Mühendisliğin kitabına adlarını yazdırdılar

aimsaddergisi-reklamalani

Başlangıçta iş hayatında kabullenilmek istenmeyen kadınlar, tarihten bu yana verdikleri mücadeleler, azim ve başarılarıyla sanayinin, bilimin, teknolojinin her alanında adlarını yazdırmayı bilmişlerdir. Dergimizin bu sayısında ağaç işleme makineleri imalatının tarihçesine ve gelişimine katkıda bulunmuş ilk kadın mühendislerden ve ilk bilim ‘kadınlarından’ bahsedeceğiz.

TÜRKİYE’NİN İLK KADIN MÜHENDİSLERİ

Türkiye’nin ilk kadın makine mühendisi Betül Yıldırmaz,  ilk orman mühendisi Binnaz Zehra Sert, ilk ziraat mühendisi Nezahat Süer, ilk petrol mühendisi Halide Ural Türktan, ilk yüksek mühendis Sabiha Ecebilge ve ilk inşaat mühendisi ve aynı zamanda ilk mühendisi Sabiha Fırat, mühendislik bilimine adını yazdıran cesur yüreklerdir.

Hepsinin hayatı, ‘kadın yapamaz’ algısının Türkiye’de yıkılmasına neden olan başarı hikayeleriyle doludur. İşte onlardan ilk mühendis Sabiha Rıfat Gürayman’ın hikayesi…

Sabiha hanım, 1910 yılında  Makedonya’nın güneybatısında yer alan bir şehirde dünyaya gelmiştir. İlk öğretimini Beşiktaş Esma Sultan İlkokulu’nda tamamlayan Sabiha hanımın çocukluk yılları Kurtuluş Savaşı’nın zorlu ve acılı dönemlerine denk gelmektedir. Ama O azimli ve kararlı bir kız çocuğudur. 1925 yılında Nişantaşı Kız Ortaokulu’nu bitirip 1927 yılına kadar İstanbul Kız Lisesi’ne devam etmiştir.

Mühendislik yolunu Atatürk açtı

Sonrasında, Atatürk’ün, kızların Yüksek Mühendis Mektebine alınması yönündeki isteğiyle mühendislik mektebine alınması İnşaat Mühendisliğini seçmiştir.

Yüksek Mühendis Mektebi’nde okumaya her ne kadar öğretmenleri teşvik etmiş olsa da, Gürayman’ın bu tercihi toplumun büyük bir kesimi tarafından eleştiri konusu olmuştur. Mühendisliğin “Erkek işi” olduğunu söyleyen kesimlerin muhalefeti ile karşılaşan Gürayman, asla yılmayarak, Yüksek Mühendis Mektebi’ne girmekle kalmamış, zamanla erkeklerle beraber spor yapmaya ve aynı takımda oynamaya da başlamıştır. On sekiz yaşında voleybola olan ilgisini Fenerbahçe voleybol takımına katılarak sürdürmüştür.

Bu nedenle Gürayman sadece ilk kadın mühendis değil, aynı zamanda ilk kadın voleybolcumuzdur. Ayrıca 1929 yılında İstanbul şampiyonu olan Fenerbahçe erkek takımının kaptanlığını yapmıştır.

1933 yılında Yüksek Mühendis Mektebinden mezun olduktan sonra kısa sürede insanların kalplerini kazanan Sabiha Gürayman, görevlendirildiği her yere dağ bayır demeden gitmiş, önemli eserlere adını yazdırmıştır.

1935’te mezun olduğu Yüksek Mühendis Mektebi tarafından köprü inşa etmek üzere şehir dışına gönderilir. Daha ilk günlerde çadır ve şantiye hayatına alışan Sabiha Gürayman, sabahtan akşama kadar hırsla sevdiği işi gerçekleştirmiştir. Pek çok kez inşaatı bırakarak gitmek isteyen işçileri ikna ederek köprünün tamamlanmasını sağlayan Gürayman’ın çalışmaları Beypazarı Köyü halkının takdirini kazanmıştır. Köyde, Sabiha Rıfat Gürayman’a atfen köprünün ismi “Kız Köprüsü” olarak anılmıştır.

Daha sonra birçok okul, hastane, hükümet konağı, halkevi, köprü ve bina yapımında görev alan Sabiha Hanım, onun bu günlere gelmesini sağlayan, önünü açan, yol gösteren, kadınların potansiyeline inanan, onlara güvenen ve fırsat veren kişiyi; Mustafa Kemal Atatürk’ü hiç unutmamıştır.

Atamızın Anıtkabirinin inşaatında görev almıştır

Nitekim bir gün Sabiha Hanım, bu minnet borcunu ödeme fırsatı bulmuş ve Atamızın kabrini, Anıtkabir’i inşa eden ekipte Başmühendis olarak 10 yıl görev yapmıştır. Anıtkabir inşaatında bir kadın mühendisin görev alması sadece ülkemizde değil dünya çapında da yankı uyandırmıştır.

Anıtkabir’i ziyareti sırasında inşaatın başında “Bir kadın ha!” diyerek kadın mühendisle karşılaşmanın şaşkınlığını gösterdiği Yunanistan Başbakanı Venizelos, Sabiha Gürayman’nın elini sıkarken “Hayatımda ilk defa büyük bir işin başında bir kadın görüyorum” diyerek kendisini tebrik etmiştir. Anıtkabir, nakil töreninden bir süre sonra Milli Eğitim Bakanlığı’na devredilince Sabiha Gürayman da Yapı ve İmar İşleri Reisliği’nde Teknik Müşavirlik kadrosuna getirilmiş ve bu görevden kendi arzusu ile emekliye ayrılmıştır

Sabiha Rıfat, kendisi de bir asker çocuğu olduğu için, şehit çocuklarının okuması gerektiğine inanır. Bu yüzden de çalışma hayatında elde ettiği tüm servetini İstanbul Teknik Üniversitesi Vakfı’na ve Fevzi Akkaya Temel Eğitim Vakfı’na bağışlamıştır. Bu vakıflar aracılığıyla da burslar vererek birçok şehit çocuğunun eğitim masraflarını karşılamıştır.

1963 yılında emekli olan Gürayman, 1993’de eşini kaybettikten sonra İzmir’e yerleşmiştir. Gürayman 4 Ocak 2003 tarihinde, 93 yaşında hayatını kaybetmiştir

Sınıf arkadaşı Melek Erbul da inşaat mühendisidir

İTÜ’nün atasını oluşturan Mühendis Mektebi’ne 1927 yılında girip 1933 yılında mezun olarak cumhuriyet döneminin ilk Türk kadın mühendisi olan Sabiha Rıfat (Gürayman)’ın aynı sınıftaki arkadaşı Melek Erbul da inşaat mühendisi olarak hayata atıldı. Nezihe Önyay da 1926’da Darülfünun bünyesinde açılan Elektronik Mekanik Enstitüsü’nde eğitimine başlayıp 1933 yılında kaydını buraya aldıran ilk kadın oldu. Daha sonra bu okulun 1935’te Yüksek Mühendis Mektebi’ne devrinin ardından 6 yıllık eğitimini tamamlayıp 1939’da Elektromekanik Şubesi’nden mezun oldu.

Betül Yıldırmaz, Binnaz Zehra Sert, Halide Ural Türktan, Nezahat Süer gibi mühendisliği kadınların topuk sesleri ile güçlendiren isimlere Türk insanı, gelişim ve modernleşmeye yaptığı katkıdan dolayı çok şey borçludur.

TESTERENİN MUCİDİ BİLİM KADINI

“Bilim adamı” söyleminden midir bilinmez; bilim ve bilimsel araştırma, icatlar, teknoloji hep erkeklerle bağdaştırılan konulardır. Halbuki günlük hayatımızda kullandığımız bir çok buluşun altında kadın mucitlerin imzası vardır. Hatta bunların bazıları testere gibi kadınlara ait olabileceği kolay akla gelmeyecek icatlardır. İcatlar tarihinde testerenin mucidi olarak bir kadın bilim adamının adı yazmaktadır:

Tabitha Babbitt

18. yüzyılın sonlarında, 1736 yılında Shakers (Sallanan İnsanlar) olarak bilinen bir dini mezhep ortaya çıktı. Shakers mezhebine mensup olanlar, toplumsal yaşamda ve çalışma hayatında cinsiyetler arasında eşitlik olduğuna inanıyorlardı. Tabitha Babbitt Massachusetts’teki Shakers topluluğunda yaşadı ve dokumacı olarak çalıştı. 1810’da kardeşlerinin ağaç keserken katlanmak zorunda oldukları yükü hafifletmek için bir yol buldu. Adamlar, testereyi ileri geri çekerek ağaç kesiyorlardı. Testere her iki yönde de çekilmesine rağmen, yalnızca öne doğru çekildiğinde ağacı keser; dönüş vuruşu bir işe yaramaz. Babbitt’e göre enerji boşa harcanıyordu. Bu yüzden kesim atölyelerinde kullanılmak üzere dairesel testerenin bir prototipini hazırladı. Eğirme tekerleğine dairesel bir bıçak taktı, böylece testerenin her dönüş hareketi sonuç veriyordu. 1813’te dünyanın ilk daire testeresini insanlığa armağan etti. Babbit’in testeresi yuvarlaktı, bu nedenle tek kişi kesim işlemini kolayca gerçekleştirebiliyordu.

Shakers mezhep kuralları, dışarıya açılmayı uygun görmüyordu. Bu yüzden Babbitt, yaptığı dairesel testere icadı için patent başvurusunda bulunmadı. Mobilya yapımında kullanılan birçok alette de yine Babbitt’in imzası bulunmaktadır ve bu buluşları için de patent alma gereği duymamıştır.