Makinecinin rekabet gücünü artırmak için kayıt dışı ile mücadele şart

aimsaddergisi-reklamalani

Firmaların rekabet güçlerini artırmak için kayıt dışı ile mücadeleye çok önem verdiklerini söyleyen MAKFED Genel Sekreteri Zühtü Bakır, “TÜİK’e göre 17 binin üzerinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı sanayi sicil kayıtlarına göre ise 10 binin üzerinde makine imalatçımız mevcut. Bu durum, sektörde ölçek sorununun genel bir göstergesi” dedi.

2019 yılında yaşadığı küçülmeye karşın, ihracattan da aldığı güçle 2020’de büyüme beklentisi içerisinde olan makine sektörü gerek kamunun teşvikleri, gerek sanayicilerin attığı adımlar, gerekse de sahip olduğu potansiyel sayesinde, Türkiye ekonomisinin demirbaşı konumunda.

Son yıllarda iç pazarda etkili olan daralmadan sonra, 2020 yılında bir ivme yakalamayı bekleyen makine sektörünün çatı kuruluşu Makine İmalat Sanayii Dernekleri Federasyonu (MAKFED) Genel Sekreteri Zühtü Bakır, son 10 yılda kamunun makine sektörünün önemini görerek attığı adımları sektörün gelişimi için önemsediklerini söyledi. Hala atılacak adımlar olduğunu belirten Bakır, kamu alımlarında ve kamu desteklerinde yerli makinelerin desteklenmesinin çok önemli bir gelişme olduğunu dile getirdi.

Sektörün önemli sorunlarının başında gelen kayıt dışılığa değinen Zühtü Bakır, “Sektörde Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) rakamlarına göre 17 binin üzerinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı (STB) sanayi sicil kayıtlarına göre ise 10 binin üzerinde makine imalatçımız mevcut. Bu durum, sektörde ölçek sorununun genel bir göstergesi. Bu konuda atılması gereken adımların başında ise her türlü kayıt dışılığın ortadan kaldırılmasına yönelik etkin düzenleme ve denetlemelerin yapılmasının geldiğini düşünüyoruz. Ancak böylelikle firmalarımızın rekabet güçleri artacaktır” dedi.

Yeni dönemde yoğunlaşacakları konulardan bahseden Bakır, “Doğrudan yabancı yatırımlar konusunda, ilgili kuruluşlarla ortak çalışmalarımız olacak. Akıllı makineler ile müteşekkil akıllı üretim sistemleri olarak özetleyebileceğimiz sanayinin dijital dönüşümü sürecinde, sektörümüze özgü bir takım program tasarımları arayışında olacağız” diye konuştu.

MAKFED Genel Sekreteri Zühtü Bakır ile makine sektörünün tarihini, gelişim süreçlerini, makine sektörünün sorunları ve potansiyeli ile MAKFED’in bu alanda yürüttüğü çalışmaları konuştuk…

Türkiye’de makine sektörünün tarihsel gelişimini kısaca özetleyebilir misiniz?

19 yüzyılda buhar gücünün makinelerde kullanılmaya başlaması birinci sanayi devrimini ortaya çıkarmış olup bu alanda yol alan ülkelerin dünya ticaretinin yanı sıra, siyasetinde de öne çıktıkları görülmüştür. Ülkemizde ise Cumhuriyetle birlikte, Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKE) gibi kamu yatırımları ile bu açık kapatılmaya çalışılmıştır. Ancak gerçek anlamda özel sektörün makine alanında kendini göstermesi 90’lı yıllarla başlamıştır. Bugün 109 milyar TL ciro ve 27 Milyar TL katma değer oluşturan Türk makine sanayi, dünyadaki yerini de her geçen gün sağlamlaştırmaktadır. Ancak makine sanayinin hala enerjiden sonra en çok dış ticaret açığı verdiğimiz alan olması ve dünya ticaretinden aldığımız pay dikkate alındığında, taşıdığı potansiyelle ülkemizin kalkınmasına esas oluşturacak sektörlerin başında gelmektedir.

Bu çerçevede MAKFED olarak ilgili kurumlarla yakın çalışmalarımızın da katkısı ile 2019 yılında, açıklanan 11. Kalkınma Planı (2019-2023), İvme Finansman Paketi Programı, İhracat Ana Planı ve Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı gibi plan ve programlarda makine sektörünün öncelikli alanda değerlendirilmesi kamunun da sektöre atfettiği önemin açık göstergesi.

Odağımızda ölçek ekonomisi ve kayıt dışı ile mücadele var

MAKFED bu sürecin neresinde? Kuruluşundan bugüne çalışmaları ile sunduğu katkılar nelerdir?

MAKFED, Makine Federasyonu, makine imalatı alanında faaliyet gösteren 20 derneğin üst kuruluşu olup merkezi Ankara’dadır. Federasyonun temel amacı çok disiplinli ve çok aktörlü sektörde birlikteliğin sağlanmasıdır. Bu bağlamda, sektöre dair bilgilerin derlenmesi ve karar alıcılara zamanında sunulması MAKFED’in temel misyonudur. Aynı zamanda, sektöre dair temel hususların tamamında konsensüsle oluşturulan sektör yaklaşımını ortaya koymak durumundayız.

Bugün itibariyle sektör olarak örgütlenmemizi tamamladık, diyebiliriz. Önümüzdeki dönem odağımızda rekabet gücü için olmazsa olmaz gördüğümüz ölçek ekonomisi ve kayıt dışı ile etkin mücadele olacaktır. Bu konuda ilgili otoritelerle işbirliğine giderek, gerekli katkıları sağlamak amacındayız. Sektörün gelişimi açısından önemli gördüğümüz doğrudan yabancı yatırımlar konusunda, ilgili kuruluşlarla ortak çalışmalarımız olacak. Akıllı makineler ile müteşekkil akıllı üretim sistemleri olarak özetleyebileceğimiz sanayinin dijital dönüşümü sürecinde, sektörümüze özgü bir takım program tasarımları arayışında olacağız. Tabii ki temel misyon olarak gördüğümüz bilgi üretme çalışmalarımız çerçevesinde, yeni yayınlar sunmaya çalışacağız.

Sektörün önemi görülmeye başlandı

Makine sektörü için ülkemizde önemli dönüm noktaları neler oldu bugüne dek?

Son 10 yılda kamunun makine sektörünün önemini görerek attığı adımları, sektörün gelişimi için önemsiyoruz. Öncelikle, burada hala atılacak adımlar olsa da kamu alımlarında ve kamu desteklerinde yerli makinelerin desteklenmesi çok önemli bir gelişme oldu. Makine İhracatçıları Birliği’nin (MAİB) kurulması ve Türkiye’nin Makinecileri çalışmalarının etkisi ile ihracatta ortalama yıllık yüzde 15 gibi bir artış ivmesi yakalanması, Türkiye’yi ihracat artış hızında Çin’in ardından ikinci sıraya konumlandırdı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın 18 Eylül 2019 tarihinde açıkladığı 2023 Sanayi Stratejisini de çok önemsiyoruz. Çünkü bu strateji, teknoloji geliştirme ve yerlileştirmeyi esas almakta. Bu doğrultuda atılan ilk adımlar arasındaki ‘Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı’nda, makine sektörünün pilot uygulama alanı seçilmesi de önemli bir gelişmedir.

Makine yatırımlarında ilk büyüme 2020’de görülecek

Türkiye ekonomisinin bugünkü durumunun makine sektörü üzerinde olumlu ya da olumsuz etkileri nelerdir? 2019 makine sektörü için nasıl geçti? 2020 beklentileriniz nelerdir?

2019 yılının ilk yarısında imalat sanayi üretimi yüzde 4 gerilemiş, kapasite kullanım oranları da ortalama yüzde 75 seviyesinde kalmıştır. İstanbul Sanayi Odası’nın açıkladığı sanayi PMI verisi, yılın ilk yarısında 50 puan altında kalmış ve sanayide küçülmeyi göstermiştir. Sanayideki bu gelişmeler nedeniyle yeni yatırım iştahı da olumsuz etkilenmiştir.

2019 yılının ilk çeyreğinde makine ve teçhizat yatırımları yüzde 11,3 küçülmüştür.  İkinci çeyrekte de makine ve teçhizat yatırımlarında yine yüzde 10-12 arasında küçülme olduğu öngörülmektedir. Makine ve teçhizat yatırımlarındaki bu sert daralma, iç piyasada makine talebini de olumsuz etkilemiştir. Yatırım malları ithalatı da yılın ilk yarısında yüzde 25 küçülmüştür.  Makine ve teçhizat sanayi 2019 yılının ilk yarısında yüzde 74,5 KKO ile çalışmış ve üretimi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13,2 gerilemiştir.

Yılın ilk yarısında ekonomik belirsizlikler ile siyasi, dış politik ve jeopolitik riskler, yüksek faiz oranları yatırımları olumsuz etkilemiştir. Makine sanayi 2019 yılının ilk yarısında önceliğini ve ağırlığını ihracata vermiştir. Makine sanayi ihracatı, Türkiye’nin ihracat artışının oldukça üzerinde bir artış göstermiştir. Yılın ilk yarısında makine ihracatı yüzde 12,0 artmıştır. İlk 11 aylık ihracat artışı ise miktar olarak yüzde 10’un üzerinde iken değer olarak maalesef yüzde 5’in altında kalmıştır.                       

2019 yılının ikinci yarısında sınırlı toparlanmaya karşın imalat sanayinde yüzde 2-2,5 küçülme beklenmektedir. Sanayideki bu gelişmeler, yeni yatırım iştahını tetiklemeye yeterli olamamaktadır. 2019 yılının ikinci yarısında da makine ve teçhizat yatırımlarında devam eden küçülme giderek yavaşlama göstermiştir. Makine ve teçhizat yatırımlarında ilk büyüme muhtemelen 2020 yılı ilk veya ikinci çeyreğinde görülecektir. Sektörün tüm imalat ve hizmet sektörlerine girdi oluşturan yatırım mallarını konu alması itibariyle sanayinin tamamında oluşan birikmiş talep bize de yansıyacaktır. Ancak bu yansıma yapısı itibariyle yeni ve tevsi yatırımları konu aldığı için biraz daha gecikmeli olarak sirayet edecektir.

Kayıt dışı için etkin düzenleme şart

Sektörün bugün en önemli sorunları nelerdir? Atılması gereken adımlardan bahseder misiniz?

Sektörde Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) rakamlarına göre 17 binin üzerinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı (STB) sanayi sicil kayıtlarına göre ise 10 binin üzerinde makine imalatçımız mevcut. Bu durum, sektörde ölçek sorununun genel bir göstergesi. Bu konuda atılması gereken adımların başında ise her türlü kayıt dışılığın ortadan kaldırılmasına yönelik etkin düzenleme ve denetlemelerin yapılmasının geldiğini düşünüyoruz. Ancak böylelikle firmalarımızın rekabet güçleri artacaktır.

Diğer önemli bir alan ise Ar-Ge’de kapasite geliştirilmesi. Makine alanında özel sektör Ar-Ge harcaması bir önceki yıla göre yüzde 40’ın üzerinde artarak, 1 milyar 40 milyon TL seviyesine ulaştı. STB onaylı Ar-Ge merkezleri arasında 180 sayısı ile lider sektör konumundayız. 32 adet ise tasarım merkezimiz mevcut. Ancak bu gelişmenin patent ve endüstriyel tasarım rakamlarına doğrudan etkisi olduğunu henüz göremiyoruz. Burada nitelik geliştirmeye yönelik odaklanma ihtiyacımızın farkındayız ve buna dair çalışıyoruz.

Makinede ön plana çıkan alt sektörler

Bugün makine sektöründe üretim ve ihracat anlamında son yıllarda ön plana çıkan alt sektörler hangileridir?

2019 yılında ihracat artışında öne çıkan alt sektörlerimiz olarak türbinler, turbojetler, hidrolik sistemler, elektrik motorları ve jeneratörler, yük kaldırma, taşıma ve istifleme makineleri, tekstil ve konfeksiyon makineleri, ısıtıcılar ve fırınlar, traktörler, tarım ve ormancılık makineleri alanları gelmekte. Ancak tüm alt sektörleri ile makine sektörünü bir bütün olarak gelişme açık görüyoruz. Çünkü biz büyük pazarız, dünya çok daha büyük ve önümüz açık.

Yurt dışında da Türk makine sektörünü temsil ediyorsunuz. Anlatabilir misiniz?

MAKFED ve üye derneklerinin uluslararası üst kuruluşlarda ülkemizi temsil görevindeki başarının da altını çizmek isterim.

12 üye derneğimiz 20 üst kuruluş üyesi ve bazıların da başkanlıklarını yürütmekte; yönetim kurullarında yer almakta. Bu çerçevede AİMSAD da EUMABOIS (Avrupa Ağaç İşleme Makinesi İmalatçıları Federasyonu) üyesi. MAKFED olarak ise Avrupa Makine Konfederasyonu olan ORGALIM’de ülkemiz adına faaliyet gösteriyoruz. Bu konudaki çalışmalarımızın arttırılarak sürdürülmesini sektörün gelişimi yanı sıra ülke tanıtımı açısından da oldukça faydalı görüyoruz.

Ağaç işleme makineleri örnek bir alan

Ağaç işleme makinesi sektörünün son yıllardaki gelişimini değerlendirebilir misiniz? Sektör olarak size göre doğru atılan adımlar ve yapılması gerekenler nelerdir?

Ağaç işleme makineleri sektörü dış ticaret fazlası vermeye başladığımız alt sektörlerin başında gelmekte. Bu yönüyle örnek gördüğümüz bir alan. Buradaki başarıda sektörün AİMSAD altında başarılı örgütlü yapısının önemli payının olduğunu düşünüyoruz. AİMSAD’ın yurt içi fuarları son derece başarılı iken yurt dışında da fuar katılımları ve faaliyetleri mevcut. Bu bakımdan değerli yönetim kurulları ve çalışanlarını kutlamak isterim.