“Bebek mobilyası imal edenler kendi çocuğu kullanacakmış gibi üretim yapmalı”

İzmir Menderes’te bulunan fabrikalarının boyalı bebek, çocuk ve genç mobilyalarında kapasite anlamında Avrupa’nın en büyüğü olduğunu dile getiren Meltem Bebek ve Genç Mobilya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Fuat Gürle, bu tesiste aynı zamanda Avrupa’nın en büyük boyama hatlarından birine sahip olduklarını söylüyor. Böylesi büyüklükteki fabrikalarında üretimi yerli ağaç işleme makineleri ile gerçekleştirdiklerine dikkat çeken Ali Fuat Gürle, “Çünkü yerli makineler daha ekonomik, öte yandan kalite ve sağlamlık bakımından da ithal makinelerle yarışabilecek seviyede. Ayrıca yerli malı kullanarak ülkemizdeki dövizin yurtdışına çıkmasını da istemiyoruz” diyor.

Ali Fuat Gürle, bir mobilya atölyesinde çok küçük yaşta çırak olarak başladığı mesleğini zamanla geliştirerek önce kendi atölyesini kurdu, ardından da bugün ürettiği ürünleri Meltem markasıyla dünyaya satar bir konuma geldi. İzmirli girişimci Ali Fuat Gürle, mobilya sektöründeki başarılı sanayicilerden biri. 1975 yılında henüz 14 yaşında mobilya sektörüne çırak olarak başlayan Gürle,  askerden önce mesaileriyle biriktirdiği paralarla iki adet makine almış ve asker dönüşünde kendi atölyesini kurmuş. Koltuk imalatı ve ev mobilyası üretimiyle büyüyen genç girişimci, 2000’li yılların başında ise bebek ve genç odası üretimine ağırlık vererek şu anki markası Meltem’in temellerini atmış.

Bugün Ege Ağaç Mamulleri ve Orman Ürünleri İhracatçı Birliğinde Başkan Yardımcılığı görevini de yürüten Meltem Bebek ve Genç Mobilya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Fuat Gürle, bebek ve genç odası mobilyasında yüksek teknolojiyle seri üretim için kurduğu tesisinde hem kapasite hem de boyama hattı ile oldukça iddialı. İzmir Menderes’te bulunan fabrikalarının 18 bin metrekaresi kapalı olan, 30 bin metrekarelik sahadan oluştuğunu söyleyen Gürle, kapasite anlamında Avrupa’nın en büyük tesisi olduklarını belirtiyor.  Aynı zamanda Avrupa’nın en büyük boyama hatlarından birine sahip olduklarını da ifade eden Gürle, “Kapasitemizin yüzde 30’unu yeni doğan beşikleri dahil bebek mobilyası, yüzde 25’ini çocuk odası, yüzde 35’ini genç mobilyası oluşturmaktadır diyebiliriz. Sadece Ege Bölgesi’nin değil, boyalı bebek, çocuk ve genç mobilyalarında, kapasite anlamında Avrupa’nın en büyük oyuncusuyuz” bilgisini veriyor. Fabrikadaki üretimi yerli ağaç işleme makineleri ile gerçekleştirdiklerine dikkat çeken Ali Fuat Gürle, bir mobilya üreticisi olarak, ürettikleri tasarım ve modellerde kaliteden ödün vermeden işçiliği minimum seviyeye indirerek; zaman ve enerjiden tasarruf sağlayabilecekleri yerli makineleri tercih ettiklerini vurguluyor.  Bugün yerli makinelerin birçok Avrupalı üreticiden daha kaliteli, ekonomik ve sağlam üretildiğini gözlemlediğini ve bundan gurur duyduğunu aktaran Gürle, “Fabrikamızda yerli makineleri tercih etmekteyiz. Çünkü yerli makineler daha ekonomik, ayrıca kalite ve sağlamlık bakımından da ithal makinelerle yarışabilecek seviyede. Bunun yanı sıra yerli malı kullanarak ülkemizdeki dövizin yurtdışına çıkmasını istemiyoruz” diyor.

Türkiye’deki bebek mobilyaları sektörünün gelişimi hakkında da yorum yapan Gürle, her yıl 1 milyonun üzerinde olan doğum oranı gibi yoğun nüfus artışıyla, müteahhitlik hizmetlerindeki anlayışın değişmesi ve finansman sistemindeki avantajlarla sektördeki gelişimin tetiklendiğini aktarıyor. Gelişimin, önümüzdeki yıllarda nüfus artışına bağlı olarak olumlu yönde bir seyir izleyeceğini de söyleyen Gürle, sektördeki üretici firmalara ise şu mesajı veriyor: “Bir üretici, bir beşik veya bir bebek odası ürettiğinde onu kendi çocuğu kullanacakmış gibi üretim yapmalı. Bir ürünü tasarlar ve üretirken kendi çocuklarının o mobilyayı kullanacağı şekilde tasarlayıp, üretmeli. Zaten bu şekilde olursa, kalite sorunu kendiliğinden ortadan kalkar.”

Meltem Mobilya’nın kuruluşundan günümüze kadarki öyküsünü ve yatırımlarını dinlediğimiz Ali Fuat Gürle, sektör ve gelecek ile ilgili görüşlerini ise şöyle aktarıyor:

Ali Fuat Bey, sıfırdan çıraklık ile başlayan ve üretimin içinden gelen başarılı bir iş hayatınız olmuş. Bugün sadece Türkiye’ye değil dünyaya marka ve ürünlerinizi satar hale gelmişsiniz.  Öncelikle çok kısa da olsa girişimcilik hikayenizi ve bu mesleğe girişinizi bizlere anlatır mısınız?

Tam bir başarı hikâyesi demeyelim. Benim gibi sıfırdan çıraklıktan başlayıp şu an Türkiye’nin gururu olan birçok iş adamımız var. 1961 yılında İzmir’e 30 kilometre uzaklıkta olan Kemalpaşa ilçesinde doğdum. 1967 yılında İzmir’e yerleştik.  Mesleğe girişim ise 1975 yılında çırak olarak İzmir’in mobilya üretim merkezlerinden Karabağlar’da küçük bir atölyede zanaat öğrenmeye başlamamla oldu. Gündüzleri çalışıp, geceleri okula devam ettim. Mobilya üretiminin her aşamasında yer aldım. Askerden önce mesailerimle biriktirdiğim paralarla iki adet makine aldım. Askerden sonra 1985 yılında kendi atölyemi açtım. Başlangıçta sermayem olmadığı için uzun aylar tek başıma çalıştım. Asıl mesleğim koltuk imalatıdır. Koltuk üretirken, işlerin ilerlemesiyle 90’lı yıllarda ev mobilyası üretmeye başladım. 1993 yılında sağlık sorunlarım sebebiyle üretime son verip mağazacılığa devam ettim.  Ancak üretime olan sevdam sebebiyle 2000’li yılların başında bebek ve genç odası üretimine ağırlık vererek, şu anki markamız olan Meltem’in temellerini atmış oldum.

Kaç çeşit ürün grubunuz var?

Bugün ‘Meltem’ olarak bebek/çocuk/genç odası olmak üzere 3, Meltem’in alt grubu olan ‘Meltem Smart’ olarak da yenidoğan ürünlerimizle (beşik) toplamda 4 gruba hitap ediyoruz. Biz Meltem olarak bebek, çocuk ve genç odası sektörünün boyalı imalat kısmındayız. Boyalı ürünler bizim uzmanlık alanımız.

Bugün gelinen noktada Meltem olarak mevcut durumunuzu rakamlarla aktarır mısınız? Günlük üretim kapasiteniz, fabrika büyüklüğünüz ve çalışan sayınız nedir?

Şu an tesisimiz kapasite anlamında Avrupa’nın en büyüğü. İzmir Menderes’te bulunan fabrikamız 18 bin metrekaresi kapalı olan, 30 bin metrekarelik sahadan oluşuyor. Ayrıca bu yılın başında faaliyete başlayan 6 bin metrekarelik lojistik merkezimizle Türkiye’nin ve dünyanın her yanına, her gün Meltem logolu ürünler sevk ediyoruz. Bugün gelinen noktada fabrika, lojistik merkezimiz ve mağazalarımızda toplam çalışan sayımız 480’i aşmış durumda.

Bebek mobilyalarını ne zamandan beri üretiyorsunuz? Kapasitenizin yüzde kaçını bebek mobilyası oluşturuyor? Bu oranı artırmayı düşünüyor musunuz?

2004 yılından bu yana bebek, çocuk ve genç odaları için mobilyalar üretiyoruz. 2010 yılında konsept mağazacılık anlayışına geçmiş bulunmaktayız. Sadece Ege Bölgesi’nin değil, boyalı bebek, çocuk ve genç mobilyalarında, kapasite anlamında Avrupa’nın en büyük oyuncusuyuz. Kapasitemiz şu an eşit oranda ilerliyor diyebiliriz. Kapasitemizin yüzde 30’unu yeni doğan beşikleri dahil bebek mobilyası, yüzde 25’ini çocuk odası, yüzde 35’ini genç mobilyası oluşturmaktadır diyebiliriz. Yatırım yaptığımız sürece bu oranlar artacaktır. Zaten sanayi üretimi yatırım yapmaya zorunlu kılıyor.

Ne zamandan beri bebek mobilyası ihraç ediyorsunuz? Kaç ülkeye yılda ne kadarlık ihracat gerçekleştiriyorsunuz?

2005 yılından itibaren ihracatımız var. Toplam üretimin yüzde 21’ini ihraç ediyoruz. Ben aynı zamanda Ege İhracatçı Birlikleri’nde başkan yardımcısıyım. İhracatın ne kadar önemli olduğunu biliyorum. Başta Avrupa, Kuzey Afrika, Orta Doğu, Asya ve Türk cumhuriyetleri gibi birçok ülkeye bebek, çocuk ve genç odası mobilyası ihraç ediyoruz. Azerbaycan, İran, Irak, Yunanistan, Hollanda, Cezayir ihracat yaptığımız ülkelerin başında geliyor.

Yurtdışında bebek mobilyasında hangi özellikler tercih ediliyor? Meltem’in bu noktada ürettiği ürünlerin özellikleri neler?

Yurt dışının tercihleri ülkelerin eğitim ve milli gelir oranlarına göre değişiyor. Örneğin Katar 95 bin Euro’luk milli gelirle dünyanın en zengin ülkelerinden bir tanesi. Bu ülkede boyalı, oymalı, el işçiliği yoğun olan ürünler talep ediliyor. Fakat aynı cevabı Kuzey Irak veya Libya için söyleyemeyiz. Avrupa ülkelerinde bebek karyolaları, dolapları ve şifonyerleri daha küçük ölçülerde tercih ediliyor. İskandinav ve Benelüks ülkelerinde ve de Kuzey Amerika’da ise doğal ahşap ürünler tercih ediliyor. Tüm bu tercihler çerçevesinde Meltem markalı ürünlerimizin, boyalı ürünler olduğu için katma değeri yüksek ürünler olduğunu söyleyebilirim.

Yeni yatırım düşünceniz var mı? Fabrika ya da kapasite artışı düşünüyor musunuz?

Sanayici ve imalatçı yatırım yapmak zorundadır. Zaten yapmazsa değişen piyasa koşullarına ayakta uyduramaz ve bir süre sonra kaybolur gider. Her yıl, hem markamıza hem de makine parkurumuza yatırım yapmak zorundayız. Devletimizden aldığımız destekle Sanayi 4.0’ın ilk temelleri olan veri toplama merkezimizle ilgili çalışmalarımız devam ediyor.

Şu anda kaç mağaza ve bayi var? Yıl sonu hedefleri neler?

Şu anda Türkiye genelinde 52 adet Meltem konsept mağazası bulunuyor. Bu mağazalardan 10 adeti fabrikaya ait, 42 adeti ise franchising olarak çalışmakta. Tüm mağaza ve bayilikler konsept olarak birebir birbirinin aynısı olacak şekilde tasarlandı. Mağazalar dış görünümlerinden iç tasarımlarına kadar aynı görünüm ve havaya sahiptir. Tabela, parke, stand yükseltileri, duvar kâğıtları, satış masası ikonları, tanıtım filmi gösterimi, Meltem radyo ve koku makinesine kadar her bir ayrıntısıyla, tüm mağazalarımız tek tip tasarım ve standart içerisinde faaliyetlerini sürdürüyorlar.

Yeni bir ürün grubuna girme düşünceniz var mı?

2017 yılının başında, konsept mağazalarımızın dışında da satılabilecek olan araç, gereç ve bebek ürünleri satan mağazalar için ‘Meltem Smart’ markamızı oluşturduk. Bu markamızla da Türkiye genelinde 250 satış noktasına ulaştık.

Hangi ülkelere girmeyi amaçlıyorsunuz? Yurtdışı planlarınız nedir?

Hedeflerimiz arasında Türk Cumhuriyetlerinden daha fazla pay almak, Avrupa’da showroomlarımızın sayısını arttırmak ve yüzde 21 olan ihracat rakamımızı 2019 yılı sonuna kadar yüzde 40’a çıkarmak var.

Firmanızla ilgili merak ettiklerimizi sorduktan sonra şimdi biraz da sektörle ilgili konuşalım. Bebek mobilyaları sektörünün Türkiye’deki gelişimini son 10 yılda nasıl anlatırsınız bize? Gelişim ne yönde oldu? Gelişimi etkileyen itici güçler neler oldu?

Son 10 yıl değil de son 15 hatta 20 yıl olarak değerlendirebiliriz. Türkiye’de bebek, çocuk ve genç odası anlayışı ülkemizin yurtdışında da gururu olan Çilek Mobilya’nın sayesinde başladı ve gelişim gösterdi. Sektörümüze lokomotif oldu. Bunun yanı sıra her yıl 1 milyonun üzerinde olan doğum oranı gibi yoğun nüfus artışıyla, müteahhitlik hizmetlerindeki anlayışın değişmesiyle ve finansman sistemindeki avantajlarla sektördeki gelişim tetikledi. Müteahhitlik hizmetlerindeki anlayış değişti. Artık daha geniş evler yapılıyor. Ya da küçük olsa da oturma odası kavramı ortadan kaldırıp çocuklar için oda ayrılıyor. Finansman sisteminde de ödeme konusunda kredi kartları, ihtiyaç kredileri gibi ödeme ile ilgili avantajlar var.

Bebek mobilyaları pazarındaki üretici ve oyuncu sayısında artış olmasının nedenleri nedir? Bebek ve genç odası sektörü nasıl bir trend ve büyüme stratejisi içinde?

Bebek mobilyaları pazarındaki üretici ve oyuncu sayısında artışın baş nedeni artan nüfus oranı diyebiliriz. Türkiye’deki bebek, çocuk, genç pazar payının yüzde 40’lık kısmını biz ve bizim gibi konsept mağazalar sağlıyor. Fakat araç/gereç satan mağazalar, kalitesi ve devamlılığı olmayan ürünlerle pazarın yüzde 50-55’lik kısmından pay alıyorlar. Ülkemizde 1 kg mobilyanın birim fiyatı 3,1-3,4 dolar arasında değişmekte.  Bu oran 10 yıl önce 1,9-2,2  dolar arasındaydı. Fakat günümüzde bazı Avrupa ülkelerinde 7-14 dolar/ kg birim fiyatları bulunuyor. Yani önümüzde kat etmemiz gereken daha uzun bir yol var.

Bebek mobilyalarının üretim özellikleri ve hassas noktaları neler? Sağlıklı bir üretim için olmazsa olmazlar neler?

Bir üretici, bir beşik veya bir bebek odası imal ederken onu kendi çocuğu kullanacakmış gibi üretim yapmalıdır. Aksi durum ülkemizin zararına olur. Bizim ülke olarak yalnızca bebek, çocuk ve genç değil, tüm mobilya sektöründe tasarım odaklı, katma değeri yüksek ürünler tasarlayıp nihai tüketicilerle buluşturmamız gerekiyor. Şunu belirtmek gerekir ki; bebek, çocuk ve genç mobilyası üretimi mobilya üretiminin daha ihtisaslaşma isteyen bir koludur. Biz Meltem olarak kullandığımız ürünlerde ve ham maddelerde belirli bir standart aramaktayız. Örneğin, boyamızı özel olarak ürettirip kendimiz depoluyoruz. Çekmecelerimizde frenli raylar, dolap kapaklarında frenli menteşeler, mobilyalarda sivri olmayan yumuşak köşelere sahip tasarımlar kullanmaktayız. Sağlıklı üretim için teknolojiden faydalanmak ve kaliteli ham maddeler kullanmak gerekir.

Bebek mobilyaları sektöründeki gelişim sizce ne yönde olacak? Üretici firmalara mesajlarınız neler?

Gelişim, nüfus artışımız olduğu sürece olumlu yönde olacak. Üretici firmalara mesajım ise biraz önce belirttiğim gibi, bir ürünü tasarlar ve üretirken kendi çocuklarının o mobilyayı kullanacağı şekilde tasarlayıp, üretmelidirler. Zaten bu şekilde olursa, kalite sorunu kendiliğinden ortadan kalkacaktır.

Sektördeki en önemli sorun sizce ne? Öte yandan sizin bu konudaki çözüm önerilerinizi öğrenebilir miyiz?

Türk mobilya sektöründe şu an en önemli sorunumuzu, ham madde girdilerimizin son bir yıl içinde yüzde 60 civarında zamlanması oluşturuyor. Bu da bizi üreticiler olarak rekabetten uzaklaştırmakta. Mobilya sektörümüz yoğun iş gücü gerektiren bir sektör. Aynı zamanda cari açık vermez. Türkiye’nin 2.750 milyon dolar civarında ihracatı var. Üreticilerimiz hammaddelerdeki bu fiyat artışlarıyla dünya pazarında nasıl rekabet edecekler? Bu sektörde üretim yapan firmalar için sorun teşkil eder. Şu an Avrupa’da üretilen MDF her türlü nakliye, lojistik ve gümrükleme masraflarıyla Türkiye’deki fiyattan yüzde 10 gibi aşağıda. Benim çözüm önerim ham maddede ithalatın serbestleştirilmesi veya kolaylaştırılmasıdır.

Ağaç işleme makineleri sektöründen beklentiniz ve istekleriniz nedir? Sektördeki üretimi kolaylaştıracak ne gibi çalışmalar ve makineler yapmalılar?

Bir mobilya üreticisi olarak, ürettiğimiz tasarım ve modellerde kaliteden ödün vermeden işçiliği minimum seviyeye indirerek; zaman ve enerjiden tasarruf sağlayabileceğimiz yerli makineleri tercih ediyoruz. 2002 yılında İstanbul’daki ağaç işleme fuarına gittiğimde, bu sektörün ne kadar geride olduğunu gözlemlemiştim. Günümüzde ise birçok Avrupalı üreticiden daha kaliteli, ekonomik ve sağlam makinelerin üretildiğini gözlemliyor ve gurur duyuyorum.

Fabrikanızda neden yerli makineler tercih ediyorsunuz?

Fabrikamızda yerli makineleri tercih etmekteyiz. Çünkü yerli makineler daha ekonomik, ayrıca kalite ve sağlamlık bakımından da ithal makinelerle yarışabilecek seviyede. Bunun yanı sıra yerli malı kullanarak ülkemizdeki dövizin yurtdışına çıkmasını istemiyoruz.

Türk bebek mobilyası üreticilerinin yurtdışındaki şansları nedir sizce?

Kesinlikle şansları olduğuna inanıyorum. Özellikle Türk Cumhuriyetleri, Körfez ve Kuzey Afrika ülkelerinde, Türk üreticilerinin ve markaların şansları ve pazarları var.

Meltem olarak hedeflerimiz arasında Türk Cumhuriyetlerinden daha fazla pay almak, Avrupa’da showroomlarımızın sayısını arttırmak ve yüzde 21 olan ihracat rakamımızı 2019 yılı sonuna kadar yüzde 40’a çıkarmak var. 

“Türkiye mobilyada kendine Polonya’yı hedef almalı”

“Dünya mobilya pazarının yüzde 60’ı Çin’in elinde bulunuyor. Türkiye ise bu listenin 15’inci sırasında yer alıyor.  Bu iyi bir seviye ancak Türkiye’nin önüne yıllık 10 milyar Euro’luk ihracata sahip Polonya’yı yakalama hedefini koyması gerekiyor. Türk mobilya sektörü 2005’ten itibaren ihracatta önemli bir atılım içine girse de son 3 yıldır 3 milyar dolar sınırını bir türlü aşılamıyor. Türkiye’de mobilyanın kilogram birim fiyatı 3,1 dolar. Almanya ve İtalya’da ise 7 Euro. Şirket olarak bizim ulaştığımız seviye de 4,5 Euro civarında. Mobilyada ihracat son 3 yıldan beri yerinde sayıyor. 2013’te en yükseğe çıktı ama 3 milyar dolar sınırını aşamadık. Teknolojiyi yoğun olarak kullanıyoruz ancak ihracatın artması için tasarıma daha fazla ağırlık vermemiz gerekiyor.”

Çalışanların yüzde 40’ı kadın

Üretimde el sanatları ve teknolojiyi bir araya getirdiklerini, bu süreçte kadınların önemli bir rol üstlendiğini dile getiren Ali Fuat Gürle, çalışanların yüzde 40’ının kadın olduğunu ve tüm kritik süreçlerin kadınların kontrolünde bulunduğunu ifade ediyor. Mobilya sektöründe kadın istihdamının yüzde 6 seviyesinde olduğuna işaret eden Gürle, “Kadınlar çok disiplinli, titiz ve düzenli çalıştıkları için daha başarılı. Fabrikada CNC tezgahları, boya tezgahları gibi tüm kritik süreçlerin başında kadınlar var, onların titizliğine, disiplinine güveniyoruz. Amacımız daha fazla sayıda kadını istihdam etmek” diyor.

“2018’i dışa açılım yılı ilan ettik”

“Meltem olarak bugün bebek, çocuk, genç odası ve yenidoğan olmak üzere toplamda 4 ürün grubunu  hem yurt içine hem de yurtdışına satıyoruz.  Günlük ortalama 100 takım mobilya üretimi yapıyoruz ve ürünlerimizle ihracat pazarlarında oldukça iddialıyız. 2018’i dışa açılım yılı ilan ettik. Ağır metal içermeyen, antikanserojen, antibakteriyel ve antialerjik özelliklere sahip ürünlerimiz sayesinde özellikle Avrupa’da ebeveynlerin tercihi haline geldik. Toplam üretimin halen yüzde 21’ini 14 ülkeye ihraçe diyoruz.”