Meslek lisesi öğrencileri önemli hissetmek istiyor

aimsaddergisi-reklamalani

Haydarpaşa Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Lütfü Cevahir, meslek lisesi öğrencilerinin önemsendiklerini hissetmeleri gerektiğini söyleyerek, üst düzey yönetici, bürokrat ve işadamlarını okula gelmeye ve meslek liselerinin önemli olduğunu hissettirecek konuşmalar yapmaya davet etti.

Mesleki eğitim Türkiye’de gerek eğitim, gerekse de ekonomi dünyasının en önemli konularının başında geliyor. Sistemin tüm çocukları lisans eğitimi almaya özendirdiği bir ülkede, herkesin yüksek tahsil yapma şansı istatistiki olarak mümkün görünmüyor. Özel üniversite sayısının da hızla artmasına karşın, üniversite mezunu işsiz sayısı her geçen gün çoğalıyor. Bununla birlikte iş dünyası, kalifiye ara elaman bulamadığından ve bu nedenle maliyetlerinin yükseldiğinden, bu durumun ekonomiye olumsuz katkı sunmasından şikâyetçi. Meslek liselerinin durumunu daha iyi anlamak amacıyla görüştüğümüz Haydarpaşa Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Lütfü Cevahir, meslek lisesi öğrencilerinin sosyo-ekonomik olarak dezavantajlı çocuklar olduğunu söyledi. Lütfü Cevahir, “Aynı zamanda duygusallığı yüksek çocuklar. Ne görev verirsek gözlerini kırpmadan yaparlar. Bakanlıktan ve üst düzey yöneticilerimizden de istemiş olduğumuz, meslek liselerinin ön planda ve önemli olduğunu hissettirecek konuşmalar yapmaları” dedi. Mezunların alanında değil, AVM’de asgari ücretle çalıştığını dile getiren Cevahir, iyi bir kaynak ustasının zamanla 10 bin lira maaş alabileceğini, fakat metal bölümünde 4 öğrenci olduğunu ifade etti.

44 dönüm arazide, 3 bin öğrenci ve 300’e yakın öğretmenle hizmet veren Haydarpaşa Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Cevahir ile meslek liselerindeki son durumu, öğrencilerin ihtiyaç ve beklentilerini, kamu düzenlemeleri ve özel sektörün destekleri ile bu okulların cazibesini artırmak üzere atılabilecek adımları konuştuk.

Bir meslek lisesi müdürü olarak nelerle uğraşıyorsunuz?

Okul müdürü olarak birinci görevimiz okulu eğitim-öğretime hazırlamak. Bunun dışında dış paydaşlarımızla olan ilişkilerimizle meşgul oluyoruz, toplantılar düzenliyoruz. Planlamalar yapıyoruz, zümre başkanlarımızla teşkilatlanma içerisindeyiz. Günümüzü planlamaya çalışıyoruz ama hesapta olmayan birçok işler de olmakta. Bunlar daha çok veli ziyaretleri, bu ziyaretler bizi çok memnun ediyor. 

Veliler istihdam konusunu merak ediyor

Veliler daha çok ne amaçla görüşmeye geliyor?

Burada geliş sebepleri daha çok öğrencilerimizin mesleki alanda gelişimleri. Mezun oldukları zaman yerleşebilecekleri işletmeler hakkında görüşüyoruz. Aynı zamanda öğrencilerimizin devam-devamsızlık meseleleriyle ilgili ve daha iyi eğitim almak için neler yapılabileceğiyle ilgili konuşuyoruz. Burada okul-veli-öğrenci iş birliğiyle öğrencilerde istenen davranışlara daha sağlıklı bir şekilde ulaşıyoruz.

Bir veli, çocuğunu bu okula gönderdiğinde mesleği olacağına emin olabilir mi?

Öncelikle meslek liseleri hem üniversite için öğrenci yetiştiriyor, hem de hayata yönelik eğitim veriyor. Bu tüm okulların genel amacıdır. Meslek liselerinin ayrı bir amacı aynı zamanda bu kişiye hayatı öğretirken meslek edindirmek. Buradan mezun olup mesleğiyle ilgili bir işe girdiği zaman orada alt yapısı hazır, hemen üretime katkı sağlayabilecek vaziyette buradan mezun olmasını sağlamak bizim görevimiz. Peki, biz bunları nasıl yapacağız? Bunları yaparken atölyelerimizin donanımlı olması lazım. Sanayiye gittiğinde görmüş olduğu tezgâhlara yabancılık çekmemesi gerekiyor. Peki, laboratuvarlarımız, tezgâhlarımızın sanayideki gibi uygun bir şekilde donatılmış mı? Haydarpaşa Meslek Lisesi olarak söyleyebiliriz ki atölyelerimizin büyük bir kısmı mevcut teknolojiye yakın bir seviyede donatılmış durumda. Eksiklerimiz var mı, var. Bu eksiklerimizi de sanayicilerle yaptığımız işbirlikleri doğrultusunda tamamlıyoruz.  Mesela yakın zamanda AİMSAD ile bir protokolümüz var, mobilya ve iç mekan tasarımı alanımızla ilgili. Bu protokol çerçevesinde dernek mobilya alanına bir üretim bandı oluşturacak. AİMSAD üyesi firmaların personelleri burada eğitim alabilecek. Aynı zamanda buradaki mezunlarımız bu derneğin üyesi bulunan firmalara da alt yapısı hazır bir şekilde öğrenci göndermiş olacak. Sadece AİMSAD ile sınırlı değil, diğer bölümlerimizin de buna benzer protokolleri mevcut.

Meslek lisesi öğrencileri duygusal destek bekliyor

Meslek liselerinin özel sektör ve Milli Eğitim Bakanlığı’ndan talepleri neler?

Bakanlığımız da sanayi kuruluşlarımız da şu anda okullara destek veriyor. Sanayi şunu biliyor ki mezunlar ne kadar kalifiye olursa, onların işi daha hızlı ve kolay yürüyecek. Bunu bilen sanayiciler meslek liselerine destek veriyorlar. Biz bunların sayısının artmasını isteriz. Bu artış, öğrencilerimizin okula gelişinden mezuniyetine kadar tesir edecek olan hususları kapsamaktadır.

Meslek liselerini tercih eden öğrencilerimiz genelde ekonomik durumu zayıf ve akademik beklentisi yüksek olmayan çocuklar. Aynı zamanda daha çok parçalanmış ailelerin çocukları. Ama bu öğrencilerimizin duygusallığı da yüksek. Bu çocuklarımıza her ne görevi verirsek verelim gözünü kırpmadan, öf demeden yapacak olan öğrencilerimiz. Haliyle, kendisini özveriyle bu işe katacak olan çocuklarımızı iyi değerlendirmemiz lazım. Meslek lisesinin tercih edilme oranını artırmamız lazım. Bakanlıktan ve üst düzey yöneticilerimizden de istemiş olduğumuz, meslek liselerinin ön planda ve önemli olduğunu hissettirecek konuşmalar, açılışlar, programlar düzenlemeleridir. Okulların programlarına katılmaları bizim önceliğimizdir. Bu çocuklarımız üst amirlere, bürokratlara ulaşmakta zorlanacak kişiler. Ama bir valimizi, vali yardımcımızı, il müdürümüzü çocuklarımız okulda gördüğü zaman ‘biz önemliymişiz’ duygusunu yaşayacaklar. 3000 öğrencimiz var. Önemli olduğunu hisseden bu gençlerimiz de ister istemez biraz daha gayret gösterecekler.

‘İlk ve ortaokulda yönlendirme gerekli’

İlk ve ortaokulda, meslek liseleri için yönlendirme yapılması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bu çok önemli. Dediğiniz şey, bir planlamaya girer. Net çizgileri çizilmiş bir yönlendirme olması çok doğru değil, ama tolere edilebilecek olan bir yönlendirme gerekli. Kişinin bilgisi, alt yapısı, ilgisini ölçecek bazı envanterlerin ilkokuldan itibaren olması lazım. 7’inci sınıfa geldiği zaman da bu bilgilerin velilerle paylaşılması ve buna göre bir yönlendirme yapılması lazım. Bu envanteri 8’inci sınıfta oluşturmaya çalışmak hem veli için sürpriz oluyor, hem de çok doğru bir karara varamıyoruz. Bunların sonucunda çocuk buraya isteyerek gelecek. İsteyerek gelen kişiye verilecek olan eğitim, diğerlerine kıyasla çok daha memnun edici olur. Bakanlık bu şekilde bir planlama yaparak, yarın neye ihtiyacı olacağını daha iyi görebilir. Örneğin, gelecekte meslek lisesini artırmam lazım, gelecekte meslek lisesi daha çok tercih edilecek, gibi. Ana sınıflarına baktığımız zaman, nasıl bir neslin geldiğini görebiliyoruz. Bizim ana sınıfımız da var. Öğretmenimiz diyor ki; gelecek nesil düz duvara tırmanıyor. Yerine oturtulup sükûnetle bekletilecek olan bir nesil yok, diyor. Bu nesle hazırlıklı olalım diye, ana sınıfı bana bilgi veriyor. Ona göre kendimizi yenilemek zorundayız. Yeni nesli kendi bilgi ve kıstaslarımıza göre bekleyecek olursak çok yanılırız ve başarılı da olamayız. Gelecek olan nesle adapte olmalıyız.

‘Eğiticinin de eğitim alması lazım’

Meslek lisesinde eğitim veren öğretmenler nasıl bir eğitimden geçiyor?

Kendimizi yenilemeliyiz. Ben 1994’te Gazi Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Makine bölümünden mezun oldum. 1994 yılından beri bilgimin üzerine bilgi koymadıysam, yeni mezunlara göre geride olduğumuz bir gerçektir. Milli Eğitim Bakanımız Ziya Hocamızın dediği gibi o diploma bir iş yerine girebilmeme vesile oldu, ama o iş yerinde kalabilmem ve verimli olmam için kendimi sürekli yenilemeliyim. Mezun olduğumda Autocad gibi programlar yoktu. Yenilikleri takip etmeliyim. Peki, takip etmek yeterli geliyor mu? Hayır. İlgili eğitimcilerin firmalar tarafından da bu eğitimleri almamız lazım. Eğiticinin de eğitimi adı altında bu eğitimlerin yapılması gerekiyor. Kendimden örnek vermem gerekirse, mesleki alanda hizmet içi eğitimlerine giderek ve sanayide eğitim alarak, mesleki alanda kendimi geliştirmeye devam ediyorum. Ayrıca, yönetici olarak yüksek lisans eğitimimi tamamladım, bunun yanında Adalet Meslek Yüksekokulu’nu bitirdim. Şimdi de kamu yönetimine kaydolacağım. Sürekli kendimizi geliştirmek zorundayız. Endüstri 4.0’ın öneminin anlaşıldığı bu günlerde, eski teknoloji ile hayatı ikame ettirmek doğru değil. Peygamber efendimizin ifade ettiği gibi ‘İki günü eşit olan ziyandadır.’

Bu eğitimleri MEB’den mi, özel sektörden mi bekliyorsunuz? 

Bunun organize edilmesi tabii ki MEB tarafından olmalı. Ama sanayide bu işin duayeni olan firmalardan destek alarak, öğretmenleri o fabrikalara göndermek, yeni teknolojiyi görüp eğitimini alarak okula gelmeleri ve çocuklara bu şekilde eğitim vermeleri daha doğru. Biz sanayinin nerede olduğunu bilmezsek, burada verdiğimiz eğitim sanayinin ne kadarını karşılıyor, bilemeyiz. Hatta öğrencilerimizi de o firmalara gezilere götürüp mezun olunca nerelerde iş yapacaklarını göstermek lazım ve biz bunu yapıyoruz. 

MEB’in meslek liseleriyle ilgili Şubat ayında bir açıklaması olmuştu. Bazı çalışmalara başlanacağı duyurulmuştu. Bu çalışmalar ne durumda?

İsim değişikliği düzenlemesiyle ilgili olarak şu anda elektrik alanı altında asansörcülük isminde bir dalımız var. Daha önce o dalımız, elektromekanik taşıyıcılar dalıydı. Elektromekanik taşıyıcılar dalı karmaşası ortadan kaldırılarak asansörcülük dalı olarak daha net bir dal isim haline geldi. Konusu da netleşti. Bunun gibi isim değişiklikleri ile müfredattan gereksiz bilgilerin çıkartılması yapılıyor. Bu konular bakanlığımızın merkez teşkilatının uhdesinde. Bakanlığımız, biz taşra teşkilatından veri alıp, bu veriler üzerinde çalışma yaptıklarını biliyorum. Haricen sizden başka bilgiye sahip değilim. Patent meselesinde de Türkiye’deki bütün okullardan müracaatları aldılar.

Özellikle patent konusunda bütçe sıkıntısı yaşandığını duyuyoruz…

Bizim patent müracaatımız olmadı. O manada bir sıkıntı var mı, bilmiyorum. Ancak, ortaöğretim kurumlarına ciddi manada proje yapımıyla ilgili kaynak ayrıldığını söyleyemeyiz. Üniversitelerde çok daha yüksek rakamlarda proje yapmak için maddi destekler alınabiliyor. Bizde de makine bölümündeki öğrencilerimiz 3 boyutlu yazıcı ürettiler. Robotik alanda çalışmalarımız var. Matematik öğretmenimiz öğrencileriyle beraber trigonometri konusunu açıklayacak bir buluş gerçekleştirdi, tarih öğretmenimiz kurtuluş savaşını görsel olarak öğrenilmesini sağlayacak çalışmalar yaptı, kimya öğretmenimizin periyodik cetvel konusunda çalışmaları var. Bu çalışmalar İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ndeki ziyarette sunuldu. 

Mezunlar kendi alanında çalışmıyor

Mezunlarınızı takip ediyor musunuz? Ne kadarı üniversite eğitimi alıyor, kaç kişi mesleğiyle ilgili bir işte çalışıyor?

Net bir verimiz yok. Mezunlar sosyal medya grubumuza üye oluyor. Üye olurken anket yapıyoruz. Buradan edindiğimiz bilgiye göre, eski mezunlarımızın yüzde 80’ine yakını, kendi alanında çalışıyor. Yeni mezunlarımızda ise bu oranı yakalayamıyoruz. Eski mezunlarımız okula sınavla giriyordu. Sınava girmek, bu okulu istiyorum demektir. O kişi tabii ki bu işi yapar. Ama istemedim, hiçbir yeri tutturamadım, mecburen buraya geldim, diyen kişiden bu işi yapmasına yönelik beklentimiz düşüyor. Herkeste üniversiteye gitme isteği var. Üniversite sınavında çıkan sorulara yönelik eğitimleri nerede alıyorlarsa orayı tercih ediyorlar. Çok iyi rakamlarda, 5 bin lira ve üzeri ücretle çalıştırılacak kaynakçı ustasına ihtiyaç var. Metal teknolojisi alanından mezun olup da bu işi iyi yapacağım diyene zaman içinde 7 bin lira, hatta 10 bin lira maaş veren firmalar var. Fakat bizim metal bölümümüze şu anda 4 öğrenci geldi. Ne yazık ki bu alanları değil de kolay işi tercih ediyorlar. Bu kolay işler de almış olduğu eğitimden uzaklaştırıyor. Bizim okulumuzda verilen eğitimlerin hepsi, işbaşında yapılacak olan eğitimler. Bu alanlarda iş, burada da mezun kitle varken, ne yazık ki o mezun kitle o istihdamı tercih etmiyor. Neden? Orada o yağda, kirde, pasta çalışıp da alacağı maaşı, AVM’lerde elde edebildiğini düşünüyor. Orada da asgari ücret veriliyor, burada da. İnsanlar ilk başta işe girerken yüksek maaşlarda işe başlamıyorlar çünkü. Ama kısa bir zaman içerisinde daha iyi bir rakama ulaşabileceği bir sektör varken kişi, kısa vadede kazanabileceği rakamı düşünerek asgari ücreti tercih ediyor. Ama bilmiyor ki kısa vadede o ücret artmayacak. Fakat endüstri sektörüne gitmiş olsa kısa vadede maaşını katlayacağını göremiyor. Firmalar da başlangıçta bu kişilere asgari ücretin üzerinde maaş vermekte zorlanıyor. Belki burada başka projeler, politikalar uygulanarak bu firmalarımıza destek verilebilir.

Mühendislik fakültesine meslek lisesi kontenjanı

Peki, çocukları meslek liselerine motive edecek başka neler yapılabilir?

Mühendislik fakültelerine meslek liseleri için ayrı bir kontenjan verilmesi şart.  Bir bakkal dahi yanına çıkarak aradığı zaman, daha önce bakkallık yapıp yapmadığını soruyor. Ama makine mühendisliğine gidecek gence, daha önce makinede çalışıp çalışmadığı sorulmuyor. Bir elektrik mühendisine güç kaynağı görüp görmediğini sormuyoruz. Burada 3 yıl boyunca eğitim gören öğrencilerimiz, mühendislik fakültelerinin 2. sınıfına denk gelecek bilgi ve yeteneğe sahip. Bu yapılsa bu çocuklar ülkemize daha faydalı olmaz mı? Bu çocuklar bilse ki meslek lisesinden sonra mühendislik fakültesine giderken önceliği var. Anadolu ya da Fen lisesine giden öğrenciler de meslek lisesine gider. Akademik beklentisi yüksek olan öğrencilerin meslek lisesinden geçip mühendislik fakültelerine gitmeleri nedeniyle ülkemizin sanayisi katlanarak artar. Bugün Bakanlığımız, ortaokullarda teknoloji sınıfları oluşturuyor. Teknoloji sınıfında elektrik laboratuvarı, fen laboratuvarı vs. kuruluyor. Bunların hepsi meslek lisesinde var. O atölye, proje okulunda oluyor ve o proje okulunda akademik kariyer beklentisi yüksek öğrenciler yetiştirmek amaçlanıyor. Meslek liselerinin hepsi teknoloji sınıfıyla donatılmış. Mühendisliği düşünen gençlerin bu okullardan geçmesi, ülkemizin sanayisinin kalkınmasında çok önem arz edecektir. Otomobil yapımıyla ilgili, savunma sanayiyle ilgili büyük çalışmalar yapılıyor. Buralara destek verecek kişilerin meslek lisesinden çıkmış olması çok daha önemli.

Bu hafiften hissedilmeye başlandı. Bu yıl Ankara Aselsan Meslek Lisesi, yüzde 1’lik dilimden öğrenci aldı. Bu meslek lisesinin hazırlığı ve üzerine 4 yıl eğitimi var. Diğer meslek liselerine yüzde 1’lik dilimden öğrenci gitmiyor da neden buraya gidiyor? Çünkü arkasında güçlü bir teknolojiye sahip olan Aselsan var. Aselsan’ın desteğini gören veli, öğrencisinin oraya gitmesiyle ilgili endişe duymuyor. Demek ki meslek liselerine, güçlü teknolojiye sahip firmaların hamilik yapması durumunda, akademik kariyeri iyi olan öğrencilerimizin meslek liselerine gelmesinde bir engel oluşmayacaktır.

İstanbul Ticaret Odası (İTO), İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü, İstanbul Teknik Üniversitesi ve İstanbul Sanayi Odası 4’lü protokolle protokol okulları uyguluyorlar. Aynı zamanda hem sanayi odası, hem ticaret odası hamilik projesi kapsamında bazı okullara hamilik görevi üstleniyor. Bizim okulumuz da İTO kapsamında hamilik alıyor, okul hamimiz AİMSAD Başkanı Mustafa Erol. Araması, sorması, fırsat buldukça gelmesi bizleri gerçekten mutlu ediyor.