Ab-ı hayat suyundan can bulan Musa Ağacı

aimsaddergisi-reklamalani

Hatay’ın Samandağı ilçesi Hıdırbey Köyü’nde, Hz. Musa’nın toprağa diktiği asasının Ab-ı  hayat (ölümsüzlük suyu) sayesinde yeşermesiyle büyüdüğüne ve 3 bin yıllık  geçmişinin olduğuna inanılan Musa Ağacı, hikayesi ile  en ünlü ağaçlardan biri…

Onlar kocaman gövdeleri, göğe uzanan dalları, yılları alan ömürleriyle hikayesi olan ağaçlar… Tarihe tanıklık eden ağaçların birbirinden ilginç öyküsüne kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bu sayımızda Hatay’ın Samandağ ilçesinde bulunan, dalları ile yaklaşık 1000 m2’lik bir alanı kaplayan Musa Ağacı’ndan söz edeceğiz.

Rivayete göre; Hazreti Musa, halkına hitap etmek üzere ayağa kalkar ve kendisine, “İnsanların en bilgini kimdir?” diye sorulur. Hz. Musa “Benim” diye cevap verir. Allah-ü Teala, “En iyi bilen Allah’tır” demediği için Musa’yı azarlar. Ve “İki denizin birleştiği yerde bulunan bir kulum senden daha alimdir” diye ona vahyeder. Hz. Musa “Ey Rabbim ben onu nasıl bulabilirim” der. Allah ona “Bir zembile bir balık koy, onu sırtına al. Balığı nerede yitirirsen o zat oradadır” der. Hz. Musa yardımcısı ile yola çıkar. Bir kayanın yanına geldiklerinde dinlenmek üzere yatarlar. Balık kımıldayarak zembilden dışarı kayar, oradaki kaynayan suya dalar. Balık denize ulaşır.

Hz. Musa ve yardımcısı dinlendikleri yerden ayrılır ve yürümeye devam eder. Musa’nın yardımcısı balığın kaçtığını farkeder ama Hz. Musa’ya söylemeyi unutur. Ertesi sabah Hz. Musa yardımcısına “Sabah kahvaltımızı getir. Yorulduk” der. Yardımcısı “Hani bir kayanın yanına gelmiş yatmıştık ya! Ben balığı orada unuttum. Onu sana hatırlatmayı da mutlaka şeytan unutturdu” der. Musa “Bizim aradığımız orasıydı” der  ve hemen geri dönerler.  Musa konakladıkları kayanın dibinde örtüsüne bürünmüş bir adam görür ve ona selam verir. Bu adam Hz. Hızır’dır. “Ben Musa’yım” diye kendini tanıtır.

– “İsrail halkının Musa’sı mı?”

– “Evet.”

– “Sen, Allah’ın sana öğrettiği bir ilmi bilmektesin ki ben onu bilmem. Ben de Allah’ın bana öğrettiği bir ilmi bilmekteyim ki, onu da sen bilemezsin. Allah’ın sana öğrettiği hakkı bana öğretmen şartıyla sana uymamı kabul eder misin?” der.

Hz. Musa “Tamam!” der.

Beraber yola çıkarlar. Rivayete göre bu buluşulan yer Hatay’ın Samandağ ilçesindedir. Günümüzde Hz. Musa ve Hz. Hızır’ın buluştuğuna inanılan  bu yerde Hz. Hızır’ın türbesi bulunmaktadır. (Başka bir rivayete göre bu buluşma Hatay’da değil Nil Nehri kıyısında olmuştur.)

Samandağ sahilinde buluşan Hz. Hızır ile Hz. Musa birlikte dağa doğru yola çıkarlar. Hz. Musa, Hıdırbey köyündeki Musa Ağacı’nın bulunduğu yere geldiği zaman çok susar. Bastonunu bir derenin kenarına (bugün ağacın bulunduğu yere) saplar ve sonrasında su içmeye devam eder. Hz. Musa döndüğü zaman saplamış olduğu bu bastonun filizlendiğini, yeşerip fidana dönüştüğünü görür. Halk arasında Ab-ı hayat suyundan (ölümsüzlük suyu) can bulan fidanın binlerce yılda gelişerek bugünkü halini aldığına inanılmaktadır.

Samandağı’na 6 km uzaklıkta olan Hıdırbey Köyü’nün dere kenarında bulunan bu çınar ağacı görünüşüyle hikayeyi doğrular cinstendir. Ağacın gövde çapı 7,5 metre, çevresi 21 metre, yüksekliği ise 7 metredir. Ağacın dalları yaklaşık 1000 m2’lik alanı kaplamaktadır. Ağaç, Anıtlar Yüksek Kurulu tarafından koruma altına alınmıştır.

3 bin yıllık geçmişinin olduğuna inanılan Hıdırbey Musa Ağacı doğal güzelliği ve heybetiyle ülkenin dört bir yanından gelen ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Hz. Musa’nın asasının yeşermesiyle meydana geldiğine inanılan bu devasa ağaç, günümüzde her yıl dileği olanların ve adak adayanların da uğrak yeri durumuna gelmiş. Ağacın gövdesine sıkıştırılmış küçük beyaz kağıtlar insanların dileklerini içeriyor. Eğer bu dilekler iyi sıkıştırılır ve bu ağaca eklenirse o zaman dileklerin kabul edildiğine inanılıyor. Ağacın gövdesi yapılan binlerce dilekten dolayı neredeyse beyaza dönmüş durumda.

Yolunuz Hatay’a düşerse, Musa Ağacı’nı ziyaret edip Ab-ı hayat suyundan içmenizi, o ihtişamlı ağacın gölgesinde oturmanızı öneririz. Kim bilir belki bir yaprak olur Hızır gelir,  “bir de benden dinle öykümüzü” diye fısıldar kulağınıza…