Tarihi Mekan

Doğu’da saklı bir inci: VAN

erimli akarsuları, zengin toprakları ve elverişli iklim koşulları nedeniyle tarihin eski çağlarından beri birçok medeniyete ev sahipliği yapan “Doğu’nun incisi”, güzel kediler, elma yanaklı çocuklar diyarı Van, dünyada yaşanılan en eski kentlerden biri. Anadolu’nun en büyük gölüne sahip olan şehir güneş alan iklimi ve halk arasında Van Denizi olarak anılan gölü ile bir deniz şehrinin sahip olduğu tüm özelliklere sahip. Kış tatili sevenler için kayak merkezi, yaz tatili sevenleri çeşitli su sporları imkanı sunan şehir, konuklarına tarihin ve doğanın güzelliklerini sunuyor..
Bulunduğu bölgedeki 4000 yıllık tarihi sürecinde daima merkezi bir kent konumunda yer alan, hatta M.Ö. 859 ile M.Ö. 612 yıllarında hüküm süren Urartu Krallığı’na da başkentlik yapmış Van’ın çevresinde Süphan Dağı ve Nemrut Dağı ile Nemrut Krater Gölü ve Van Gölü gibi irili ufaklı birçok göl bulunuyor. Bu bölge aynı zamanda Türklerin Anadolu’ya giriş yaptığı yer olması sebebiyle de dikkat çekiyor.
Şehrin tarihinin M.Ö. 5000’li yıllara kadar dayanıyor. Arkeolojik araştırmalara göre ilin, yazılı tarih öncesi dönemleri M. Ö. 5000-3000 yılları Katolik dönem başlarına kadar uzanıyor. Araştırmalara göre, Van’da M. Ö. 2000 yılında bölgede ilk olarak devlet kuran toplum, Hurriler. M. Ö. 900’lerde ise Hurrilerin bölgedeki devamı olan ve başkentleri “Tuşba” (Van) olan Urartu Devleti kurulmuş. Urartular M.Ö. 612 yılına kadar Van’da hüküm sürmüşler. 612 yılında ise Anadolu’ya gelen Medler büyük Urartu Krallığı’na son vermişler.
Van’ın tarihi elbette sadece Urartulardan ibaret değil. Urartu Krallığı’nın yıkılmasından sonra da Persler, Makedonyalılar, Partlar gibi önemli medeniyetler de Van topraklarında hüküm sürmüşler. Van Romalılar ile Sasaniler arasında da bir çatışma sebebi olmuş. Bizans’ın Van topraklarında hüküm sürdüğü yılların ardından Hz. Osman zamanında bölge Müslüman orduları tarafından ele geçirilmiş ve hakimiyeti Emevi ile Abbasi devletleri tarafından sürdürülmüş. Eski zamanlardan beri Van’da yaşayan Ermeni azınlığı da kısa bir süre Van çevresinde krallık kurmuş, İslam İmparatorluğu’na tabi olmuşlar. 1071 Malazgirt Zaferi’nin ardından Van, Büyük Selçuklu egemenliğine girmiş; daha sonra da Eyyübi, Karakoyunlular, Akkoyunlular gibi devletlere ev sahipliği yapmış.
Kanuni Sultan Süleyman döneminde ise; Osmanlı orduları 1458 yılında Van’ı fethetmiş; ancak 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra Ermeniler Ruslar’ın desteğiyle silahlanarak bölgeyi istila etmişler. Yaşanan yıkımın ardından Osmanlı ordusu 2 Nisan 1918’de Van’a girerek şehri kurtarmış. 16 Mart 1921 yıllında imzalanan Moskova Anlaşması ile Ruslar Van’a ait isteklerinden tamamen vazgeçmişler. Cumhuriyetin ilan edilmesiyle birlikte ise Van’da devlet tarafından alt yapı çalışmaları başlatılmış, savaşlarla yıkılan şehir yeniden inşa edilmiş.
Marmara Denizi’nden büyük
Yüz ölçümü bakımından Türkiye’nin 6. büyük ili olan Van’ın en önemli değerlerinden biri Vanlıların Van Denizi olarak adlandırdığı, Tatvan ilçesinde bulunan Nemrut volkanik dağının patlamasıyla oluşan kraterde biriken suların oluşturduğu volkanik Van Gölü. Vanlıların deniz demesinin haklılık payı var, zira yaklaşık 3.713 kilometre kare yüz ölçümü ile Marmara Denizi’nden büyük ve Türkiye’nin en büyük gölü. Göle ait de çok sayıda koy var.
Van gölü içinde Akdamar, Çarpanak, Adır ve Kuş isimli 4 ada mevcut ama içlerinde en çok ziyaret edilen, en büyüğü ve en önemlisi Akdamar Adası. Akdamar Kilisesi’nin, bölgede hüküm süren Vaspurakan hanedanınca M.Ö. 915- 921 yılları arasında yaptırıldığı biliniyor. Bu tarihi mekân, mimari anlamda Ermeni sanatının en değerli eseri olarak kabul edilir. Merkezi kubbeli, dört yapraklı yonca şeklinde haç planında ve kırmızı kesme taş tüfleriyle inşa edilmiş olan kilise, oldukça zengin motiflere sahip.
Akdamar Adası göz kamaştırıyor
Akdamar Kilisesi, 1021 yılında Vaspurakan Krallığı yıkılınca, 1113 yılında manastıra çevrilmiş ve manastır olmasının ardından Kutsal Haç Kilisesi olarak anılmaya başlamış. Ayrıca, 1895’e kadar da Ermeni Patrikliği merkezi olmuş.
Ortalama 1100 yıldır ayakta olan Akdamar Kilisesi için, 1951 yılında bir yıkım çalışması başlatılmıştı. O dönemde genç bir gazeteci olan Yaşar Kemal, tesadüf eseri olaydan haberdar oldu ve duruma müdahale ederek kilisenin yıkılmasını engelledi. Kilise 2005-1007 yılları arasında Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde restore edildi. Bugün de bir müze olarak ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor.

Tarih kenti
Van yüzyıllardır çok önemli uygarlıklara ev sahipliği yaptığı için pek çok önemli tarihi esere sahip. Adeta kaleler şehri olan Van’da Urartular döneminden kalma yaklaşık 3000 yaşında olmasına rağmen hala çoğu yapısı ayakta olan Van Kalesi şehirle bütünleşmiş simgelerden biri olarak Van’da görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. Kaleye çıkmak için gün batımı saatlerini tercih ederseniz muhteşem göl ve şehir manzarasını yakalayabilirsiniz. Merkeze biraz uzak olsa da kalıntıları ile bir görsel harika olan Hoşap Kalesi ve bugün yalnızca surlarının kalıntıları kalmış olan Çavuştepe Kalesi ve Ayanis Kalesi de görmeniz gereken tarihi noktalar arasında bulunuyor. Ayrıca Akdamar Adası ve Kilisesi, Kayan Çelebi Camii, Hüsrev Paşa Camii, Halime Hatun Kümbeti, Yedi Kilise ve Van Müzesi mutlaka gezip görülmesi gereken eserlerden bazıları.
Van doğal güzellikleriyle de oldukça zengin bir kent. Kapadokya’ya benzer Peri Bacaları, Erçek Gölü ve Muradiye Şelalesi de sunduğu doğal güzellikler bakımından oldukça dikkat çekici. Van Gölü kıyısında bulunan parklar, bahçeler, mesire alanları ve tekne turları da konuklarına farklı alternatifler sunuyor.

Her mevsim aktivite
Bir deniz şehri sayılan Van’da, göl üzerinde deniz bisikletleri ile gezinti ya da su altı dalış yapabilirsiniz. Daha heyecanlı su sporlarından hoşlanan gezginler uygun dönemlerde Bahçesaray ilçesinde bulunan Müküs Çayı üzerinde rafting yapma keyfi yaşayabilir. Ekstrem sporlar ile ilgilenen gezginler ayrıca Artos Dağı’nda yamaç paraşütü keyfi yapabilir. Abalı Kayak Merkezi de kış sporlarına ilgi duyan misafirleri bekliyor.

Akıntıya karşı uçan balık
Van Denizi’nin tuzlu-sodalı sularında yaşayabilen tek canlı türü olan Uçan Balık İnci Kefali de dünyada sadece bu kapalı havzada bulunuyor. Uçan Balık İnci Kefali, her yıl büyük sürüler halinde göç ediyor. Çünkü Van Denizi’nin tuzlu-sodalı suları üremesine imkân vermiyor. Akarsuların sıcaklıkları 13 dereceyi bulduğu zaman balık derelere giriyor ve yumurtasını bıraktıktan sonra tekrar göle dönüyor. Bu eşsiz yaşam döngüsü her yıl Nisan’da başlayıp Temmuz’a kadar devam ediyor. İncili Kefali bu yolculukta akarsuya karşı büyük bir mücadele veriyor. Şelaleri uçarak aşıyor. Yurtiçi ve yurtdışından binlerce insan bu büyülü yolculuğa tanıklık etmek için Van’a akın ediyor. İnci Kefali’nin göç mevsimi, aynı zamanda balıkların avlanma karşısındaki en çaresiz zamanlarıdır. Nehirlerin sığ sularına yığılan balık sürülerinin kolay avlanabilirliği, kaçak avcılara cazip geliyor. Kaçak avlanmayla mücadele kapsamında balıkların üremek için çıktıkları göç yolculuğunda 75 günlük avlanma yasağı sıkı bir şekilde uygulanıyor. Geleneksel hale gelen Uçan Balık Festivali her yıl Haziranın ilk haftasında Erciş İlçesindeki Deliçay suyu kenarında bir karnaval havasında kutlanıyor.

Kutu
Van’dan ne alınır?
Van’dan almanız gereken ürünlerin başında yaklaşık 3000 yıllık bir geçmişe sahip olan savatlı gümüş işlemeleri geliyor. Şehre özgü tescilli zanaat olan savatlı gümüş işlemelerini şehirde pek çok noktada bulabilirsiniz. Van gezinizde edinebileceğiniz şehre özgü bir diğer ürün ise el dokuması Van kilimleri. Van kilimleri genellikle koyunyünü kullanılarak dokunduğundan sağlamlığı ile tanınan kilimler arasında yer alıyor. Şehirden geleneksel bir ürün almak isteyen gezginler şehre özgü el sanatları arasında bulunan oya işlemeciliği, ceviz oymacılığı ve yün çorap örücülüğü ürünlerinden de edinebilir. Van kahvaltı sofralarının vazgeçilmezi otlu peynir ise şehirden almanız gereken en önemli yiyecek. Şehrin pek çok noktasından sevdikleriniz ve kendiniz için otlu peynir edinebilirsiniz. Ayrıca yöreye özgü bal da alabilirsiniz.

Kutu
Nesli tükenmesin diye
koruma altında
Van’ın en önemli değerlerinden biri de Van Kedisi. Nesli azalmakta olan Van kedilerini korumak ve çoğalmalarını sağlamak amacıyla kurulan Van Kedi Evi’ni ziyaret ederek burada bulunan kedileri sevebilirsiniz.

Kutu
Van’da ne yenir?
“Van’da ne yenir?” denilince ilk akla gelen tabiki Van kahvaltısıdır. Tarihi İpek Yolu güzergâhında olması, kahvaltı geleneğinin oluşmasında rol oynamış. Van kahvaltı sofrasının öncelikli özelliği yiyeceklerin tamamen doğal ürünlerden oluşması. Kahvaltı sofrası; hakiki Van balı, yoğurt kaymağı, sütkaymağı, yayık tereyağı, cacık, otlu peynir, örme peynir, beyaz peynir, kavurmalı-sucuklu yumurta, zeytin, murtuğa, kavut, gencirundan meydana geliyor. Günümüzde Van’da 60’a yakın Van Kahvaltı Sofrası bulunuyor. Malzemeleri özel yöntemlerle hazırlanan ve taş fırınlarda pişirilen lavaş ekmeği ve Van çöreği ile sunulan Van kahvaltısının olmazsa olmazı taze demlenmiş nefis semaver çayıdır. Semaver çayının yanında yöredeki otlarla beslenen keçi ve koyun sütü de tercihler arasındadır. Van kahvaltı salonlarında, pastane ve lokanta ürünleri satılmıyor. Hiçbir kahvaltı salonu menüsünde ve işletme şeklinde değişiklik yapmamış.
Kahvaltı salonları genelde Van’ın ara sokaklarında bulunuyor. Gün ışığı ile açılır ve gün batarken kapanıyor. Van Kahvaltısında yaz aylarında menüye yoğurt, cacık, piyaz, kış aylarında ise bal-pekmez ve tahin ilave ediliyor.
Van’da hayvancılık çok gelişmiş olduğundan et yemekleri yöre mutfak kültürüne oldukça hakim. Yaylalarda kekik ve doğal otlarla beslenen hayvanların etleriyle yapılan yemekler mutlaka tadılmalı. Van mutfağında ilk akla gelen yemeklerden bazıları ise şöyle:
Kavurmalı uşgun ekşilisi; Uşgun Van’da çok kullanılan bir bitki. Uşgun soğanla birlikte kavrulur. Salça ve kavurma ile tatlandırılıp servise sunulur. Bu yemeği mutlaka Van’da yanında tandır ekmeğiyle yemelisiniz. Değişik ve Van’ın kendine özgü bir yemeğidir.
Ciğer köftesi; Ciğer çektirilip, köfte yapar gibi şekil verilir. En son köftenin üzerine tereyağ gezdirilir. Üzerine istediğiniz yeşilliği serpin. Görüntüsü mercimek köftesine benzer. Tadı bambaşkadır. Van’da ara sıcak olarak servis edilir.
Tandır balığı; Van Gölü’nden tutulan kalori deposu İnci Kefali’nin eti beyaz ve lezzetli. Diğer balıklarda ortalama 15-20 olan kalori miktarı İnci Kefalinde 28 ila 45 kaloriye kadar çıkar. Az kılçıklıdır. Kurutulmuş olarak tandırda ve yağda pişirilmiş havyarı başta olmak üzere yöre halkı tarafından pek çok şekilde tüketilir. Uçan Balık İnci Kefali, Van’ın doğal, kültürel ve ekonomik değerlerinden birisi. Yöre halkından binlerce insan, geçimini İnci Kefali avcılığıyla sağlıyor.
Murtuğa; Van kahvaltısın olmazsa olmazı murtuğa, un ve yağ karışımına yumurta katılarak pişirilir. Çok değişik bir lezzeti ve görüntüsü vardır. Van’ın en meşhur lezzetlerinden bir tanesidir.
Gavut; Gavut da yine Van’a özgü kahvaltılık çeşitlerinden birisidir. Buğdayın kavrulmasıyla oluşan undur. Eski zamanlarda savaşta askerlere verilen yiyecektir. Günümüzde hala Van’da evlerde yapılıp yenilir.
Helise; Aşurelik buğdayın tavuk parçalarıyla buluştuğu bu yemek adeta bir lezzet bombası. İç Anadolu’da keşkek olarak pişirilen bu yemek Van’da helise adını almış. Bir takım farklılıklar olsa da tatlar benzerlik gösteriyor.
Ayran aşı çorbası; İçerisine pirinç, ıspanak, kabak ve bol miktarda kişnişin katıldığı ayran aşı çorbası şehirde akşam yemeklerinin vazgeçilmez bir başlangıcı olarak sunuluyor.
Ispanak borani; Van’da boraninin farklı malzemelerde yapılanlarına sıkça rastlanır. Ispanağın yoğurt, zeytinyağı, sarımsak ve soğanla birleşmesinden oluşan bu yemek hep yaz aylarında hafif ve sindirimi kolay olduğu için bolca tüketiliyor. Hem de ıspanağın içerisinde bulunan demir sayesinde sağlıklı bir yaşam vaat ediyor.

Devamını Oku