“Odun fiyatlarının yüksek olması, sektörün ihracat şansını azaltıyor”

aimsaddergisi-reklamalani

Türkiye’nin çevre ülkelerindeki orman ürünü ithalat ihtiyacının, sektörün ihracata yönelme bilincini  ve isteğini artırdığını dile getiren MDF ve Yonga Levha Sanayicileri Derneği Genel Sekreteri Serhat Dayanıklıoğlu, ancak yerli hammaddenin fiyatının dünya fiyat ortalamasından yüksek olması ve yetersizliği nedeniyle sektördeki ihracatın sekteye uğradığını açıkladı. Türkiye’nin ürettiği levhanın ancak yüzde 10-15’ini ihraç edebildiğini söyleyen Dayanıklıoğlu, “Sektörün ihracat potansiyeli var, ancak fiyatların yüksekliği ihracat şansını azaltıyor. En büyük beklentimiz, hammaddemiz olan odunun üretiminin artırılması ve fiyatının düşürülmesi” dedi.

MDF ve Yonga Levha Sanayicileri Derneği Genel Sekreteri Serhat Dayanıklıoğlu, sektörün en önemli sorununu, ürünlerin ana hammaddesi olan odunun teminindeki yetersizlik ve odun fiyatlarının yurt dışına göre pahalı oluşu şeklinde açıkladı. Levha maliyeti içinde, odun hammaddesinin payının yüzde 45-50 civarında olduğunu hatırlatan Dayanıklıoğlu,  ülkemizin dünyanın en pahalı odununu kullandığını vurgulayarak, “Ülkemizdeki odun fiyatları Avrupa´ya göre 2 kat, Amerika, Brezilya, Kanada, Venezuela, Ukrayna, Rusya´ya göre 3 kat daha pahalı. Sektörde ürünlerin pahalı hammadde ile üretilmesi, ürünleri ihraç edilemez duruma getiriyor. Öte yandan Avrupalı üreticiler için Türkiye, odun fiyatlarının yüksekliği ve pazarın büyüklüğü göz önüne alındığında, özellikle laminat parkede, cazip hedef pazar haline geldi. Bu da döviz kurları düşünce sektöre ithalatın kolayca yapılmasına neden oluyor” dedi.

Ülkemizde odun hammaddesi üretiminin, sektörün ihtiyacını karşılayacak miktarda arttırılması ve uluslararası rekabete imkân verecek fiyat seviyesine getirilmesi gerektiğine dikkat çeken Dayanıklıoğlu, Avrupa’da mobilya sektörünün, istihdam ağırlıklı bir sektör olduğu için yavaş yavaş doğuya kaydığını vurguladı. Dayanıklıoğlu,  “Bu gelişmeler olurken, Türkiye’nin Avrupa ve komşu ülkelerin mobilya üssü olması, Almanya ve İtalya gibi 30 milyar dolarlık cirolara ulaşması mümkün iken, mobilyanın ana girdisi olan levha üretiminde kullanılan odun hammaddesinin dünya fiyatlarından pahalı olması nedeniyle maalesef, bu coğrafi avantajını değerlendiremiyor ve Avrupa pazarını Polonya, Romanya gibi ülkelere kaptırıyor” diye konuştu.

Dayanıklıoğlu, sektördeki gelişmelere ve yaşanan sorunlara ilişkin sorduğumuz sorulara şu yanıtları verdi:

Öncelikle Türkiye’de MDF yonga levha sektörünün gelişimini sizden dinlemek isteriz. Gelişiminde nelerin etkili olduğunu, hangi sektörlere bağlı olarak büyüdüğünü, üretici firmalardaki büyümeye yönelik değişimi, bize aktarır mısınız?

Türkiye orman ürünleri endüstrisi son yıllarda gösterdiği gelişimle, ülkemizin hızlı büyüyen sektörleri arasında yer alıyor. Mobilya ve ahşap levha olmak üzere birçok alt sektörlerinde dış ticaret dengesi pozitif seyrediyor. Orman ürünleri endüstrisi içerdiği kereste, yonga levha, MDF levha, ahşap kaplama, mobilya, doğrama gibi alt endüstri dalları ile, dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi, Türkiye’de de önemli endüstri dallarından biri haline geldi. Elbette bu gelişimin teknik, sosyal, kültürel birçok nedeni var. İnşaat sektöründe yaşanan gelişmeler, ahşap ve ahşap esaslı malzemelerin yaşam konforunu artırmada sunabildiği geniş ürün yelpazesi, yenilenebilir doğal kaynaklara olan ilginin hızla artması, toplumsal yaşamda ortaya çıkan anlayışlar, yeni fonksiyonel ihtiyaç alanlarının doğması, satın alma gücündeki gelişmeler, estetik kaygıların pek çok alanda daha çok önemsenmeye başlaması önemli nedenler olarak sıralanabilir. Ahşaba alternatif olarak görülen plastik pencere doğraması, alüminyum profil gibi ürünlerde sağlanan olağanüstü yeniliklere ve gelişmelere rağmen ahşap veya ahşap esaslı malzemelerin kullanımının azalmadığı, aksine ahşabın kullanım alanlarının çeşitlenerek arttığı açıkça gözlemleniyor. Islak mekân donatılarından, otomobil ve hava taşıtlarındaki kullanımına kadar ahşabı yeni kullanım alanlarında görmek mümkün.

Dernek olarak biraz sizi tanıyıp amaçlarınız hakkında bilgi alabilir miyiz?

Derneğimiz ülkemizin eski ve köklü dernekleri arasında yer alıyor. Yonga Levha Sanayicileri Derneği 1978 yılında sektördeki firmaların yemekli dost sohbetleri ile ilk çalışmalarına başladı, sektördeki firma sayısı arttıkça katılımlar ile büyüdü ve 1981 yılında Dernekler Yasasına göre resmi hüviyet kazandı. 1984 yılında ülkemizde ilk MDF tesisi kuruldu ve sonraki yıllarda kurulan tesisler de derneğimize üye oldular. Türkiye’de ahşap esaslı (yonga levha(sunta)-lif levha(MDF)-OSB-Werzalit v.b.) levha üreten tesislerin tamamı derneğimiz üyesidir. 2013 yılında yapılan Genel Kurul kararı ile derneğimizin unvanı “MDF ve Yonga Levha Sanayicileri Derneği” olarak değiştirildi. Derneğimizin amacı, üyeleri arasında her konuda diyalog sağlayarak sorunların çözümüne yardımcı olmak, tüzel ve özel kuruluşlar nezdinde sektörü temsil ederek sektör lehine kararlar çıkartmak, hammadde ve yardımcı madde temininde yardımcı olmak, ithalat, ihracat, kalite-çevre- standart vb. konular, mevzuat ve yasal konular dâhil, toplantılar düzenleyerek üyelerine katkıda bulunmak, üniversite sanayi işbirliğini geliştirmek amacıyla her türlü proje-raporlama ve teknik destek anlamında sektörle bağlantıyı kuran bir üst yapı görevini yürütüyor.

Ülkemizde sektörün 10 yıllık gelişimine bakarsak hangi noktalara ulaştığını söylememiz mümkün?

İnşaat sektörü ile direkt paralel büyüyen sektörümüz, ülkemizin mobilya ihracatının da nispeten artması ile kapasitesini her yıl yüzde 10 büyüterek günümüze ulaştı. Sektör ormandan başlayıp, nihai bitmiş ürün olan mobilyaya dönüşümü ile katma değeri en yüksek sektörlerden biri durumunda. Yüksek katma değerli olması nedeniyle ülkemiz ekonomik hedeflerine ulaşmasında, cari açığı azaltmasında katkısı inkâr edilemeyecek kadar önemli.

Türkiye, kereste üretiminde yüzde 1,6’lık payla dünyadaki 166 ülke arasında 13. sırada yer almakta. Türkiye’nin dünya mobilya üretimindeki payı yüzde 1 civarında ve hızla artıyor. Türkiye’de özellikle ahşap levha sektöründeki bazı kuruluşlar dünyanın sayılı kuruluşları arasına girmiş durumda. Türkiye imalat sanayide yaratılan katma değerin yüzde 2,4 civarı, orman ürünleri sektörüne ait. Türkiye 200’ü aşkın ülkeyle orman ürünleri alanında ihracat ve ithalat bağlantısı kuruyor ve sektör yeni pazarlara açılma eğilimi gösteriyor. Yeni teknoloji ve işletmecilik uygulamaları yaygınlaşıyor. Birçok alt sektörde kurumsallaşma, kalite güvence sistemlerinin etkinliği, AB mevzuatının uygulanabilirliği, Ar-Ge harcamaları, üniversite-sanayi işbirlikleri her geçen gün artıyor.

Bugün Türkiye’de MDF yonga levha sektöründe yaklaşık kaç firma faaliyet gösteriyor? Üretim daha çok ülkemizin hangi bölgelerinde yoğunlaşmış durumda?

Ülkemizde yonga ve lif levha sektöründe, son yıllarda artan yatırımlarla dünya standartlarında günümüzün en gelişmiş metod ve teknolojisiyle üretim yapan tesisler kuruldu ve dünyada söz sahibi bir kapasite ve üretim teknolojisine ulaştı. Ancak eski teknoloji ile çalışan tesisler de mevcut. Bu durumdaki işletmeler yakın gelecekte rekabet şanslarını kaybetme durumunda kalabilirler. Fabrikaların makine hatları ağırlıklı olarak Almanya menşeili. Ürün yelpazesi ise dünya ile rekabet edebilecek seviyede çeşitli ve kaliteli. Tesislerimiz yonga levha ve lif levha üretiminin yanında entegre olarak kapı-kapı paneli-laminat parke tesisleri ile çeşitlilik sunuyor. Sektörde 30 farklı lokasyonda toplam 23 şirket üretimini sürdürüyor. Ülkemizin her bölgesinde tesisler kurulmuş ve geniş bir coğrafyaya yayılmış durumda. Fakat kapasite büyüklüğü itibariyle Marmara Bölgesi ağırlık arz ediyor. Bu bölgedeki tesislerimiz ağırlıklı olarak yüzde 65 ithal, yüzde 35 yerli hammadde ile çalışmakta.

Sektördeki kapasite kullanım oranı nedir?

Levha sektöründe kapasite kullanım oranı yüzde 75-85 arasında değişiyor. Toplam kurulu kapasite 12,1 milyon m3 olup, 2016 toplam üretimi 9,2 milyon m3’tür. Sektörün yıllık odun hammaddesi ihtiyacı 12,5 milyon tondur. Bu ihtiyacın yüzde 65’i yurtiçinden, yüzde 35’lik kısmı da ithalat yolu ile karşılanıyor. Sektörümüzün kapasite kullanımı dönemsel olarak bazı yıllarda yatırım olmasa da ortalama yüzde 10 büyüyerek sektör günümüze ulaşmış durumda. Türkiye ürettiği levhanın ancak yüzde 10-15’ini ihraç edebiliyor. 2017 yılı sektörün kurulu kapasitesi yonga levhada 5 milyon 113 bin 920 m³/yıl,  lif levhada (MDF) 6 milyon 779 bin 200 m³/yıl, OSB’de 240 bin m³/yıl durumunda.

Üretilen ürünler özellikle hangi sektörlerde kullanılıyor, kullanım alanlarının yaklaşık oranlarını vermeniz mümkün mü?

Ülkemizde tüketilen levhaların yaklaşık olarak yüzde 85’i mobilya, yüzde 15’i inşaat-dekorasyon sektörlerinde kullanılıyor.

Sektörün ihracat haritasını çizerek, ihracatta hangi ülkelerin öne çıktığını belirtir misiniz? Türk ürünlerini global pazarda farklı kılan özellikler nelerdir? Ayrıca potansiyel ihracat pazarları olarak nelerini söyleyebiliriz?

Sektör olarak en fazla orman ürünü ihracatımız İran, Irak, Türkmenistan, Gürcistan, Arnavutluk, Cezayir, Bulgaristan gibi ülkelere yoğunlaşmış durumda.  Son teknoloji ile üretilen levha ürünleri en yüksek kalitede piyasaya sunuluyor. Türk ürünlerini global pazarda farklı kılan özellikler; entegre tesislerin varlığı, ürün çeşitliliğinin olması ve kalitesinin yüksek olması şeklinde sıralayabiliriz.

Türkiye coğrafyasına baktığımızda, orman kaynaklarının yetersizliği nedeniyle levha ve mobilya ithalatçısı olmak zorunda olan; coğrafi, kültürel ve tarihsel bağlarımızın bulunduğu İran, Irak, Suriye, Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan, Türkmenistan, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkeleri gibi potansiyel pazarlarda sektörümüz daha kolay rekabet edebilecek ve hedeflerine ulaşabilecektir.  Diğer yandan Balkan ülkeleri, BDT ve Türki Cumhuriyet’leri gibi, odun hammaddesi olan, ancak teknolojik yatırımları olmayan ve üretim potansiyellerinin ve tüketimlerinin artacağını bildiğimiz bu ülkelere komşu olmamız sektörün geleceği açısından olumlu bir gerçek.

İhracatı artırmak için sektörde ne gibi uygulama değişiklikleri yapılmalı sizce?

Yükte ağır pahada hafif olan levha sektör ürünlerinin, dünya üzerinde birçok ülkeye ihracatının yapılabilmesi için üretim maliyetlerinin düşürülmesi gerekiyor. Nakliye ve navlun giderleri azaltıldığında dünya üzerindeki diğer rakiplerle rekabet şansımız artacaktır. Bir örnekleme yapacak olursak, İran pazarına yapmış olduğumuz ihracatı daha da artırmak ve Çin, Malezya, Tayvan gibi ülkelerden gelen uygun fiyatlı ürünlerle rekabet edebilmek için nakliye fiyatlarını demiryolu giderlerini mutlaka düşürmek gerekiyor. Öte yandan ihracat potansiyelimizin artması, mobilya sektöründe yeni model ve tasarımlarla yeni pazarların yaratılması ile mümkün olacak. Mobilya sektörü, üretim, tasarım, pazarlama ve markalaşma konularında ilerlediğinde, ihracatı artacak, dolaylı olarak levha ihracatı da artacaktır. Ağaç ve orman ürünleri sektörünün uluslararası pazarlarda söz sahibi olması ve rekabet edebilmesi için; odun ve tomruk satın alma maliyetlerinin düşürülmesi gerekiyor.

Biraz da laminat parke pazarı hakkında bilgi verir misiniz?

Gelişmekte olan, nispeten yüksek bir nüfus artış hızı ve şehirleşme oranına sahip Türkiye, dünyanın 3.büyük laminat parke pazarı. 2016 yılında 120 milyon m² olarak gerçekleşen Türkiye pazarında yaklaşık yüzde 88 pazar payı yerli üreticiler, yüzde 12’lik kısmı ise üçüncü ülkelerden (Başta Almanya) ithalat yolu ile karşılanıyor. Sektördeki yerli üreticilerin çoğu TSE uygunluk, ISO 9001, ISO 14001, OHSAS 18001 belgelerine sahip. Sektörde özellikle son yıllarda yapılan yeni yatırımlarla, dünyanın en iyi makine üreticilerinden alım yapılarak, dünya standartlarında son derece ileri teknoloji ile üretim yapan tesisler kuruldu. Ülkemizdeki yerli üreticilerin üretim kapasitesi yaklaşık 250 milyon m²/yıl ve halen 120 milyon m²/yıl seviyesinde seyreden iç pazar laminat parke talebini rahatlıkla karşılayacak boyutta.

Sektörün hedeflerinde neler var? Bu hedefler çerçevesinde sektörün yaptığı çalışmalar arasında neler yer alıyor?

Ülkemiz 2023 vizyonu ile pek çok alanda önemli hedefler ortaya koydu. Dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisi içinde yer almak, kişi başına 25 bin dolar gelir, ihracatta 500 milyar dolara ulaşarak dünya ticaretinden yüzde 1,5’luk pay alabilmek hedeflendi. 2023 vizyon hedefinde mobilya sektörü için 6 milyar dolar, diğer orman ürünleri ihracatı içinde 10 milyar dolar olmak üzere toplam 16 milyar dolar ihracat hedefleniyor. Bu hedefler için, sektörlerin durum değerlendirmesi yaptığı potansiyelin harekete geçirilmesine yönelik adımlar atılmaya başlandığı, pazar, pazar yapısı, rekabet, inovasyon, marka gibi kavram ve uygulamaların firmalarda yoğun ilgi görmeye başladığı da bir gerçek. Bu kapsamda bakıldığında, birçok endüstri kuruluşu, yeni pazar arayışlarına başlamış, mevcut makine ve donanımını hızla değiştirmiş, ilk aşamada çoğu teknoloji transferi yoluyla da olsa teknolojik değişimi gerçekleştirmeye başlamış durumda.

Sektörün en önemli problemleri arasında neler var? Bize biraz yaşanan sorunlardan da bahseder misiniz?

Sektörün ana sorununun başında, ana hammaddesi olan odun temininin yeterli olmaması ve yurt dışına göre pahalı olması geliyor. Avrupa’da mobilya sektörü, istihdam ağırlıklı bir sektör olduğu için yavaş yavaş doğuya kayıyor. Bu gelişmeler olurken, Türkiye’nin Avrupa ve komşu ülkelerin mobilya üssü olması, Almanya ve İtalya gibi 30 milyar dolarlık cirolara ulaşması mümkün iken, mobilyanın ana girdisi olan levha üretiminde kullanılan odun hammaddesinin dünya fiyatlarından pahalı olması nedeniyle maalesef, bu coğrafi avantajını değerlendiremiyor ve Avrupa pazarını Polonya, Romanya gibi ülkelere kaptırıyor.

Ülkemizdeki odun fiyatları, Avrupa´ya göre 2 kat, Amerika, Brezilya, Kanada, Venezuela, Ukrayna, Rusya´ya göre 3 kat daha pahalı. Levha maliyeti içinde, odun hammaddesinin payı yüzde 45-50 civarında. Ülkemiz dünyanın en pahalı odununu kullanıyor. Toplam odun hammaddesi ihtiyacının yüzde 30-35’i ithal odun ve odun yongası (chips) ile karşılanıyor.

Bu sorunun çözümü için öneriniz nedir?

Ülkemiz ormanlarının gençlik bakımlarının yapılması ve geliştirilebilmesi için sektörümüz hayati önemlidir. Sektör 1-1,5 metre uzunluğunda 4-20 cm çap özelliğine sahip (lif-yonga) odununu ağırlıklı olarak kullanıyor. Endüstriyel değeri olmayan bu özellikte olan odun, sektörde kullanılmadığı takdirde yakacak olarak kullanılabilecektir. Bu odunların sektör tarafından alınıp ormandan çıkarılması, ormanlarımızın bakım çalışmalarının yapılması ve gençleşmesini sağlamaktadır. Sektörün var olması ormanda çalışıp odun üreten orman köylüsünden fabrikalara odunu taşıyan kamyonculara kadar büyük bir zincirin istihdamını sağlıyor. Bu nedenlerle, ülkemizde odun hammaddesi üretiminin sektörün ihtiyacını karşılayacak miktarda arttırılması ve uluslararası rekabete imkân verecek fiyat seviyesine getirilmesi gerekmektedir. Ayrıca Avrupalı üreticiler, Türkiye’deki odun fiyatlarının yüksekliği ve pazarın büyüklüğünü göz önüne alarak (özellikle laminat parke), Türkiye’yi en cazip hedef pazar haline getirdi. Sektörün kurulu kapasiteye göre toplam ihtiyacı olan 12 milyon 500 bin ton odun hammaddesinin, 2016 yılında 2,5 milyon/tonu ithalatla karşılandı. Maliyet içerisinde odunun payı yüzde 50 civarında. Burada rakamlarda da görüleceği gibi, pahalı hammadde ile üretilen ürün ihraç edilemezken, bir de döviz kurları düşünce kolayca ithal edilebiliyor.

“Sektör olarak en büyük beklentimiz, mevcut hammadde ihtiyacımızın yüzde 65-70’inin sağlandığı Orman Genel Müdürlüğümüzün üretimini artırması, elbetteki hammadde ithalatı yapılmadan ihtiyacın tamamının iç piyasadan sağlanması, hammadde kalitesini artırması, orman yollarının iyileştirilmesi, iç içe geçmiş olan odun standartlarının belirlenmesi ve odun fiyatlarının düşürülmesidir.”