Gezi

Kayısı kokan tarih müzesi: MALATYA

Kayısı kokan tarih müzesi:  MALATYA

“Suyu sert, insanı mert” sözleriyle tanınan, Doğu Anadolu’nun kayısı kokulu tarih müzesi Malatya, tarihteki ilk yerleşim yerlerinden olmasının yanı sıra, sadece Türkiye’nin değil, dünyanın da kayısı başkenti.

Malatya denince ilk akla gelen sözlerden biridir; Malatya’ya gelen, bir daha buradan ayrılamaz. Ama Malatya’dan dışarı giden de, bir daha Malatya’ya geri dönmez…

Malatya Turgut Özal, İsmet İnönü, Hrant Dink, İlyas Salman, Yasemin Yalçın, Oktay Kaynarca, Kenan Işık, Ahmet Kaya gibi pek çok tanınmış ismin de memleketi.

İki ayrı ruha sahip olan bir şehir olan Malatya, eski Malatya ve yeni Malatya diye ikiye ayrılıyor. Eski Malatya, bugün Battalgazi ilçesinin sınırları içerisinde yer alıyor.

Malatya’nın ikinci yerleşim yeri olan ve 1988 yılına kadar Eski Malatya ismiyle anılan ilçenin tarihi oldukça eski. Malatya şehrinin ilk kuruluş yeri, bugünkü Bahçebaşı Kasabası içinde yer alan Aslantepe Höyüğü. Bu alan özellikle M.Ö 20 ve 19’uncu yüzyıllarda, işlek kervan yollarının kesiştiği yer olarak biliniyor. O zamanki Asur ve Urartu kaynaklarında bu yöre, Maldia, Melit, Melide ve Melitea olarak değişik biçimlerde isimlendirilmiş. Hititçe ‘bal’ anlamına gelen ‘Melid’ kelimesinden türediği düşünülen Malatya, Hitit hiyeroglif kitabelerinde Malatya şehri: bir öküz başı ve ayağı ile ifade ediliyor.

M.S 1’inci yüzyılda, Aslantepe Höyüğü’ndeki bu yerleşim birimi, bugünkü Eski Malatya üzerine kaymış. Bu tarihten 1836 yılına kadar geçen ve Malatya tarihi olarak anlatılan bölüm, aslında Battalgazi ilçesinin tarihi.

Roma ve Bizans kapıştı, Osmanlı’da kaldı

Romalılar ve Bizanslılar döneminde büyük bir şehir haline gelen Eski Malatya’nın etrafı surlarla çevrilmiş ve doğuda askeri bir üs olarak önem kazanmış. Bizans egemenliğinde olduğu halde, yıllarca Sasanilerin akınına uğrayan kent, 7’inci yüzyıldan 10’uncu yüzyıla kadar Araplarla Bizanslılar arasında el değiştirmiş. Araplar tarafından Malatiya adıyla anılan Eski Malatya, 1101 yılında Danişmentlilerin, 1105 yılında Anadolu Selçuklularının, 1399 yılında ise Osmanlıların hâkimiyetine geçti. 1401 yılında Timur’un ordusu tarafından yağmalanan kent, daha sonra Osmanlılarla Memluklular arasında çekişmeye konu oldu ve Dulkadiroğullarının yönetimine girdi. 1515’de I. Selim’in Osmanlı topraklarına kattığı kent, daha sonra Dulkadiriye Eyaletine bağlı Malatya sancağının merkezi haline getirildi.

Halk şehri terk etti

19’uncu yüzyılın başında sıkça gerçekleşen ayaklanma ve eşkıya saldırıları nedeniyle şehir harabeye döndü ve halk, kent çevresindeki bağlarda yaşayınca kentin gelişmesi durdu. Doğu Anadolu’daki Osmanlı orduları komutanı Hafız Mehmet Paşa, karargâhını Harput’tan Malatya’ya taşıyınca, halk kenti terk etti ve boş kalan evlere askerler yerleştirildi. Bunun üzerine bağların yoğun olduğu Aspusu yöresine giden halk geri dönmedi ve bu kısımda yeni Malatya gelişmeye başladı. Ordu, Nizip savaşı için Eski Malatya’dan ayrılınca, kent boş kaldı. Halk da harabeye dönmüş evlerine geri dönmedi. Mayıs 1839’dan sonra Eski Malatya, eski bir yerleşim birimi olarak varlığını sürdürdü.

Cumhuriyet döneminde Malatya’nın il olmasından sonra Eski Malatya da 1928 yılında belediye, 1932 yılında nahiye oldu. 1987’de Eski Malatya Belediyesi encümeninin ittifakla aldığı kararla, Eski Malatya ismi, ünlü Türk İslam komutanı Battalgazi’nin burada yaşamasından esinlenilerek Battalgazi adını aldı.

Doğunun batısı, batının doğusu

Türkiye’nin en kalabalık 27’inci şehri olan Malatya, 2018 itibariyle 797.036 kişilik nüfusa sahip. Doğu Anadolu Bölgesi’nin Yukarı Fırat bölümünde yer alan Malatya’nın il merkezi haricinde toplam 13 ilçesi bulunuyor. Bu ilçeler Akçadağ, Arapgir, Arguvan, Battalgazi, Darende, Doğanşehir, Hekimhan, Kale, Kuluncak, Pütürge, Yazıhan, Yeşilyurt.

2017 yılı Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre, Malatya’da Gayri Safi Yurt içi Hasıla’nın yüzde 60,62’si hizmet sektöründe, yüzde 27,03’ü sanayi sektöründe ve yüzde 12,35’i tarım sektöründe yer alıyor. Doğunun batısı, batının doğusu olarak da adlandırılan Malatya’daki ekonomik gelişim içinde, kentle özdeşleşen kayısı yetiştiriciliğinin etkisi inkâr edilemez.

Dünyanın kayısı başkenti

Malatya’da ekonomi denince ilk akla gelen ürün kuşkusuz kayısı. Malatya’da 5000 yıldır kayısı üretiliyor. Dünya yaş kayısı üretiminde Türkiye, birinci konumda. Türkiye’yi İtalya ve İspanya izliyor.

Dünya kayısı başkenti olarak bilinen Malatya’nın 2019 yılı tahmini kayısı rekoltesi 391 bin 792 ton. Malatya’da tarım alanının 425 bin 450 hektar. Bu da yüzölçümünün yüzde 34’üne denk geliyor. 425 bin 450 hektarın 80 bin 820 hektarı da kayısı ağaçlarının dikildiği alan olarak geçiyor. Bu da tarımsal alanın yüzde 19’una denk geliyor. Türkiye’nin kuru kayısı üretiminin yaklaşık yüzde 90’ını Malatya karşılıyor. Dünya kuru kayısı üretiminin de yaklaşık yüzde 67’si de Malatya tarafından karşılıyor. Türkiye’den ihraç edilen kuru kayısı miktarı ise, 2018 rakamlarına göre, 93 bin 692 ton. Bunun da yüzde 90’ını Malatya’dan karşılanıyor. Kuru kayısı ihracatı 2018 yılında 253 milyon 901 bin dolar olarak gerçekleşti.

Hayvancılık ve madencilik de önemli gelir kaynakları

Kentte yaygın olarak üretilen önemli diğer tarım ürünleri ise hububat, şeker pancarı, tütün, yaş sebze ve meyveler. Malatya’da tarımın önemli kollarından biri de hayvancılık. Geniş meraları ve yeterli besicilik imkânları hayvancılık için uygun bir ortam oluşturuyor. Başta demir, pirofillit ve mermer yatakları olmak üzere doğal kaynaklar bakımından önemli bir yere sahip olan Malatya’da, madencilik de önemli bir geçim kaynağı olarak yer alıyor.

Turizm üssü

Malatya, doğal ve tarihi güzellikleriyle de farklı bir şehir. Bu özelliğiyle, yerli ve yabancı pek çok turiste ev sahipliği yapıyor. Malatya Valiliği’nin açıkladığı 2017 verilerine göre kenti ziyaret eden yabancı turist sayısı 32 bin 152. Karayolları bakımından oldukça gelişmiş olan Malatya’ya karayolunun yanı sıra güçlü demiryolu ağı ve hava yolu ile ulaşmak mümkün. Malatya’ya yolunuz düşerse, görmeden ayrılmamanız gereken yerleri derledik: 

Günpınar Şelalesi

Malatya’nın Darende ilçesinde bulunan Günpınar Şelalesi, hem yüksekten düşen sularının heybetiyle, hem de etrafındaki ağaçlarıyla doğanın hediyeleri arasında sayılabilir. Darende ilçesinde bulunan şelale, her yıl çok sayıda ziyaretçi tarafından geziliyor. Su zerrelerinin kayaların üzerinden kaydığı sıradaki görüntüleri tam seyretmelik. Günpınar Şelalesi’ni ziyaret ettikten sonra, Sulu Mağara’yı da ziyaret ederseniz tamamlanmış bir gezi gerçekleştirmiş olursunuz.

7 medeniyete ev sahipliği yapan Aslantepe

Malatya’nın en meşhur mesire yerlerinden biri olan Orduzu Pınarbaşı, çam ağaçlarıyla çevrili olması nedeniyle Malatyalılar tarafından serinlemek ve piknik yapmak için tercih ediliyor. Malatya’da bulunan küçük bir kasaba olan ve kayısı bahçeleri ve lahanaları ile ünlü olan Orduzu, Malatya Kayısı festivaline de ev sahipliği yapıyor. Aslantepe’deki höyük, tarihte 7 medeniyete ev sahipliği yaptı. Gün yüzüne çıkartılan iki aslan ve bir kral heykeli, bugün Ankara’da bulunan Anadolu medeniyetleri müzesinde sergileniyor. Bu heykellerin yanı sıra mühür baskıları, kerpiç saray, kaliteli metal eserler, M.Ö 3600-3550 yıllarına ait bir tapınak ortaya çıkarıldı.

Somuncu Baba Türbesi

Darende’de bulunan Somuncu Baba Türbesi, hem yerli, hem de yabancı turistlerin uğrak yeri. Etkileyici mimarisi ve külliyenin çevresindeki doğal güzelliklerle Somuncu Baba Külliyesi, Malatya’da mutlaka görülmesi gereken yerlerin başında geliyor.

Tohma Kanyonu

Darende gezisinde, sıradaki mekân Tohma Kanyonu. Bir süredir kapalı olan Tohma Kanyonu hizmete açıldı ve ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. Yerli ve yabancı turistler, Darende’yi ziyaretlerinde bu doğa harikası yeri görmeden gitmiyor. Kanyon boyunca yer alan yürüyüş parkurlarının yanı sıra, burada yüzme alanları da bulunuyor.

Beşkonaklar Etnografya Müzesi

Yakın bir tarihte açılan şehir merkezinde, Sinema Caddesi üzerindeki müzede, yöre halkının geçmişte kullandığı eşyalar, geleneksel kıyafetler sergileniyor. Yüzükler, tespihler, cep saatleri, ağırlık ölçü aletleri, kazanlar, çakmaklar ve aydınlatma araçlarını da müzede görmek mümkün.

Karakaya Baraj Gölü

Atatürk Barajı’ndan hemen sonra Türkiye’nin ikinci en büyük barajı olan Karakaya, keyifli bir gezi için tercih edilesi. Barajın yapımı sırasında meydana gelen Karakaya Baraj Gölü ise, yakın bir tarihte kültür ve turizm bölgesi olarak kabul edildi. Türkiye’nin en uzun demir yolu köprüsü de baraj gölünün üzerinde bulunuyor.

Malatya Atatürk Evi

Atatürk Malatya’ya ilk geldiği zamanlarda, bir gece konakladığı Eski Türk Ocağı ve halkevi binasının giriş kısmında bulunan iki oda, 1981 yılında Atatürk Evi olarak düzenlendi. Eski halkevi binası olarak da bilinen Atatürk Evi’nin girişinde, sağ tarafta bulunan ilk odada, Atatürk’ün halkevini ziyaret ettiği sırada kullanmış olduğu masa, işlemeli sehpa ve bir koltuk bulunuyor. Girişin solunda ise Atatürk kitapları sergileniyor.

Malatya Müzesi

Oldukça köklü bir tarihe sahip olan Malatya’da yapılmış olan arkeolojik kazılar sonrası birçok tarihi eser gün yüzüne çıktı. Şehirde yapılan kazılar devam ettiği için 1930-1937 yıllarında çıkan eserler için bir müze yapımı düşünüldü. Müzede, 1979’dan bu yana 15 binden fazla eser sergileniyor.

Selçuklu’dan günümüze: Ulu Camii

Battalgazi ilçesinde bulunan Ulu Camii, Selçuklu hükümdarı Alâeddin Keykubat zamanında, 1224 yılında inşa edildi. Dört eyvanlı plan ile İran’daki Büyük Selçuklu camilerinin Anadolu’daki ilk ve tek örneği. Selçuklu döneminde, İran’dan pek çok bilim adamı, bu bölgeye yerleşti ve burada imar faaliyetinde bulundu. Kültür alanındaki İran etkisi, kentte o dönemde inşa edilen mimari yapılara da yansıdı. Günümüzde bu değeri yansıtan en önemli yapı, Malatya Ulu Camii.

Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı, Malatya Kalesi, Yusuf Paşa Bedesteni ve Levent Vadisi de Malatya gezisine eklenmesi gereken yerlerden.

Malatya’dan ne alınır?

Sofra bezi, perde, yazma gibi ahşap kalıplarla ve baskı tekniği ile süslenmiş dokumalar Malatya gezisinin bitiminde hem hediye olacak, hem de bu şehirden hatıra olarak götürülebilecek seçenekler. Bunların yanında halılar, canlı ve renkli kilimler, cicim; dövme, çekme germe gibi yöntemlerle yapılan bakır mutfak eşyaları, ahşaptan yapılan ve güm güm denen yayıklar, çıkrıklar, kaşıklar Malatya’dan alınabilecek özgün hediyelik eşyalar denince ilk akla gelenler.  Kuru kayısının yanında, kayısının çeşitli türlerinden yapılmış dondurulmuş kayısı, kayısı konservesi, jöle, reçel, marmelat ve kreması, yeşil kayısı turşusu ve pestilinin de çok tercih edildiğini söyleyebiliriz.

Malatya’da nerede kalınır?

Turizmin iyice geliştiği Malatya’da konaklamak için pek çok seçenek bulunuyor. İl merkezinde konaklamak isterseniz İnönü Caddesi ve çevreyolu üzerindeki otelleri tercih edebilirsiniz. Burada her türlü ihtiyaca ve bütçeye yönelik otel bulmak mümkün.  İl merkezi dışında birçok doğal ve tarihi güzelliğe sahip Darende ilçesinde de birkaç otel mevcut. Bunların dışında, üzüm ve bağ bozumu şenlikleriyle ünlü, merkeze en uzak ilçe Arapgir’de de konaklama seçenekleri mevut.

Malatya’da ne yenir?

Yöresel Malatya mutfağı belli başlı besinlerden oluşuyor. Bunlar bulgur, kuru üzüm, kuru kayısı gibi meyveler ve et. Malatya’nın 2 ünlü lokantsası bulunuyor. Öz Güngör’de zırh kebabı ve Hacıbaba’da tandır, incik ve kâğıt kebabı yemenizi tavsiye ederiz.