Dış ticarette hedef pazar: Küllerinden doğan Güney Afrika

aimsaddergisi-reklamalani

Yıllarca sömürülen, ırkçılığa maruz kalan, 1994’te Nelson Mandela ile demokrasiyle tanışan Güney Afrika Cumhuriyeti, yer altı zenginlikleri ve gezip görmeye değer doğal güzellikleriyle hem ticari açıdan cazip, hem de keyifli bir gezi için doğru rota. 

Afrika kıtasında yer alan Güney Afrika Cumhuriyeti, uzun yıllar sömürü ve ırkçılıkla mücadele etmesinin ardından, 1994 yılından bu yana demokrasiyle yönetilen, ticari hedeflerini gerçekleştirmenin henüz başında bir ülke. Geçmişte sömürülmesine yol açmış olsa da yer altı zenginlikleri, bugün ülkenin ekonomisi açısından bir avantaj teşkil ediyor. Ülke servetinin yüzde 95’inin nüfusun yüzde 10’unun elinde olduğu Güney Afrika, gelir adaletsizliği açısından en sarsıcı ülkelerden biri. Bunda kuşkusuz eski ırkçı yönetimin payı büyük.

Afrika’nın en önemli ülkelerinden biri olan Güney Afrika güneybatıda Atlas okyanusu, güneydoğusunda ise Hint okyanusu ile çevrili. Nambiya, Zimbabve, Botsvana ve Mozambik ile komşu olan ülke, ünlü Ümit Burnu’nun bulunduğu kıtanın en güney ucunda yer alıyor. Güney Afrika, yönetim biçimiyle de farklı bir ülke. Ülkenin 3 başkenti bulunuyor. Yürütme başkenti Pretoria, yargı başkenti Bloemfontain, yasama başkenti ise Cape Town. Cape Town 3 milyon 700 bine yaklaşan nüfusu ile Güney Afrika’nın en büyük ikinci şehri ve turistlerin en çok gezdiği bölge.

Güney Afrika’da 11’i resmi dil olmak üzere birçok dil konuşuluyor. İngilizce ve Afrika Hollanda’cası sıkça kullanılıyor. Ülkenin en yaygın dili ise Zulu. Sömürge dönemleri nedeniyle çok dinli bir yapıya sahip ülkede inşaların çoğu Hıristiyan; bununla birlikte nüfusun yüzde 15’i ateist ve ülkede 200 bine yakın Müslüman yaşıyor.

Sömürgeden demokrasiye…

Portekizli denizci Bartolomeu Dias tarafından 1488 yılında Ümit Burnu’na ulaşmasıyla bu bölge ilk kez Avrupalılarla tanıştı. Avrupalıların gelişine kadar Zulu, Xhosa ce Sotho gibi büyük kabilelerin yayıldığı Güney Afrika,  17’nici yüzyılın ortalarından itibaren Hollanda’nın işgaline maruz kaldı. 1652 yılından itibaren Hollanda, Doğu Hindistan şirketi Cape Town’da bir istasyon kurarak burayı gemilerin uğrak yeri haline getirdi. Hollanda’dan gelen Avrupalı yerleşimcilerin yanı sıra, Java ve Malay Adaları’ndan gelen siyasi sürgünler de buraya getirilirdi. Bu adalardan getirilen Müslüman sürgünler, Güney Afrika’da İslam’ın yayılmasına aracılık ettiler. 1806 yılında İngiltere tarafından ele geçirilen Cape Kolonisi, zamanla Zulu ve Xhosa topraklarına doğru genişleyerek bu kabileleri işgal etti. İngilizlerle yerel kabilelerin savaşı sonucunda bölge, İngilizlerin eline geçti. 1867 ve 1886’da elmas ve altın yataklarının bulunuşu, Güney Afrika’nın önemini artırırken, çok sayıda Avrupalı da buraya göç etti. İngiliz ve Hollanda kökenli Afrikaanslar arasında yaşanan iktidar mücadelesi, 1899-1902 arasında Boer Savaşı’na yol açtı. 1931 yılında Güney Afrika, kolonisi olduğu Birleşik Krallık’tan bağımsızlığını kazanmayı başardı. Ancak bu gerçek bir bağımsızlık olamadı; buna ülkedeki beyaz sınıfın bağımsızlığı demek daha doğru olur. 1931-1994 yılları arasında ülke, beyaz iktidarın elinde büyük acılar çekti. 1948 yılında kurulan ırkçı apartheid sistemi, toplumu ırksal olarak ayrıma tabi tutarak, beyaz Avrupalılara son derece zengin bir sömürü imkânı tanıdı. Beyaz olmayan ırkların kısıtlamalara tabi tutulduğu apartheid sistemi, insanlık tarihinin en karanlık dönemlerinden birinin yaşanmasına neden oldu. Irkçı apartheid sistemine karşı ANC ve SASO gibi siyasi hareketler öncülüğünde verilen mücadele 1994 yılında rejim değişikliğine yol açarak demokrasiye geçişi sağladı. Aynı yıl, uzun bir hapis hayatının ardından Nelson Mandela, Güney Afrika’nın ilk siyahi devlet başkanı oldu. 1994 yılından beri ülkede demokratik seçimler düzenli olarak gerçekleşiyor.   

Nüfusun yüzde 10’u servetin yüzde 95’ine sahip

Afrika kıtasının 2’inci, dünyanın 31’inci büyük ekonomisine sahip Güney Afrika’nın milli geliri bugün 312 milyar dolar. Bununla birlikte, ülkede kişi başına düşen gelir dağılımı arasında büyük bir uçurum ve eşitsizlik söz konusu. Kişi başına 5,691 dolar gelir düşen Güney Afrika’da, ekonomik verilerinin ortalama değerleri ciddi bir yanılgıya yok açıyor. Apartheid döneminden kalan ırkçı miras nedeniyle, ülke çapında bölgesel farklılıkların yanında, bir de ırksal farklılıklar gizli bir şekilde hala varlığını sürdürüyor. Nüfusun yüzde 10’u, ekonomik servetin yüzde 95’ine sahip.   Güney Afrika’da en büyük sektör madencilik. Ciddi oranda altın ve elmas rezervlerine sahip olan ülkede ekonomi, Yahudi şirketler tarafından yönetiliyor. Madenciliğin yanı sıra, turizm ve tarım sektörleri de ülkenin gelir getiren diğer sektörleri. 2010 yılında dünya kupasına ev sahipliği yapan Güney Afrika, yıllık 10 milyon civarında turisti ağırlıyor. İşsizliğin yoğun olduğu ülkede, resmi işsizlik oranı yüzde 30 civarında Büyüme oranı 2010 yılından bu yana azalırken, işsizlik sorunu da giderek artıyor. Ayrıca, aynı işi yapan ırksal gruplar arasında kazanç yönünden farklılıklar mevcutken, kamu borçlarının milli gelire oranı 2008’den bu yana sürekli artıyor. 2016 itibariyle devlet borçlarının milli gelire oranı yüzde 51,7.

  

Türkiye ile ticaret hacmi 1,9 milyar dolar

Güney Afrika’da nüfusun yüzde 2’sini oluşturan Müslümanlar için devletin herhangi bir kısıtlaması söz konusu değil. Güney Afrika’da Müslümanların büyük çoğunluğunu Johannesburg ve Durban şehirlerindeki Hintliler ve Cape Town’daki Malaylar oluşturuyor. Tarihsel bir geçmişe sahip olan Türkiye ile Güney Afrika ilişkileri, 19’uncu yüzyıla uzanıyor. Ancak diplomatik ilişkilerin başlaması çok daha uzun sürdü. Apartheid rejiminin sona ermesine yakın 1993 yılında Güney Afrika Ankara’da ve 1994 yılında Türkiye Pretoria’da elçilik açtı. Hatırı sayılır oranda Türk vatandaşının bulunduğu Güney Afrika ile Türkiye arasındaki ticaret hacmi, 2018 itibariyle 1,9 milyar dolar. Ülkedeki Türk yatırımlarının mali değeri ise 500 milyon civarında.

G20 üyesi olan ve benzer kalkınma hedefleri bulunan Türkiye ve Güney Afrika Cumhuriyeti  arasındaki ikili ticari ve ekonomik ilişkiler, arzu edilen düzeyin altında olmasına karşın, geliştirilebilir durumda. İki ülke arasındaki ticari ilişkiler 1966 yılından beri devam ediyor. 1980 yılına kadar ülkemizde uygulanan dış ticaret politikaları yüzünden düşük düzeyde seyreden ticari ilişkiler, 1981 yılından sonra hızla artmaya başladı ve 2000 yılına kadar belirgin bir seviyeye geldi.1 Ocak 2000 yılından beri GAC ve AB arasında Serbest Ticaret Anlaşması (STA) bulunmakla birlikte, Türkiye’nin bu ülke ile arasında henüz bir STA mevcut değil.

Cape Town: Yerel tatlar, festivaller, tarih ve doğa

Güney Afrika’ya Türkiye’den ulaşmak oldukça kolay. Cape Town ve Johannesburg’a 13 saat kadar süren direkt uçuşlar mevcut.  Güney yarım kürede yer alan ülkeye gitmek için en uygun dönem, yağmurun az görüldüğü Kasım ve Şubat ayları arası. Fakat ülkede hava sıcaklıkları, kış aylarında bile en çok 10-15 dereceye kadar düşüyor.

UNESCO Miras Listesi’ne tarihi kalıntıları ve doğal güzellikleriyle damga vuran Güney Afrika Cumhuriyeti’nde mutlaka gezmeniz gereken şehir Cape Town olmalı. Şehir merkezinde konaklayabileceğiniz uygun fiyatlı oteller bulmak mümkün. 

Kültürünü ve canlılığını yansıtan birçok etkinliğiyle, doğayla iç içe, birçok tarihi mekâna ev sahipliği yapan Cape Town’ı gezmek için uzun bir zaman dilimi ayırmak gerekiyor. Cape Town’da uluslararası mutfaklara hizmet eden birçok restoran bulunsa da oraya kadar gitmişken yerel tatları denemelisiniz. Potjiekos, baraaivleis, koeksisters, pap ve morogo, ülkenin tadılması gereken lezzetlerinden. Bunu dışında az da olsa, bazı yerel mutfaklarda timsah ve deve kuşu eti de bulmak mümkün. Güney Afrika Cumhuriyeti ürettiği şaraplarla da ünlü. Cape Town’ın gece hayatı ise iki türün müzikseverlerine hitap ediyor; blues ve jazz. Şehirde çok sayıda gece kulübü var. Bu şehirde ayrıca doğa turlarına katılabilir, dalıştan sörfe, riverraftingten paraşüte birçok etkinliği gerçekleştirebilirsiniz. Two Oceans Aquarium’da gidip birçok deniz canlısını görebilir, festivalleriyle ünlü Cape Town’ın bir festivaline denk gelirseniz katılabilirsiniz. 

Ağaç işleme makinesi sektörü için cazip ülke

İki ülke arasındaki ağaç işleme makineleri ihracatında 2 ürün başı çekiyor. Güney Afrika Cumhuriyeti, Türkiye’den en çok testere makineleri ile planya, freze ve keserek kalıplama makineleri ithal ediyor. Özellikle planya, freze ve keserek kalıplama makineleri ithalatı son dönemde ciddi miktarda arttı. 2016’da bu kalemde 35 bin dolar olarak ithalat tutarı, 2017’de 162 bin dolara, 2018’de ise 6.120 bin dolara yükseldi. Türkiye’nin ağaç işleme makineleri sektöründeki dünyaya toplam ihracatına baktığımızda da yine aynı kalemler başı çekiyor. Türkiye’nin dünyaya en çok ihraç ettiği ürünlerin başında testere makineleri geliyor. 2016’da bu kalemde 20 milyon 316 bin dolar olan ihracat tutarı, 2017’de 23 milyon 219 bin dolara, 2018’de ise 26 milyon 477 bin dolara yükselmiş. Testere makineleri ihracatını, 2018’de 14 milyon 734 bin dolarak olarak gerçekleşen planya, freze veya keserek kalıplama makineleri takip ediyor. Güney Afrika’nın ihtiyaçları fazla, yatırıma açık bir pazar olduğu düşünülürse, ihracatta odaklanılması gereken bir pazar olarak öne çıkıyor.