Dünya ekonomisi merak içinde; “Çin’deki durağanlık daha ne kadar sürecek?”

aimsaddergisi-reklamalani

Dünyanın en büyük ihracatçı ve en büyük ikinci ithalatçısı olan Çin, şimdi yeteri kadar büyüyememe sorunu ile karşı karşıya. Küresel pazardaki etki alanının büyük olması nedeniyle Çin’in ekonomisinde yaşanan durgunluk, diğer ülkelerin risk katsayısını yükseltiyor. Ülke ekonomisinin yavaş büyümesi devam ettiği takdirde, bu durgunluktan birçok piyasa da fazlasıyla etkilenecek. Büyümenin çift haneli rakamlardan tek haneli rakamlara düşmesi endişeleri artırırken, iş çevreleri ‘Çin’deki durağanlık daha ne kadar sürecek?’ sorusuna yanıt arıyor.

Çin, dünya ekonomisinin tartışmasız en etkin oyuncularından biri. 1.3 milyarlık nüfusuyla dünya nüfusunun beşte birine sahip olan Çin, yaklaşık 4 trilyon doları bulan ticaret hacmiyle 124 ülkenin en önemli ticari ortağı durumunda. Dünyadaki reel üretimin yaklaşık üçte birini gerçekleştiren devasa bir ekonomiye sahip Çin, küresel pazarın en büyük ihracatçı ve en büyük ikinci ithalatçısı. Bu da Çin’i bir taraftan diğer ülkelerin önemli bir rakibi yaparken, diğer taraftan birçok ülkenin mal satabileceği önemli bir pazarı haline getiriyor.

cinbayrakSon 30 yılda gerçekleştirdiği ekonomik reformlarla dünyanın süper güçlerinden birine dönüşen Çin, 1980- 2013 yılları arasında ortalama yüzde 10’la dünyanın en hızlı büyüyen ekonomisi oldu. Ülke bugün 10,3 trilyon dolarlık gayri safi yurtiçi hasılası (GSYH) ile ABD’nin ardından dünyanın en büyük ikinci büyük ekonomisi konumunda bulunuyor. 1980 yılında satın alma paritesine göre dünya ekonomisindeki ağırlığı yüzde 2’lerde olan Çin’in payı 2013 yılına gelindiğinde yüzde 15’e kadar yükseldi. 2015 yılında Çin’in GSYH 500 milyar doları geçerek yüzde 6.9 oranında arttı. Bu sonuç, ülkenin toplam ekonomik büyüklüğünü 10 trilyon doların üzerine çıkardı. 2015 yılında ithalat ve ihracat hacmi 1.68 trilyon doları bularak dünya ülkeleri arasında ikinci sırada yer aldı.
Döviz rezervi geçen yıl sonunda 3.33 trilyon dolara ulaşarak, dünyada ilk sıraya yerleşti.

Ülkedeki yatırımları incelediğimizde de hızlı bir artışın olduğunu görüyoruz. 1979 yılında Çin’de sadece 100 yabancı şirket varken, bugün bu sayı 435 bine yükseldi. Fortune Global 500’de yer alan şirketlerden 480’inin Çin’de yatırımı bulunuyor. Yine bu 500 şirketin 46’sını da bizzat Çinli şirketler oluşturuyor.

Büyümesinin en önemli kaynaklarından biri olan yabancı sermayeyi ülkeye çekme konusunda Çin’in dünyanın en dinamik ülkesi olduğunu söylemek de yanlış olmaz. Nitekim 2015 yılında yabancılar tarafından ülkeye yapılan doğrudan yatırım, 2014 yılına göre yüzde 5.6 artarak, 126.27 milyar dolara ulaştı ve Çin en çok küresel yatırım çeken ekonomi oldu. Çin’in yurt dışına yaptığı doğrudan yatırım da yüzde 10 artarak 127,6 milyar dolara çıktı.

Çin’deki yavaşlayan büyüme dünyayı korkuttu

Böylesi devasa bir ekonomi ve potansiyele sahip Çin, şimdilerde ise yeteri kadar büyüyememe sorunu ile karşı karşıya. 2 trilyon dolara yaklaşan ithalat potansiyeline sahip olan ve iç tüketime dayalı büyüme sürecine geçmeye çalışan Çin’de yavaşlayan büyüme, sadece kendini değil, gelişmekte olanları da, gelişmiş ülkeleri de olumsuz etkiliyor. ‘Çin’deki durağanlık daha ne kadar sürecek?’ ve ‘Acaba bu yavaşlama hızlanacak mı?’ soruları dünya ticaretinin aklını kurcalarken, dünya Çin hükümetinin büyümeyi destekleyici yönde alacağı kararlara, yapacağı reformlara kilitlenmiş durumda.

Küresel ekonomide adım adım önemli bir güç haline gelen Çin, yakın zamanda yaptığı ekonomik hamleler ve kazandığı ekonomik gücü sağlamlaştırma çabasıyla göze çarpıyordu. Gerek nüfus yapısı, gerekse üretim modeliyle dünyanın ekonomide en önemli aktörlerinden biri olan Çin, özellikle son yıllarda yaşadığı büyük dönüşümün etkisiyle dünyanın pek çok ülkesini kıskandıran bir büyüme performansı gösterdi. 2013 yılında yüzde 7.7, 2014 yılında yüzde 7.4 büyüdü. Ancak 2015 yılındaki büyüme rakamının yüzde 7’nin altında kalması, yavaş büyüme sürecine giren Çin ekonomisinde bir durağanlıktan bahsedilmesine yol açtı. Çin ekonomisinden art arda gelen olumsuz haberler ve Çin’in ekonomide attığı adımlar etrafında şekillenen tartışmalar, dünya ticaret gündeminin ilk sırasına yerleşti. Bu süreçte yaşanan bir diğer gelişme de Çin ulusal para birimi yuandaki devalüasyon oldu.

Yaklaşık 30 yıl önce, 1989 yılında Çin’in yine kendi para biriminin değerini düşürmesiyle Çin Borsası’nda yaşanan ve yüzde 30’lara varan düşüş, Asya krizinin başlangıcını anlatan ‘Kara Pazartesi’ye neden olmuştu. Çin’deki devalüasyon bu kez, Çin ekonomisinin etki alanıyla doğru orantılı olarak yalnızca Asya borsalarını etkilemedi. Ayrıca bu uygulama, Avrupa’nın 300 büyük şirketini izleyen FTSE Eurofirst 300 Endeksi’nin yüzde 5’in üzerinde gerilemesine yol açtı. Bunun yanı sıra İngiltere’deki FTSE 100’ün neredeyse tamamını kapsayan hisse senetlerinde son üç yıldır en düşük düzeyin yaşanmasına sebep oldu.

“Dünyanın üretim üssü” ismiyle anılan Çin, küresel piyasalarda kilit bir oyuncu. Çin’in diğer ülkelerle karşılaştırıldığında göreceli olarak yüksek olan büyüme oranı, ekonomik yapısının taşıdığı riskler açısından dünya tarafından yeterli görülmüyor. 2015 yılında yüzde 6.9’luk büyüme rakamı tam da bu sebeplerden dolayı “durgunluk” olarak ifade ediliyor. Çin ekonomisindeki durağanlık olarak ifade edilen durumdan bu denli endişe duyulmasının sebepleri, Çin’in dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olması ve ülkedeki ekonomik aktivitenin zayıflamasının diğer ülkelere olan negatif etkisinden kaynaklanıyor.

Hükümet reformlarla endişeleri yatıştırdı

Uluslararası platformda Çin ile ilgili büyüyen endişeler sonucunda Çin hükümetinin yaptığı açıklama ve başlattığı maliye politikası gibi uygulamalar, dünyayı bir nebze yatıştırdı. Hükümet, ciddi maliye politikası uygulamaya başladı ve uygulamaya da devam edileceğinin sinyallerini verdi. Bu girişimlerin tamamı Çin ekonomisi ile ilgili yavaşlamanın ciddiyetle tartışıldığı bir ortamda dünya ekonomisi için sakinleştirici bir hava yarattı.

Çin Başbakanı Li Keqiang, ülke ekonomisine yönelik yaptığı açıklamada, “Çin’in ekonomik durumu dalgalanıyormuş gibi görünüyor ama gelişme eğilimi yine de olumlu sinyaller veriyor” dedi.
Dünyadaki tüm gelişmelere rağmen, Çin ekonomisinde başlatılan reform sürecinin kararlılıkla devam edeceğine ilişkin mesajlar veren devlet yetkilileri, ekonomik gelişmede mevcut olan dengesizlik, eşgüdümsüzlük ve sürdürülemezlik sorunlarını çözmek için çalışmalar yürüttüklerini aktarıyorlar. Ekonomik gelişme modelini değiştirmeyi ve yapısal reformu hızlandırmayı ön plana çıkardıklarını söyleyen yetkililer, açıklamalarında; “Ne olursa olsun Çin, reformu kapsamlı şekilde derinleştirmek ve dışa açılmayı genişletmekte ısrar edecek.

Biz kompleks tedbirlerle büyümeyi koruyacağız, reformu hızlandıracağız, halkın yaşam kalitesini yükselteceğiz, riskleri önleyeceğiz, makro kontrolü kuvvetlendireceğiz. Yaratıcılık ve yenilik yapacağız. Ekonominin istikrarlı ve hızlı gelişmesine ivme kazandıracağız” mesajına vurgu yapıyorlar.

GSMH ve kişi başına düşen gelir artırılacak

Çin, ekonomide orta ve yüksek bir büyüme hızının korunması ile kalkınmada denge, kapsayıcılık ve sürdürülebilirliğin yükseltilmesi teme- linde 2020 yılında Gayrisafi Yurt İçi Hasılasını ve kişi başına düşen gelirini, 2010 yılına kıyasla ikiye katlamayı planlıyor. Ayrıca, tüketimin ekonomik büyümeye katkısının da gözle görülür şekilde artırılması hedefleniyor.

2020 yılında görece refah bir toplum inşa edilmesi hedefini belirleyen Çin, 13’üncü Beş Yıllık Kalkınma Planı ile önümüzdeki beş yılın yol haritasını çizdi. Toplumsal hedefler arasında kentleşmede ve tarımın modernleşmesinde belirgin ilerleme sağlanmasının yanı sıra halkın yaşam seviye ve kalitesinin yükseltilmesi, kırsal kesimlerdeki yoksul nüfusun ortadan kaldırılması yer alıyor. Öte yandan, 13’üncü Beş Yıllık Kalkınma Planı dönemi için belirlenen hedeflere ulaşılması ve kalkınmanın önündeki zorlukların giderilmesi için inovasyona, eşgüdüme, dışa açıklığa, paylaşıma dayalı yeşil kalkınma düşüncesinin hayata geçirilmesi üzerinde duruluyor.

cintablo2a

Başlıca İhracat Kalemleri: Elektrikli makine ve cihazlar, kazanlar, mobilyalar, tekstil
Başlıca İthalat Kalemleri: Elektrikli makine ve cihazlar, mineral yağ ve yakıtlar, kazanlar, metal cevheri

Çin, aktif ithalat politikasına geçiyor

Çin Ticaret Bakanlığı Dış Ticaret Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, dış ticarette aşağı yönlü baskının artmasına karşın Çin’in aktif ithalat politikası uygulayacağı belirtildi. Açıklamada, bu yılın ilk 7 ayında ülkenin dış ticaretinde görülen “çift düşüş” eğiliminin değişmediği, dış ticarette aşağı yönlü baskının yoğunlaştığı, dolayısıyla bu yıl dış ticaret durumunun iyimser olmadığı ifade edildi.

Çin Gümrük Genel Müdürlüğü tarafından açıklanan son verilere göre, bu yılın ilk 7 ayında Çin’in dış ticaret hacmi 13 trilyon 210 milyar yuana ulaşarak, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3 düştü. Dış talepteki durgunluk devam ederken, temmuz ayında ülkenin ihracatı 1 trilyon 220 milyar yuana vararak yüzde 2,9 büyüdü ve ithalatta ise 873 milyar yuan ile yüzde 5,7 düşüş yaşandı. Çin Ticaret Bakanlığı yetkilileri, dış ticaretteki sıkıntılı dönemin geçmediğini açıklayarak, dış ticarette istikrara kavuşma eğiliminin tamamen oluşturulduğunun söylenemeyeceğini ifade ettiler.

cintablo3a

Her dört otomobilden biri Çin’de üretiliyor

Rakamlara şimdi de istihdam üzerinden devam edelim. GSMH içindeki payı yüzde 10 civarında olmasına rağmen, tarım sektörü ülke ekonomisinin temel yapı taşlarından bir tanesi. İstihdamın yüzde 41’ine karşılık gelen yaklaşık 314 milyon insanın istihdam edildiği tarım sektöründe, ülke geneline yayılmış seracılık faaliyetleri dikkat çekiyor. Öte yandan madencilik ve maden cevheri işletmeciliği (özellikle demir-çelik ve alüminyum) başlıca sanayi dallarını oluştururken, ülkedeki madenlerin yüzde 60’ı devlet tarafından işletiliyor. Çin, altın üretiminde son altı yıldır üst üste dünya birinciliğini elde ederken, 100’ün üzerinde kentte altın sanayiciliği önemli bir sektör haline gelmiş durumda.

Pek çok sanayi dalında yetkinliğe ulaşan Çin’de uçak yapımı, otomobil üretimi, büyük makine parçaları, döküm, uzay sanayii, büyük enerji devreleri, elektronik gibi alanlar son yıllarda dikkat çeken bir ilerleme kaydetti. 2009 yılında motorlu taşıt üretiminde ABD ve Japonya’yı geride bırakarak, ilk kez birinci sıraya yerleşen Çin, 2010 yılına gelindiğinde en yakın takipçisinden iki kat fazla araç üretti. Dünya genelinde her dört otomobilden birini üretir hale gelen Çin’de 2014 yılında ise 21 milyon 344 bin motorlu araç üretimi gerçekleştirildi. Ülkede perakende sektörünün her geçen yıl büyüyüp küresel perakende pazarındaki payını giderek arttırması beklenirken, 2020 yılına gelindiğinde Çin’in küresel perakende pazarındaki satışların yüzde 36’sına sahip olacağı öngörülüyor.

china-famous7

Çin’in doğrudan dış yatırımı 100 milyar doları geçti

Çin Ticaret Bakanlığı, yılın ilk yedi ayında, Çin’in doğrudan dış yatırımlarının yüzde 61,8 artarak 100 milyar doları geçtiğini açıkladı. Bakanlığın verilerine göre, ocak-temmuz döneminde Çin’den 156 ülke ve bölgedeki 5 bin 465 işletmeye finans dışı doğrudan yatırım yapıldı. Yatırımların toplam değeri, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 61,8 yükselerek 673 milyar 240 milyon yuana

Çin, küresel inovasyon endeksinde ilk 25’te

Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü’nce Cenevre’de yayımlanan 2016 küresel inovasyon endeksi sıralamasında Çin, ilk kez en çok inovasyon gücüne sahip 25 ekonomi arasına girdi. Son yıllarda, Çin sıralamada sürekli yükseliş kaydetmiş, 2013’te 35. sıradayken, 2014 ve 2015 yılları 29. sırada yer almıştı. Küresel inovasyon endeksi, 2007 yılından itibaren Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü ile başlıca akademik kuruluşlar tarafından yılda bir defa yayımlanıyor. Bu yılki rapor, 82 endeks üzerinden dünyadaki 128 ekonomi için yapılan değerlendirmelere dayanılarak hazırlandı. Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü, Çin’in ilk 25 ülke arasına girmesinin, orta gelirli bir ülkenin ilk defa gelişmiş ekonomilerin arasına girişi anlamına geldiğini, Çin’in kalkınmasının bir yansımasının da ülkenin
inovasyon alanındaki performansı olduğunu vurguladı. (102 milyar 750 milyon ABD Doları’na) ulaştı. Diğer yandan, Bir Kuşak-Bir Yol planının ortaya koyulmasından bu yana Çin’in söz konusu güzergahtaki ülkelere yaptığı toplam yatırım 51,1 milyar doları buldu. Bu miktar, Çin’in bu süreçteki doğrudan dış yatırımının da yüzde 12’sini oluşturdu.

25 nükleer santral yapım aşamasında

1990’lı yıllara kadar petrol ihracatçısı konumunda bulunan Çin, 2009 yılına gelindiğinde dünyanın ikinci büyük petrol ithalatçısı haline geldi. 2010’da dünya petrollerinin yüzde 10.2’sini tüketen Çin, ABD ve Rusya’nın ardından dünyada en çok petrol tüketen üçüncü ülke oldu. Ülke, aynı zamanda dünyanın en büyük kömür üreticisi ve tüketicisi konumunda bulunuyor. Tek başına dünya kömür üretiminin yaklaşık yarısını gerçekleştiren Çin, tüketimde de neredeyse aynı oranlara ulaşıyor. Halen 14 nükleer santralin işletildiği ülkede 25 nükleer santral ise yapım aşamasında. Hidroelektrik alanında da söz sahibi olan Çin, dünyadaki üretimin yüzde 21’ini gerçekleştiriyor.

china-famous4

İkinci çocuğa izin, nüfusu ve tüketimi artıracak Büyüyen ekonomisi ile dünyanın ikinci devi haline gelen Çin, 1.4 milyarlık nüfusuyla aslında ciddi bir tüketim pazarı haline dönüştü. Ülkede nüfus artışını yavaşlatmak için 1979 yılından beri yasal olarak ikinci çocuğa izin verilmiyordu. Ancak Çin hükümeti, ülkenin hızla yaşlanan nüfusuna ve ekonomiye destek amacıyla 2016 yılında çiftlere ikinci çocuk yapma izni verdi. Bu da 10 yılda ilave olarak bir kaç yüz milyon nüfus artışı demek. Bugün için ülkede nüfusu 1 milyonun üzerinde olan 100’den fazla şehir var.