KOBİ ve girişimcilerden beklenen büyük vizyon değişimi

Y. Serhat Canoruç
aimsaddergisi-reklamalani

Ülkemizde KOBİ ve girişimcilerimizin, başvurmaları gereken en önemli kurumların başında şüphesiz KOSGEB geliyor.

Farklı alanlardaki destek ve kredi mekanizmalarıyla çeyrek asrı aşan bir geçmişe sahip olan KOSGEB’de büyük bir değişim yaşanıyor. Aslında, bu değişim, ülkemizde yaşanan vizyon değişimi ile paralellik gösteriyor. “Yerli ve milli” vurgusuna, hemen hemen her konuşmada değinilmesi üzerine, kamu kurum ve kuruluşları da kendi süreçlerini, bu ideal çerçevesinde şekillendirmeye başladı.

Kurumların, kendi süreçlerindeki bu değişimine, o kurumla iş yapan kişi ve şirketler ne kadar hazırlıklı? İşte, en önemli soru da burada karşımıza çıkıyor. Çünkü, kurumların katalizörü insandır ve insan faktörünü dahil etmezseniz, yaşanan süreçler, aleyhte seyredebilir. Bunu defalarca yaşamış bir ülke olarak, bu noktayı ıskalamadan geçebilmeyi dilerim.

Gördüğüm kadarıyla başta KOSGEB olmak üzere, KOBİ ve girişimcileri ilgilendiren kamu kurumlarında yaşanan bu gelişmelerden, piyasa pek haberdar değil. Zaten, kafa karışıklığının yaşandığı devlet destek ve kredi süreçleri, şimdi daha karmaşık bir hal aldı.

Ticaret savaşları eksenli tartışmaların kökeninde üretim coğrafyası var

Devletimiz, hâlihazırda kısıtlı olan kaynaklarının daha da azaldığını ve ithalata yönelik fahiş harcamaların genellikle ithal ikame mamüllerin üretilememesinden kaynaklandığını farkettiğinden beri “yerli ve milli” söylemine ısrarla vurgu yapmaya başladı. Bu aslında, çok önemli ve değerli bir söylem. Çünkü, global ekonomik gelişmeleri incelediğimizde de görünen “ticaret savaşları” eksenli tartışmaların kökeninde “üretim coğrafyası” olduğunu görüyoruz.

Üretim coğrafyası, ekonomiyi ilgilendiren en önemli unsurlar olan; ithalat-ihracat performansı, cari açık, vergi gelirleri ve en önemlisi istihdam konularını direkt etkilemektedir. Bundan dolayı, günlük tükettiğimiz ürünlerin bu coğrafyada üretilmesi (yerli üretim damgalı ürünler gibi), ekonomideki yaşanan dalgalanmaları en aza indirecek ve daha önemlisi “orta gelir tuzağı” şeklinde adlandırılan ekonomik tıkanıklığın da yolunu açacaktır. İşte tüm bu noktalar bir araya geldiğinde, ekonomideki ferahlamanın, özellikle yerli ve milli üretimden geçtiğini gören devlet, kendi girişimcilerini de bu yönde teşvik etmesi gerekliliğini de masaya koydu ve destek programlarını revize etmeye karar verdi. Bunu da KOBİ’lerin en yakın kurumu KOSGEB’den başlattı.

Önce KOBİ tanımını değiştirdi ki bu en önemli hamlelerden biriydi. Böylece, ileriki zamanlarda KOSGEB’de yaşanacak değişimlerin de hazırlayıcısı oldu. Bununla ilgili, ayrı bir yazıda değerlendirme yapacağım.

Bu KOBİ değişiminden sonra, KOBİ’lerin en çok kullandığı “Genel Destek Programı” kapsamındaki destek kalemleri azaltıldı. Yüzbinlerce KOBİ’nin kullandığı; tanıtım, danışmanlık gibi destek kalemleri iptal edildi. Ülkemizde, hemen herkesin dilinde olan Yeni Girişimci Destek Programını (50 Bin TL hibe + 100 Bin TL faizsiz kredi) tümüyle değiştirme kararı alındı. Geleneksel Girişimcilik ve İleri Girişimcilik şeklinde girişimcilik ikiye bölündü. İlkine 60 Bin TL’ye kadar destek verilirken NACE Kodu, orta-yüksek veya yüksek teknoloji kısmına giren işletmelere ise destek rakamı 360 Bin TL’ye kadar şeklinde değiştirildi.

Devlet kısıtlı kaynaklarını yeni teknolojiye odaklanan girişimcilere ayıracak

Yani, devletimiz artık; kafe, restoran, butik, vb. esnaflara ayırdığı destekleme oranını düşürerek, kısıtlı olan kaynaklarını, tümüyle yeni teknoloji ürünlere ve gelişmelere odaklamış girişimcilere ayırma iradesini ortaya koydu. Hem de çok net ve radikal bir değişimle yaptı bunu. Çünkü, toplum ve yaşam artık yavaş ilerlemiyor. Agresif bir gelişim çağı yaşıyoruz. Yeni nesil, 5 sene önce yaşadıklarını “nostalji” olarak paylaşıyor. 10 yıllık süreçler çoktan tarih oldu. Yarın yeni çıkacak bir uygulamanın, halihazırda kullandığımız ve çok beğendiğimiz bir uygulamayı tarihteki tozlu raflara gönderip göndermeyeceğini öngöremez bir haldeyiz. Işık hızında gerçekleşen bu değişim ve yenilenişim hareketlerine karşı, eski alışkanlıklarla hareket edebilmek de mantıklı değildi. Bu hızlı dönüşümün sebebi, günümüz temposuna ayak uydurmaktan başka bir şey değildi özetle.

Şimdi, yazının başlığına dönecek olursak, devletin bu radikal ve hızlı değişimine ayak uydurması gereken bir girişimci (müteşebbis) ruhuna ihtiyaç var. Bakış açıları ve iş yapış tarzı tümden değişmeli. İşletme okullarında okutulan kaynaklar bile artık neredeyse geçersiz hale geldi. Çok daha dinamik, agresif ve “işbirlikli” hareket etme kabiliyetine kavuşmak gerekli. KOSGEB’in en güzel desteklerinden biri “İş birliği-Güç Birliği Destek Programı”dır ama gelin görün ki kullanım oranı oldukça düşüktür. Çünkü, bu destek programını kullanmak için “kolektif bilinç ve takım çalışması” alışkanlıklarının olması gerekir. Lakin, ülkemizde, eğitim sisteminden tutun, toplumsal yaşam alışkanlıklarına değin “birlikte iş yapabilme kültürü” oldukça düşük seviyelerde. Atasözlerimiz bile “ortaklık yapısının” insanların arasını bozmak için bir vesile olduğunu söylüyor. Halbuki, dünya ekonomik verileri ve ülkemizin gerçekleri bize “ortak iş, etkin güç” sözünün değerini hatırlatıyor.

Sonuç olarak; günümüz gerçekleri bize gösteriyor ki gelecek çok daha zorlu ve çetin olacak…2000’li yılların sosyolojisi, bize “bireyselliği” kutsasa da birlikte iş yapabilen ve daha güçlü bir yapı oluşturan hareketler, çok daha kalıcı olacaktır.

Unutmayalım ki bireyselliğin kutsandığı ülkede en çok izlenen animasyon film Transformers’tır. Anlayana…

Y. Serhat Canoruç