Mimar Sinan’ın memleketi Kayseri

Gelişmiş sanayisi ile Orta Anadolu’nun sanayi ve ticaret merkezi konumunda bulunan şehir, lezzetli geleneksel yemekleri, ev sahipliği yaptığı sayısız medeniyete ait tarihi eserleri ve doğal güzelliklerini görmeye gelenleri Anadolu misafirperverliğiyle ağırlıyor.

 

Kayseri daha çok ticari itibarı ve lezzetli mutfağı ile bilinse de aslında binlerce yıl öncesine uzanan bir tarihe sahip. Hıristiyanlığın ilk yıllarında birçok Hıristiyan için korunaklı bir yaşam alanı, 1200’lü yıllarda ise Selçuklular için en önemli kentlerden biri olmuş. Tarihi çok eskilere uzanıyor Anadolu’daki her şehir gibi. Ama sadece Türk tarihine odaklanırsak, sırasıyla Danişmend’lerin, Anadolu Selçukluları’nın ve Osmanlılar’ın izleri var şehirde.

Şehir düz geniş bir yere kurulu. Etrafta dağlar var, en yakınındakiler Ali Dağı ve Erciyes Dağı.

Şehrin en önemli simgelerinden Erciyes, son yıllarda Kayseri’yi kültür ve doğa turizminin yanı sıra kış sporları açısından da önemli konuma getirdi. Öyle ki son yıllarda yapılan yatırımlar sayesinde kayak sporu için ideal toz karı ile ünlü Erciyes, başlı başına bir turizm bölgesi haline geldi. Türkiye’nin en uzun kayak pistine sahip Erciyes Dağı’na, Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin master planı çerçevesinde 2005 yılından bu zamana kadar 150 milyon euro yatırım yapıldı. 300 milyon euroyu bulması beklenen yatırımlar tamamlandığında Erciyes, dünyanın sayılı kış ve yaz turizm merkezlerinden biri haline gelecek. Bölgede 21 otelin de yer alacağı yatırımlar tamamlandığında Kayseri’ye 200 milyon euro gelir sağlanması hedefleniyor.

Şehre yakın Ali Dağı da yamaç paraşütüyle ünleniyor. Fethiye Ölüdeniz’den sonra en çok  beğenilen pistlerden olan Ali Dağı, dünyada 8 gün üst üste uçuşun gerçekleştirilebildiği birkaç yerden biri.

Kayseri’de son yıllarda rağbet gören bir diğer spor aktivitesi de rafting. Türkiye’de rafting yapılabilen en önemli akarsulardan olan Zamantı Irmağı, Yahyalı İlçesi’nden geçiyor. Uzunluğu, debisi, yeraltı geçişleri ve kanyonlarının yanı sıra profesyonel ve amatör raftingcilerin kullanabileceği parkurları olması nedeniyle son zamanlarda ilgi odağı oldu. Bölge özellikle bahar aylarında yabancı turist akınına uğruyor.

 

‘En’leriyle ünlü

Kayseri, 4 bin yıldır Anadolu’nun ticaret merkezlerinden biri ve bir kavşak noktası. Yüzyıllara dayanan geçmişleriyle Kayseri’de ayakta kalabilen çarşılarından bazıları bugün hala ticari hayatın vazgeçilmezleri olarak eski önemini koruyor.  Osmanlılar zamanında yapılan kapalıçarşılar arasında İstanbul’dakinden sonra en büyüğü olarak kabul edilen Kayseri Kapalıçarşısı, 1987-1991 yılları arasında bütünüyle ele alınarak eski Osmanlı mimarisi tarzında yeniden yaptırıldı. Kuyumculardan baharatçılara, urgancılardan giyim eşyası satan dükkanlara kadar içinde birçok dükkan bulunan Kapalıçarşı, bugün tüm renkliliğiyle Kayseri ticaretini gezenlere hissettiriyor.

Kayseri’nin yine ‘en’ler arasına giren bir başka ünlü noktası; Kapuzbaşı Şelalesi. Dünyanın en yüksek ikinci şelalesi olma özelliğini taşıması ile yerli turist kadar yabancı turistin de ilgisini çeken şelale, kendisini ilk defa görenlere ilginç bir heyecan veriyor. Doğada biraz vakit geçirip huzur bulmak istiyorsanız rotanızı bu tarafa çevirip şelaleyi görme şansını yakalabilirsiniz.

Şehrin bir başka ‘en’i ise Sultansazlığı Koruma Alanı. Develi ve Yeşilhisar ilçelerinin idari sınırları içinde kalan Sultansazlığı, Manyas Kuş Cenneti’nden sonra ülkemizin en büyük ikinci sulak sahası. Yapılan araştırmada bölgede 301 kuş türü tespit edilirken, bunlardan 69 türü düzenli olarak, 18 türü ise göç sırasında uğruyor.

Kayseri’de bir de türkülere konu olan bir yer var ki onu da vurgulamak gerek. Verimli topraklarıyla ünlü Gesi Bağları, bu ününü güvercin gübresine borçlu. Sadece bu bölgede bulunan şekliyle yabani güvercinler için yapılan güvercinliklerden toplanan gübreler, bağların bereketli, ürünlerin de lezzetli olmasını sağlıyor.

 

Yeni keşfedilen ‘Yeraltı Şehri’

Peki bir Kayseri turu yapacak olursanız nereleri mi es geçmemeli? Yeni keşfedilmiş ve henüz tamamı ziyarete açılmamış yerlerden biri olan Ali Dağı Yeraltı Şehri bunların başında geliyor. Hıristiyanlığın yasaklandığı dönemlerde Hıristiyanların yaşamak için dağı kazarak inşa ettiği bu şehri görmek istiyorsanız sizi zor bir gezi bekliyor. Kimi zaman çömelerek, kimi zaman da su üzerinde botla bile gezebilirsiniz bu gizemli şehri.

Ürgüp ve Göreme’deki oluşumlara benzer özelliklerde inşa edilmiş bir medeniyet merkezi olan Soğanlı Harabeleri de tarihi dokusuyla oldukça etkileyici. Daha çok 4. yüzyılda Hıristiyanlar için bir kaçış noktası olmuş ve burada onlarca farklı kilise inşa edilmiş. Halen bazı kiliseler içinde Hıristiyanlığın ilk yıllarından kalma freskler var. Kayseri geziniz uzun süreliyse kesinlikle bir gününüzü ayırmalısınız dediğimiz nokta ise Kaniş (Kanesh) harabelerinin bulunduğu antik kent ören yeri olan Kültepe. M.Ö. 2000 yılında Anadolu’ya gelen Hititlerin ilk kurduğu bu şehirden Anadolu’daki en eski yazılı belgeler, 1800’lü yıllarda ortaya çıkarıldı. Asur ticaret kolonilerinin başkenti olan Kaniş-Karum (Kültepe) ören yerinden çıkarılan tarihi eserleri ise müzeyi ziyaret ederek görmelisiniz.

 

Su ve ney sesi ile tedavi

Kayseri Hititler’den Romalılara, Selçuklular’dan Osmanlılara birçok medeniyetin bıraktığı eserler ile eşsiz bir tarih ve kültür mirasına sahip. Özellikle Selçuklu döneminden kalan eserler Selçuklu medeniyetinin en güzide eserleri olarak göze çarpıyor. Gevher Nesibe Şifahanesi, akıl hastalarının su ve ney sesi eşliğinde huzur bulup     tedavi edildiği, aynı zamanda ilk uygulamalı tıp okulu olma özelliğini taşıyor. Türk tarihinin ilk akıl hastanesi olarak bilinen şifahanenin tarihi 1200’lü yıllara kadar uzanıyor. İsmini Kılıç Aslan’ın kızı olan Gevher Nesibe Hatun’dan alan bu şifahane, içinde hüzünlü bir aşk hikayesi, zamanının ötesinde imkanlar ve çok naif mimari detaylar barındırıyor.

Alaeddin Keykubat’ın hanımı Hunat Hatun tarafından yaptırılan Hunat Hatun Külliyesi ise, bugün hediyelik eşya satan esnaflar tarafından biraz amacından sapmış şekilde kullanılmakta. Külliye’nin yanında bulunan cami Selçuklular’dan günümüze kalmış en büyük camilerden biri. Selçuklu mimari eserleri arasında en iyi korunabilmiş olanlardan Sahabiye Medresesi de günümüzde kitapçıların yer aldığı oldukça hareketli ticari alanlardan biri. Gidecek olursanız özellikle kapısında bulunan ince işçiliğe dikkat etmelisiniz.

 

2018’de ihracat hedefi 5 milyar dolar

Kayseri, Orta Anadolu’nun merkezinde yer alan coğrafi konumunu kara, hava ve demiryollarının sunduğu ulaşım imkanlarıyla güçlendirmesinin yanı sıra bölgesel çekim merkezi olma özelliğine sahip. Kayseri Sanayi Odası’nın rakamlarına göre 2014 yılında toplam 1 milyar 891 milyon dolarlık ihracat gerçekleştiren Kayserili sanayiciler, geçen yıl 1 milyar 600 milyon dolarlık ithalat yaptı. Böylece Kayseri, Türkiye’de dış ticaret fazlası veren ender kentler arasında yine yer aldı. 288 adet ihracat yapan firmaya sahip Kayseri, geçen yıl yaptığı ihracatla Türkiye’deki iller arasında 16. sıraya yerleşti. Kayseri 2015 yılının ilk yedi ayında ise 921 milyon 167 bin dolarlık ihracata imza attı. İrili ufaklı bin 150 dolayında sanayi tesisinin bulunduğu şehir, 2018 yılında ise 5 milyar dolarlık ihracat hacmine ulaşmayı hedefliyor.

 

YAPMADAN DÖNMEYİN

– Erciyes Dağı’nda kayak, trekking yapmadan,

– Kapuzbaşı şelalelerinde piknik yapmadan,

– Kayseri Kalesi ve Tıp Tarihi Müzesi’ni (Selçuklu Müzesi) gezmeden,

– Kentteki müzeleri gezmeden,

– Pastırma, sucuk yemeden,

– Erdemli ve Soğanlı vadilerindeki kaya kiliseleri ile Kültepe Kaniş’i görmeden,

– Eski camileri, türbeleri ziyaret etmeden,

– Develi ilçesinin Cıvıklı pidesini tatmadan,

– Zamatlı Irmağı’nda rafting, Ali Dağı’nda yamaç paraşütü yapmadan,

– Yöresel el dokuma, Bünyan ya da Yahyalı halıları, kilimleri, bez bebek almadan dönmeyin.

 

Kültepe tabletleri UNESCO Dünya Mirası listesine girdi

Kayseri’deki Kültepe kazılarında gün ışığına çıkarılan ve çivi yazısıyla Asurca yazılan Kültepe Tabletleri, ekim ayında UNESCO Dünya Belleği’ne kabul edilerek Türkiye’nin 5. dünya mirası oldu. Böylece    Kayseri Müzesi tarafından korunan Kültepe Tabletleri sayesinde tarihe ilgi duyan insanların ilgisinin Kayseri’ye yönelmiş olacağını belirten Kayseri Valisi Orhan Düzgün, “Bu tabletlerin ortaya çıktığı      Kültepe Örenyeri’nin ziyaretçi sayısının artmasını ve bu tabletlerin sergilendiği Kayseri Müzesi’nin      ziyaretçi sayısının artmasını hedefliyoruz” dedi. Anadolu tarihinin başlangıcının Kayseri olduğunu savunan Kültepe Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu ise,”Kayseri, Anadolu tarihini başlatan yazılı belgelere sahip. Anadolu insanı ilk kez Kültepe’de, Kayseri’de okuma yazmayı öğrendi. Bu tabletler bugün Kayseri’deki gibi özel tüccarların arşivleri. Bugün bir ticari firmanın muhasebe bürosunda ya da arşivinde ne buluyorsanız, bizim Kültepe’deki tüccar evleri de, aynı şekilde o arşivlerle dolu”  bilgisini verdi.

 

KAYSERİ’NİN ŞİFA İÇECEĞİ,  GİLABURU

Gilaburu meyvesi, çoğunlukta Kayseri ilçe ve köylerinde yetişen bir meyve. Özellikle de Bünyan, Develi, Akkışla, Gesi, Gürpınar, Tomar-za çevrelerinde akarsu kenarların-da yoğun olarak yetişiyor. Osmanlı döneminde bitkinin güzel açan çiçeklerinden dolayı “gül ebru” ismi verilen bu meyve, içeriğindeki asitler nedeniyle antikanserojen, antimikrobiyal ve antioksidan özelliğe; gilaburu suyu ise yaşlanmayı geciktirici, kanser önleyici, mutasyonu engelleyici etkiye sahip bulunuyor. Gilaburunun dikkat çeken bir etkisi de böbrek ve safra taşı rahatsızlığı olanlarda olumlu sonuç  vermesi. Halk arasında gilaburu suyu içenlerin taş nedeniyle yaşanan şiddetli ağrı-larının kesildiği, hatta böbrek taşlarını düşürdüğü söyleniyor.

 

NE YENİR NE İÇİLİR?

Et, hamur işi, iç yağı ve sarmısağın destansı hikayesi demek yanlış olmaz Kayseri mutfağı için. Günlük sofraların dışında ziyafetlerde ve düğünlerde çok özel yemeklerin hazırlandığı Kayseri’de yöresel yemekler hiçbir değişimden et-kilenmeden geleneksel tat ve lezzetlerle sofraları süslüyor. Yemek yemeyi sevenler için günübirlik turların bile adresi olabilecek Kayseri’de ne yemeli, ne içmeli kısaca göz atalım…

Kayseri’yle özdeşleşen pastırmacılık Orta Asya’dan gelen Türklerle başladı ve zamanla gelişti. Bugün de Kayseri mutfağı ve ekonomisinde önemli bir yeri olan pastırma özelliği ve kendine has tekniği olması yüzünden özellikle Kayseri’de imal edilip hem yurt içine hem de yurt dışına satılıyor. Eğer Kayseri’ye gelip sucuk ve pastırmanın en saf ve en güzel haline tanıklık etmek istiyorsanız; tamamen doğal yöntemlerle üretilen sucuk ve pastırmaların tadına bakmak için Hacılar Köyü’ne gitmenizi tavsiye ederiz.

Mantı, Kayseri’nin en gözde yemeği. Araştırmalara göre 36 çeşit mantı pişiriliyor ve bunlar arasında en yaygın olanını etli mantı oluşturuyor. Kayseri mantısının farkı, ufak oluşu. Öyle ki 1 kaşığa 40 mantı sığdırmak Kayseri mantısı olmasının bir ölçütü.

Kayseri Develi’den doğan cıvıklı pidenin tarihinin ise Bizans dönemine kadar gittiği söyleniyor. Mayalı hamurun üstüne koyun eti kıyması döşenerek özel taş fırınlarda pişiriliyor. Et, çift bıçak ile kıyılarak kıyma haline getiriliyor. Bu bıçak darbeleri sonucunda etin yağı cıvıdığı için cıvıklı adını alıyor. Cıvıklı, hamur ne kadar inceyse o kadar makbul, yanında da sarımsaklı bir yoğurt vazgeçilemezi.

Evlerde en çok tüketilen ve halk arasında “aşma-karna” tabir edilen yiyecek türü, kesme çorba, erişte ve makarnadan oluşuyor. Arabaşı ise, hem yapılması, hem de yenmesi marifet isteyen bir yemek. Bu yemeğin en önemli adabı, kaşığa büyük parça halinde hamur almak ve bunu çorbaya batırırken içine düşürmemek ve hamurları çiğnemeden yutmak.

Kayseri’de ayrıca güveç, pehli, sulu köfte, pirinçli köfte, saç kebabı, fırınağzı, karın-mumbar, yağbari, pöç, kovalama yemeklerin en ünlüleri arasında yer alıyor.  Tatlılar ise zengin bir çeşide sahip. Oklava baklavası, açma baklava, kamış baklava, güllü baklava, fincan ağzı, nevzine, im helvası, telteli (pişmaniye), dut pekmezi, aside, incir dolması Kayseri sofralarını süsleyen tatlıların en önemlileri.

 

AHŞAP İŞLEMECİLİĞİNDEN MOBİLYA ÜRETİMİNE…

Türkiye’de mobilya sektöründe üretim yapan 20 büyük firmanın 13’ü Kayseri’de bulunuyor. Kayseri’deki mobilya tesisleri yılda 500 milyon dolar civarında ihracat yapıyor; Türkiye’nin toplam mobilya ihracatının da yaklaşık yüzde 30’unu gerçekleştiriyor.

Markalaşan firmalarıyla dikkat çeken Kayseri; patent, marka tescil ve faydalı model başvurularının önemini kavramış bir şehir. Bunu, en önemli sektörü olan mobilyada görmek mümkün. Mobilya sektöründe 2000 yılında 52 olan patent başvuru sayısı, 2014 yılında 9 kat artış göstererek 492’ye ulaşmış durumda.

Mobilya sanayiindeki üretimiyle Tür-kiye mobilya pazarının önemli bir bölümünü elinde bulunduran Kayseri, gerek kendine özgü tasarımlarıyla gerekse de markalaşma konusundaki başarısıyla üretim ve ihracatta ilk sıralarda yer alıyor.

Özellikle panel mobilyanın en büyük firmalarına ev sahipliği yapan Kayseri’de mobilya imalatı yapan işyeri sayısı 600’ün üzerinde ve bu firmalar 10 binden fazla kişiye de istihdam sağlıyor.

Kentin ihracat pastasındaki en büyük dilim ise ağaç ve orman ürünlerine ait. İhracatın sektörlere göre dağılımında ağaç mamulleri ve orman ürünleri toplam 336 milyon 220 bin dolarlık ihracat ile en yüksek ihracatı gerçekleştiren sektör oldu.

Kayseri’de ahşap işleme sanatı çok eskilere dayanıyor. Mimar Sinan’ın memleketi olan şehir,  mimaride olduğu kadar taş ve ahşap oymacılığında da oldukça ileri. Sinan’dan önce 1238 yılında Selçuklu hükümdarı I. Alaeddin Keykubad’ın karısı Mahperi Hatun tarafından yaptırılan Hunat Camii ve Külliyesi’nin taş ve ahşap işlemeciliği buna en iyi örnek teşkil ediyor. Bugün hâlâ orijinal halini koruyan Hunat Hatun Külliyesi, şehir meydanında yer alıyor. Özellikle giriş dış kapısındaki işlemeleri, taş mihrabı ve tarihi ağaç minberiyle büyüleyiciliğini yüzyıllara rağmen koruyor. Kayseri’de ahşap işlemeciliğine bir diğer örnek de 17. yüzyılda yapılan, Cumhuriyetin ilk yıllarında tadilat edilen Güpgüpoğlu Ko-nağı. Konakta ağaç oyma bezemeye ait yüzlerce yıl önceki örnekleri görmek mümkün.