‘Makine üretimine standart getirilmeli’

aimsaddergisi-reklamalani

CNC sektöründe sunduğu kişiye özel çözümlerle ve otomasyon birikimiyle fark yaratan KRC CNC’nin Genel Müdürü Kazım Korcan Aloğlu, Türkiye’de rekabetin maliyetleri düşürmeye odaklı olduğunu söyleyerek, “Fiyat değil, ürünün kalitesini artırmaya yönelik bir çaba olmalı. Üretime bir standart getirilmeli” dedi.

Otomasyon üzerine 1990 yılından beri kişiye özel çözümler sunan, 8 yıldır da ağaç işleme makineleri üreten KRC CNC, ikinci jenerasyonla çalışmalarına devam ediyor. Bir yandan Endüstri 4.0’ın alt yapısını hazırlayan firma, otomasyon alanındaki tecrübesi nedeniyle, alıcısının Avrupa’da olduğunu düşünerek ihracatta hedef pazar olarak Avrupa’ya yöneldi. 

Seri üretim makinelerinin yanı sıra, ağırlıklı olarak kişiye özel üretim yapan KRC, tasarladığı makinelerin kaynaklı imalatını, talaşlı imalatını, boya işçiliğini dışarıda yaptırarak sadece montaj kısmını üstleniyor. Bu sayede daha az kişiyle, daha verimli olarak, daha çok makine üretebiliyor.

Üretimlerinde verimliliğe ve kaliteye odaklanan KRC CNC Genel Müdürü Kazım Korcan Aloğlu, sektördeki en önemli sorunun kalite şartları olduğunu söyledi. Türkiye’de bu anlamda bazı işlerin kontrolsüz gerçekleştiğini dile getiren Aloğlu, rekabetin sadece maliyetle, satış fiyatıyla orantılı olmaması gerektiğini belirtiyor.  Fiyat değil, ürünün kalitesini artırmaya yönelik bir çaba olması gerektiğinin altını çizen Aloğlu, “Üretimin bir standardı olmalı. Üretimdeki kalite şartlarının çizilmesi gerekiyor. AİMSAD’ın bu konuda bir çalışması vardı, yerli üreticilerin belirli bir kalite düzeyinde üretim yaptığını onaylayan. Rekabetten dolayı müşteri mağduriyeti doğurmamak lazım. Bu konuda bir çalışma yapılabilir” diye konuştu.

KRC CNC Genel Müdürü Kazım Korcan Aloğlu ile sektörü, sektörün sorunlarını yerli makineleri ve ihracatı konuştuk.

Firmanızı kısaca anlatabilir misiniz?

KRC 1990 yılında kuruldu. Biz ikinci jenerasyonuz. Ağırlıklı olarak otomasyon üzerine, kişiye özel iş yapan bir firmaydık. Daha sonra, müşteri odaklı üretimin de getirdiği bir gelişmeyle, bize mobilya sektörüne yönelik talepler gelmeye başladı. 8 yıldır da bu sektöre makine üretiyoruz. CNC ahşap işleme makineleri yapıyoruz. Otomasyon altyapımızın da kuvvetli olmasıyla daha çok otomasyonlu makineler; yani yükleme boşaltma şeklinde daha komplike makineler üretiyoruz. Burada biraz daha kişiye özel otomasyon çözümleri de sunuyoruz. Tesise özel birtakım değişik yapılanmalar, taşıma otomasyonları, hat otomasyonları ya da üretimine ve akışına hazır makine çözümü olmayan firmalara, bir özel makine tasarlayıp üretebiliyoruz. Mobilyacıların panel işleme işleri üzerine standart seri üretim makinelerimiz de var. Bu konuda da çözüm üretebiliyoruz.

CNC makinelerde Türkiye’de çok rakibiniz var mı? 

Yerli üretimde rakibimiz var. Revaçta ve sürümü olan bir makine. Dolayısıyla, birçok firma bu sektörde, bu segment makineler üretiyor. Fakat biz biraz daha özel şeyler üretiyoruz. Teknolojik alt yapımız ve mekanik donanımımızla, biraz daha kendimizi oradan sıyırıyoruz. Kişiye özel makinelerimizde ve standart olarak makinelerimizde sunduğumuz çözümlerle, Endüstri 4.0’ın alt yapısını hazırlayan ekibimizle müşteriye raporlar sunabiliyoruz; makine çalışma verimliliği ya da operatörün çalışma verimliliği ile alakalı. Tüketimler, maliyetler, işlemlerle ilgili birtakım raporlar sunabiliyoruz. Burada farklılık yaratabildiğimiz için bir adım ileride olduğumuzu düşünüyoruz.

Sektördeki payınız nedir?

Bunu tam olarak belirlemek zor ama iç piyasa olarak düşünürsek yüzde 15’lik dilimin içindeyiz.

Üretim tesisinizden bahseder misiniz?

Biz biraz daha proje firmasıyız, proje odaklı çalışıyoruz. Ağırlıklı taşeron firmaları kullanıyoruz. Tasarladığımız makinelerin kaynaklı imalatını, talaşlı imalatını, boya işçiliğini hep dışarıda yaptırıyoruz. Müşterilerimize verimliliği artırma üzerine birtakım çözümler sunduğumuz için biz bu çözümleri kendi işyerimizde de kullanıyoruz. Bazı işleri dışarıda yaptırarak sadece montaj kısmını yapıyoruz. Montaj fabrikamız var. Sadece montaj üzerine daha yoğun çalışıyoruz. Dolayısıyla daha az kişiyle, daha verimli olarak, daha çok makine üretebiliyoruz. Bunun sağladığı bir avantajımız var. Yıllık ortalama 30-35 civarında üretimimiz var. Yurt dışı pazarına da yavaş yavaş giriyoruz. Gittikçe artan bir üretimimiz var.

‘Dış pazarda da rekabet oluştu’

Üretiminizde ihracatın payı nedir?

Yeni yeni başlıyoruz aslında. Şu an için düşük. Yaptığımız çalışmalarla birlikte bu oranın yükseleceğine inanıyoruz.  Şu an içi pazardaki daralma bizde yoğun bir etki göstermiyor. Bazı şeyleri dışarı yaptırdığımız için sektördeki daralma bize çok rahatsızlık vermiyor. Biz yine belirli bir ekiple üretimi yapabiliyoruz. Ama tabii ki de bu sadece iç pazarla olacak bir şey değil. Mutlaka ihracatın olması lazım. Bugüne kadar iç pazar yettiği için ihracata gerek duyulmadı. Dış pazara da bir anda açılmak mümkün değil. Çünkü iç pazarın daralmasıyla, tüm firmalar aynı anda aynı çabayı sarf ediyor. Dış pazarda da bir rekabet oluşuyor. Ama tabii ki biz özel çalışmalarımızla, kişiselleştirmelerle fark yaratıp bir adım daha önde olabileceğimizi düşünüyoruz.

Arap pazarı ve Afrika bölgesinde bir ihtiyaç var ve Türkiye merkezi bir konumda ve yakın olduğu için Türkiye’deki firmalar tercih ediliyor. Ama biz farklı düşünüyoruz. Hedef pazarımız Avrupa. Otomasyon ağırlıklı iş yapıyoruz ve Arap pazarı ve Afrika ülkeleri tam anlamıyla otomasyona geçme mücadelesinde değil. Avrupa pazarı daha iyi bu işe adapte oluyor. Çıkış noktamızın Avrupa pazarı olmasını istiyoruz. Oradan sonra diğer bölgelere yayılmak da daha kolay olacaktır.

‘Seri üretimi yakaladığımızda avantajımız artacak’

Bazı kalemlerde, Türk makinelerinin Avrupa’daki benzerlerine kıyasla daha kaliteli olduğu algısı yayılmaya başladı.  Katılıyor musunuz?

Ülkemizde artık çok kaliteli makineler üretiliyor. Yabancı muadillerini aratmayacak düzeyde, bazı makinelerde Avrupalı muadillerine göre daha da kaliteli makineler üretiliyor. Burada bizim Türkiye olarak dezavantajımız, bu işi biraz daha geç üretmiş olmamız. Bundan önceki dönemlerde bu üretimlere sahip olmadığımız için ülkemizin reklam eksiği var. Bu eksikten kaynaklı olarak, yerli üretim makinelere dış pazar biraz çekingen yaklaşabiliyor ama ülkemizde Avrupa kalitesini aratmayacak makineler üretilmeye başlandı. Yerli üreticiler her gün, rakiplerimiz de dâhil üretimlerini geliştiriyorlar. Çok daha iyi şeyler olacak, buna da inanıyorum.

İşin gerçeği Avrupa’da bir işçilik maliyeti var, bize göre. Fakat seri üretimin avantajını kullanan da var. Üretimde fiyat avantajımız şu anda işçilikten kaynaklanıyor. Seri üretimi yakaladığımız takdirde bu avantajı daha da artıracağımıza inanıyorum.

Sektörün çözümlenmesini beklediğiniz sorunlar var mıdır?

Rekabet her sektörde olan ve kaliteyi artıran, fiyatları düzenleyen bir etken. Fakat burada bazı şeyler kontrolsüz gerçekleşebiliyor. Rekabet sadece maliyetle, satış fiyatıyla orantılı olmamalı. Firmalar rekabete girdiklerinde makineleri ekonomikleştirme, daha uygun fiyata üretip daha uygun fiyata satma çabasına giriyorlar. Biz rekabeti kendimizi, makinemizi geliştirme üzerine yorumluyoruz. Fiyat değil, ürünün kalitesini artırmaya yönelik bir çaba olmalı. Üretimin bir standardı olmalı. Üretimdeki kalite şartlarının çizilmesi gerekiyor. AİMSAD’ın bu konuda bir çalışması vardı, yerli üreticilerin belirli bir kalite düzeyinde üretim yaptığını onaylayan. Rekabetten dolayı müşteri mağduriyeti doğurmamak lazım. Birtakım maliyetleri göz ardı edip kaliteyi düşürürsek, mağdur olan müşteri olur. Mağdur olan ülkemiz olur. Burada bir üreticinin yaşatmış olduğu hata, bütün makinecilere mal oluyor. Bu konuda bir çalışma yapılabilir.

AİMSAD’ın çalışmalarını nasıl buluyorsunuz? 

AİMSAD’ın genel olarak çalışmalarını beğeniyorum. İşin gerçeği, bu dernek ilk kurulduğunda bu kadar aktif olacaklarını ummuyordum. Her konuda bir değerlendirmeleri, bize gelen veriler var. Veri akışı sağlıyorlar. Sektörel analizleri, bölgelerle bağlantılar, alım heyetleri, bunların veri paylaşımını sağlıyor. Her şeyden önce, yerli üreticilerin bir çatı altında toplanıp birbirleriyle bir şeyler paylaşmasını sağlayan bir unsur haline geldi. Derneğin faydalı, verimli olduğuna inanıyorum. Yaptığı çalışmaları da beğeniyorum. Beklentilerimizi sürekli artıran bir yapı haline geldi. Bundan sonra bize ne sunacaklar, diye merakla bekliyoruz.