bilgi birikimi ile olabilir. Bu insan gücü bizde varsa geç kalmayız. Geç kalmayı fırsata çevirmek daha zordur. Üretim kültürünün olduğu bir sektörüz. Entelektüel bir birikimimiz var. Aslında diğer sektörlere ve ürünlere göre daha kolay marka olabiliyoruz. Türkiye kaliteli makine üretebiliyor. Rekabetçi fiyatlarla piyasaya sunabiliyor.

Sektörün, yani bizim bir planımız var. Ama burada puzzle parçalarının bir araya gelmesi gerekiyor. Kamuya burada büyük görev düşüyor. Mevzuatın yatırımların önünü açması, işi kolaylaştıran yapıda olması gerek. Teşvikler buna göre verilmeli. Üniversitelerin, sanayinin ve STK’ların burada yapacağı şeyler var. STK’ların sektörde itici güç olması gerekiyor.

Mevzuatta tamamen revizyon mu gerekiyor?

Burada bizim için 5 önemli unsur var. Bunların başında mevzuatın revize edilmesi geliyor. Örneğin; siz bir güneş enerjisi santrali kurarken 18 ayrı kurumdan izin almak zorunda kalıyorsanız ve bu izin süreci 2 yıl sürüyorsa, mevzuat yatırımı kolaylaştırıcı değil demektir.

İkincisi; kamu ile özel sektörün el ele vermesi lazım. Sanayicimizi büyüterek sanayimizi büyütebiliriz. Birlikte planlama yapılmalı. Sanayimiz ile Türkiye güçlenebilir.

Üçüncüsü; teşviklerde önceliklendirmeye gidilmeli.

Biz hangi sektörlerde ve alanlarda büyüyeceğiz? Bunları belirlememiz gerekiyor. Hangi alanlar bizim için öncelikli bunlara odaklanmalıyız. Bazı alanları hiç teşvik etmemeliyiz. Büyüme imkanı olmayan bir alan teşvik edilmemeli.

Dördüncüsü; entelektüel birikim çok önemli… Sanayici, dünya nereye gidiyor bunu takip etmeli. Bunları görmesi ve izlemesi lazım ki gelişebilsin, yurt dışı birikimlerini aktarabilsin.

Beşincisi ise sanayileşmede derinleşme ve ara malı üretmek… Bu saydıklarımı yaptığımız takdirde, Türkiye hedeflerine ulaşabilir diye düşünüyoruz.

Bu yılı sektör nasıl geçiriyor? Gerek komşu ülkeler gerekse dünya ekonomisindeki gelişmelerin yansımaları nasıl oldu?

İhracatta bir ölçüde düşüş yaşandı. Stabil bir yıl olacağını düşünüyoruz. Bu yıl, mevcudu koruma yılı olacak. Ama, Türkiye’nin acilen normalleşmesi gerekiyor.

Bir anlamda sektörde taşların yerine oturma dönemi yaşanıyor.

Sektör yeni şeyler düşünmesi gereken bir dönemi yaşıyor. Krizler birtakım dersleri de beraberinde getiriyor. Sektör; verimlilik, tasarruf, yenilik yapma kavramlarını öğreniyor ve yapıyor. Sektörler için kriz dönemlerini, kafalarını kaldırıp “Ne yapmalıyım” sorusunu sordukları bir dönem olarak da ifade edebiliriz. Bu dönemi sektörler kriz şeklinde geçirmiyor. Ama Türkiye’nin havası Karadeniz’in havası gibi. Hızlı değişiyor. Ancak, bizim sektörde birkaç yıl durağanlık yaşanacak diye düşünüyoruz.

Eğitim ve yetişmiş elemanın sektör için önemine vurgu yaptınız. Siz MAKFED olarak bu alandaki açığı kapatmak için bir “Akademi” çalışması düşünüyor musunuz?

Önemli bir konuya değindiniz. Bu bizim hazırladığımız öncelikli projelerimiz arasında yer alıyor. MAKFED AKADEMİ Projesi var. Burayı önce bir belgelendirme kuruluşu yapmak istiyoruz. Sonrasında eğitim ihtiyacının belirlenmesi ve ihtiyacın karşılanmasını istiyoruz. Sektöre kalite katacak eğitimleri de verme arzusundayız.

Önümüzdeki dönemde üye sayınızda bir artış olacak mı?

Tabii ki herkesi temsil etmek istiyoruz. Burada belli kriterlerimiz var. Üye alırken; kurumsal ve mali gücünü ve kendi varlığını ispatlamış kurumlarla yol alıyoruz. Seçici davranıyoruz. Aldığımız üyelere de bir şeyler katmak istiyoruz. Bizim şu anda 17 üye derneğimiz ve bunlara bağlı 1.700 üyemiz var. Büyük ve orta ölçekli kuruluşların hepsi bize üye durumda.

Bugün Türkiye’de 10 bine yakın makine üreticisi firma var. Ama bunların 8 bininin personel yapısına baktığımızda 10 kişi ve altında personel ile çalışıyorlar. Sektörde ölçek önemli bir sorun. Ama her halükarda üye sayımızı artırmak istiyoruz. Ne kadar güçlü olursak o kadar faydalı oluruz.

“Türkiye kaliteli makine üretebiliyor. Rekabetçi fiyatlarla piyasaya sunabiliyor. Aslında diğer sektörlere ve ürünlere göre daha kolay marka olabiliyoruz. Sektörün yani bizim bir planımız var. Ama burada puzzle parçalarının bir araya gelmesi gerekiyor. Kamuya büyük görev düşüyor. Mevzuat, yatırımları kolaylaştıran bir yapıda olmalı. Teşvikler buna göre verilmeli. Üniversitelerin, sanayinin ve STK’ların burada yapacağı şeyler var. STK’ların sektörde itici güç olması gerekiyor.”

Yüksek teknolojili üretimi başaramadığımız takdirde, orta gelir tuzağından kurtulamayız, dünyanın ilk 10 ekonomisi içinde olamayız ve sanayide derinleşemeyiz. Bunun için öncelikle nitelikli insan kaynağına ihtiyacımız var. Eğitim sisteminin yeniden gözden geçirilmesi lazım.

“MAKFED, 17 derneğin bir araya gelerek kurduğu bir yapılanma. Bu federasyon; altında çok geniş bir yelpazede alt sektörleri de barındırıyor. Asansörcüler, ağaç işleme makineleri, tekstil makineleri, tarım makineleri… Bu yönü; hem sektör hem de kamu için bir fırsattır. Sektör, alt kırılımları ile birlikte tek ses olarak konuşabiliyor, temsil ediliyor. Ulusal ve uluslararası alanda sesini ve projelerini dile getirebiliyor.”

AİMSAD özelinde baktığımızda çalışmalarımızı nasıl buluyorsunuz? Çalışmalarımıza yönelik tespitlerinizi ve önerilerinizi bizimle paylaşır mısınız?

Gerçekten bir alanda STK’nın aktif çalışması çok önemli. Türkiye’deki STK’ların dünyadaki benzerleri gibi yeterli güçte olmadığını görüyoruz. STK, kendi alanı ile ilgili her türlü konuda kamunun çözüm ortağı olmalı. Üniversiteleri ilgili alanlarda kendi içine çözüm ortağı olarak almalı. AİMSAD, yeni bir dernek ama son derece iyi bir ekip… Uzun süredir tanıdığımız arkadaşlarımız son derece başarılı çalışmalar yapıyor. Yaptıklarını da kısa sürede duyurma başarısı gösterdi. Aslında MAKFED’e üye olmak için en az 3 yıllık bir dernek geçmişinizin olması gerekiyor. Ama AİMSAD çalışmaları ile o kadar başarılı ki, gözlemci üye olarak kendi içimize kabul ettik. AİMSAD’ın çatımız altında olmasından da son derece mutluyuz. Bizlere de ciddi katkılarının olacağına inanıyoruz. AİMSAD, makine sektöründe olması gereken bir desendi ve renkti. O renkte sektörde yerini aldı. Başarılı olmalarını diliyorum. Birlikte güzel şeyler yapacağımızı düşünüyorum. Biz yeni bir oluşumuz. Amacımız, MAKFED olarak diğer kurumlara da örnek olmak. Aslında imalat sanayi ve Türk ekonomisi için ‘Biz yeni bir şeyler söylemek istiyoruz’. Burada Mevlana’nın ‘Şimdi yeni şeyler söylemek zamanıdır’ ifadesine de atıf yapıyoruz. Bu sözden ilham alarak bunu söylüyoruz.