“Sektörde kadın çalışanların artması gurur ve umut veriyor”

Bu yıl 8 Mart Kadınlar Günü’ne özel röportajımızı, 16 yıldır sektörün içinde farklı görevlerle profesyonel yöneticilik yapmış olan işkadını Yelda Akıncı ile gerçekleştirdik. İşe başladığı yıllarda sektörün kadın yöneticiyi yadırgarken, bugün bu önyargının kırılmaya başladığını sevinerek söyleyen Yelda Akıncı, “Her geçen gün sektörümüzde birçok farklı pozisyonda çalışan kadınlar ile karşılaşıyorum. Bu çok gurur ve umut verici” diye konuşuyor.

Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nden mezun olduğu 2001 yılından bu yana ağaç işleme makineleri sektöründe profesyonel yönetici olarak farklı sorumluluklar alıp görev yapan Yelda Akıncı, sektörün deneyimli ve başarılı işkadınları arasında yer alıyor. Bugün 16 yıldır çalıştığı Biesse Türkiye’de Operasyon Direktörü olarak görevini yürüten Akıncı, şirkette satış operasyon ve satış sonrası teknik servis dahil tüm hizmetlerden sorumlu. Ayrıca Biesse Türkiye’de yönetim ekibinde yer alan Yelda Akıncı, AİMSAD’taki İthalatçılar Komitesi Üyeliği ile ise 16 yıllık sektörel tecrübesini yine sektörün gelişimine yansıtmak için çalışıyor.

Ağaç işleme makineleri sektöründe kadın temsilci sayısının oldukça az olduğunu belirten Yelda Akıncı, sektörde sadece Türkiye’de değil yurtdışında da kendisiyle aynı pozisyonda bir kadın çalışan olmadığını vurguluyor. İşe ilk başladığı yıllarda, makine mühendisi olduğu ve Teknik Servis Bölümü’nün başında çalıştığı için kendisini sektörde yadırgayıp şaşıranların çoğunlukta olduğunu dile getiren Akıncı, zamanla bu önyargının değiştiğini aktararak, “Kendi sektörümüz dahil birçok sektörde kadın çalışanların sayısının arttığını görüyorum. Üretimde, planlamada, fabrikaların farklı birimlerinde ve hatta makine operatörü olarak bile sektörümüzde birçok bayan çalışan var. Bu çok gurur verici. Türkiye’de kadın çalışan sayısının her geçen gün daha da artacağına şüphem yok. Kadınların iş hayatına katılımı, ekonomiye katkısı ve üretkenliği gerçekten çok önemli. Kadınların iş hayatında daha çok yer aldığı ülkeler, ekonomik olarak daha kalkınmış, demokrasi yönünden güçlü, ileri ülkeler oluyor” mesajını veriyor.

İş hayatındaki avantaj ve dezavantajların kadın veya erkek kimliği ile ilgili olmadığına inanan Akıncı, cinsiyetten ziyade o kişinin sunduğu çözümlerin, kişisel özelliklerinin ve olaylara bakış açısının değer taşıdığını söylüyor. Bir işkadını olarak kendisinin de zorluklarla karşılaştığında, soruna ve sorunun çözüme odaklanmayı prensip edindiğini dile getiren Akıncı, çalışan kadınlara ve sektörde özellikle genç jenerasyondaki kadın yönetici adaylarına iş hayatında güçlü bir şekilde var olabilmeleri için öncelikle ‘iyi bir eğitim alın ve kendinizi sürekli geliştirin’ tavsiyesinde bulunuyor. Kadın olmakla ilgili önyargıları tamamen unutmalarını ve kendilerine güvenip inanmalarını öneren Akıncı, “Karar almaktan çekinmeyin. Planlı çalışıp, kendinize ve sevdiklerine vakit ayırın. Ayrıca sakin olun, empati kurun ve takım olmayı asla unutmayın’ mesajını veriyor.

Sektörde ve Türkiye’de kadının yerini konuştuğumuz Yelda Akıncı ile ayrıca ağaç işleme makineleri sektörünün mevcut konumunu ve geleceğini de ele aldık. Sektörün geleceğinin parlak olduğuna inanan Akıncı, sorduğumuz soruları samimiyetle şu yanıtları verdi:

Yelda Hanım öncelikle biraz sizi tanıyabilir miyiz? Ağaç işleme makineleri sektörü ile yolunuz nasıl kesişti? Sektördeki tecrübelerinizi ve deneyimlerinizi bizimle paylaşır mısınız?

Makine mühendisiyim. 2001 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldum. Şu anda Biesse Türkiye’de Operasyon Direktörü olarak çalışmaktayım. Evliyim ve 6 yaşında bir kızım var.  2001 yılından beri bu sektörde çalışıyorum. Mezun olduktan sonra 19 Ekim 2001’de Nuri Baylar Makine Tic. ve San. A.Ş. Teknik Servis Bölümü’nde Yedek Parça Satış Sorumlusu olarak çalışmaya başladım. 2 yıl sonra Teknik Servis Koordinatörü oldum. Sonrasında Teknik Servis Müdürü, Genel Müdür Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak tam 14 yıl farklı görev ve sorumluluklarım oldu. Nuri Baylar ile çok yakın çalışma fırsatım oldu. Kendisinden hem sektörümüz hem de iş ile ilgili çok değerli bilgiler edinme fırsatım oldu ki, bunun benim kariyerimdeki en büyük şanslardan biri olduğunu düşünüyorum. Gerçekten kendisinden çok şey öğrendim. Bunun yanı sıra 14 yıllık süre boyunca, bugün sektörde farklı firmalarda çalışan veya kendi firmasına sahip birçok değerli kişi ile de çalışma fırsatım oldu.

Biesse’de kaç yıldır görev yapıyorsunuz? Görev tanımınız ve sorumluluklarınız nedir?

Tamamı Biesse Group’a ait bir grup şirketi olmadan önceki ortaklık ve Biesse bayisi olarak çalıştığımız süreyi de göz önüne alırsam, 16 yıldır Biesse’de çalışıyorum diyebilirim. Şu anda Biesse Türkiye’de Operasyon Direktörü olarak görev yapmaktayım. Şirkette Satış Operasyon ve Satış Sonrası Teknik Servis dahil tüm hizmetlerden sorumluyum. Ayrıca şirketin yönetim ekibinde yer alıyorum.

Sizin katılımınız ile şirkette neler değişti? Kadın eli nelere değdi, kısaca anlatır mısınız?

Şirkete olan katkılarımı benim söylemem doğru olmaz. İş arkadaşlarımın bunu söylemesi ve değerlendirmesi daha doğru olur. Ama ben genel olarak kadın çalışanların şirketlere olan katkısından bahsedebilirim. Kadınların iş hayatı ile aile hayatını dengeli bir şekilde yürütebilmeleri için ciddi bir özen ve gayret göstermeleri gerekiyor. Bunun için de daha planlı ve tempolu çalışmak, güçlü iletişim kurmak ve sabırlı olmak lazım. Bu anlamda da kadınların, zaman yönetimi, iletişim kurma, iş disiplini ve sorumlulukları yerine getirme konularında gerçekten güçlü yanlarının olması gerekir. Ben bu özelliklerin kadınları iş hayatında farklı kıldığına inanıyorum.

Bir iş kadını olarak, erkek egemen bir sektöre giriş yapmanın zorlukları ya da kolaylıkları neler oldu? İş hayatında kadın olmanız size avantaj ya da dezavantajlar getirdi mi?

Şahsen iş hayatında kadın olmayı bir zorluk olarak görmediğim gibi, hiçbir zaman bir avantaj olarak da görmedim. İş hayatındaki avantaj ve dezavantajların kadın veya erkek kimliği ile ilgili olduğunu düşünmüyorum. Önemli olan kişisel özellikleriniz, olaylara bakış açınız ve sunduğunuz çözümlerdir. Bunlar size avantaj yaratır.

İş yaşamınızda en zorlandığınız konu ne oldu? Hiç umudunuzun kırıldığı zamanlar yaşadınız mı?

Beni en çok insanların güç savaşları üzüyor. İşin yoğunluğu, çokluğu ya da zorluğu hiçbir zaman sorun değil. Sistemli, düzenli çalışarak, işi takip ettiğiniz sürece işin üstesinden geliyorsunuz. Ama sorunlara işi çözmek amaçlı değil de daha çok kişisel hırsları ya da zaafları tatmin amaçlı yaklaşan ve bu doğrultuda sizinle savaşan insanlar üzüyor. Umudum hiç kırılmadı, çünkü maalesef insanlar arasında güç savaşları her yerde var. İş dışında günlük ikili ilişkilerimizde de bu tip sorunlar ile her yerde karşılaşabiliyoruz.

Bu zorlukların üstesinden nasıl geliyorsunuz?

Soruna ve sorunun çözüme odaklanmak benim prensibim. Kimse ile kişisel bir problem yaratmadan yani konuyu kişileştirmeden, sadece işe odaklanıp, iş ilgili konuşmaya ve çözüm üretmeye özen gösteriyorum. Eğer benim bir hatam var ise de her zaman kabul edip, düzeltmekten yanayımdır.

Ağaç işleme makineleri sektöründe kadın temsilci sayısı oldukça az. Sizce sektörün kadın yönetici ve girişimcilere kapısı açık mı? Şu anda sektördeki sanayici profiline baktığınızda bu konuda zihniyet değişikliği olduğunu hissediyor musunuz?

Evet, ağaç işleme makineleri sektöründe kadın temsilci sayısı oldukça az. Ben ilk işe başladığımda herkes çok yadırgıyordu. Makine mühendisi olduğuma ve Teknik Servis Bölümü’nün başında bir bayan olarak çalışmama şaşırıyorlardı. Sadece Türkiye’de değil yurtdışında da bizim sektörümüzde benimle aynı pozisyonda bir bayan çalışan olmadığı biliyorum. Çoğu zaman, anlatılanları anlayamayacağımı düşünüp, sorunlarını bile aktarmak istemeyen, yüzüme bakmadan konuşan müşterilerimiz vardı. Ama zamanla bu ön yargı değişti. Şu anda birçoğu ile çok iyi diyaloglarımız var. Her geçen gün sektörümüzde de birçok farklı pozisyonda çalışan bayanlar ile karşılaşıyorum. Üretimde, planlamada, fabrikaların farklı birimlerinde ve hatta makine operatörü olarak bile sektörümüzde birçok bayan çalışan var. Bu çok gurur verici.  Bence erkekler de bayanların çalışma performansından ve işe gösterdiği özenden memnun. Bayan çalışan sayısının her geçen gün daha da artacağına şüphem yok.

Sadece Türkiye için değil yurtdışı için de bu soruyu sorsam… Sektörün uluslararası arenada kadınlarla iletişim kurma noktasında nasıl bir yaklaşım var? 

Sektörümüzün kadın yönetici ve kadın çalışan sayısı hem yurt dışında hem de yurtiçinde çok az. Özellikle de üretim alanında ve teknik bölümlerde. Ama bu sayı her geçen gün artıyor. Son yıllarda Biesse Group da kendi içinde kadın yöneticilere ve kadın çalışanlara daha çok yer veriyor ve kadın çalışanların şirketlere getirdiği güçlü iletişim, dinamizm ve farklı bakış açılarına vurgu yapıyor.

Türkiye’de kadının iş hayatına katılım oranını yeterli buluyor musunuz?  Sizce ülkemizde kadınlar iş hayatında yeteri kadar aktifler mi?

Elbette bulmuyorum. Hepimiz çok iyi biliyoruz ki TBMM dahil bugün kadınların iş hayatındaki katılım oranı çok düşük. Ülkemizde hâlâ kadının asli görevi eş ve anne olmak. Eğer ekonomik bir zorunluluk yok ise kadınların birçoğu çalışmıyor. Maalesef konu sadece az eğitimli ya da eğitim imkanı olmayan daha kırsal kesim için geçerli değil, bu üniversite mezunu kadınlarımız içinde geçerli.

Bana göre bir kadının çalışması, üretmesi çok önemli. Gelecek nesillerin yetişmesinde annelerin rolü çok büyük. Annelerin sahip olduğu bakış açısı, eğitim düzeyi ve hayattaki duruşu, yetiştirdikleri kuşakların tercihlerinde ve gelişimde belirleyici oluyor.

Bu anlamda Türkiye nasıl bir süreçten geçiyor? Sizce kadınların aktifleştirilmesi için neler yapılmalı?

Zaman zaman umut kırıcı kötü haberler okuyup duysak da bence ülke olarak bu konuda iyiye gidiyoruz. Kendi sektörümüz dahil birçok sektörde kadın çalışanların sayısının arttığını görüyorum. Bu çok umut verici. Kadın çalışanları ya da kadın yatırımcıları destekleyen birçok devlet projesi var. Ev hanımlarının hobilerini kazanca dönüştüren Belediyelerin yaptığı farklı çalışmalar var. Pozitif ayrımcılık olarak adlandırılan birçok şirketin kendi bünyesinde kadın çalışanları desteklemek amaçlı geçekleştirdiği sosyal destek projeleri var.

Kadınların iş hayatına katılımı, ekonomiye katkısı ve üretkenliği gerçekten çok önemli. Kadınların iş hayatında daha çok yer aldığı ülkeler ekonomik olarak daha kalkınmış, demokrasi yönünden güçlü, ileri ülkeler oluyor.

Çalışan kadınlara ve sektörde özellikle genç jenerasyondaki kadın yönetici adaylarına iş hayatında güçlü bir şekilde var olabilmeleri için ne tavsiye edersiniz? 

Öncelikle ‘iyi bir eğitim alın ve kendinizi sürekli geliştirin’ derim. Kadın olmakla ilgili önyargıları tamamen unutmalılar. Kendilerine güvenmeliler ve inanmalılar. Karar almaktan çekinmeliler. Ayrıca planlı çalışıp, kendilerine ve sevdiklerine vakit ayırmaları çok önemli. Son olarak ‘sakin olun, empati kurun ve takım olmayı asla unutmayın’ tavsiyesinde bulunuyorum.

Profesyonel bir yönetici olarak sizce başarılı bir kariyer planlaması nasıl olmalı? Bu konuda önerilerinizi alabilir miyiz?

Bu konuya ilişkin de tavsiyelerim var tabi ki. İyi bir kariyer isteyenlere önerilerim şunlar; “Yaptığınız işi sahiplenin ve dürüst çalışın. Kendinize güvenin, hata yapmaktan korkmayın. Öğrenecek çok şeyiniz olduğunu kabul edin ve karşılaştığınız her zorluğu bir eğitim olarak görün. Yaptığınız işi, çalıştığınız firmayı, sektörü, rakiplerinizi ve hatta kendinizi sürekli gözlemleyin.  Kendinizi sürekli geliştirin ve değişime açık olun. Son olarak da hayattan ve yaptığınız işten keyif alın.”

İş hayatında kadının yerine ilişkin görüşleriniz kadar, sektöre yönelik fikirlerinizi de almak isteriz. Sizce sektör üretim hacmi, ihracat ve teknoloji gelişimi noktasında nereden nereye geldi?

Geçmişte büyük ölçüde manuel üretimin ağırlıklı olduğunu gördüğümüz işletmelerin, Endüstri 4.0 devrimiyle beraber yerini, tam otomasyonlu sistemlere hızlı bir biçimde adapte olmuş akıllı işletmelere bıraktığını söyleyebiliriz. Daha yüksek verimlilik ve üretim maliyetlerindeki azalma gibi olumlu sonuçların alınmasıyla birlikte artık tekil makineler kadar akıllı sistemler de sunar hale geldik. Son yıllarda, özellikle Orta Doğu’da yaşanan kalkınma atağı ve bu bölgeye olan coğrafi yakınlığımız nedeniyle de sektörümüz olumlu yönde gelişti ve ihracat rakamlarında artışlar yaşandı. Sektör çalışanlarının, teknolojik gelişmeleri yakından takip edebilmelerine olanak sağlayan, dünyadaki örnekleri kadar başarı yakalayan ve yabancı ziyaretçilerin ilgisini çeken fuarlarımızın da bu gelişmedeki rolünü unutmamak ve takdir etmek gerekir.

Yıllardır bu sektörün içindeki bir profesyonel yönetici olarak Türk ağaç işleme makineleri sektörünün üretim, ihracat ve ithalat çalışmalarını başarılı buluyor musunuz?

Ağaç işleme makineleri sektörünü, yerli üreticiler ve makine ithalatçıları olmak üzere iki farklı kulvarda değerlendirmek gerek. Yerli üreticilerin son yıllardaki gelişimi, Ar-Ge çalışmalarına verdikleri önem ve ihracat payındaki artış gerçekten ve hepimiz için önemli ve gurur verici. Ancak makine ithalatçılarının da sektöre olan katkısı azımsanamaz. Son teknoloji ürünleri Türkiye’ye getirerek üreticilere verdikleri destek ve üretime sağladıkları verimliliğin katkıları çok büyük.

Biesse Group’un her yıl artan bir ivme ile yapmakta olduğu Ar-Ge yatırımları, geliştirmekte olduğu patentli ürünleri ve bunların yanı sıra Türkiye ve Orta Doğu’nun da içinde bulunduğu birçok ülkedeki atılımlarıyla sektöre yön verdiği ve dünyada lider bir firma olduğu tartışmasız bir gerçek. Biesse Group, 2013-2016 yılları arasındaki dönemde yüzde 64 büyüdü ve çalışan sayısını yüzde 38 artırdı. Önümüzdeki 3 yıl içinde de yüzde 33 büyümeyi planlıyor. Biesse Group, sahip olduğu potansiyel ve stratejik konumu nedeniyle özellikle son 3 yıldır Türkiye’de çok ciddi yatırımlar yapmıştır ve yapmaya devam edecek. Müşterilerimize daha yakın olabilmek ve daha kaliteli hizmet sunabilmek için, gerek yeni merkez ofisimizle gerekse 2018 Mart ayında açacağımız çalışan showroom ile sektör gelişimine katkıda bulunmaya devam edeceğiz.

Sadece makine sektörüne değil, üretim alanında da farklı desteklerimiz olacak. 1500 metrekarelik showromumuzun 1000 metrekaresinde makinelerimiz çalışır durumda sergilenecek, geri kalan 500 metrekarelik alanımızda da seminer ve eğitim bölümleri ile Türkiye’de ağaç ve mobilya endüstrisinin gelişime katkıda bulunacağız.

Sektörün sizce en önemli sıkıntısı nedir?

Adil rekabet. Rekabet iş hayatının bir parçası ve rekabet olmadan ne gelişim ne de değişim olmaz. Ama önemli olan iş hayatında yapıcı ve adil bir rekabet ortamı oluşturmaktır.

AİMSAD sizce sektörde nasıl bir boşluğu doldurdu? Bugüne kadarki icraatlarını nasıl yorumlarsınız?

Bence birleştirici bir yapısı var. Bu çok güzel. Yerli makine üreticileri ile makine ithalatçılarını bir araya getirdi. Bugün mobilya sektöründe bile birçok farklı dernek ve mesleki birlikler varken bizim makineciler olarak bir arada olmamız çok güzel. Bence bu işin en zor kısmıydı. Bundan sonra çok daha hedefli çalışmalar yapacaklarını düşünüyorum.

AİMSAD’ta İthalatçılar Komitesi Üyesi olarak görev yapıyorsunuz? Yaptığınız çalışmalar hakkında biraz bilgi verir misiniz?

Aslında daha çok başlangıçtayız. 2-3 toplantı yaptık. Genel sorunlar ve yapmak istediklerimiz ile ilgili görüşmeler yaptık. Kısaca başlık olarak belirtmem gerekirse; ithalatçı tanımı ve kriterlerinin belirlenmesi, tüm ithalatçıların bu kriterler doğrultusunda kaliteli hizmet sunmalarını sağlama ve bu kriterde çalışan ithalatçıları koruyan ve destekleyen çalışmalar yürütmek gibi birçok konuda çalışmalar yapıyoruz.

Sektörün ithalat ayağında ne gibi revizyon ve iyileştirmelere ihtiyaç var?

Önemli iki konu var. Bunlardan biri Türkiye’ye kontrolsüz ve arızalı şekilde yurtdışından getirilen 2. el makineler, bir diğeri ise yetkili servis dışında müşterilere verilen servisler ve bu servislerin makinelere ve müşterilere verdiği zararlar… Maalesef her iki konu için de kesin bir çözüm yolu yok. Tamamen engellemek ya da bunun önüne geçmek mümkün değil ama önleyici bazı çalışmalar yapılabilir ki yapılıyor da.

İş hayatındaki başarınızın anahtarı nedir?

İyi bir dinleyiciyimdir. Karşımdakini anlamak için dinler ve empati yaparım. Konuşulanlardan kendim için almam gereken bir ders ya da öneri var ise de mutlaka değerlendiririm. Takım çalışması en önem verdiğim konulardan biri. Bir işi iyi yapmak kesinlikle iyi bir takım olmak demektir.  Dürüstlük ve sürekli gelişim de bana göre iş hayatında başarılı olmanın olmazsa olmazları.

Tüm görevlerinizin getirdiği iş yoğunluğunu nasıl yönetiyorsunuz? İş dışında neler yaparsınız? Özel hobileriniz var mı?

Çalışan bir kadın için önemli olan iş hayatı ve aile hayatı arasındaki dengeyi iyi kurmaktır. Bu doğru kurulduğunda, herhangi bir olumsuzluk yaşanacağını düşünmüyorum. Aksine, çalışan bir anne olarak kendimi verimli, üretken, ailesine ve çevresine faydalı bir birey olarak görüyorum. Bu da bana ayrı bir huzur veriyor. İş dışında boş vaktimin büyük bir kısmını kızım ve ailem ile geçiriyorum. Uzun yıllar profesyonel olarak Uluslararası Latin Dans sporu yaptım. Milli Takım’da birçok yurtiçi ve yurtdışı yarışmalara katıldım. Bu alanda derecelerim var. Şu an profesyonel olarak devam edemiyorum ancak zaman zaman hobi amaçlı dans etmekteyim. Bunun dışında, spor hayatımın önemli bir parçası ve düzenli olarak spor yapıyorum.

 

Ağaç işleme makinelerinin Türkiye’deki geleceği sizce umut verici mi?

Türkiye genç nüfusa sahip, potansiyeli yüksek bir ülke. Her alanda gelişmeye, büyümeye devam ediyor. Elbette ağaç işleme makinelerindeki gelişim de devam edecek. Biraz önce belirttiğim gibi BiesseGroup Türkiye’deki yatırımlarına çok önem veriyor. Türkiye’nin bölgede önemli bir rolü var ve komşu ülkeler ile olan ticaretin gelişiminin, her sektöre olumlu yansımaları olacak. Mobilya sektörünün 2018 büyüme hedefi geçen senenin yüzde 11 üzerinde planlanıyor. Bu bağlamda, mobilya sektörü ile doğru orantılı olarak ağaç işleme makineleri sektörü de büyümeye devam edecektir.

Gerek ülkemizde gerekse dünya genelinde yaşanan ekonomik ve politik hareketlilikleri dikkatle izlememiz ve her sektör gibi bizim de değişimler karşısında çok hızlı adapte olmamız önemli. Komşu ülke sınırlarında devam eden etnik çatışma ve meydana gelen kaos ortamı, bu ülkelerle olan ticaretimizi ve dolayısıyla da makine yatırımlarını olumsuz etkilemekte. Ancak yine de, önümüzdeki dönem için sektörümüz adına beklentilerimizin olumlu yönde olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle inşaat ve yapı sektöründe yaşanan büyümeyi yakından takip etmekte ve sektörümüz üzerinde yarattığı olumlu etkinin göz ardı edilemeyecek ölçüde önemli olduğunu düşünmekteyiz.