Sektörel Haberler

Türkiye makine sektörü dış ticaret stratejisini yayınladı

Türkiye makine sektörü dış ticaret stratejisini yayınladı

MAİB, MAKFED ve PwC işbirliği ile Türkiye Makine Sektörü Dış Pazar Stratejisi raporunu yayınladı. Raporda Almanya, ABD, Çin, Hindistan ve Rusya hedef ülke olarak belirlendi ve öneriler paylaşıldı.

Makine İhracatçıları Birliği (MAİB), Makine İmalat Sanayii Dernekleri Federasyonu (MAKFED) ve PwC Türkiye’nin ortaklaşa hazırladığı Türkiye Makine Sektörü Dış Pazar Stratejisi raporu yayınlandı. Sektöre dair tüm verileri tek bir yerde toplamayı başaran rapor, sektörün detaylı bir fotoğrafını çekiyor ve reçeteyi de hazır bir şekilde sunuyor. Rapora göre sektörün ihracatta hedef ülkeleri Almanya, ABD, Çin, Hindistan ve Rusya.

Ürünleriyle diğer tüm sektörlerin üretkenliği ve verimliliği üzerinde etkisi olan bir sektör olan makine, Türkiye’de 2018 yılında 17 bin 189 işletmeyle 248 bin kişiye istihdam sağladı, yaklaşık 108 milyar TL’lik ciroya ulaştı ve 28 milyar TL katma değer üretti. Türkiye makine sektörünün katma değer oranı yüzde 25 ve yüzde 20 olan imalat sanayi ortalamasının oldukça üzerinde. Raporda, bu nedenle küresel ekonomik değer zincirinde Türkiye’yi daha üst konuma taşımak ve orta gelir tuzağından kurtulmasına katkıda bulunmak için makine sektörü özel önem gösterilmeyi hak ettiği görüşüne yer verildi. Türkiye 2009-2018 döneminde makine ihracatını yıllık yüzde 7,7 oranında artırarak 8,1 milyar dolardan 16,2 milyar dolara çıkardı. Yine aynı dönemde, Türkiye’nin dünya makine ihracatından aldığı pay yüzde 0,54’ten yüzde 0,71’a yükseldi. 2018 yılında 2,3 trilyon dolar olan dünya makine ihracatının 2030 yılında 4,5 trilyon dolara ulaşması bekleniyor.

2030’da hedef dünya makine ihracatından yüzde 1,02 pay

Türkiye’nin bu çalışma kapsamında gösterilen hedef ülkelere makine ihracatındaki sıçrama potansiyelini tüm ülkelerde yakalaması durumunda, 2030 yılında dünya makine ihracatından alacağı pay 45,9 milyar dolarla yüzde 1,02’ye ulaşması öngörülüyor. Yine Türkiye, bu çalışma kapsamında gösterilen potansiyeli yüksek ürün gruplarındaki sıçrama potansiyelini bütün makine ürün gruplarında gösterebilirse, dünya makine ihracatından alacağı pay, 63,3 milyar dolarla yüzde 1,40’a yükselebilir.

Türkiye makine sektörünün genel özelliklerine bakıldığında, KOBİ’lerden müteşekkil sektör yapısı operasyonel esneklik bakımından olumlu bir faktör iken bu yapının ölçek avantajı, sermaye yeterliliği, finansmana erişim, Ar-Ge’ye ayrılan kaynaklar ve markalaşma bakımından kısıtlar yarattığı görülüyor.

Hedef pazarlar belirlendi

Hedef pazar analizi kapsamında, öncelikle ihraç pazarlarındaki farklı makro ve sektörel parametreler kullanılarak geliştirilen çok kriterli seçim modeli üzerinden hedef ülkeler belirlendi. Hedef ülke seçimi yapılırken, Türkiye makine ihracatçılarının ilgili ülke nezdindeki rekabetçiliğini ölçen faktörler, ilgili ülkenin bugün ve gelecekteki makine talep ve ithalat potansiyelini ortaya koyan unsurlar ve sektör temsilcilerinin görüşleri dikkate alındı. Çalışma sonucunda ABD, Almanya, Çin, Hindistan ve Rusya hedef ülkeler olarak belirlendi.

Motorlu kara taşıtları, inşaat ve metal sektörleri belirlenen hedef ülkelerdeki makine talebinde yüzde 26 ila 48 arasında paya sahip.

Potansiyel ürün grupları

Hedef ülkeler belirlendikten sonra bu ülkeler için potansiyeli yüksek ürün grupları seçildi. Potansiyeli yüksek ürün grubu seçiminde, ürün grubu bazında Türkiye makinecilerinin son yıllarda başarı hikâyesi yazdığı, hâlihazırda pazarı büyük ve gelecekteki talebi ortalamanın üstünde büyümesi beklenen ve ihracatta sıçrama yapma potansiyelinin daha yüksek olduğu alt ürün grupları öncelikli oldu. Belirlenen 5 hedef ülkede 2030 yılına kadar toplam 9,6 milyar dolar ile yüzde 124 ihracat artışı yakalanabileceği hesaplandı. Bu artışın yüzde 23,3’ünün ise potansiyeli yüksek olarak belirlenen ürünlerden geleceği öngörülüyor.

Sorunlar ve öneriler

Rapora göre Türkiye makinecilerinin ölçek avantajından faydalanamamasının iki temel sonucu var: Birincisi, üretim süreçlerinde yüksek teknoloji kullanamamak, ikincisi ise tedarik, pazarlama ve üretimde maliyet avantajı yakalayamamak. Bu tespitler çerçevesinde, makine sektörü özelindeki ölçek sorununa yönelik geliştirilen öneriler şu başlıklar altında sıralandı:

  • İmalatta ölçeği benzer firmalarla ortak üretim hattı kullanımı gibi alanlarda yatay işbirlikleri yapılması
  • Kayıtdışı üretimin önüne geçilerek standart üretime yer açılması
  • Bu programla izlenen politikaya tamamlayıcı nitelikte bir Eximbank destek programı 1
  • Eximbank alıcı kredilerinin hacminin artırılması ve bu kapsamda mutabakat sağlanan yabancı banka sayısının artırılması
  • Teknoloji Konusunda Tespit ve Öneriler
  • İnsan Kaynağına İlişkin Sorunlar ve Öneriler
  • Makine sektörünün yoğunlaştığı bölgeler önceliklendirilerek mesleki ve teknik liseler ile özel sektörü bir araya getirecek bir ikili mesleki eğitim sisteminin kurulması
  • Ar-Ge ve İnovasyon Faaliyetlerine İlişkin Sorunlar ve Öneriler
  • “Tematik Ar-Ge ve Tasarım Merkezlerinin” kurulması
  • Makine sektörü oyuncuları ve sektöre katma değer sağlayacak olan üniversiteler, araştırma kurumları ve tematik Ar-Ge ve tasarım merkezleri gibi destekleyici kurumlardan oluşan ulusal bir kümelenme ağının oluşturulması
  • Üniversite/Kamu/Özel Sektör aktörlerinin bir araya gelmesini sağlayacak ve uçtan uca hizmet verebilecek Makine Sektörü Teknoloji Transferi Ağı’nın kurulması
  • Hedef ihracat pazarlarında makinelerin çalışır vaziyette sergilendiği, müşterilerin faaliyet gösterdiği sektörlere yönelik tasarlanmış Örnek (Model) Fabrikalar kurmak
  • Yurtdışında marka satın almaya yönelik programların geliştirilmesi
  • Doğrudan Yabancı Yatırımları (DYY) Konusunda Tespit ve Öneriler
  • Makine Sektörünün Nitel ve Nicel Yabancı Sermaye Birikimine İlişkin Sorunlar
  • Yabancı Sermaye Yatırımları Yoluyla Teknoloji Transferine İlişkin Sorunlar