Hedef ülke Meksika ile ticaretimizin yolunu STA açacak

aimsaddergisi-reklamalani

2050 yılında dünyanın en büyük 5 ekonomisi içinde yer almayı hedefleyen Meksika, 122 milyonluk nüfusu ve 1,2 milyar nüfusa ulaşan geniş bir hinterlanda sahip olmasıyla Türkiye’deki üretici ve ihracatçılara önemli fırsatlar sunuyor.

Avrupa kalitesinde Çin ile rekabet edebilen fiyat seviyesi yakalayabilmesi, makine ve elektronik yan sanayisinin güçlü olması, iş yapma kültürünün benzerliği gibi faktörler Türk firmalarının Meksika’ya yaptığı ticarette büyük avantaj sağlıyor. Ancak bu avantajlara rağmen ticaretin yetersizliğine ve rakamların potansiyeli tam olarak yansıtmadığına dikkat çeken yetkililer, Meksika pazarının Türk yatırımcılar için barındırdığı fırsatların Serbest Ticaret Anlaşması’nın (STA) imzalanmasıyla artacağını vurguluyorlar.

Meksika, Kuzey Amerika haritasında güçlenen ekonomisiyle dikkat çeken bir ülke. Geniş ABD topraklarının güneyinde olan Meksika, Türkiye’nin neredeyse iki buçuk katı yüzölçümüne ve 122 milyonluk bir nüfusa sahip bulunuyor.

Yükselen bir güç olarak nitelendirilebilecek Meksika’nın mevcut küresel ekonomi politik sistem içindeki yeri ve önemi, bu ülkeyle kurulacak siyasi, ticari ve kültürel ilişkilerin niteliği açısından önem taşıyor. Meksika’nın bir yandan Latin Amerika ülkesi olması, diğer yandan da Amerika Birleşik Devletleri ile ekonomik ve güvenlik ilişkileri gelişmiş bir komşu olması dolayısıyla sahip olduğu özel konumu, bu ülkeye ilgiyi artırıyor. Ayrıca sahip olduğu ticari ve ekonomik potansiyel ve de zengin doğal kaynakları, Türkiye’nin Meksika ile ikili ilişkilerinin bütün yönleriyle ele alınmasını gerekli kılıyor.

Meksika’nın NAFTA üyeliği ve AB ile STA imzalamasının ardından, Meksika ile Türkiye arasında dış ticareti ve diğer iktisadi ilişkileri geliştirmek üzere bazı önemli adımlar atıldı. İki ülke arasında son yıllarda yoğunlaşan temasların en önemli görüşme maddesini ise, çok boyutlu bir serbest ticaret anlaşmasının imzalanması oluşturuyor. Meksika ile sınırlı ilişkileri olan Türkiye, son birkaç yılda özellikle Meksika ile bir STA imzalamak için kayda değer bir çaba harcıyor. Ancak, Türkiye’nin ısrarla üzerinde durduğu bu anlaşmanın imzalanması konusunda Meksika en azından şimdilik, STA imzalama konusunda oldukça tereddütlü görünüyor. Bu olası anlaşma, Türkiye’nin Meksika pazarı üzerinden ABD ve Kanada pazarlarına ve hatta Meksika’nın serbest ticaret anlaşmasının olduğu diğer 45 ülkenin pazarlarına ulaşma imkânı sunuyor. Meksika’nın Türkiye pazarına artan ilgisinin en önemli sebeplerinin başında ise, özellikle ABD pazarlarına bağımlılığını kırmayı hedeflemesi geliyor. Bu ilgi, Türkiye üzerinden Ortadoğu, Orta Asya ve Afrika pazarlarına da açılma hedefini içinde barındırıyor.

ABD’nin yeni başkanı ekonomiyi endişelendiriyor

Yüzölçümü büyüklüğü açısından Latin Amerika ülkeleri arasında Brezilya ve Arjantin’den sonra üçüncü sırada gelen Meksika, NAFTA ile birlikte yaklaşık 450 milyon, diğer ülkelerle imzalanan STA’lar dahil edildiğinde ise 1,2 milyar nüfusa ulaşan geniş bir hinterlanda sahip. Latin Amerika’nın en güçlü ekonomilerinden Meksika, aynı zamanda Kuzey Amerika’nın da bir anlamda giriş kapısı. Nüfusu ve yüzölçümü büyüklüğünün yanı sıra Latin Amerika ve Karayip ülkelerini kapsayan coğrafyada yüksek ithalat ve ihracat rakamlarıyla da dikkat çeken Meksika, dünyada en büyük ekonomiler arasındaki 14’üncülüğünü, dört yıl içinde dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girecek şekilde yeniden konumlandırıyor. 2050 yılında dünyanın en büyük 5 ekonomisi içinde yer almayı hedefleyen ülke, 1980’li yıllardan itibaren geçirdiği ekonomik dönüşümün ve 1994 yılında yürürlüğe giren Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması’nın (NAFTA) etkisiyle, ABD ve Kanada ile ticaretini üç kat artıran liberal bir ekonomi haline geldi. Ticaretinin yüzde 90’ından fazlasını Serbest Ticaret Anlaşmaları ile yürüten Meksika’nın, 45 ülkeyi kapsayan 12 Serbest Ticaret Anlaşması yürürlükte bulunuyor. Pazar çeşitlendirme çabalarına rağmen Meksika’nın en önemli ihraç pazarını ABD oluşturuyor. Tarih boyunca ABD ile yoğun ticari ilişki içinde olan Meksika, son dönemde bu ülke ile ticari ve siyasi açıdan sıkıntılı bir süreç yaşamakta. ABD başkanlık seçimlerini kazanan Donald Trump’ın dış politikaları arasında adı sıkça geçen Meksika, Trump’ın sınıra duvar örüleceğine ilişkin açıklaması, dolar karşısında Meksika Pesosu’nda ani düşüşlere ve ağır darbeye yol açtı. Meksika’nın para birimi Peso, Trump isminin telaffuzuna en çok reaksiyon gösteren para birimi olurken, Trump’ın NAFTA’da izleyeceği yol da ekonomide tedirginlik yaratıyor. Trump Kanada, ABD ve Meksika’nın taraf olduğu bu anlaşmadan ABD’nin ayrılmasını istiyor. Elbette bu gelişme ABD ekonomisinin yanında Meksika ekonomisi için de endişeye neden olmakta.

Ufukta daha zor günler görünüyor

Son yıllarda petrolün ülke ekonomisindeki ağırlığı azaldı. Bu azalmayla birlikte petrol gelirleri ihracat gelirlerinin yüzde 10’unu ve tüm kamu gelirlerinin üçte birini oluşturuyor. Latin Amerika ve Karayip ülkeleri arasında ithalat ve ihracat rakamlarıyla en yüksek paya sahip Meksika, bölge ihracatının ve ithalatının üçte birini gerçekleştiriyor.

Petrol fiyatları ve üretiminin düşmesi, kamu harcamaları ile inşaat faaliyetlerinin azalması nedeniyle 2014 yılında yalnızca yüzde 2,1 büyüme kaydeden Meksika ekonomisi, 2015 yılında yüzde 2,3 oranında, 2016 yılında ise yüzde 1,6 oranında büyüdü. Meksikalı Finans Yöneticileri Enstitüsü’nün (IMEF) öngörüsüne göre ise 2017 yılında Meksika Gayrisafi Milli Hasılası, ABD Başkanı olan Trump’ın muhtemel politikalarından dolayı en azında yüzde 2 oranında azalacak. Meksika ekonomisinde, 2013 yılında yüzde 38,3 düzeyinde olan kamu borcu 2015 yılında yüzde 42,3’e, 2016 yılı sonunda ise yüzde 45’e yükseldi. Kamu borç stoğu/GSYİH oranının 2020 yılında ise yüzde 51,7’ye yükseleceği öngörülüyor. Kötüleşen makroekonomik görünüm açık bir şekilde mikro düzeyi de etkilerken, ABD başkanlık seçim sonucu ülke ekonomisine belirsizlikler getirmeye devam ediyor.

Ülkenin Maliye Bakanı José Antonio Meade hükümetin tasarrufları sıkılaştıracağının işaretlerini verdiği 2017 bütçesi ile harcamalarda 240 milyar Meksika pesoluk bir kısıntıya gidileceği duyuruldu (yaklaşık 12,9 milyar ABD$ veya GSYH’nın yüzde 1,2’si). Bu rakam 2016 yılındaki 16 milyar Meksika pesoluk ve 2015 yılındaki 14 milyar Meksika pesoluk kısıntı rakamlarının oldukça üzerinde. Kısıntının büyük bir kısmı kamuya ait petrol şirketi PEMEX’e sağlanan finansmandan yapılacak. Dolayısıyla, petrol şirketine yapılan yatırımların azaltılması ile petrol üretiminin azalacağı ve gelecekteki vergi gelirlerinin düşeceği öngörülüyor. ABD’ye ve petrole bağımlılığın azaltılması, yapısal reformlar, güvenlik sorununun çözülmesi, yüksek katma değerli sanayi üretimi ve ihracatının teşviki, ihracat pazarlarının çeşitlendirilmesi, kredi piyasasının genişletilmesi ve beşeri sermayenin geliştirilmesi Meksika’nın kısa ve orta vadede atması gereken adımları arasında yer alıyor.

Üretimin kalbi, başkent Meksiko

Ülkede ekonomik faaliyetler, genel olarak başkentte yoğunlaşıyor. GSYİH’nin yüzde 20’sinin üretildiği başkent Meksiko’nun bağlı olduğu eyalet, ağır sanayinin merkezi. Kuzey sınırındaki altı eyalet (Baja California, Sonora, Chihuahua, Coahuila, Nuevo León ve Tamaulipas), Meksika’nın imalat sanayinin; özellikle ABD’ye ihraç edilen üretim mallarının imal edildiği ve satıldığı fabrikaların yoğunlaştığı bölgelerin başında geliyor. Jalisco, Puebla ve Guanajato refah seviyesi yüksek olan ve imalat sanayinin geliştiği diğer eyaletler arasında yer alırken; Veracruz tarım ve petrol sanayi ile öne çıkıyor. Meksika Körfezi’ndeki eyaletlerden; özellikle Quintana Roo turizm yönüyle ön plana çıkıyor.

2002 yılında mevcut Serbest Bölge düzenlemesini uygulamaya geçiren Meksika’da San Luis Potosi, Mexico City, Monterrey ve Guanajuato’da toplam dört adet serbest bölge faaliyet gösteriyor. Serbest bölgelerde vergi muafiyetinden yararlanılması için ürünün ihraç edilmesi bir önkoşul değil. Serbest bölgelerin yanı sıra, ülkede 541 adet sanayi parkı bulunuyor ve bu bölgelerde sanayinin verimli bir şekilde işlemesi için kalite, altyapı, kentleşme ve hizmetler bakımından uygun koşullar sunuluyor. Meksika’daki sanayi parkları ile ilgili bilgi için www.maquilaportal.com sitesinin ziyaret edilebilir.

Meksika’da Ulusal Yabancı Sermaye Kayıt Bürosu’na önceden bildirilmesi koşuluyla yabancı yatırımcıların kârlarını kendi ülkelerine transfer etmesi serbest. Teknolojik gelişime yönelik yatırımlar ve AR-GE yatırımları için vergisiz dönem gibi kolaylıklar söz konusu. Meksika’da yabancı yatırım serbestliği dikkat çeken bir uygulama. Son yıllarda Çin ve Brezilya gibi ülkelerin gerisinde kalmamak için pek çok sektörde yabancı yatırım serbestliği sağlayan ülke, bu şekilde özel sektördeki gücünü artırmayı amaçlıyor. Yabancı yatırımların büyük çoğunluğu ABD’ye hızlı teslim avantajı nedeniyle kuzeydeki eyaletlerde ve Yucatan yarımadasında, bir kısmı da Federal District (Mexico City) ve çevresinde yoğun. Finans, otomotiv ve elektronik en fazla yatırım çeken sektörlerin başında geliyor.

Dış ticaret açığı 2015’te 4 kat arttı

2015 yılında 430 milyon dolar ihracat gerçekleştiren Meksika’nın başlıca ihracatını; binek otomobilleri kara taşıtları aksamı, eşya taşımaya mahsus motorlu taşıtlar, ham petrol, otomatik bilgi işlem makineleri, TV alıcıları ve monitörler, telefon cihazları, izole edilmiş tel ve kablolar ve mobilya oluşturuyor.

Geçen yıl 434 milyon dolar ithalat gerçekleştiren Meksika’nın 2015 yılı ithalat karnesinde ise yüzde 93,3 petrol dışı sektörler, yüzde 6,2 ise tarım ve gıda ürünleri dikkat çekiyor. Kara taşıtları aksamı, işlenmiş petrol ürünleri, elektronik entegre devreler ve telefon cihazları ülke ithalatında öne çıkan başlıca ürünler arasında bulunuyor. Buna göre 2015 yılı dış ticaret verilerine bakıldığında ülke ihracatının yüzde 4,1, ithalatının da yüzde 1,2 oranında azaldığı görüldü. Ülkenin dış ticaret açığı ise aynı yıl 4 kat artarak 14,4 milyar dolara yükseldi.

Ticaret hacmimiz 1.2 milyar dolar oldu

T.C. Ekonomi Bakanlığı tarafından 2016-2017 döneminde hedef ülkelerden biri olarak belirlenen Meksika, nüfusunun yüzde 70’i 40 yaşın altında olan genç nüfusu ile birçok sektör açısından büyük bir potansiyele sahip. Meksika ile Türkiye’nin ikili ticaretine ilişkin veriler incelendiğinde, bu ülkeye ihracatımızın yıllar itibarıyla dalgalı bir seyir izlediği görülüyor.

Meksika’ya yaptığımız ihracat yüzde 31 artış gösterirken, ithalatın yüzde 6 düşüş yaşadığı 2014 yılında iki ülke arasındaki ticaret hacmi 1.26 milyar dolar seviyelerine yükseldi. 2015 yılında ise Meksika’ya ihracatta yüzde 10 artış oldu ve bu ülkeden gerçekleştirilen ithalattaki yüzde 9 azalmanın etkisiyle Türkiye aleyhindeki dış ticaret açığı yüzde 18 azaldı. Türkiye ile Meksika arasındaki toplam ticaret hacmi, 2015 yılında 1.2 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. 2015’te Meksika’ya yaptığımız ihracat 344 milyon dolar, Meksika’dan yaptığımız ithalat 860 milyon dolar oldu.

STA’ların olmaması vergi yükünü artırıyor

Türkiye ile Meksika arasında hâlihazırda Serbest Ticaret Anlaşması bulunmaması nedeniyle Meksika’ya yapılan ihracatta vergi yükü Avrupalı ülkelere nispeten yüksek seyrediyor; özellikle tekstil, makine ve oto yedek parça sektörlerinde ticaret sapması oluşuyor. Bu nedenle, daha önceden Türkiye ile çalışan bazı Meksikalı firmalar yüksek vergi yükünden kurtulmak için tedarik kaynaklarını AB ülkelerine kaydırdı. NAFTA’ya üye diğer ülkeler olan ABD ve Kanada ürünlerinin pazara tercihli gümrük tarifeleri ile girmesi de Türk ürünlerinin söz konusu pazarda rekabet avantajı kazanmasının önündeki en büyük engeller.

Meksika ile Türkiye’nin ürün yelpazesinin benzerlik göstermesi, bu ülkeye ihracatımızda ürün çeşitliliğinin artırılmasını kısıtlıyor. İki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin artırılarak yeni iş birliği imkanlarının yaratılması ve ticarete konu olan malların çeşitlendirilmesi için fuarlara katılım ve ticari heyetler yoluyla Türk ürünlerinin bu pazarda yoğun bir şekilde tanıtılması gerekiyor. Meksikalıların ülkemize gösterdiği yoğun ilgiye rağmen pazarda Türk malı imajının yaratılamamış olması, coğrafi uzaklık ve doğrudan uçak seferlerinin yapılmaması nedeniyle karşılıklı ziyaretlerin güçlüğü ve uyuşturucu kaçakçılığı ile mücadele önlemleri nedeniyle Meksika’da gümrük prosedürlerinin uzun sürmesi ise pazara girişte diğer engeller arasında gösteriliyor.

“En önemli önceliğimiz STA’nın imzalanması olmalı”

Meksika pazarının Türk yatırımcılar için barındırdığı fırsatların Serbest Ticaret Anlaşması’nın imzalanmasıyla artacağını belirten Türkiye-Meksika İş Konseyi Yürütme Kurulu Başkanı Albert Saydam, “Meksika büyük yatırım hedefleri ve programları olan bir ülke ve kayda değer fırsatlar barındırıyor. Serbest Ticaret Anlaşması’nın imzalanması halinde tekstil, tarım, otomotiv, altyapı ve enerji sektörleri en çok potansiyel barındıran sektörler olacak. Bu nedenle en önemli önceliğimiz Serbest Ticaret Anlaşması’nın (STA) imzalanmasıdır” dedi. Meksika’nın Ekonomi Bakanlığı tarafından 2016-2017 döneminde hedef ülkelerden biri olarak belirlendiğine dikkat çeken Saydam, “Meksika ile Türkiye arasında Türkiye aleyhine bir dış ticaret açığı mevcut. Gerek Meksika gerekse Türkiye, aralarındaki yatırımlarda potansiyeli yeterince yansıtamıyorlar” yorumunda bulundu.

İki ülke arasındaki ticari ilişkiyi anlatan Saydam, sözlerine şöyle devam etti: “Coğrafi açıdan uzak olması sebebiyle Meksika’ya uzun yıllar ihracatçımız ve yatırımcımız yeterli ilgiyi göstermedi. Hâlihazırda dünyanın 14. büyük ekonomisi olan Meksika’da son yıllarda yaşanan gelişmeler ekonomik ilişkilerin ivme kazandığı ve derinleşmeye başladığını göstermekte. Borusan Holding, Borusan Mannesmann Meksika’da yapılacak 33 milyon ABD doları kontrat bedeli olan Tuxpan-Tula Gaz Boru Hattı Projesi’ni kazanmayı başardı. Tüm bunlara rağmen iki ülke arasındaki ekonomik potansiyeli tam anlamıyla ortaya çıkarabilmek için bir serbest ticaret anlaşması ya da gümrük vergilerinin kaldırılması ya da kademeli olarak düşürülmesini düzenleyen bir anlaşmaya ihtiyaç var.”

“Makine ve elektronik yan sanayimizin güçlü olması Meksika pazarı için büyük avantaj”

Türkiye’nin Meksika ticari ve yatırım ilişkilerinin geliştirilmesinde öne çıkan faktörlerden bahseden Saydam, “Türkiye’nin güçlü yanlarına ilişkin yapılan analizde öne çıkan faktörler var. Türkiye’nin önde gelen otomotiv ve elektronik üreticilerinden biri olması, Meksika’nın ithalatında önemli yer tutan malların ihracatında Türkiye’nin rekabet gücünün bulunması, Türkiye ile Meksika’nın iş yapma kültürü olarak birbirlerine benzemesi, Türkiye’nin Avrupa kalitesinde Çin ile rekabet edebilen fiyat seviyesinde ürünler üretebilmesi olarak sıralanabilir” şeklinde konuştu.
Saydam, Türkiye’nin transit ticaret noktası olduğuna dikkat çekerek, “Avrupa kalitesinde Çin ile rekabet edebilen fiyat seviyesi yakalayabilmemiz, makine ve elektronik yan sanayimizin güçlü olması, sanayide alt yapımızın güçlü olması ve Türkiye’nin Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Türk Cumhuriyetleri’ne giriş kapısı ve transit ticaret noktası olması Türkiye’nin Meksika pazarındaki güçlü yönlerini gösteriyor” dedi.

Meksika ile ticarette Türkiye adına görülen dezavantajlarla ilgili konuşan Albert Saydam, pazarın dezavantajlarını; iki ülke arasındaki coğrafi uzaklık, 8 saatlik bir zaman farkı, yetersiz lojistik altyapı, yüksek navlun maliyetleri, direkt uçuşun olmaması, Türk firmalarının daha yüksek kâr marjı vadeden satışa ve yakın coğrafyaya konsantre olması, Meksika’nın ABD pazarına bağımlılığının bizim için ekstra riskler yaratması ve dil problemi olarak özetledi.

Başlıca ticaret ortakları: Amerika, Çin, Japonya, Güney Kore, Almanya
Başlıca ihracat kalemleri: Plastik ve plastikten mamul eşya, motorlu kara taşıtları, hububat,
Başlıca ithalat kalemleri: Nükleer reaktör, motorlu kara taşıtları, örülmemiş giyim eşyası

İşadamlarının dikkat etmesi gereken hususlar

Meksikalılar iş görüşmelerinde ana dilleri olan İspanyolca konuşmayı tercih ettiklerinden, görüşmeye bir tercüman ya da İspanyolca konuşabilen bir personel ile katılması tavsiye ediliyor. Meksikalı işadamları için güven ve kişisel ilişkiler oldukça önemlidir. Hiyerarşik bir toplum olmasından dolayı kararlar ve sorumluluklar üst düzey yöneticilerin yetkisindedir.
Meksikalılar olumsuz görüşlerini doğrudan ifade etmeyi tercih etmeyip, “Size daha sonra dönüş yapacağım” şeklinde dolaylı yanıtlar verebilirler. Unvanlar oldukça önemlidir, unvan bilinmiyorsa hitapta Señor (Bay) or Señorita (Bayan) kelimeleri kullanılabilir. Meksikalılar iki soyadı (baba ve anne soyadı) kullanırlar. Meksika, ürün sınıflandırmasında Harmonize Sistemi kullanılıyor. Meksika Gümrük Kanunu’nda 2014 yılında yapılan bir değişiklik ile 2015 yılından itibaren gümrük işlemlerinin gümrük komisyoncusu aracılığıyla yapılması zorunluluğu kaldırılmış olmakla birlikte; önbildirim veya belgelendirme sürecinde yapılan hatalar, para cezası ve mala el koyulması ile sonuçlanabildiğinden bu konuda tecrübeli firmalar ile çalışılması büyük önem taşıyor.
İthalatta İspanyolca olarak düzenlenmiş bir ticari fatura, konşimento, gerekli ise ek vergilerin ödeneceğine dair garanti belgesi ve gerekli ise ürün güvenliği gibi belgelere ek olarak “pedimento de importacion” isteniyor. Bu belgeler lisanslı bir Meksikalı gümrük komisyoncusu ya da ithalatçı tarafından düzenlenebilir. Meksikalı ithalatçıların vergi düzenlemeleri için Maliye ve Kamu Kredileri Bakanlığı (Hacienda) bünyesinde “Padron the Importadores” listesine kayıt yaptırması gerekli. Aynı kurum bünyesinde 400 farklı ürün grubu için (tarım ürünleri, tekstil, kimyasallar, elektronik ve oto yedek parçaları) sektör kayıtları da tutuluyor.

Sektörde ilişkileri geliştirecek potansiyel var

Meksika 1980’lerin sonlarına doğru Ulusal Kalkınma Planı, özelleştirme, yabancı sermaye ve vergi reformlarındaki uygulamaları ile ekonomisini liberalleştirmeye başladı. 1994 yılında NAFTA’nın yürürlüğe girmesiyle dünyanın en büyük ekonomileri arasına girmiş oldu.

Meksika’da halihazırda 22 milyon civarında konut bulunuyor. 2025 yılına kadar 42,2 milyon konutun inşasının hedeflendiği ülkedeki konut açığı 6 milyon adet düzeyinde. AVM, perakende mağazacılık, sanayi üretim tesisi ve dağıtım merkezi inşaatları da giderek artıyor. Meksika İnşaat Sektörü Odası, 2015 yılında ise yüzde 2.7 oranında büyüyen inşaat sektörünün 2016 yılı sonu itibariyle %1.5 ila %2 arasında bir büyüdüğünü açıkladı. Özel sektör “Emlak Yatırım Fonları” yatırımlarının sektördeki büyüme oranlarını yükselttiği belirtiliyor. Öte yandan Dünya Turizm Örgütü’nün ziyaretçi sayısı bakımından dünyada en popüler 10. turizm olarak belirlediği Meksika, Latin Amerika’nın en fazla sayıda turist çeken ülkesi. Hükümetin 2018 yılında dünyada ilk 5 turizm destinasyonu arasında yer almayı hedeflemesi, bu sektördeki yatırımların da önünü açıyor. Hem inşaat hem de turizm sektöründeki hareketlilik ve beklentiler ise, mobilya ürünleri ile ağaç işleme makinelerine olan talebi artırıyor.

Ülkede makine sektörü, imalat sanayinin üçte birini oluşturmakta. Önemli bir paya ve ticaret hacmine sahip olan makine sektörü, bu alanda büyük fuarlara da ev sahipliği yapıyor. 18-21 Ocak 2017 tarihleri arasında Meksiko City’de 23. kez düzenlenen Magna Expo Mueblera Mobilya, Ağaç Mamulleri ve Orman Sanayi Makineleri, Ağaç İşlemeler Ve Malzemeleri Fuarı, Meksika’nın en büyük mobilya ve yan sanayi fuarı olarak biliniyor. Orta ve Kuzey Amerika pazarında yer almak, mevcut konumunu güçlendirmek isteyen Türk üretici ve ihracatçıları için büyük fırsatlar sunan fuar, rekabet gücünü ve ihracatını artırmak isteyenler için en doğru fuar özelliğini taşıyor.

Fiyat ve kalite avantajı Türk ürünlerini cazip kılıyor

Kanada ve ABD ile diğer Güney Amerika ülkeleri arasındaki ticarette geçiş bölgesi olan Meksika, zengin ormanlara sahip olan ve orman ürünlerinin işlendiği Brezilya, Arjantin, Peru, Şili gibi ülkeler ile Kanada ve ABD arasında bir köprü durumunda. Bu da Meksika’da ağaç işleme makineleri ile mobilya ürünlerinin satışını hızlandırırken, ham mamul ile bitmiş ürün satışını da mümkün kılıyor. Birçok ürün gibi ağaç işleme makinelerini yoğun olarak ithal eden Meksika, Türkiye için oldukça cazip ve ikili ilişkilerin geliştirilme potansiyeli olan bir ülke profili çiziyor.
Bu sektörlerde Türk firmaları Meksika’nın uzaklığı ve pazarda iş yapmanın zorlukları sebebiyle distribütör firmalar ile birlikte çalışıyor. Türk makinelerinin yüksek navlun fiyatları ve pazar uzaklığı gibi dezavantajlarının dışında, kalite ve fiyat konusunda oldukça avantajlı bir konumu var. Fiyatına göre Alman kalitesi sunan Türk makineleri, aynı zamanda özgün ürünleriyle de bu pazarda rahatça alıcı bulabilecek özelliklere sahip durumda. Meksika, ağaç işleme makineleri sektörü için iyi bir ortak ve alternatif pazar olabilecek özelliğiyle Türk işadamlarına fırsatlar sunuyor.