Talepteki dinamizm ile panel mobilyadaki yatırım rüzgarı hiç dinmeyecek

Türkiye’nin en büyük entegre mobilya üretim tesisine sahip olan Boydak Holding’in Yönetim Kurulu Üyesi ve Türkiye Mobilya Sanayicileri Derneği (MOSDER) Başkan Yardımcısı Bekir Boydak, mobilya sektörünün geleceğinden oldukça umutlu. Başta panel mobilya olmak üzere sektördeki dinamizmin büyümeyi ve beraberinde yeni yatırımları da artırmaya devam edeceğini söyleyen Bekir Boydak’a göre moda ve tasarım talebi, talep de üretimi tetikleyecek ve mobilyadaki yatırım rüzgarı uzun yıllar daha sürecek.

Bulunduğu coğrafyanın en büyük ve en güçlü mobilya üreticisi olan Türkiye’de ağaç işleme makineleri sektörünün geldiği noktayı da çok başarılı bulduğunu ifade eden Bekir Boydak,  “Ağaç işleme makinelerinin bize verdiği omuz desteği sayesinde üretim gücümüzü artırdık ve bugünlere geldik. Ülkemizde kurulu tesisleri olan, ithal ikamesinin yerine geçen üretim yapan, teknik servis konusunda elimizin altında, aynı lisanı konuştuğumuz bir sektörle çalışmaktan ve birlikte büyümekten mutluyuz. Geçmişte olduğu gibi gelecekte de ağaç işleme makineleriyle birbirimizi büyütmeye devam edeceğiz” mesajını veriyor.

Bekir Boydak yaptığımız röportajda, panel mobilya sektörünün bugünü ve geleceği ile ağaç işleme makineleri sektörüne yönelik görüşlerini aktardı.

Mobilya sektörü üretimdeki gücünün yanı sıra son yıllarda ihracatta da önemli bir artışa sahne oluyor. MOSDER Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olmanız itibarıyla sektörün gelecek dönem ihracat hedeflerini aktarır mısınız?

Sektör bugünkü 2.4 milyon dolarlık ihracat rakamına 500 bin dolar seviyelerinden geldi. 10 yılda çok büyük gelişim gösterdi ve ihracatını yaklaşık 5 kat artırdı. Mobilya sektörü 2.4 milyon dolarlık ihracatını bu yıl sonunda 3 milyon dolara çıkarmayı hedefliyor. Bu rakamın 2023 yılında ise 10 milyon dolara ulaşmasını amaçlıyoruz. Bugün çok sayıda Türk markası dünyaya ihracat gerçekleştiriyor. İthalatının ihracatına oranla çok düşük olması mobilya sektörünün en dikkat çeken gerçeği. Cari açığı olmayan ender sektörlerden biriyiz.

Türkiye’de ihracatı ithalatından 4 kat daha fazla olan bir başka sektör yok diye biliyorum. Geleceğe yönelik ümitliyiz ve beklentilerimiz çok yüksek. Mevcut potansiyelini göz önüne aldığımızda sektörün çok daha iyi bir noktaya ulaşması gerek. Bunun da olacağına inanıyoruz.

Panel mobilya sektörünün bugünlere gelirken başarısını sağlayan faktörler neler oldu?

Sektör varolduğu günden dışa açıldığı yıllara kadar hep büyüdü. Bunu da tek başına yapmadı. Başarı tek başına olmaz. Sektör; makinesi, yan sanayisi, bayisi, üreticisiyle bir bütün olmayı başarabildi. Bunun da çok olumlu sonuçlarını gördü. Aynı zamanda sektörün en büyük şansı, mobilyayı işleme noktasında iyi kalitede makinelerle yola çıkmasıydı. Teknolojik anlamda o kadar gelişim yaşandı ki, çocukluğumuzdaki o makinelerin hiçbiri bugün yok. El işiyle yapılan mobilya da artık kalmadı. Zaten el işi üretimin nitelik, sayı ve kalite olarak standardını sağlamak da zor.

Özellikle Türkiye’nin dışa açılma süreciyle birlikte mobilya sektörü olarak kaliteli makineleri temin ederek seri üretim mantığını benimseyip hayata geçirdik. Böylece iyi ve standart kalitede ucuz ürün üretmeyi sağlayıp komşularımıza ve Avrupa ülkelerine satarak dışa açıldık.

Sektör son dönemde ihracat rotasında nasıl bir değişim yaşıyor?

Çevremizdeki ülkelerde krizler, savaşlar var. Bu nedenle firmalar ve dernek olarak yeni pazarlar peşindeyiz. Zaten pazarı çeşitlendirmeden aynı pazara ihracat yapmak pek de doğru değil. Bundan dolayı pazarı farklılaştırmak önemli. Bugün sektör dünyanın 100’den fazla ülkesine ihracat yapıyor. Ama bu yeterli değil. Bu çerçevede özellikle nüfus olarak çok yoğun ülkelere çalışmalar yapıyoruz, fuarlara katılıp ihracat kanallarını zorluyoruz. Güney  Amerika, Çin, Hindistan gibi ülkeler 2016 yılından itibaren yeni pazar çalışmalarımızın içinde yer alacak. Ancak hedeflerimizin gerçekleşmesi için de devletten önümüzdeki engellerin kaldırılmasını istiyoruz.

Nedir bu engeller?

Navlun ve gümrüklerin kurulacak devletlerarası ilişkiler sayesinde kademeli kadar düşürülmesi ve ardından tamamen kaldırılması sektör açısından çok büyük kolaylık anlamına geliyor. Mobilya hem navlunu pahalıyken bir yandan da ciddi oranlarda gümrük vergilerine takıldığı zaman rekabetçi olamıyor. Yerli üretici olarak yurt içinde rekabetçiyken, yurt dışına mal gönderirken bu maliyetler nedeniyle rekabetçi özelliğimizi kaybediyoruz. Sanayici-üretici olarak biz üzerimize düşen görevi yaparken devletten de navlun ve gümrük maliyetlerini kaldırarak sektörün bir anlamda önünü açmasını istiyoruz. Bu duruma en iyi örnek İran. Geçtiğimiz yıllarda sektörün İran’a 300 milyon dolar seviyelerinde ihracatı vardı. Bu ihracat şu anda çok azaldı. Türk ürünlerine yüzde 100 oranında gümrük koydu ve ihracat şansımızı bu pazarda kaybettik. Bu nedenle ticaret yaptığımız ülkelerle ilişkilerin sağlıklı ve iyi bir düzeyde tutulması çok önemli.

Panel mobilyada tarz nereye doğru gidiyor?

Yurt dışında bunu genellemek çok zor çünkü her ülkenin yaşam tarzı, mobilya kullanım alışkanlığı farklı. Kimi estetik, kimi konforlu mobilya seviyor. Hedef pazar seçerken o pazarın beklentilerine cevap vermek gerekiyor. Ayrıca işin içine zevkler, desenler, modeller de giriyor. Biz de bunları önceden inceleyip araştırıp pazara öyle giriş yapıyoruz. Ancak genel olarak bakarsak panel mobilyada moderne doğru bir kayış var. Türkiye’de geçmişten bugüne ciddi bir değişim yaşanıyor. Cilalı, oymalı, boyalı mobilyalar azaldı. Zaten azalmak da zorunda. Seri üretim mantığına uymayan ve iş gücünün yoğun olduğu mobilyaların üretim maliyeti daha fazla, bu da satın alma potansiyelini çok etkiliyor. Piyasada tüketimin yoğun olduğu nüfus grubuna hitap eden, seri üretim mantığında üretilip daha uygun fiyatlara satılan ürünler hakim. Ayrıca içinde moda mutlaka barındırıyor.

Geçmişte mobilyada hiç olmayan plastik, cam, metal gibi aksesuar kullanımı bugün artık olağan karşılanıyor. 10 yıl önce pazarda asla yer bulmayacak ürünler bugün ilgi görebiliyor. Çok dinamik bir sektör olması nedeniyle sürekli de gelişiyor.

Peki panel mobilyanın gündeminde yeni yatırımlar var mı?

Türkiye’de mobilya çok büyük bir sektör. İşletmeler sürekli yenileniyor, kapasite artırıcı yatırımlar yapılıyor. Yatırım bu sektörde hiçbir zaman bitmez. Çünkü her yıl modası değişen çok dinamik bir sektör haline geldi. Mobilya içinde zevk barındıran ve sık değiştirilen bir ürün grubu oldu. 30 yıl önce ihtiyaçtan dolayı mobilya alınırdı. Son yaptırdığımız tüketici araştırmalarında görüyoruz ki artık mobilya değiştirme sıklığı 8 yıla kadar düştü. Avrupa’da bu süre 2,5 yıl. İnsanların geliri arttıkça mobilya değiştirme sıklığı da artıyor. Türkiye genç nüfusa sahip olan, evlilik oranları yüksek, çekirdek aile kavramının hızla geliştiği bir yapıda. Ayrıca son yıllarda gündemde olan kentsel dönüşüm projeleri de mobilya tüketimini tetikleyen bir faktör. İhracatta ise komşu ülkelerimizdeki sorunların elbet bir gün biteceğini düşünürsek, bu pazarlar bizim için önemli fırsat kapıları olacak. Türkiye bu coğrafyanın en büyük ve güçlü mobilya üreticisi. Dolayısıyla sektörün önümüzdeki dönemde de büyümeye devam edeceğine ve yeni başarılı yatırımlara imza atacağına inancımız tam. Gelecekten umutluyuz.

Mobilyanın markalaşma konusunda başarılı bir sektör olduğuna inanıyor musunuz?

Kesinlikle başarılı. Bizim şirket olarak kurulduğumuz zamanlarda mobilya markası yoktu. Marka aslında bir    vaattir. Biz 1990’larda markalaşma çalışması yaptık, Avrupa’yı örnek alıp standart kurallar oluşturup hayata geçirdik. Bu şekilde hem iç hem dış pazarda büyüdük. Marka vaatlerimiz arasında yer alan satış sonrası hizmetlerini, satış noktalarını, pazarlığa tabi olmayan fiyatları, ödeme koşullarını, evlere servis ve montaj koşullarını standart hale getirdik. Sektördeki firmalar bizim bu çalışmalarımızı örnek aldı. Bu değişimin takipçisi olan birçok marka doğdu. Bu hoşumuza gidiyor. Çünkü markalı mobilya artınca kayıtsız üretim ve haksız rekabet de azalıyor. Aynı zamanda tüketici de mağdur olmuyor.

Türkiye’ye girmeyi planlayan ithal panel mobilya markalarının şansı ne kadar sizce?

İthalatın sektördeki payı oldukça az ve nüfusun çok az bir kısmına hitap ediyor. Sektöre önümüzdeki dönemde de büyük ithal markalar girebilir. Türkiye pazarında şansını denemek isteyen ithal markalar mutlaka olacaktır ama ben şanslarının yüksek olduğunu düşünmüyorum. Çok büyük miktarlarda pazara hakim olamazlar çünkü Türkiye fiyata duyarlı bir pazar. Dolar ve euro ile yurt dışından mobilya getirip Türkiye’de büyük kitlelere satış yapmak çok mümkün değil. Yüksek fiyatlarla ancak küçük bir kitleye satış yapılabilir bu pazarda.

Ağaç işleme makineleri sektörü yıllardır mobilya sektörüyle omuz omuza çalışıyor. Bu çerçevede ağaç işleme makineleri sektörünün son 15 yıllık değişimini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bugün geldiği noktayı başarılı buluyor musunuz?

Mobilya ile ağaç işleme makineleri sektörü bugünlere birlikte büyüyerek geldiler. Bu iki sektör büyüme başarısını birlikte gösterdi. Günün modern teknolojilerine önce onlar uyum sağladı, biz de dolayısıyla onlar sayesinde bu teknolojileri alıp kullandık. Günümüzde işletmeler minimum karlılıklarla çalışıyor. Tasarrufa yönelik her ne varsa sanayici için üretici  için önemli hale geldi. Sektörün gerekliliğini oluşturan makinelerin başında daha verimli ve elektronik, daha hassas, hata yapmayanlar geliyor. Makine sektörü bu anlamda çok gelişti. Ağaç işleme makineleri sektörünün geldiği noktayı da çok başarılı buluyorum. Mobilya sektöründeki firmaların büyümesine büyük katkıları oldu. Bize verdikleri omuz desteği sayesinde üretim gücümüzü artırdık. Ülkemizde kurulu tesisleri olan, ithal ikamesinin yerine geçen üretim yapan, dövizin dışarı kaçmasına engel olan, teknik servis konusunda elimizin altında, aynı lisanı konuştuğumuz bir sektörle çalışmaktan ve birlikte büyümekten mutluyuz. Geçmişte olduğu gibi gelecekte de ağaç işleme makineleriyle birbirimizi büyütmeye devam edeceğiz.

Ağaç işleme makineleri sektörü geçen yıl mobilya sektörüne 294 milyon dolarlık makine satışı gerçekleştirdi. Sizin beklentileriniz nedir ağaç işleme makineleri sektöründen?

Öncelikle şunu belirtmek isterim, ağaç işleme makineleri sektörü mobilya sektörünün beklentilerini bence gayet iyi karşılıyor. İthal ikamesini sağlayan hassas nitelikli makineler bizim sektörün en önemli beklentisini oluşturmakta. Bunu sağladıkları noktada yerli üreticiye sahip çıkıyoruz. Türkiye’de eşdeğerini bulduktan sonra niye ithal edelim makinemizi? Ülkemizin cari açık vermesini, kendi iş gücümüzle üretileni almak yerine gidip yurt dışından makine almayı biz de istemeyiz zaten. Tercihimiz yerli makinelerden yana ve bu gelecekte de böyle olacak. Yeter ki dünyadaki örneklerinden geri kalmasın. Hatta bir adım önde olmasını da isteriz. Türk ağaç işleme makineleri sektörünün Avrupalıdan daha iyi makine üretmesi bize çok büyük gurur verir.

Mobilya ve makine sektörlerinin birlikte büyümesi adına sizin önerileriniz neler? Hangi konularda işbirlikleri yapılabilir?

Çok şey yapılabilir. Öncelikle oturup bu konuda beyin jimlastiği yapmak lazım.  Ağaç işleme makinesi, üreticisi yan sanayicisi, alanı satanı hepimiz aynı geminin içindeyiz. Gemiyi selametle ulaştırmak için elimizden ne geliyorsa yapmalıyız. Öncelikle hem mobilyanın hem de makinenin üretimini direkt etkileyen kalifiye eleman konusunu ele almak gerekir. Operatörlerin yetiştirilmesi için sanayi ile üniversitelerle ve meslek liseleriyle birlikte ortak akıl oluş- turulabilir. Mobilya sektörünün kaliteli ve verimli üretim yapabilmesi adına makine sektörüyle işbirliği yapmak zorunda. Burada ortak aklı çalıştırıp, birlikte komiteler kurup, ara eleman, operatör, tasarım konusunda görev alanların yetiştirilmesi konusunda birbirimizi geliştirecek çalışmalar mutlaka yapılmalı.

Yönetim Kurulu Üyesi  olduğunuz MOSDER’in en önemli projesi nedir?

Belli bir büyüklüğe erişmiş firmalar, ihracatçılar bünyemizde yer alıyor. İyi başardığımız  işlerden biri 12 yıldır sektör adına İstanbul’da düzenlediğimiz Mobilya Fuarı oldu. Sektördeki ihracat artışlarının bir nedeni de bu fuardır. 12 yıldır sektörde tasarım yarışması düzenleyerek bu konuda bilinçlendirme  yapıyoruz. Markalaşma konusunda eğitimlerimiz sürekli yapılıyor. Hep bir gayret içindeyiz.

“Sektörlerimiz adına yapılacak her türlü işbirliğine hazırız”

“AİMSAD’ın kurulması MOSDER olarak bizi çok memnun etti. AİMSAD ile bir araya gelip sektör adına ortak akıl üzerinde çalışmayı çok arzu ederiz. Kurulan dernekler sektöre katkı sağlayıcı, proje peşinde koşan, sektör adına ne yapılabilirin çabasını veren yapılardır. Birlikte hareket ederek hem kalifiye eleman yetiştirilmesi konusunda eğitimler hem de okullarla sanayiciyi buluşturacak çalışmalara, ihracatı artıracak projelere, üniversitelerle işbirliklerine imza atılabilir. Eminimki 3-4 yıl içinde de ektiğimiz tohumlar yeşerecektir. Sektör adına yapılacak her türlü işbirliğine biz hazırız.”

“Boydak’ta hedef  ihracatı artırmak”

“Mobilya sektöründe Boydak Holding, İstikbal, Bellona ve Mondi markalarıyla faaliyet gösteriyor. Şu anda yerli pazarda 2 bin civarında franchisinge sahibiz. Yurt dışı pazarda 400 adet satış noktamız var. Yüzde 15 ihracatla devam ediyoruz. İşimizde farklılaşmak ve işimizi büyütmek için yatırımlara devam ediyoruz. Bu yıl dünyanın en büyük sünger fabrikasını 150 milyon TL yatırımla Kayseri’de açtık, bu tesisle ilave 500 kişilik istihdam sağladık. Türkiye’nin bitmiş ev mobilyası ihracatının yüzde 25’ini bugün tek başımıza Boydak Holding olarak karşılıyoruz. Yurt dışında da yatırımlarımıza devam ediyoruz, 2015’te yurt dışında 20 yeni mağaza açtık. Amacımız ihracat oranlarını artırmak. Ağırlıklı Avrupa pazarı olmak üzere dünyada 100 ülkeye ihracat yapıyoruz. Geçen yıla göre bu yıl yüzde 20’lik büyüme hedefimizi tutturma yolundayız. Üretimi artır-mak için modernizasyon yatırımlarını hayata geçiri-yoruz. Her yıl düzenli olarak yenileme ve kapasite artırıcı yatırımlar yapıyoruz. Yapmaya da devam edeceğiz.”