Milli Mücadele meşalesinin yakıldığı kurtuluşun simge şehri, SAMSUN…

Doğal, tarihi ve kültürel zenginlikleri, ulaşım olanakları ile Karadeniz Bölgesi’nin turizm potansiyeli en yüksek kentlerinden olan Samsun, Mustafa Kemal Atatürk’ün Bandırma Vapuru ile gittiği ve 19 Mayıs 1919’da Milli Mücadele’yi başlatmak üzere ilk adımı attığı şehir olma özelliğiyle Türkiye tarihinde önemli bir yer tutuyor. O yılları canlı tutan müze ve anıtlarıyla Milli Mücadele ruhunun hâlâ yaşatıldığı Samsun’da yazın deniz, kışın ise kayak aktiviteleri turistlerin ilgi odağı oluyor.

Karadeniz sahil şeridinin orta bölümünde Yeşilırmak ve Kızılırmak nehirlerinin denize döküldükleri deltalar arasında yer alan Samsun, Orta Karadeniz Bölgesi’nin en kalabalık şehri özelliğine sahip bulunuyor. Karayollarıyla Karadeniz Bölgesi’ni İç Anadolu Bölgesi ve Doğu Anadolu Bölgesi’ne bağlayan Samsun, aynı zamanda bir liman şehri. Mustafa Kemal Atatürk’ün Bandırma Vapuru ile gittiği ve 19 Mayıs 1919’da milli mücadeleyi başlatmak üzere ilk adımı attığı Samsun, Türkiye tarihinde de bu özelliğiyle önemli bir yer tutuyor.
Samsun adının Yunanca “Amisos” kelimesinden gelme olduğu ileri sürülmüşse de bu kelimenin kökeninin eski Yunan öncesi döneme dayandığı daha kuvvetli bir ihtimal. Söz konusu kelimenin Yunanca olmayıp Palaskça olduğu bugün Yunan tarihçileri tarafından da kabul ediliyor.

Mahalli kazılarda bulunan eşyalara göre Samsun’un ilk insanlarının Gaska’lar olduğu tahmin ediliyor. Buraya daha önce gelenlerle birleşerek Mert ırmağı ağzında küçük bir kent kuran Gaska’lar, daha sonra Hitit egemenliğine girerek yok oldular. Sadece kadınlardan oluşan bir topluluk olan ve savaşçı yönleriyle bilinen Amazon’lara da ev sahipliği yapan Samsun, tarih boyunca Hitit, Pers, Pontus, Roma ve Bizans hakimiyetinin ardından Türk egemenliğine geçti. Amisos şehri, Anadolu Selçuklu Sultanı II. Kılıçarslan tarafından Selçuklu hakimiyetine alındı ve burada “Müslüman Samsun” kuruldu. Samsun ve çevresinde Osmanlı hakimiyeti ise, 1398 yılında Yıldırım Bayezıd devrinde başladı.

Uzun yıllar Osmanlı toprakları olan Samsun, doğu-batı ekseni taşımaları için potansiyel bir transit liman noktası olması nedeniyle tarih boyunca önemli bir şehir oldu. Doğal, tarihi ve kültürel zenginlikleri, ulaşım olanakları ile bölgenin turizm potansiyeli en yüksek kentlerinden Samsun, Anadolu’nun savunulmasını planlamak amacı ile Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da gelmesi ve Türk İstiklal Savaşı’nın başladığı yer olma özelliği ile önemini her zaman korudu.

Uzun sahil şeridiyle deniz tatili için ideal

Eğer yaz aylarında kente geldiyseniz Samsun’da şehrin tam ortasında denize girmenin keyfini yaşayabilirsiniz. Deniz ile kucaklaşmış olan Samsun Sahil bandı, Yakakent’ten Terme’ye kadar uzanıyor. Çok güzel ince kuma sahip geniş doğal plajlar, denize girmek için oldukça ideal. Uzun bir sahil şeridine sahip olan şehirde, Samsun-19 Mayıs İlçesi arasında bulunan yaklaşık 35 kilometrelik sahil şeridinin yüzde 90’lık bölümü denize girmeye elverişli. Bu alanların Atakum, Kurupelit, Atakent, Çatalçam, İncesu, Dereköy, Taflan, Erenköy, Engiz ve Muşta yerleşim merkezlerinin tamamında özel plajlar, kamp alanları ve çeşitli büyüklüklerde konaklama alanları bulunuyor. Bu sahil şeridinde yelken, sörf gibi alternatif su sporları yapma imkanı da var.

9.2 kilometrelik sahil şeridine sahip olan Atakum sahilinde, dinlenme ve gezi yolları, bisiklet yolu, özel plajlar, cafeler, restoranlar, plaj voleybolu alanları, anfi tiyatro, özel spor alanları, aquaparklar, oteller, kamp alanları bulunuyor. Samsun’u ziyaret edenlerin mutlaka ziyaret etmesi gereken alanların başında geliyor. Yakakent Çamgölü mevkiinde ise çam ormanlarıyla kaplı yemyeşil tepeler, masmavi sulara iniyor. Eşsiz güzellikteki sahili ile denizle iç içe bir yaşamın sürdürüldüğü şirin bir kıyı kasabası olan Yakakent’te gün batımı gerçekten görülmeye değer güzellik olarak sizi bekliyor.

Eko-turizminde zengin çeşitlilik

Samsun’un doğal güzellikleriyle tanışmak isterseniz, Atakum Sahil yolunu kullanarak 19 Mayıs İlçesi Yörükler Beldesi’nde bulunan Galeriç Ormanı’na (Subasar Orman) ve hemen yanında bulunan dünyanın en önemli 3 kuş göç yolu üzerinde olan Kızılırmak Deltasındaki kuş çeşidini gözlemlemek üzere Kuş Gözlem Kulelerine gidebilirsiniz.

Sahil bandı üzerinde Alaçam, Bafra ve 19 Mayıs ilçelerinin topraklarının bir bölümünü kaplayan Kızılırmak Deltası; sulak alanı, flora ve faunasıyla ülkemizin eko-turizm alanında en ilginç köşelerinden biri durumunda. Kızılırmak Deltasındaki kuş cenneti bünyesinde 321 değişik kuş türü bulunuyor. Deltadaki, 19 Mayıs ilçesi, Yörükler mevkiinde ilkbaharda tabanı tamamen suyla kaplanan yaprakdöker ağaçlardan oluşmuş Galeriç Ormanı da yaban hayatı açısından oldukça ilgi çekici. Samsun’un yaylaları diğer Karadeniz yaylaları gibi; yeşili, temiz havayı ve sessizliği özleyenlere kucak açmaya hazır. Samsun’dan yaylalara ulaşmak ise oldukça kolay. Yolları aracınızla bile kolaylık-la gidebileceğiniz durumda olan Ladik-Akdağ yaylaları, Vezirköprü-Kunduz dağı yaylaları her mevsim farklı güzellikleri barındırıyor. Kunduz yaylalarının orman dokusuyla iç içe oluşları ve ormanların Altınkaya Baraj Gölüyle birleşmesi bölgeye bambaşka bir güzellik kazandırıyor. Burası yayla turizminin yanı sıra doğa yürüyüşleri, su sporları, balık avcılığı, motor gezileri, çim kayağı, yamaç paraşütü ve kampçılık için son derece elverişli alanlara sahip. Bölgedeki Orman İşletme tesisi ise yaz kış gelenlerin dinlenme ve konaklama ihtiyacını karşılıyor.

Kaplıca suları, hastalıkların tedavisine iyi geliyor

Samsun, termal turizm açısından da oldukça önemli merkezlere sahip. Şehir, sadece çevre illerden değil Türkiye’nin hemen bütün illerinden ve aynı zamanda bölge ülkeleri ile birlikte Avrupa ülkelerinden de tedavi olmak amacıyla insanların tercih ettiği cazibe merkezlerinden birisi olma yolunda her geçen gün mesafe kat ediyor. Havza ve Ladik Kaplıcaları, 2000 yıldan beri bilinen sağlık merkezleri olma özelliği taşıyor. Termal tesisleri Turizm Bakanlığı tarafından Termal Turizm Merkezi olarak ilan edildi.

Ladik’teki Hamamayağı kaplıcası, ülkemizdeki birinci derecede önemli ve öncelikli kaplıca merkezlerinden. Radyoaktif özellik gösteren Ladik kaplıca suları, organizma üzerinde uyarıcı etki yapıyor. Bu nedenle bu suya ‘gençlik suyu’ adı veriliyor. Havza ve Ladik’teki kaplıca sularının başta romatizmal hastalıklar olmak üzere, kadın hastalıkları, sinirsel hastalıklar, eklem hastalıkları ve kireçlenme gibi hastalıkların tedavisinde olumlu etki yaptıkları tıbbi olarak da kanıtlanmış.

Kayak keyfi için adres, Akdağ Kayak Merkezi

Hem yaz turizmi hem de kış turizmi ile Karadeniz’de öne çıkan şehirlerinden biri olan Samsun, Akdağ Kayak Merkezi ile kış döneminde güzel bir kayak alternatifi sunuyor. Samsun’un Ladik ilçesinde bulunan Akdağ Kayak Merkezi’nde yer alan 1.500 metre uzunluğundaki telesiyej, bölgenin kış turizmi için daha cazip bir yer haline gelmesini sağlıyor. Samsun başta olmak üzere Amasya, Çorum ve Tokat gibi çevre illerden ziyaretçiler, kış döneminde Akdağ’ın tadını çıkartıyor. Akdağ Dağı’nın zirvesinde 1788 metre yüksekliğindeki Uzunyazı Tepe ve 1404 metre yüksekliğindeki Yemişen Tepe arasına kurulan merkez, arazi yapısı nedeniyle uzun kayak pist alanlarına sahip ve pistleri çimle kaplı. Bu sayede bölge, yaz döneminde çim kayağı yapmaya da elverişli. Altyapının her geçen yıl daha da geliştiği Ladik Akdağ Kayak Merkezi’nde konaklama imkanı da sunuluyor.

Şehir turuna Tütün İskelesi’nden başlayabilirsiniz

Şehir merkezindeki turunuzun olmazsa olmazlarının başında, İlkadım ilçesinde bulunan Ulu Önder Atatürk’ün, Samsun’a ilk ayak bastığı Kurtuluş Yolu ve Tütün İskelesi geliyor. Büyükşehir Belediyesi tarafından Atatürk’ün Samsun’a ayak bastığı temsili Tütün İskelesi; Milli Mücadele’nin en önemli başlangıç noktası olması, Ulu Önder ve silah arkadaşlarının yaşadığı duyguları yeniden hissetmek ve Samsun’u daha iyi anlamak adına önemli ve görülmeye değer. Atatürk ve beraberindekilerin Samsun’a çıkışını temsil eden Kurtuluş Yolu, şehirde görmeniz gereken yerlerden biri olarak ilk sırada yer alıyor.

Atatürk ve 18 arkadaşının karaya ayak bastığı Tütün İskelesi’nden Mıntıka Palas oteline kadar uzanan yol, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığınca “Kurtuluş Yolu” (Protokol Yolu) haline getirilerek 19 Mayıs 2009 tarihinde halkın kullanımına açıldı. Atatürk’ün karaya çıktığı Tütün İskelesi yeniden yapılarak, önüne temsili Bandırma Vapuru da inşa edilen yol, 45 metre genişliğinde ve 400 metre uzunluğunda. Yol üzerinde Atatürk ve 18 arkadaşını temsilen süs havuzları ve sol kenarda da seramik rölyefler bulunuyor. Tütün İskelesi üzerine de Atatürk ve 18 arkadaşının karaya çıkış halini gösteren heykeller konuşlandırılarak bir çeşit açık hava müzesi oluşturuldu.

Samsun’da Anadolu ahşap mimarisinin en güzel örneklerini görebilirsiniz. Çarşamba’daki Göğ-çeli Cami, (Çivisiz Cami) bunlardan en ilginç olarak dikkat çekiyor. Yapımında hiç çivi kullanılmamış olan yapı, kesin yapım tarihi bilinmemekle birlikte yaklaşık 800 yıldır sapasağlam ayakta duruyor.

Onur Anıtı ve İlkadım Anıtı, şehrin sembollerinden…

Tütün İskelesi’nin ardından yürüyüş mesafesindeki Onur Anıtı bir diğer adıyla Atatürk Anıtı ise, Samsun’un simgelerinden biri. Onur Anıtı, Samsun halkı tarafından Avusturyalı heykeltıraş H. Kriphel’e 1931 tarihinde yaptırıldı. Bronzdan yapılmış heykel, tümüyle Atatürk’ü anlatmış, kuvvetin, azmin, cesaretin ve üstünlüğün simgesi olmuştur.

19 Mayıs 1919 yılında Atatürk’ün Bandırma Vapuru’ndan indiği iskelenin önünde bulunan İlkadım Anıtı ise, 1981-1982 yılları arasında Heykeltıraş Hakkı Atamalı tarafından yapıldı. Atatürk’ün doğumunun 100. yılında Samsun halkı tarafından yaptırılan bu anıtın öndeki üçlü figürü, Atatürk ve beraberindekilerin Samsun’a ilk ayak basışlarını simgelerken Kurtuluş Mücadelesi’nin buradan başlatıldığını ifade ediyor. Şehir merkezinde dolaştığınız günlerde İlk Adım Anıtı’nı ziyaret edebilir ve anıtı ölümsüzleştirmek için fotoğraflayabilirsiniz.

Samsun Atatürk Heykeli

Havza’da Atatürk’ün evine ziyaret

Ulu Önder’in beraberindekiler ile kaldığı Atatürk evini ziyaret etmek isterseniz rotanızı Havza’ya çevirmeniz gerekiyor. Mustafa Kemal ve arkadaşlarının Samsun’dan Havza’ya geçme kararı üzerine Havza Kaymakamı Fahri Bey, Ali Baba’nın Mesudiye Oteli’nin içindeki müşterileri boşalttırarak 1 ay süre ile kiralamış; Mustafa Kemal ve beraberindekilere tahsis etmişti. Bu yapıda gerçekleştirilen görüşmelerden en önemlileri; Mustafa Kemal’in General Budenni başkanlığındaki Sovyet heyeti ile yaptığı görüşme ve Giresunlu Topal Osman Ağa ile görüşmesidir. Havza Atatürk Evi’nde, Mustafa Kemal’in ağırlandığı dönemde kullanılan orijinal eşyalar sergileniyor. Çalışma masası, koltuk ve sandalyeler olduğu gibi korunuyor.

Atatürk’ün yatak odasının duvarında Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanlığı forsu asılı bulunuyor. Bu forsu Atatürk, Havza’ya ikinci kez, Cumhurbaşkanı sıfatı ile 24 Eylül 1924 tarihinde geldiğinde hediye etti. Müzenin çalışma odasında heykeltraş Adil Çelik tarafından kalıp kullanmadan, döküm yapılmadan müze içinde yapılan balmumu Atatürk heykeli yer alıyor.

Bandırma Vapuru, aslına uygun restore edildi

Mustafa Kemal Atatürk’ü kurmaylarıyla birlikte 9. Ordu Müfettişi olarak İstanbul’dan Samsun‘a getiren Bandırma Vapuru, aslına uygun olarak yeniden inşa edilerek Bandırma Vapuru Müzesi adıyla ziyaretçilerini ağırlıyor.

Samsun’un Canik ilçesinde, 18 Mayıs 2003 tarihinde açılan müze, Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’ne giden yolda çok önemli bir görevi yerine getirerek tarihteki yerini alan geminin birebir aynısı. Orijinal vapurun projesi kaynak alınarak 15 Nisan 2001’de tamamlanan müze inşası, 2003’teki resmi açılışın ardından geminin iç tasarımı ise Abdi Güzel tarafından gerçekleştirildi. Bandırma Vapuru Müzesi Tefriş Salonu’nda, aralarında Mustafa Kemal de olmak üzere beş balmumu heykel ile 1870’li yıllarda imal edilen gemici saati, telefon, yangın tüpü, ölçüm saati gibi eşyalar yer alıyor.

Öte yandan Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin alan çalışmasına başladığı 2001 yılından itibaren, müzenin çevresindeki 35 bin m2’lik bir alanda çeşitli eklemeler ve peyzaj düzenlemesi yapılarak Bandırma Vapuru ve Milli Mücadele Parkı Açık Hava Müzesi adı verildi. Milli Mücadele Parkı Açık Hava Müzesi alanına Türkiye’nin en uzun kabartmaları olan ve İzmir’in Kurtuluşunu betimleyen üç yüz parçadan oluşan seramik kabartma duvarı ile Samsun ve ilçelerinden Kurtuluş Savaşı’na katılıp şehit düşen 1200 kişinin isimlerinin yer aldığı Şehitler Yazıtı bulunuyor. Ayrıca Kurtuluş Savaşı’nı ve genelgelerini betimleyen ve on kabartmadan oluşan Millî Mücadele Panoraması ile Türkiye’nin yedi bölgesini temsil eden yedi figürlü Millî Kurtuluş Anıtı da müze alanında yer alıyor.

Amisos Tepe’de şehir manzarası ve teleferik keyfi…

Şehirde Baruthane mevkiinde olan Amisos Tepesi, Samsun’a batı yönünden girişinizde şehir merkezine girmeden tam olarak Batıpark’ın karşısında bulunan tarihi özellikleri ve günümüzün modern görüntüsünü ortak noktada yansıtabilen bir tepe. Tepenin ön önemli özelliğini, teleferiğin bulunması ve şehrin en güzel manzarasının buradan görülebilmesi oluşturuyor. Gerek yerli gerekse yabancı ziyaretçilerin en çok sevdiği aktivitelerden birisi olan teleferik gezisinde harika manzaralara şahit olabilirsiniz. Batı Park ile Baruthane Tümülüsleri arasında kurulan 323 metre uzunluğundaki teleferikte geniş bir alanı görme imkanınız var. Bu alan içinde Samsun’un bir bölümü, bazı tarihi yapılar ve Karadeniz’i görebilirsiniz. Baruthane Tümülüsleri’nin bulunduğu 30 dönümlük yer, hem yeşil alan hem de arkeolojik müze olarak düzenlendi. Tümülüslerde Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılan kazı sonrası ortaya çıkarılan kral mezarları düzenlendi ve arkeolojik müze olarak turizmin hizmetine sunulmaya başlandı. Baruthane Tümülüsleri’nin en büyük özelliği bulunduğu yerin muhteşem bir manzarasının olması. Buradan hem denizi hem de Atakum’u ve şehrin bir bölümünü izleyebiliyorsunuz.

Tarihin izleri, Tekkeköy mağaralarında…

Samsun’a uzaklığı 14 km uzaklığı olan Tekkeköy mağaraları, Paleolitik ve Kalkolitik dönem yerleşim yeri olarak biliniyor. Bölgede ilk yaşam izlerinin görüldüğü bu mağaralar doğal olarak oluşmuş küçük mağaraların oyulması ile genişletilerek oyulması ile ortaya çıktı. Tekkeköy mağaralarına girdiğiniz anda tarih kokan bir açık hava müzesine giriş yaptığınız hissine kapılırsınız. Delikli kayalar, mağara geçiş yolları ve o çağda yaşayan madeni hiç tanımamış tüm ihtiyaçlarını taşlardan kayalardan, kemik ve ağaçlardan sağlamış olan insanların bıraktığı tarihi kalıntılar, ilginç olduğu kadar tarihe yolculuktaki başlangıç noktası özelliği taşıyor.

YAPMADAN DÖNMEYİN!

  • Samsun Arkeoloji ve Etnografya Müzesini görmeden,
  • Mecidiye Caddesi üzerinde yer alan Gazi Müzesi’ni ziyaret etmeden,
  • Amisos Hazinelerini görmeden,
  • Samsun Dikmen Caddesi’nde 1887 yılından beri ayakta duran Saat Kulesi’ni görmeden,
  • Çarşamba ilçesinde tek çivi kullanılmadan yapılan Göğceli Cami diğer ismiyle Çivisiz Camii’yi ziyaret etmeden,
  • Ladik Hamamayağı Kaplıcalarına gitmeden,
  • Onur Anıtı; 19 Mayıs 1919’da Atatürk’ün Kurtuluş Savaşımızı başlatmak üzere Samsun’a çıkışını sembolize eden bronz heykeli görmeden,
  • Kurupelit mevkiindeki lokantalarda Samsun pidesi ile turşu kavurması yemeden, Kaymaklı Bafra Lokumunu tatmadan,
  • Ladik Gölü’nde bulunan tahta balığını ve turna balığını yemeden… Dönmeyin.

 

SAMSUN PİDESİ, İL SINIRLARINI AŞTI

Samsun’da doğal olarak Karadeniz mutfağının etkisi altında kalmış 100’ün üzerinde yemekten söz etmek mümkün. Samsun’a ait yöresel halk mutfağı ürünlerini genel olarak sebzeler ve yenilebilir yabani otlardan pişirilenler, beyaz un ve mısır unundan hazırlananlar ve hamurişleri, deniz ürünlerinden yapılanlar diye sınıflandırabiliriz. Samsun ve çevresinde çeşitli deniz ve tatlı su balığı avcılığı yapılabilmesi, mevsimine göre hamsi, barbunya, istavrit, kefal, mezgit, çinekop, palamut ve kalkan yeme imkanı sağlıyor. Samsun’da ayrıca sazan, yayın, levrek, alabalık ve turna gibi tatlı su balıkları da her dönemde restoranlarda servis edilebiliyor. Bununla birlikte yöresel yemeklerin kendine özgü tatlarının arasından pide çok ayrı bir yer tutuyor. Samsun pidesi hazırlanışı, farklı malzemelerle isteğe göre pişirilmesi ile her damak tadına uygun lezzetler sunuyor. Yılların deneyimine ve kalite anlayışına sahip irili ufaklı pide restoranlarını şehrin birçok bölgesinde bulabilirsiniz. Samsun pidesi özellikle Bafralı ve Termeli girişimcilerin İstanbul başta olmak üzere büyük kentlerde açtığı fırınlarda Türk halkının beğenisini kazandı.

Yoka (tirit) çok meşhur

Yöreye ait yemeklerin başlıcaları arasında Tirit (Kaz Yufkası), yer pancarı (Yazı Pancarı), mısır çorbası, Yoğurtlu Çorba, Mercimekli Bulgur Pilavı, Keşkek, Karalahana çorbası, hamsili ekmek, tavada kızartılan ince mısır ekmeği ile turşu çeşitleri, hamsili pilav (İçli Pilav) ve kocakarı gerdanı (Burma) sayılabilir.

Ayrıca Ladik ve Kavak ilçelerinde kaz (aynı zamanda hindi, ördek ve tavukla da yapılır) ile yapılan ve yoka (tirit) adı verilen bir yemek çok meşhur. Kaz, ördek gibi kümes hayvanları kullanarak hazırlanan farklı tatlarda hazırlanan yöreye özgü yemekler daha önce denememişler için farklı lezzetler sunuyor. Birçok bitkilerden yapılan kavurma ve çorbalar restoranlarda çok yaygın olarak bulunmasa da evlerde hazırlanmaya devam ediyor. Bu bitkilerin başında ise Lorgon, Kırçan, Kaldırayak, Madımak, Nünük geliyor.

Türk milletini yeniden dirilten adım Samsun’da atıldı

Rum çeteleri ve Türk halkı arasında meydana gelen çatışmaların sonlandırılması için Osmanlı Hükümeti tarafından Samsun’a gönderilen 9. Ordu Müfettişi Mustafa Kemal, bu görevi bir fırsata çevirerek Milli Mücadele meşalesini 19 Mayıs 1919’da Samsun’da yaktı. Atatürk’ün Samsun’a ve Anadolu’ya ilk ayak basışı; savaşlardan yenik çıkmış, bölünmüş, umutsuz ve yorgun bir milleti yeniden diriltmek, ayağa kaldırmak üzere atılan en büyük adım oldu.

Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun’a çıkışı, bir milletin yeniden doğuşuna, bir halkın bağımsızlık için vereceği dillere destan mücadelesine atılan ilk adım olarak tarihe geçti. Türk milleti, Birinci Dünya Savaşı sonrasında kötüleşen koşullar içinde kurtuluş çareleri ararken büyük lider Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a ayak basarak kurtuluş yolunu açması, Türklerin tarihinde yeni bir döneme başlangıçlık etti.

Atatürk’ün 16-19 Mayıs 1919 tarihleri arasında İstanbul’dan başlayan ve Samsun’da son bulan bu yolculuğu, Türk milleti için bir dönüm noktası oldu. Atatürk’ün Büyük Nutku’nu 19 Mayıs 1919 Samsun’a çıkışı ile başlatması da bu dönemin önemini bizlere hissettiriyor. Yok edilmek istenen Türkler için çağdaşlaşma ve demokratikleşmeye giden yolun ilk adımı olan 19 Mayıs 1919 günü, Atatürk’ün çok önemsediği bir gündür. Mustafa Kemal, cumhuriyet kurulduktan sonra 19 Mayıs’ı doğum günü olarak kabul ederek ne kadar önem verdiğini gösterdi. Ayrıca Millî Mücadele’yi başlatmak üzere Samsun’da Anadolu topraklarına bastığı 19 Mayıs 1919 tarihinin önemi nedeniyle 19 Mayıs’ı, memleketin güvencesi olarak gördüğü Türk gençliğine armağan etti.

Atatürk, ilk direniş hareketlerini Havza’da başlattı

Samsun işgal kuvvetleri için önemli noktalardan biriydi. Stratejik bakımdan büyük öneme sahipti ve Karadeniz’den Orta Anadolu’ya açılan rahat ve güvenilir bir kapıydı. İngilizler 9 Mart 1919 tarihinde Samsun’a askerî birlik çıkardılar. Buna tepki olarak Türk Makinalı Tüfek birliğinden Hamdi adındaki bir teğmenin askerlerini alarak dağa çıkması dikkatleri bu bölgeye çekti ve İngiliz Yüksek Komiserliği’nin de Türk halkının silahlandığı konusundaki şikayetleri üzerine bu bölgeye güvenilir bir kumandanın olağanüstü yetkilerle gönderilmesine karar verildi. Bu kumandan, 9. Ordu Müfettişi Mustafa Kemal Atatürk’tü. Bu, uzun zamandır Anadolu’ya geçmek isteyen Mustafa Kemal için bulunmaz fırsat oldu.
16 Mayıs 1919 Cuma günü “Bandırma” adındaki eski bir vapurla Galata rıhtımından ayrılarak 19 Mayıs tarihinde beraberindeki 18 kişilik ekiple Samsun’a ulaşan Atatürk, bir hafta boyunca Mıntıka Palas’ta kaldı. Bölgedeki asayiş durumunu öğrenen ve işgale karşı direnişi örgütleyen Mustafa Kemal, 25 Mayıs 1919’da, bazı şikayetleri yerinde tetkik ve tedbir almak üzere karargâhı, Havza’ya nakledeceği gerekçesiyle Havza’ya geldi. Havza Belediye Başkanı İbrahim ve Havza ileri gelenlerinin ziyaretlerini kabul eden Atatürk, onlara “Hiçbir zaman ümitsiz olmayacağız, çalışacağız, memleketi kurtaracağız” diyerek, işgal devletlerine ve İstanbul Hükümetinin olumsuz tutumlarına karşı ilk direniş hareketlerini Havza’da başlattı. ‘Ulusun bağımsızlığını yine ulusun azim ve kararı kurtaracak’ ilkesinin esas alındığı Amasya Genelgesini yayınlamak üzere, 13 Haziran 1919’da da karargâhını Amasya’ya taşıdı.

Samsun’u dört kez ziyaret etti

Samsun ve halkı hakkında “Ben Samsun’u ve Samsun halkını gördüğüm zaman memlekete ve millete ait bütün tasavvurlarımın, kararlarımın herhalde yerine getirilebilir olduğuna bir defa kuvvetle inanmıştım. Samsunluların hal ve durumlarında gördüğüm gözlerinde okuduğum vatanseverlik, fedakârlık, ümit ve tasavvurlarımı müspet bir inanca götürmeye yeter olmuştu” diyen Atatürk, en son 1930’da olmak üzere Samsun’a dört kez ziyarette bulundu. 24 Eylül 1924’te Samsun’dan ayrılarak Havza’ya gelen Atatürk, burada belediyede yaptığı bir konuşmada, “Kahraman Havzalılar! Sizinle en elemli ve yaslı günlerimde tanıştım. Aranızda günlerce kaldım. Bana geçmişin değerli hatıralarını canlandıran şu daire içinde çalışmalarınız ve yardımlarınızdan çok faydalandım” diyerek, Havzalıları övdü.

Atatürk’e minnet borcunu ödemek isteyen Samsun halkı da onu bir anıtla ölümsüzleştirdi, Atatürk’ü iyi tanıyan Avusturyalı heykeltıraş Krippel’e 19 Mayıs’ın ruhuna uygun bir anıt yapılması için 1928 yılında görev verildi. Krippel’in Atatürk’ün heybeti, gururu, korkusuzluğu ve azmini yansıttığı bu anıt, dikildiği 1931’den bu yana Türk’ün ve Türklüğün gücünü, milli birlik ve beraberlik ruhunu Samsun’a gelenlere yansıtıyor.

Atatürk’ün Samsun’a ayak bastığı, Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihindeki dönüm noktalarından biri olan 19 Mayıs, “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutlanıyor. Atatürk, Millî Mücadele sıralarında Türk milletini ileri götürecek ve köhnemiş fikirlere karşı gelecek olanların genç fikirler olduğunu görmüştü. Bu nedenle de “gençlik” kavramı Atatürk için ayrı bir önem taşıdı. Atatürk, Türk gençliğine olan güvenini; “Gençler! Benim gelecekteki emellerimi gerçekleştirmeyi üstlenen gençler! Bir gün bu memleketi sizin gibi beni anlamış bir gençliğe bırakacağımdan dolayı çok memnun ve mesudum” sözleriyle vurguladı.