“Sektörün gelişmesi için sanayicinin AR-GE ve ÜR-GE desteği görmesi lazım”

Bursa İnegöl’de 1999 yılında kurduğu firmasını sürekli yaptığı ürün çalışmalarıyla dünyanın yaklaşık 40 ülkesine ihracat yapacak büyüklüğe getiren Form Makine’nin Genel Müdürü Yusuf Dilek, ağaç işleme makineleri sektörünün son yıllarda çok önemli gelişmeler kaydettiğine inanan bir sanayici. Marangoz makinelerine servis hizmeti verirken üretimdeki boşluğu görerek ağaç işleme makineleri imalatına başlayan Yusuf Dilek, 15 yılı aşkın süredir yeni ürün geliştirme yatırımlarıyla hem ürün yelpazesini hem de kapasite ve satışını artırıyor.

Firmasındaki büyümenin nedenini “Her şey ürün geliştirme (ÜR-GE) çalışmalarına başlamam ile değişti” diyerek açıklayan Yusuf Dilek, firmalarda olduğu gibi sektörde de AR-GE ve ÜR-GE çalışmalarının çok önemli gelişmeler sağlayabileceğini vurguluyor.

Firmasındaki büyümenin nedenini “Her şey ürün geliştirme (ÜR-GE) çalışmalarına başlamam ile değişti” diyerek açıklayan Yusuf Dilek, firmalarda olduğu gibi sektörde de AR-GE ve ÜR-GE çalışmalarının çok büyük gelişmeler sağlayabileceğini vurguluyor. Bu noktada devletin desteğinin çok önemli olduğunu söyleyen Dilek, “Eğer desteklerden faydalanabilseydim, bugünkünden çok daha fazla ihracat yapar, ülkeme daha fazla katma değer kazandırırdım. Eminim benim durumumda olan çok sayıda firma vardır. Bu nedenle önce firmaların sonra da sektörün gelişimi için sanayicinin devletten AR-GE ve ÜR-GE desteği görmesi şart” yorumunu yapıyor.

Sektörün de hızlı ve istikrarlı bir gelişim gösterebilmesi için mutlaka AR-GE ve ÜR-GE’ye odaklanması gerektiğine dikkat çeken Dilek, bu noktada devletin desteğinin çok önemli olduğunu söyleyerek, “Girişimci bir sanayici olarak firmamda, yurtdışındaki makineleri daha da basitleştirerek Türkiye’ye uyarladım ve bu şekilde o güne kadar ithal edilen birçok makinenin ilk üretimini yapmış oldum. Kurulduğumuzdan bu yana devletten fuar ve katalog dışında hiçbir destek alamadık. Devletin yerli imalatçı üzerinde çok eksiği var. Destekler için gerekli kriterleri, prosedürleri yapabilmek oldukça zor. Eğer AR-GE ve ÜR-GE konusundaki desteklerden faydalanabilseydim, bugünkünden çok daha fazla ihracat yapar, ülkeme daha fazla katma değer kazandırırdım. Eminim benim durumumda olan çok sayıda firma vardır. Bu nedenle önce firmaların sonra da sektörün gelişimi için sanayicinin devletten AR-GE ve ÜR-GE desteği görmesi şart” yorumunu yapıyor.
Form Ağaç ve Palet İşleme Makineleri Genel Müdürü Yusuf Dilek ile yaptığımız röportajda firma faaliyetlerinin yanı sıra sektör hakkındaki gelişmeleri konuştuk.

Yusuf Bey öncelikle firmanızın 1999 yılından bugüne nasıl bir gelişim gösterdiğini aktarır mısınız?

Form Makine olarak İnegöl’de marangoz makineleri servisi ile faaliyete başladık. Kısa zamanda da üretime döndük. Zamanla hem talebin gelmesi ve hem de bizim pazardaki açığı görmemizle birlikte şerit biçki imalatı ve tomruğun biçildikten sonraki işlenmesinde kullanılan yen alma, boy kesme gibi makinelerin üretimini yapmaya başladık. Türkiye’de o dönemde az sayıda firma bu makinelerin üretimini yapıyordu. Benim üretime girdiğim makinelerde çok ciddi açık vardı. Piyasada olan yerli ürünler ise insan emeği yoğun, manuele dayalı makinelerdi. Firma olarak bunlarda otomasyonu kullanarak fark yarattık. Üretimimizin artması ve sektöre giderek daha fazla hakim olmamız, Türkiye’de yerli makine üretimi konusunda ne gibi eksiklerin olduğunu daha fazla görmemizi sağladı. Hiç yapılmayanı yapmayı amaçladık. Bu yöndeki araştırmalarımız sonucunda da 2003 yılında Türkiye’de palet çakım makinesinin hiç olmadığını fark ettik. Bu makineler İtalya’dan Almanya’dan, İspanyadan geliyordu. Palet üreten firmalarla yaptığımız görüşmeler sonucunda, pazarda yerli ve kaliteli makineye ihtiyaç olduğunu gördük. O dönemde Türkiye’de havalı el tabancaları markası bile az sayıdaydı. Bu makineleri nasıl üretirim, işe nereden başlarım diye düşündüm ve ürün geliştirme çalışmalarına başladım.

Bu noktada nasıl bir yol izlediniz?

Yaptığımız araştırmalar sonunda, yurtdışındaki makineleri daha da basitleştirerek Türkiye’ye uyarlamanın en doğrusu olduğuna karar verdik. Çalışmalarımızı bu noktaya odaklayıp 2007 yılında ilk palet çakım makinesini Form markasıyla ürettik. Böylece firmamız palet sektörüne girmiş oldu. Hemen o yıl Almanya Ligna Fuarı’na katılarak ilk yerli palet çakım makinesini Türk markasıyla vitrine çıkardık.

formss3

15 Temmuz darbe girişiminin, yurtdışındaki alıcılar üzerinde etkisi büyük oldu. Sermayeyi ürkütmesinden dolayı talepte ve siparişlerde ciddi oranda düşüşler yaşandı sektörde. Özkaynak kullanmamız nedeniyle biz firma olarak sıkıntı yaşamasak da birçok firma zor durumda kaldı. Zarar gören çok sayıda firma oldu.

Sizin ürettiğiniz makinenin farkları nelerdi ithallerine göre?

Her şeyden önce bizim ürettiğimiz ürünlerle, yurtdışından gelen ithal ürünler arasında fiyat anlamında çok ciddi bir fark oluştu. İthal ürünlerin fiyatları çok yüksekti. Makineyi sadeleştirmemizin nedeni de bu oldu zaten. Piyasaya ilk çıkardığımız makineler, ithallerine göre beşte bir fiyatınaydı. Biz bunla kalmayalım dedik. İlk ürettiğimiz makineler dakikada 1 tane çakıyordu. Avrupa’ya baktığımızda dakikada 13 tane çakan palet makineleri vardı. Kendimizi geliştirip dakikada 7 tane çakan makine ürettik. Sonra zamanla ürünlerimizi talebe göre geliştirdik. Ardından da ‘Bunu çakım makineleriyle bırakmayalım, hat kuracak sistemler de üretelim’ dedik. Avrupa’daki gibi takım makineler üretmeye karar verdik. Talep doğrultusunda kesim makinelerinin tomruk olarak girip yongaların cips haline getirilene kadarki son aşamaya kadar tüm sürecin gerçekleştirildiği entegre tesisler kurmaya başladık. Palet üretimi yapan bir fabrikada kullanılan küçük/büyük tüm makineleri A’dan Z’ye üretip fabrikaya kurabiliyoruz. Mühendislik ve üretim sistemi kurup firmalara daha kolay üretim yapmalarını sağlayan makineler üretiyoruz.

Bu sistemleri yurtdışına da kuruyor musunuz?

Kesinlikle, zaten yoğunlukla yurtdışından talep alıyoruz. Bu hatların kurulumuna ilk olarak Ukrayna ile başladık. Rusya, Bulgaristan, Almanya’da bu tür entegre sistemler kurduğumuz fabrikalar da oldu. Berlin’de var Alman Form BE olarak 7 yıldır ofisimiz. Makinenin anavatanına makine satıyoruz bir anlamda. Firmamız en önemli dönüm noktasını bu makineleri Almanya’ya sattığında yaşadı. Alman alıcısı çok zor, her türlü belgeyi ve yüksek kaliteyi üründe görmek istiyor. Biz de kendimizi Almanlara mal satacak seviyeye getirdik. İşletmemizdeki tüm yapımızı buna göre değiştirdik.

Palet makinelerinde olduğu gibi başka yerli makine çalışmalarınız oldu mu?

2006-2007 yılında kablo makara üretim makineleri üretim talebi geldi. Bu makineleri dünyada yapan 5 firma var. Bu üretimi kendi bünyemizde yapar mıyız dedik ve yaptık. Hem Türkiye’deki makara üreticilerine satıp onların gelişimine katkı sağladık, hem yurtdışına ihraç edip ülkemize döviz kazandırdık.

2016 itibarıyla ne kadarlık ihracata imza atacaksınız?

Bu yıl sonunda 3 milyon euroluk ihracatı gerçekleştirmiş oluruz. Yılda 200-220 civarında makine üretiyoruz. Makinelerimizin boyutları 10 metreden 150-170 metreye kadar değişik ebatlarda. Küçük makineler ürettiğimiz gibi, çok uzun hatlar da kurabiliyoruz. Almanya’da metal kutu tesisine 250 metre uzunluğunda bir üretim hattı kurduk. Bizim makinelerimiz sayesinde o firma, Almanya’da sektörünün en büyük firması haline geldi.

Üretimin yüzde kaçını ihraç ediyorsunuz?

Bugüne kadar yaklaşık 40 ülkeye ihracat yaptık. Üretimin yüzde 75’ini ihracat oluşturuyor. Bir dönem bu oran yüzde 90’lara kadar çıkmıştı. Ama iç piyasayı da bırakmak istemiyoruz. Az da olsa iç pazara makine üretmeye devam edeceğiz.

Yurtdışında hedeflediğiniz yeni pazarlar var mı peki?

Şu anda yurtdışında 9 satış noktamız var. 2017 yılında bu noktaları 22’ye çıkarmak istiyoruz. Kanada, Brezilya, Şili pazarlarına girmek amacımız. Kanada’da satış değerleri çok yüksek. Rakiplerimiz olmasına rağmen bu pazarları değerlendirmek istiyoruz.

Biraz da fabrikanız hakkında bilgi almak isteriz. Üretim alanınız ne kadar, üretim maliyetlerini düşürmek adına çalışmalar yapıyor musunuz?

İnegöl’deki fabrikamız 5 bin 500 metrekaresi kapalı, bin metrekaresi açık olmak üzere toplam 6 bin 500 metrekare alan üzerinde kurulu bulunuyor. 48 çalışanımız var. Üretim yaparken müşterilerden ve piyasadan gelen talepleri dikkate alıyoruz. Neyi nasıl üreteceğimizi bir anlamda pazar belirliyor. Bu gözle bakıp gelen talebe göre yeni bir marka oluşturduk. Tüketiciden ekonomik ürün talebi gelince biz de bu müşteri kitlesine hitap etmek için farklı bir alt marka yarattık. Bulgaristan, Macaristan, Ukrayna, Sırbistan, Rusya gibi satın alma gücü çok düşük olan üreticileri hedef alarak, otomasyonu düşük manueli fazla bir makine ürettik. Teknoles markasıyla üretim maliyetleri daha düşük, dolayısıyla daha ekonomik ürünler ortaya çıktı. Bu marka ve ürün segmenti, bizim Çin’le rekabet etmemizi de kolaylaştırdı. Böylece Form Makine’nin marka değerini hiç bozmadık. Yeni markayla müşteri portföyümüzü daha geliştirip, hitap ettiğimiz kitleyi çeşitlendirmiş olduk.

formss4

“Palet üreticileri zorda”
Palet sektörü 2016’da çok ciddi kan kaybı yaşadı. Devletin finanstaki yanlış politikası nedeniyle ahşap palet üreticilerinin yaklaşık yarısı battı. En büyükleri bile zor durumda. Bankaların piyasa tedirginliğinden dolayı kredilerini geri çağırdılar. Firmalar, bankacılıktaki sıkıntıların ceremesini çekiyor. Bu sektöre makine üreten bir firma olduğumuz için sıkıntıyı yakından görüyoruz. Biz ihracatımız olmayıp sadece iç piyasaya mal üreten bir firma olsaydık, biz de bugün çok zor durumda kalırdık.

Bu yıl yeni ürün ya da üretim yatırımlarınız oldu mu?

Evet, 2016 önemli bir değişikliğe imza attığımız bir yıl oldu. Fason yaptırdığımız metal, lazer, abkant, kesim, büküm işlemlerini kendi bünyemize aldık. 2016 yılında 2.5 milyon TL’lik bir yatırımla fasonu bitirip kendi bünyemizde üretmeye başladık. Şimdi artık fabrikaya çelik giriyor, sac giriyor makine olarak çıkıyor. Metal fason işlerini bünyemize aldıktan sonra üretim hızımız arttı, maliyetlerimiz düştü. Ayrıca pazardan gelen talebe yetişmek adına kapasite artırıcı yeni bir yatırım yaptık. Ankara’daki bir üreticiye fason üretim verdik. 12 çalışanı olan bu fabrikada Form Makine’ye üretim yapılıyor. Talebe yetişmek için bu yıl yaptığımız bir başka yeni uygulama daha oldu. Daha önce fason üretim yapma talebinde bulunan firmalarla barter sistemini uygulamaya başladık aramızda. Biz onlardan tomruk kesme makinesi alıyoruz, biz ise kendi ürettiğimiz makinelerden onlara veriyoruz. Bu da ürün çeşitliliğimize katkıda bulunuyor. Bu tür yatırım ve uygulamalar gelen talebi karşılamamızda bizi büyük oranda rahatlattı.

Peki gelecekle ilgili firmanızın planları neler? Yeni yatırımlar var mı yine gündeminizde?

Evet var, yeni bir yatırıma daha giriyoruz. 2017’de yatırımımız ısı sanayiye yönelik olacak. Yurtiçinde 42 bayisi olan bir firmayı, makineleriyle satın aldık. Fakat markasını satın almadık. Peletle yanan otomatik beslemeli kat kaloriferi sistemi üretim ve satışını yapacağız. Pelet, talaşın sıkıştırılarak küçük parçalara bölünmesiyle oluşan, katma değeri ve yakıt kalorisi çok yüksek olan bir ürün. Türkiye’de yeni yeni kullanılmaya başlandı. Gelecekte ise Türkiye’de çok daha fazla kullanılacak. Kısacası önü açık bir üretim konusu. Bünyemize kattığımız üretim makineleri için 2017 yılında 2 bin metrekarelik bir alanda fabrika kuracağız. Kısacası 2017 yılında pelet makineleri ve pelet yakma makineleriyle ısı sanayine gireceğiz. Bizim üretimimizden çıkan talaşı değerlendirmeleri için firmaları da yönlendireceğiz. Ukrayna’da talaş hâlâ çok değersiz bir ürün. Onu da değerlendirmek için bu makinelere ihtiyaç var.

Firmanızı tanıdık, şimdi de sektörün gelişimini konuşalım. Nasıl buluyorsunuz ağaç işleme makineleri sektörünün son yıllardaki gelişimini?

Ahşap işleme makineleri sektörü geldiği nokta itibarıyla iyi bir durumda ve her yıl daha da iyiye gidecek potansiyele sahip. Ancak bu potansiyelin değerlendirilmesi için firmaların desteğe ihtiyacı var. Firmamız, kurulduğu günden bu yana fuar ve katalog desteği hariç devletten hiç destek almadı. Devletin yerli imalatçı üzerinde çok eksiği var. Destek işi düzgün, hiç sıkıntısı olmayan firmalara veriliyor. Halbuki desteğe daha çok ihtiyacı olan firmalar var. Destekler için gerekli kriterleri, prosedürleri yapabilsek zaten desteğe ihtiyacımız olmaz. İhtiyacı olanın bir yerde mutlaka bir sıkıntısı oluyor. Devletin zaten verdiği destekle bu açığı kapatması lazım. Desteği veren görevli danışmanların kontrolü çok yetersiz. Danışmanların, firmaları çok iyi kontrol etmeleri lazım. Bu olmayınca masa başı bürokrasi ile üreticinin ihtiyacı de örtüşmüyor. Yerli üreticiyi masa başındakilere mahkum etmemek gerek. Bürokrasi ile üreticinin önü tıkanıyor. Eğer bu desteklerden faydalanabilseydim, bugün- künden çok daha fazla ihracat yapar ülkeye katma değer kazandırırdım.

Gelişimi hızlandırmak için sizin önerileriniz nedir? Sektörü büyütecek ne gibi adımlar atılmalı?

Sektörün gelişimi için sanayicinin AR-GE ve ÜR-GE desteği görmesi lazım. Gelişim AR-GE yaptığın oranda sağlanır. Firmaların dünyaya iyi bakmaları lazım. Gelişmiş ülkelerin bir çoğuna denk hale geldik. Üzüldüğüm konu ise hâlâ yüzde 100 yerli olmamamız. Yüzde 70 bile yerli değiliz. Makinenin parçalarının büyük bölümünü yurtdışından almak zorunda kalıyoruz. Otomasyon konusunda ise hiç yokuz. Devlet yerlileştirme adı altında bir proje hayata geçirmeli. Yabancı firmalar, ithal ürünler olmasa kendisini geliştiremez. Yerlileştirme stratejisine gerek var mı derseniz, kesinlikle var derim. Onların bittiğinde biz de biteceğiz.