Onursal Konveyör Genel Müdürü Salim Batur: ‘Türkiye’nin konveyör sistemi ithalatına ihtiyacı yok’

aimsaddergisi-reklamalani

Sektörün köklü ve tecrübeli firmalarından olan Onursal Konveyör Genel Müdürü Salim Batur, konveyör sistemleriyle ilgili çalışan birkaç firma olduğunu söyleyerek, “Bizim gibi her şeyini üreten rakibimiz de yok. Türkiye’de kimse dışarıdan konveyör sistemi almaz. Mobilya sektöründe 25 bin kadar fabrika var. Biz daha bin tanesini yaptık. Önümüzde en az 10 bin fabrika var. Bizim sistemlerimiz üretimi yüzde 40 artırıyor” dedi.

Türkiye’deki makine sektörü tecrübesi, gücü ve kalitesiyle dünyada prestijli bir konumda. Ağaç işleme ve yan sanayi makinelerini üreten Türk firmalar da bu prestijin verdiği özgüvenle işlerini yürütüyor.

Bu firmalar arasında tecrübesi ve kalitesiyle ön plana çıkan Onursal Konveyör,  mobilya sektörüne konveyör sistemleri üretiyor. 1980 yılında kurulan Onursal Konveyör, 2001 yılında konveyör sistemi üretimine başladı. O yıllarda bu sistemler ithal edilirken, bugün bu alandaki ihtiyaç ülke içinde karşılanabiliyor. Türkiye’deki mobilya markalarının yüzde 50’siyle bugüne dek çalışmış olan firma, şimdiye kadar bin mobilya fabrikasının konveyör sistemlerini üretti. 

Sektörünün en eski ve tecrübeli firmalarından olan Onursal Konveyör Genel Müdürü Salim Batur ile ürettikleri makineleri, sektörü, ekonomiyi ve ihracat hedeflerini konuştuk…

Firmanızdan bahsedebilir misiniz?

Firmamız 1980 yılında Bayrampaşa’da kuruldu. Çalışma hayatımız Perşembe pazarında çıraklıktan başladı. Askerden geldikten sonra kendi firmamızı kurduk, o günden bu güne devam ediyoruz. Kuruluşumuzda firmamız fason işler, fason tornacılık yaptık. Daha sonraki yıllar, biraz daha kalıba döndük. Sonra konveyör sistemlerine döndük. Bir ara Tuna Çelik’ten taşeronluk yapmıştık. Tuna Çelik’te konveyör sistemlerini gördük. Onlar Avrupa’dan almıştı. Dedim ki; bunu biz yapabiliriz Türkiye’de. 2001’de konveyör sistemlerine başladık, mobilya sektörünün içine atıldık. Çok büyük yollar kat ettik. Eskiden yurt dışından gelen ürünleri, şimdi biz Türkiye’de üretiyoruz. Belirli bir ismimiz de var.

‘Her şeyi kendimiz üretiyoruz’ Üretiminizi ve ürettiğiniz ürünleri anlatır mısınız?

Burada 2500 metrekare bir yerde çalışıyoruz. Aylık 2000-2500 metre konveyör sistemleri üretebiliyoruz. Özel işler de yapıyoruz. Firmalara özel projeler çizip bu projeleri uyguluyoruz. Aşağı yukarı her şeyimiz burada, fabrikada yapılır. Saç, profil, motor gibi şeyler dışında her şeyi kendimiz üretiriz.

Mobilya sektöründe genelde kesimden sonraki sistem, bizim işimiz. Eskisi gibi değil mobilya sektörü. Şimdi makinenin üzerine koyuyorlar bir paket malı, 8’er, 6’şar alıyor, aldıktan sonra kesiliyor. Kesildikten sonra rulolu konveyörlerin üzerine koyuyorlar. Biz onları bantlamaya, CNC makineye yürütme şeklini yapıyoruz. Bir asansörümüz var, bantlamanın önüne, CNC’nin önüne hidrolik yükleme ve boşaltma için. Bu işte çok başarılı olduk Türkiye çapında.  Çok yere satıyoruz onu, yurt dışı dâhil. Onun yanı sıra bir palet asansörümüz var. Paletle çalışan, ufak atölyelerin işini kolaylaştıran, bir asansör. Onda da çok başarılıyız, ihracatımız da var. Önden kesimli makinelerin önünde yaptığımız besleme asansörü dediğimiz bir ürünümüz var. Onu da çok satıyoruz.

Üretimimizin yüzde 30’unu ihraç ediyoruz. Bulgaristan, Romanya, Azerbaycan, Dubai, İran gibi ülkelere ihracatımızda yoğunluk var.

Türkiye’de hangi mobilya markalarına üretim yapıyorsunuz?

En son Yataş fabrikasını bitirdik. İyi bir üretim yaptık. Öncesinde Gündoğdu Mobilya’nın İnegöl’e yaptığı fabrikanın işini üstlendik. Türkiye’deki büyük firmaların yüzde 50’sine iş yapmışızdır. Bu konuda da ismimiz sektörde çok iyidir. Firmalar arasında iyi bir referansımız vardır.

Müşterileriniz neden sizi tercih etmeli?

Bu işte tecrübemiz büyük. Hem proje bazlı çalışma tecrübemiz var. Bir fabrikaya gittiğimiz zaman bu böyle olacak, dediğimizde bize inanırlar, yaparız. Bugüne kadar yaklaşık bin fabrika yaptık. Hiçbir firma bu kadar fabrika yapmamıştır. Bunlar da hep üst düzey firmalardır. Biz kendimiz iş yaparız, dışarıya iş vermeyiz. Hem ürünümüz kalitelidir, tecrübemiz var. Her şey bir arada. İyi iş yapmaya çalışıyorum, iyi iş yapıyoruz da.

‘Sistemlerimiz üretimi yüzde 40 artırıyor’ Sektörünüzün belli başlı sorunları nelerdir? 

Sektörümüzün en büyük sorunu işlerimizin yavaş olması. Çünkü mobilya sektöründe kötü bir kriz var. Konkordato ilan edenler, vadeleri uzatanlar var. 100 teklif vardır belki verdiğimiz, diyorlar ki ortalık düzelsin. Herkes gibi biz de sıkıntı yaşıyoruz. Ama bu, mobilya sektörünün yatırımı azaltmasından kaynaklanıyor. Bizim işimiz yatırım işi. Bizim yaptığımız işi insan gücüyle de yapabiliyor, sonra yaptırırım, diyor. Biz bu işi bir fabrikaya yaptığımız zaman en az yüzde 40 üretim artar. Ayrıca yaptığımız işin insan sağlığı boyutu var. Ağır parçaları sabahtan akşama kadar indir, kaldır… Biz bu işe başlarken bir firmada çalışan insanların bir yıl içinde 80 kadar personele bel fıtığı teşhisi konmuştu. Buradan başladık zaten.

‘Kaliteyle ilgili yurt dışından teşekkür alıyoruz’ Bu sıkıntılar ihracata ağırlık vermenize neden oldu mu?

Bu akşam ekibimiz Bulgaristan’a gidiyor. İhracatla ilgili çalışmalarımız var. Bu seneye kadar ihracat için çalışmaya ihtiyaç duymadık. İşimiz başımızdan aşkın. Talepleri hiç geri çevirmedik tabii. Türkiye’de mobilya sektöründe 25 bin kadar fabrika var. Biz daha bin tanesini yaptık. Önümüzde en az 10 bin fabrika var. Biz de şu anda konveyör sistemlerinin Türkiye’ye girişini engelledik. Birkaç firma var bu işi yapan. Bizim gibi bu işin her şeyini yapan belli başlı bir rakibimiz de yok. Yerli Malı Belgesi, CE ve Faydalı Model belgelerinin hepsine sahibiz. Türkiye’ye konveyör sistemi girmez, kimse yurt dışından almaz. Bunun da nedeni şu; biz gerçekten bu işi çok iyi yapıyoruz, en iyisiyiz. Türk makinelerinin kalitesiyle ilgili yurt dışından enteresan teşekkürler alıyoruz. Geçen günlerde Romanya’dan ‘Çok iyi iş başarmışsınız, çok kaliteli” şeklinde bir yorum geldi. Romanya, Avrupa Birliği’nde bir ülke ve bu makinelerin Avrupa’daki muadillerine ulaşabiliyorlar. Bizi tercih ettiler. Hatta buraya, fabrikaya ziyarete geldiler. Belçika’da da yine böyle bir şey olmuştu. Küçük bir sipariş verdiler, sonra birkaç kalem daha alındı. Onlar da çok mutlular, teşekkür ettiler.

Türkiye’de ekonomiyi ve size etkilerini değerlendirebilir misiniz?

Benim düşüncem şu: Türkiye’den esnafın değeri yok. Sanatkârın değeri yok. İnşaatçıysan her şey var. Sanatkâr kesime bugüne dek çok yatırım yapılmadı. Tamam, organize sanayi açıyorlar. Cumartesi günü Edirne Organize Sanayi’deydim. 50 fabrika varsa, 25’i boş. Bunlar da çok önemli bizim için. Ekonomiyi yönlendiren insanların bizlere daha iyi gözle bakması lazım. Biz de çarkın bir dişlisiyiz. Bize daha iyi bakarlarsa, biz de daha iyi işler yapacağız. Ama ekonomi sıkıntılı, herkes bankalara boğulmuş. Sıkıntısı olamayan firma yok, çok nadir.