Teknolojinin Payını Artırmalıyız

Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) Genişletilmiş Başkanlar Kurulu Toplantısı TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi ev sahipliğinde Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık’ın katılımıyla gerçekleştirildi.

Bakan Işık toplantının açılışında yaptığı konuşmasına dün kalp krizi geçirerek vefat eden Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa V. Koç’a rahmet, ailesine, yakınlarına ve iş dünyasına başsağlığı dileyerek başladı.

Son dönemde Koç Grubunun Ar-Ge ve inovasyona verdiği önemden bahseden bakan, bu vesileyle son zamanlarda sık sık Mustafa Koç ile bir araya geldiklerinden bahsetti.  İhracatçıların Türkiye’nin büyümesinin en yakın şahidi olduklarına işaret eden Işık, şunları kaydetti:

“Biz güven ve istikrarı tesis ettik, sizin önünüzü açtık, siz de bizim açtığımız yollardan ilerlediniz ve Türkiye’nin gelirinin, refahının artmasına büyük katkı sağladınız. Ekonomik alanda attığımız adımların çok daha ötesinde, siyasi ve diplomatik açıdan da çok değerli adımlar attık. Mesela Türkiye’yi dünyada en fazla dış temsilciliği bulunan 7’nci ülke durumuna çıkardık. İstedik ki Türk girişimcisi Afrika’nın, Latin Amerika’nın her köşesine gittiğinde, orada Türkiye Cumhuriyeti bayrağını görebilsin, Türkiye Cumhuriyeti büyükelçisini ve konsolosunu yanında bulabilsin.

Serbest ticaret anlaşması yaptığımız ülke veya ülke grubu sayısını 23’e ulaştırdık. THY, dünyada en çok noktaya uçuş yapan havayolu şirketi haline gelerek küresel markamız oldu. Seyahat etmeyi kolaylaştırmak için vize muafiyeti uygulamalarını yaygınlaştırdık. İnşallah, bu yıl, en büyük ihracat pazarımız olan AB ile vize muafiyetinin gerçekleşecek olması, en çok da ihracatçılarımız için önemli bir gelişme olacaktır.”

Işık, sanayicilerin birbirine rahat ulaşabilmesi amacıyla kurulan ve Türkiye’de kim, nerede, ne üretiyor gibi bilgileri bir araya getiren Lonca portalının bugüne kadar 200 binden fazla ziyaretçisi olduğu bilgisini vererek, bu portal sayesinde bazı ihracat sözleşmelerinin gerçekleşmesinden memnuniyet duyduklarını aktardı.

Bu amaçla, web portalının İngilizce olarak da yayınına başladıklarını anımsatan Işık, aynı şekilde, Türkiye’deki akredite test ve muayene hizmeti veren laboratuvarlara ulaşılmasını sağlayacak portalı da devreye aldıklarını, iki ay içinde akredite olmayan laboratuvarları da portala dahil edeceklerini söyledi.

“İhracatçımızın önünü açmaya devam edeceğiz”

“Hem ekonomik hem de diplomatik açıdan ihracatçılarımızın önünü açmaya bundan sonra da devam edeceğiz” diyen Işık, konuşmasına şöyle devam etti:

“Zira ihracatçılarımızın bu ülke için ne kadar büyük bir değer ürettiklerinin farkındayız. Türk ihracatçısı, risk alabilen, değişikliklere hızlı cevap verebilen özellikleri ile küresel rakiplerinden ayrışmaktadır. Hükümetimiz ve reel sektörümüzün iş birliği ile 2002’de 36 milyar dolardan aldığımız ihracatı, 2014 yılında 158 milyar dolara çıkarmıştık. Çok daha önemlisi ihracatımızı nitelik anlamında da geliştirdik, iyileştirdik.

Bir milyar doların üzerinde ihracat yaptığımız ülke sayısı 2002’de 8, 2014’te 34’tü. Bir milyar doların üzerinde ihracat yaptığımız ürün grubu 2002’de 9 iken 2014’te 37 idi. Yine AB ülkelerinin ihracatımızdaki payı yüzde 55 seviyesindeydi, yüzde 43’e geriledi. Buna mukabil, Afrika’nın Kuzey ve Güney Amerika’nın ihracatımızdaki payı ise önemli bir artış gösterdi.

Aynı şekilde, TİM verilerine göre, en fazla ihracat yapan ilk bin firmanın toplam ihracatımızdaki payının, son dönemde her yıl düzenli olarak yüzde 1 civarında azalması KOBİ’lerin ihracattan payının yüzde 1 arttığı anlamına geliyor. Bu da ihracatın tabana yayıldığının en önemli göstergesi.”

Bakan Işık, bakanlıktaki Girişimci Bilgi Sistemi (GBS) verileri hakkında da katılımcılara bilgi verdi. Verilerin KOBİ’lerin ihracattaki, gelir artışındaki rolünü net şekilde gösterdiğine dikkati çekerek, “Verilere göre, 2006 yılında ihracatçı KOBİ sayımız 41 bin civarındayken, 2014 yılında ihracat yapan KOBİ sayımız 56 bini geçmiştir. Yani, 2002’de 36 milyar dolar, 2006 yılında 85 milyar dolar olan ihracatımızı, 2014’te 158 milyar dolar seviyesine getirmemizde, ihracat yapan KOBİ sayısındaki bu artış doğrudan etkili olmuştur” dedi.

Daha fazla KOBİ’nin ihracat yapmasının önemine de değinen Işık, 2014 yılında, imalat sanayinde ihracat yapan KOBİ’lerin karlılık oranı yüzde 6,6 iken, yapmayanların karlılık oranının sadece yüzde 3,7 olduğuna dikkati çekti.

Fikri Işık, 2015’te, gerek küresel ekonomiden gerekse jeopolitik nedenlerden dolayı ihracatta yüzde 10 civarında bir düşüş yaşandığını, yine de 239 ülke ve gümrük bölgesine ihracat yapıldığını belirterek, konuşmasına şöyle devam etti:

“Küresel ekonomideki gelişmeler, özellikle de parite etkisi ve emtia fiyatlarındaki gerileme, ihracatımızın düşüşünde etkili oldu. Doğrusu bu kadar zor geçen bir yılda, yine de 145 milyar dolar civarında bir ihracat yapmış olmamızın çok büyük bir başarı olduğunu düşünüyorum. İthalatımızın daha yüksek bir oranda gerilemiş olması, ticaret açığımıza olumlu yansıyor. Aynı şekilde, ihracatın ithalatı karşılama oranı, 2015’te yüzde 70 seviyesine yükseldi. Biz her zaman samimi, dürüst, şeffaf bir iktidar olduk.

Bu nedenle, açık konuşmak durumundayım, 2016 da zor bir yıl olacak. Küresel ekonomideki sıkıntılar ve bizim bölgemizdeki sorunlar devam ediyor. Ancak özellikle seçimlerin geride kalmasının ve siyasi istikrarın yeniden oluşmasının bize itici bir kuvvet kazandıracağını düşünüyorum. Yine İran’a yönelik uluslararası yaptırım kararının kaldırılmış olması da ihracatçılarımız için ciddi bir fırsat teşkil edecektir.”

“Teknolojinin payını artırmalıyız”

Bakan Işık, Türkiye ekonomisinin ve ihracatının küresel risklerden minimum düzeyde etkilenmesi için, muhakkak surette daha yüksek katma değerli üretim yapısına geçilmesi, hem üretim süreçlerinde hem de nihai ürünlerde teknolojinin payının artırılması gerektiğini söyledi.

2002 tarihinden bu yana geçen dönemi birinci atılım dönemi, bundan sonrasını da ikinci atılım dönemi olarak nitelendiren Işık, “Birinci atılım döneminde, ülkemizde var olan ama atıl kalan potansiyeli açığa çıkarmaya, aktif hale getirmeye çalıştık. Başarılı da olduk ve o kapasiteyi maksimuma yakın bir düzeyde kullanmaya başladık” dedi.

Işık, ikinci atılım döneminde ise yeni kapasite oluşturması ve niteliksel bir sıçrama yaşanması gerektiğinin altını çizerek, şöyle devam etti:

“İşte 25 öncelikli dönüşüm programımız, bu açıdan çok büyük bir önem taşıyor. Eğer bu yapısal dönüşüm programını başarıyla hayata geçirebilirsek, bu ülke için gerçekten de farklı ve heyecan verici bir tecrübeyi hayata geçirmiş olacağız. Bu sadece hükümetin yapabileceği bir iş değil. Bu hep birlikte başarabileceğimiz bir iş.

Reel sektörün, STK’ların, üniversitelerin, medyanın, herkesin bu süreçte rol alması gerekiyor. TİM’e bu kapsamda çok teşekkür ediyorum, sadece ihracat yapan değil, nitelikli ihracat için takdire şayan çalışmalar yaptı. Bizim TİM gibi inisiyatif alan koordineli çalışan ve bu koordinasyon sonucunda da pek çok düzenlemenin hayata geçmesini sağlayan örgütlere ihtiyacımız var. Bu gibi destekleri önemsiyoruz.”

Fikri Işık, destek olmayanların en azından köstek olmaması gerektiğine dikkati çekerek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“İşte akademisyenlerin bildirisinde bunun kötü bir örneğini yaşadık. Bu ülke için bilgi üretmelerini beklediğimiz akademisyenlerin, teröre, teröristlere göz kırptıklarına şahit olduk. Sayın Kılıçdaroğlu’nun CHP kongresinde gösterdiği tavır ve yaptığı açıklamalar, bunun bir başka örneği oldu. Bir siyasi parti lideri için, kongre konuşmaları çok değerlidir.

Kongre konuşmaları, ülkenizle ilgili vizyonunuzu, programınızı, düşüncelerinizi paylaşmak için tüm gözlerin size çevrildiği bir andır. Ancak Kemal Kılıçdaroğlu, bu önemli zamanını Sayın Cumhurbaşkanımıza ağır hakaretler etmekle geçirdi. Açıkçası buna şaşırmadım, çünkü dünyanın her yerinde, fikri ve düşüncesi olmayanların sığınağı yalan, iftira ve hakaret olmuştur.

Eskilerin çok güzel bir sözü vardır, ‘Üslub-u lisan ayniyle insan.’ Kişinin konuşurken kullandığı üslup, o kişinin kalitesini de ortaya koyar. Biz bunlara takılmayalım, bunlarla zaman harcamayalım, işimize bakalım. Hükümetimiz eylem planındaki vaatlerini birer birer hayata geçiriyor.”

Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, “Ar-Ge Reform paketi kapsamında, tasarım ofisleri Ar-Ge merkezlerinin yararlandığı tüm desteklerden yararlanacak, Ar-Ge ve tasarım merkezlerinde istihdam edilecek olan Temel Bilimler mezunlarının maaşlarının brüt asgari ücret kadarlık kısmını 2 yıl süreyle devlet karşılayacak, Artık Ar-Ge merkezlerinde içerik denetimine Maliye müfettişleri girmeyecek” dedi.

Daha önce söz verdikleri kapsamlı Ar-Ge paketi konusunda sözlerini tuttuklarını anımsatarak, süratli şekilde paydaşlarla hazırlanan Ar-Ge Reform paketinin meclise sevk edildiğini, dün de bu reform paketinin mecliste ilgili komisyonda görüşmelerine başlandığını söyledi.

Komisyon görüşmelerinin salı günü de devam edeceği bilgisini veren, ardından paketin genel kurul gündemine taşınacağını aktaran Işık, paketin içeriğine ilişkin şu bilgileri verdi:

“Gerçekten de her yönüyle içimize sinen, Ar-Ge ve yenilik ekosistemimize büyük güç katacağına inandığımız bir paket hazırladık. Tekliflerimizin yasalaşmasıyla birlikte, tasarım ofislerinin Ar-Ge merkezlerinin yararlandığı desteklerden yararlanmalarını sağlayacağız. Tasarımın üretim ve ihracattaki etkisini hepimiz biliyoruz. Şimdi tasarım ofislerini aynen Ar-Ge merkezleri gibi destekleyeceğiz.

10 kişiyle kurulabilecek ve Ar-Ge merkezlerinin yararlandığı tüm desteklerden yararlanabilecek. Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde de tasarım ofisi kurulmasının kanunla önünü açmış olacağız. Bu sayede de hem tasarım ofisinde hem de Ar-Ge merkezlerinde daha fazla ve daha nitelikli personel istihdamını getirmiş olacağız.”

Bakan Işık aynı zamanda Ar-Ge ve tasarım merkezlerinde istihdam edilecek olan Temel Bilimler mezunlarının maaşlarının brüt asgari ücret kadarlık kısmını 2 yıl süreyle devletin karşılayacağı, personelin Ar-Ge çalışması ile ilgili olarak dışarıda geçirdiği sürelerinin de destek kapsamına alınacağını aktardı.

İhtisas Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin kurulmasının önünün açılacağını da ifade eden Fikri Işık, şunları kaydetti:

“Ar-Ge ve tasarım yapan firmalara destek sağladığımız gibi, Ar-Ge ve tasarım çalışmalarını sipariş yoluyla yapan firmalarımızın, özellikle de KOBİ’lerimizin de Ar-Ge indiriminden yararlanmasını sağlıyoruz. En önemli maddelerden biri bu bizim açımızdan. Her bir Ar-Ge merkezimizin, sadece kendi ihtiyaçları için Ar-Ge yapması yerine, artık Ar-Ge merkezlerimizde de ihtisaslaşma, uzmanlaşmanın önünü açıyoruz.

Kendi Ar-Ge merkezi kurma imkanı olmayan, özellikle KOBİ’lerimizin, ihtiyaç duyduğu Ar-Ge siparişini vererek, onu hem giderine hem de Ar-Ge indirimine yazmasının önünü açıyoruz. Tasarım ihtiyacı olan KOBİ’lerimizin, tasarım ofislerine sipariş vermesine imkan tanıyoruz.”

“Üniversite-sanayi iş birliği projelerinde yer alan öğretim üyelerimizin gelirlerini artıracağız”

Bakan Işık, üniversite-sanayi iş birliği projelerinde yer alan öğretim üyelerinin gelirlerinin de artırılacağına dikkati çekerek, “Ar-Ge merkezlerimizde öğretim üyesi çalışma şartlarını daha da iyileştiriyoruz. Radikal bir karar aldık. Meclis kabul ederse üniversite hocamızın sanayi ile yaptığı çalışmalardan elde ettiği gelirden gelir ve damga vergisi almayacağız, sadece döner sermayeye yüzde 15 kesinti yapılacak, gerisi hocalarımıza kalacak” dedi.

Daha önce Ar-Ge merkezi kurmak için gerekli personel sayısının 50’den 30’a düşürüldüğünü anımsatan Işık, reform paketi ile birlikte, özellikle ileri teknoloji gerektiren yazılım, ilaç, biyoteknolojik, bilgi teknolojileri gibi bazı sektörlerde bu rakamın 15’e düşürüleceğini söyledi.

Bakan Işık, başka önemli bir gelişmenin de Ar-Ge ofislerindeki içerik denetimine yönelik olduğunu bildirdi. “Artık Ar-Ge merkezlerinde içerik denetimine Maliye müfettişleri girmeyecek” diyen Bakan Işık, bu denetimin artık Sanayi Bakanlığı tarafından yapılacağı bilgisini paylaşınca salondan büyük alkış aldı.

“2016 sonunda Sanayi Bakanlığı evrakların getirilip götürüldüğü bir bakanlık olmayacak”

Ar-Ge, yenilik ve tasarım projeleri kapsamında yurt dışından temin edilen ürünlere Gümrük Vergisi istisnası getirileceğini, Gümrük Bakanlığı ile konuşulduğunu, bu ürünlerin de mavi hat uygulamasından yararlanmasının sağlanacağını ifade eden Işık, konuşmasına şöyle devam etti:

“Bakanlık bünyesinde yürüttüğümüz destek programlarını, KOSGEB ve TÜBİTAK gibi kurumlara devrediyoruz. Ben bir bakan olarak elimdeki yetkiyi kurumlara devrediyorum. Böylece bakanlık olarak, politika oluşturmaya, süreçleri yönetmeye daha fazla odaklanacağız. Artık proje bazlı etki analizine geçiyoruz.

Bizim artık yeni nesil teknolojilere, “sanayi 4.0″ gibi geleceğe damga vuracak dönüşümlere daha fazla zaman ayırma zorunluluğumuz var. Bakanlık olarak pek çok alanda bürokrasiyi azaltıyoruz. 2016 yılının sonunda, elektronik altyapımız hazır hale geldiğinde sadece bakanlığımızda, Maliye Bakanlığının ‘ıslak imza ile alınmalıdır’ dediği evraklar kabul edilecek. Bunun dışında şu andaki evrakların neredeyse yüzde 60’ından vazgeçiyoruz.”

Bu açıklamaya ilişkin de salondan yüksek alkış alan Bakan Işık, ikinci olarak diğer kurumlardan kendilerinin alabileceği evraklarla ilgili de 16 bakanlık ve kurumla protokol imzaladıklarını anlattı.

Üçüncü olarak ise, alınması mecburi evrakların da elektronik ortamda, elektronik imza ile alınacağının bilgisini veren Bakan Işık, bununla ilgili elektronik altyapının da 2016 yılı sonuna kadar tamamlanacağını, o saatten sonra da Sanayi Bakanlığının evrakların getirilip götürüldüğü bir bakanlık olmayacağını açıkladı.

Fikri Işık, “sanayi 4.0a verdikleri öneme işaret ederek, şu anda bir diğer önemli reform paketi “Üretim Reform Paketi” üzerinde çalıştıklarını duyurdu. Türkiye’nn artık teknolojide tribünden izleyen bir ülke olarak kalamayacağına dikkati çeken Işık, artık yeni teknolojilerin üretilmesi ve ihraç edilmesi gerektiğini, bu alanda son dönemde önemli başarılar elde edildiğini dile getirdi.

Türkiye’nin şu an 500 milyon dolara yakın bilgi ihracatı olduğuna vurgu yapan, bunun en az 10 milyar dolar olması gerektiğine dikkati çeken Işık, Üretim Reform Paketine ilişkin hafta sonu yaptıkları çalıştay ile ilgili katılımcılara bilgi verdi.

Bakan Işık, geçtiğimiz günlerde açıklanan 2016-2018 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’a atıfta bulunarak, “’İhracat hedeflerimizi bir önceki programa göre yukarı yönlü revize ettik. Bir önceki programda, 2018 için ihracat hedefimiz 192,5 milyar dolardı. Yeni programda ise bu hedefimizi 201,4 milyar dolara yükselttik. Net ihracatın büyümeye katkısını da önümüzdeki 3 yıl için sırasıyla 0,2, 0,5 ve 0,8’e yükselttik. Bu hedefleri yakalayacağımıza tüm kalbimle inanıyorum. Biz bu konuda üzerimize düşeni yapacağız. İhracatçılarımızın da üzerlerine düşeni yapacaklarını ve yeni bir destan yazacaklarını biliyorum” diye konuştu.