“Sektörün büyümesinin anahtarı yurtdışında”

aimsaddergisi-reklamalani

Mobilya sektörünün ve ona üretim ile satış yapan makine sektörünün gelişimi için rotanın yurtdışında olduğunu dile getiren Fen-İş Makina Genel Müdürü Tuncay Akkuş, kendini son yıllarda oldukça geliştiren ağaç işleme makineleri sektörünün yurtdışında hem kalitesi hem de fiyatı ile tercih edilecek noktaya geldiğini söyleyerek, sektörün bu fırsatı zaman kaybetmeden değerlendirmesi gerektiğini kaydetti.

Babası Durmuş Akkuş’un kurduğu Fen-İş Makina’da 1985 yılından bu yana görev yapan Tuncay Akkuş, ağaç işleme makineleri sektöründe üretim yapan birçok Türk firmasının, yurtdışındaki üreticilerle baş edecek kalite seviyesine ulaştığını düşünüyor. Kendini son yıllarda oldukça geliştiren ağaç işleme makineleri sektörünün yurtdışında hem kalitesi hem fiyatı ile tercih edilecek noktaya geldiğini aktaran Akkuş, “Sektörün büyümesinin anahtarı yurtdışında” diyerek, sektörün bu fırsatı yurtdışında değerlendirmesi gerektiğini vurguluyor.

Yurtdışına yönelik kalite ve fiyat konusunda sağlanan avantajın reklam, tanıtım ve satış pazarlama faaliyetleri ile yabancı müşterilere en iyi şekilde anlatılması gerektiğine de değinen Akkuş, bu konuda ciddi eksikliğin bulunduğunu ve daha yoğun çalışmaların yapılmasının şart olduğunu söylüyor.

Aydın Kardeşköy’deki fabrikasında yaptığımız röportajda sektörle ilgili görüş ve önerilerinin dışında firma ile ilgili de bilgiler veren Tuncay Akkuş, 2019 yılında ihracata odaklanacaklarını dile getirdi. 2008 yılında başladıkları ihracata son 5 yılda ağırlık verdiklerini ve Ortadoğu ülkeleri başta olmak üzere 10’dan fazla ülkeye satış yaptıklarını anlatan Akkuş, “2 yıl önce Almanya’ya ihracat yapmaya başlayarak Avrupa pazarına ilk adımı atmış olduk. İhracatımız toplam üretimin yüzde 20’sini oluşturuyor. İç piyasadaki durgunluk nedeniyle ihracata yönelmeyi strateji olarak belirledik. Üretim kapasitemizi iki katına çıkarıp 2019 yılında üretimin yüzde 50’sini ihraç eder hale gelmek istiyoruz” açıklamasında bulundu.

Tuncay Akkuş, AİMSAD Dergi olarak sorduğumuz sorulara şu yanıtları verdi:

Fen-İş Makina’yı daha yakından tanımak isteriz. Kuruluşunuzdan bugüne kadarki süreci anlatıp, faaliyet alanlarınız ile sektörde yarattığınız farklar hakkında bilgi verir misiniz?

Firmamız 1963 yılında babam Durmuş Akkuş tarafından bobinaj atölyesi olarak kurulmuş. 1969 yılında ‘ne yapabiliriz?’ fikrinden yola çıkarak kaynak makinesi üretimi yapılmış. Ancak hammadde teminindeki zorluklar nedeniyle bu makinenin üretimi daha fazla sürdürülememiş. Babam, bir arkadaşının marangoz atölyesinde marangoz zımpara makinesini görerek bu makineyi üretmeyi planlamış. Birçok zorluğa rağmen marangoz zımpara makinesi üretimini gerçekleştirerek ağaç işleme makineleri sektörüne 1970 yılında adım atmış. Böylece o zamana kadar ithal olarak ülkemize gelen marangoz zımpara makineleri ilk kez firmamız tarafından üretilmiş. Bugüne kadar bu makineyi bizim gibi üretmek için birkaç firma deneme yapsa da başarılı olamadılar. Dolayısıyla marangoz zımpara makinesini 1970 yılından bu yana üreten ilk ve tek yerli firma olarak sektörde farklı bir konumdayız. 1970’ten beri makinenin yapısında ve görüntüsünde eskiye göre farklılıklar olsa da genel görüntü olarak hemen hemen aynı. Son yıllarda ağaç malzeme kullanımının azalması bu makinenin satışını çok düşürmesine rağmen ilk makinemiz olması sebebiyle üretimine devam etmekteyiz.

1994 yılına kadar 2-3 makine üretirken, Çin ürünlerinin piyasaya girmesi ve fiyatların düşmesiyle farklı makinelerin üretimine yöneldik. Bu düşünceyle de o günden bugüne kadar makine çeşidimizi 17’ye ulaştırdık. Ürünlerimizin tamamı seri üretim olup bunlardan 4 ürünün Türkiye’deki tek üreticisi konumundayız.

Yıllar itibariyle firmanızın gelişimini nasıl sağladınız? Zamanla ürün çeşitliliğinizi nasıl artırdınız?

1972 yılında ‘ilave ne yapabiliriz ve piyasadaki gereksinimler neler?’ düşüncesinden yola çıkarak müşterinin de talebiyle zımpara taş motoru üretimine başlanmış. 1994 yılına kadar da bu makinenin üretimi devam etti. 1990’larda Çin’den gelen ürünlerin ucuz olması bizim pazar kaybı yaşamamıza neden oldu. Bu sebepten dereceli gönye kesme makinesi olarak tabir ettiğimiz makinelerin üretimine başladık. Tas menteşe makinesi, zıvana makinesi gibi makineleri üretime alarak çalışmalarımıza devam ettik. Son zamanda 400 mm gönye kesme makineleri, 2’li, 3’lü, 4’lü tas menteşe ve kulp yeri açma makinelerini üreterek ürün çeşitliliğimizi artırdık ve bugünlere geldik.

Firma olarak mevcut ürün yelpazeniz, ürünleriniz ve hitap ettiğiniz sektörler neler? Ürünlerinizle sektöre hangi konularda hizmet veriyorsunuz?

Şu anda işletmemizde 17 çeşit makine üretiyoruz. Ürünlerimizin tamamı seri üretim olup bunlardan 4 ürünün Türkiye’deki tek üreticisi konumundayız. Ahşap mobilya ve alüminyum kapı-pencere olmak üzere 2 ana sektöre yönelik makine üretiyoruz. Alüminyum dökümden elektrik motorlarına kadar üretimin büyük çoğunluğu firma bünyemizde yapılıyor. Ege ve Akdeniz bölgelerinde bazı makinelerimiz markamızla özdeşleşti. Kullanıcılar özellikle gönye kesme makinesini Fen-İş olarak adlandırıyorlar.

Yeni ürün çalışmalarınız hakkında bilgi verir misiniz? Bu konuda Ar-Ge çalışmalarınız var mı?

3 yıl önce piyasadaki ihtiyacı görerek 2’li, 3’lü ve 4’lü tas menteşe makinesinin üretimi için Ar-Ge faaliyetine başladık. 1.5 yıl önce de Ar-Ge çalışmamızdan başarılı sonuç alarak ürünü makineye dönüştürdük. Endüstriyel Tasarım Patenti ve Faydalı Model Patenti’ni aldığımız çoklu tas menteşe ve kulp yeri açma makinesinin 1 yıldır seri üretimini yapıyoruz. Türkiye’de yerli üretim olarak ilk ve tek olan bu makineye daha çok yurtdışından talep geliyor. Yurtiçine sattığımızdan daha fazlasını yurtdışına ihraç ediyoruz.

Yeni ürün çalışmalarınız önümüzdeki dönemde de olacak mı?

Alüminyum sektörüne yönelik makinelerin geliştirilmesi için çalışmalar yapıyoruz. Alüminyuma olan talep artıyor. Bu talebi görerek çalışmalarımızı bu alanda yoğunlaştırdık.

Mevcut fabrikanızın metrekare büyüklüğü ve istihdamınız nedir?

Halen 8 bin metre arazi üzerinde 1500 metre kapalı alan olarak faaliyet gösteriyoruz. Makine parkurunun yüzde 70’i CNC tezgâhlardan oluşuyor. Toplam 25 kişiyi istihdam ediyoruz.

Gelecek kısa ve orta vadede kapasite artırıcı yatırımınız var mı?

Geçen yıl itibariyle kapasite artırım yatırıma başladık. Bu yıl sonuna kadar yatırımı tamamlamayı planlıyoruz. Yatırım bittiğinde kapasitemizi 2 katına çıkaracağız.

İç pazarın yanı sıra yurtdışına yönelik çalışmalarınız, satışlarınız hakkında da bilgi verir misiniz? Hangi ülkelere ihracat yapıyorsunuz?

2008 yılında ihracata başladık. O zamana kadar dolaylı olarak ihracat yapıyorduk. Son 5 yıldır ihracata yoğunlaştık. Ortadoğu ülkeleri başta olmak üzere 10’dan fazla ülkeye ihracat yapıyoruz. 2 yıl önce Almanya’ya ihracat yapmaya başlayarak Avrupa pazarına ilk adımı atmış olduk. İhracatımız toplam üretimin yüzde 20’sini oluşturuyor. Kapasitemizi artırarak ihracata yöneleceğiz. Son dönemde yaşadığımız döviz yükselişi maalesef iç piyasayı durma noktasına getirdi. Gelecek dönemde de bu durgunluğun devam etmesinden kaygı duyuyoruz. Bu nedenle ihracata yönelmeyi strateji olarak belirledik. 2019 yılında üretimin yüzde 50’sini ihraç eder hale gelmek istiyoruz. Kalite olarak Avrupa’nın altında değiliz.

Firmanızın kurulduğu günden itibaren başarılı bir gelişim sürdürerek bugünlere gelişinde ne gibi faktörler etkili oldu? Firma olarak başarınızın sırrı nedir?

Ürünlerin tasarımından üretime kadar satış ve satış sonrası müşteri memnuniyeti en önemli önceliğimiz oldu. Makine satıcılarının ve kullanıcıların, firmamızı tercih etmesi için, onların istek ve beklentilerini doğru algılayarak, en kaliteli ürün ve hizmeti en uygun rakamlara ve her an ürün temini konusunda kesinlikle taviz vermedik. Ürettiğimiz ürünlerde her zaman kalite ve kullanım kolaylığını göz önünde bulunduruyoruz.

Firmayla ilgili bilgileri aldıktan sonra biraz da sektörle ilgili görüş ve yorumlarınızı öğrenmek isteriz. Ağaç işleme makineleri sektörünün gelişimini nasıl değerlendiriyorsunuz? Türk makinelerinin yurtdışındaki imajı nasıl sizce?

Mobilya sektöründe el işçiliğinin azalmasıyla makine üretimi arttı ve ağaç işleme makineleri sektörü büyüdü. Ağaç işleme makineleri sektöründe üretim yapan birçok Türk firmasının, yurtdışındaki üreticilerle baş edecek kalite seviyesine ulaştığını düşünüyorum. Sektör bu anlamda kendini oldukça geliştirdi. Bizim üretimlerimiz yurtdışında hem kalitesi hem fiyatı ile tercih edilecek seviyede. Oradaki müşterilerimiz de bunu özellikle ifade ediyorlar. Marka bilinirliğini artırarak, yurtdışı piyasalardaki pazar payımızı artırmalıyız.

Ağaç işleme makineleri sektöründe hizmet veren firmalara gelişimlerini hızlandırmaları için neler yapmalarını tavsiye edersiniz, önerileriniz nelerdir?

Sektör ve firma olarak daha çok çalışmamız ve daha fazla üretmemiz lazım. Biz bunu yaparken devletin de üreticiyi desteklemesi gerekli. Sektör olarak üretmek ve ihraç etmek zorundayız. Üretimi de kaliteli yapmalıyız. Üretim yapmış olmak için 2. ve 3. sınıf kalitede üretim yapılmasının hiçbir faydası yok. Faydası olmadığı gibi ciddi zararları var. Ayrıca sektör içindeki rekabet fiyatta değil, kalite ve satış sonrası hizmette olmalıdır.

Mobilya sektörünün ve ona üretim ile satış yapan makine sektörünün gelişimi için sizce neler yapılmalı? Sektörde yaşanan sorunlar nelerdir, bunlara ilişkin çözüm önerileriniz nedir?

Yurtdışına yönelik reklam, tanıtım ve satış pazarlama faaliyetlerini hem kendi adıma hem de sektör adına tam olarak yapabildiğimizi düşünmüyorum. Bu konuda daha yoğun çalışmaların yapılması gerekiyor. Çünkü ürünlerimiz kaliteli ve fiyat olarak avantajlıyız. Bu fırsatı yurtdışında da bir an önce değerlendirmemiz gerek. Sektörün büyümesinin anahtarı yurtdışında. Sektörün büyümesi için aynı zamanda yeni ürünlerin de geliştirilmesi gerekiyor. Üretici firmalar piyasada yeni ihtiyaçlara yönelik olarak yeni makineler geliştirmeli. Bu hem firmaların hem de sektörün büyümesine ivme kazandıracaktır.

Peki AİMSAD’ın sektördeki önemini, nasıl bir boşluğu doldurduğunu düşünüyorsunuz? Yola çıkış amaçlarını hayata geçirme noktasında derneğin geldiği noktayı başarılı buluyor musunuz?

Sektör için derneğin hayata geçirilmesi geç kalınmış bir adım oldu. Sektör için dernek yapısının oluşturulması, olması gereken bir çalışmaydı. Biz firma olarak AİMSAD’a üye olmaktan son derece mutlu ve gururluyuz. Derneğin çalışmalarını ve yaptığı organizasyonları başarılı buluyoruz. AİMSAD’ın en önemli katkısı, sektördeki farklı sesleri birleştirmesi oldu. AİMSAD’ın fuar organizasyonu ve yurtdışında ziyaret ettiği fuarlar açısından verdiği desteği ve çalışmayı azımsamak mümkün değil. Bugüne kadar sektörde böyle bir çalışma hiç yapılmamıştı, o nedenle çok değerli. AİMSAD’ta yönetici olan arkadaşlarımıza güveniyoruz ve yaşanabilecek sıkıntıların üstesinden geleceklerine de inanıyoruz. Ticaret Bakanlığı ve KOSGEB gibi diğer kurumlarla sektör için gerekli istişare ve çalışmaları yapıyorlar. AİMSAD ile devlet kurumlarına ve kişilere daha rahat ulaşabileceğimize inanıyorum. AİMSAD kanalı ile devletin üretim sektörünü destekleyeceği noktalara daha kolay ulaşabiliriz. Bakan ya da bakan yardımcılarıyla kişisel olarak iletişim kurmamız başka bir şey, AİMSAD olarak karşılarına çıkmak daha başka bir şey.
Gelecek dönemde AİMSAD’tan beklenti ve talepleriniz neler?

Devlet kurumları ve kamuoyu nezdinde sektörün sorunlarını doğru tespit edip doğru dile getirerek farkındalık ve çözüm üretilmesini sağlamak, dernekten en önemli beklentimiz. Bunlar sektörün gelişimi için büyük fayda sağlayacaktır. Ayrıca AİMSAD’tan yurtdışına yönelik sektör ve üyelerini tanıtıcı faaliyetleri artırmasını istiyoruz. Özellikle yurtdışına satışlarımızda bize itici güç olmalarını bekliyoruz. Firmalarımızın tanıtımını en etkili şekilde yapmalılar. AİMSAD olarak diğer makine üreticisi firmalarla dirsek temasında olup birbirimizi desteklemeliyiz. Gittiğimiz ülkelere birbirimizi taşımalıyız. Birbirimize rakip değil destekçi olmalıyız.

Bir sanayici ve üretici olarak devletten beklentileriniz arasında neler yer alıyor?

Türk imalat sanayisinin önündeki en önemli engeli, devletin imalatçıyı üvey evlat gibi görmesi oluşturuyor. Üretimi, ihracatı yapan biziz, istihdamı sağlayan biziz, vergiyi ödeyen biziz ancak buna rağmen kağıt üzerindeki birçok teşviği ne yazık ki alamıyoruz. Bu kurumların başında olan kişilerin sanayinin ve üretimin içinden gelmemesi ile birçok temel konuları bile bilmiyor oluşları, sanayiye olan bakış açısını ve alınan kararları olumsuz etkiliyor. Somut bir örnekle bunu anlatmak gerekirse; bu yıl içinde çıkan yatırıma yönelik makine alımlarındaki KDV istisnası uygulamasından firma olarak yararlanmak istedik. Mevcut CNC makinelerimizin birkaç tanesine kabiliyetini artırıcı makine için hayati önem taşıyan 5 boyutlu üretim yapmayı sağlayan bir divizör aldık. KDV istisnası için başvurduğumuzda, “CNC Divizör teçhizat olarak tanımlanmamış, istisnadan yararlanamazsınız” yanıtını aldık. İstisnadan yararlanmış olsaydık, yeni parçalar daha alıp makinelerimizin hem kapasitesini hem de kabiliyetini yükseltecektik. Halbuki açılı kafa, divizör gibi aparatlar CNC tertibatları, makinenin teçhizatlarıdır. Ancak biz bunu 2019 yılına kadar alınan makine teçhizatlarda KDV istisnası uygulamasının içine sokamadık. Bu yaşadığımız sıkıntı kesinlikle devlet kurumundaki kişilerin bilgi eksikliğinden ya da yeterli bilgiye sahip olmamasından kaynaklanıyor. Kanun yapıcılar sektör hakkında gerekli bilgiye sahip değiller. Bu gibi sıkıntıları ilgili mercilere en iyi şekilde anlatmak lazım. Oradaki kanun yapıcıların da bu konulara gerekli hassasiyeti göstermeleri gerekir. Yoksa lafta verilmiş desteğin kimseye bir faydası olmadığını görüyoruz.

Tijen Hanım, babanızın kurduğu şirkette yıllardır görev yapmaktasınız. İş kadını olarak ne gibi sıkıntılar yaşıyorsunuz? Makine sektöründe kadın yönetici olmak zor mu?

Firmada ilk işe başladığımda, yıllardır bizimle çalışan kişiler tarafından bile kadın olmam nedeniyle yadırgandım. İlerleyen zamanlarda insanlar benimle çalışmaya alıştı. Ben kadınların iş hayatında başarılı olacağına inanıyorum. Ağaç işleme makineleri sektöründe kadınların gerek mühendis olarak masa başında gerekse üretimde atölyede çalışıp her işin altından kalkabileceğini düşünüyorum. Ancak ne yazık ki meslek liselerinden başlamak kaydıyla sektöre kadınlar tarafından yeterince ilgi gösterilmiyor.