Türkiye’nin saklı tatil cenneti

aimsaddergisi-reklamalani

Türkiye’nin son yıllarda gözde tatil merkezlerinden olan Tunceli doğal güzellikleri, trekking noktaları, buzul gölleri, bulunduğu coğrafyadan farklı sosyal yapısı ve kültürüyle alternatif bir tatil vaat ediyor.

Doğu Anadolu Bölgesi’nin Yukarı Fırat bölümünde yer alan, yöresel adı Dersim olan bölgenin en eski adıysa Mamekiye. Halkın tercih ettiği isim olan Dersim, Farsçada ‘Gümüş Kapı’ anlamına geliyor. Tarihi M.Ö 2200 yıllarına dayanan kentte maalesef tarihi eser bulmak pek mümkün değil. Kuzeyde ve batıda Munzur Dağları, doğuda Bingöl Dağları, güneyde ise Keban Baraj Gölü ile çevrili olan Tunceli, Bayburt ile beraber Türkiye’nin en az nüfusa sahip illerinden.

Tunceli’nin merkezinde bugün sadece 38 bin kişi yaşıyor ve insanları çok misafirperver. Alevi inancının yaygın olduğu kentte halkın yüzde doksanı Alevi-Bektaşi inancına sahip ve 47 değişik aşiret bulunuyor. Nüfusun tamamına yakını Türkçe konuşurken, günlük hayatta Zazaca ve Kürtçe de tercih ediliyor.

İnançları ve doğa arasındaki bağlantı, kent insanı için önem taşıyor. Şehir, komşu illerden farklı olarak daha özgür bir ortama sahip, hatta yaşantı bakımından Batı illerine benzediğini söylemek yanlış olmaz. Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2016 verilerine göre, ülkede okur-yazarlığın en yüksek olduğu il. Tunceli’nin yerleşimleri yerleri merkez, Çemişgezek, Hozat, Mazgirt, Nazımiye, Ovacık, Pertek ve Pülümür. Tunceli ekonomisi tarıma ve hayvancılığa dayanıyor. Nüfusun yüzde 80’i tarım ve hayvancılıkla uğraşıyor. Ormancılık ve madencilik de diğer iş kolları olarak ortaya çıkıyor. Tunceli’de 1-9 arasında işçi çalıştıran 150 sanayi kuruluşu ve 500 ticari işletme yer alıyor.

Hititler, Medler, Bizanslılar, Araplar ve son olarak Türklerin yurdu oldu

Tunceli, M.Ö 2200 yıllarında Hurrilerin, M.Ö 1300 yıllarında Hititlerin, M.Ö 1200 yıllarında Urartuların, M.Ö 700 yıllarından itibaren Medlerin, Perslerin ve Makedonyalıların, M.Ö 17 – M.S. 200 yıllarında Romalılar ve kısa bir süre Partların, 200-639 yıllarında Kapadokyalılar, Selevkoslar, Doğu Roma İmparatorluğu, Bizanslılar ve Sasanilerin, 639-972 yıllarında Arapların ve 972-1071 arasında Bizanslıların egemenliği altında yaşadı. 1071 Malazgirt Meydan Muharebesi’nden sonra Anadolu’da Türklerin egemenliğinin hızla yayıldığı dönemde bölge, 1087 yılında kesin olarak Türklerin egemenliği altına girdi ve 1473’te de Osmanlı Devleti’nin bir parçası oldu.

Cumhuriyetin ilanından sonra, 25 Aralık 1935’te geçici merkezi Elâzığ ili oldu. Hemen sonrasında, Erzincan’ın Pülümür, Elâzığ’ın Nazımiye, Hozat, Mazgirt, Pertek, Ovacık ve Çemişgezek ilçeleri bağlanarak Tunceli il haline getirildi. Bu tarihten itibaren bölgenin ismi Tunceli olarak değiştirildi. İl merkezi 30 Aralık 1946’da eskiden Kalan Kasabası olarak bilinen şimdiki yerine nakledildi.

Baharda bitki örtüsü, yazın buzul gölleri

Tunceli’yi ziyaret edip nefes kesici manzaralara tanıklık etmek istiyorsanız, en doğru ay mayıs. Bu dönemde her yer yemyeşil oluyor, Tunceli’ye özgü bitkiler yeşeriyor, ünlü ters laleler görülebiliyor. Havanın hala serin olduğu bu dönemi, trekking veya dağcılık ile çok ilgili değilseniz tercih etmemelisiniz; gece dağda yatmak zor olabilir. Buzul göllerini görmek içinse yaz aylarında ziyaret etmek gerekiyor.

Tunceli’nin merkezi, terör ve küçük nüfusu sebebi ile pek yatırım almamış ve gelişememiş. Yine de kentin kültürünü tanımak istiyorsanız mutlaka gitmelisiniz.

Tunceli’ye özellikle trekking ve kültür gezileri için gelinmeli. Mutlaka trekking botu ve kıyafetleri getirin. Trekking yapmak için mutlaka yerel bir rehbere ihtiyacınız var. Kaldığınız otele danışabilir ya da Tunceli Dağcılık Kulübü‘ne danışabilirsiniz.

Munzur Vadisi

42 bin hektarlık bir alanı kapsayan Munzur Vadisi Milli Parkı akarsu kaynakları, endemik bitki türleri, hayvan türleri ve bitki örtüsü bakımından baş döndürücü bir zenginliğe sahip. Tunceli-Ovacık arasında uzanan milli parkta dağ keçileri, av kuşlarından ur kekliği, diğer hayvan türlerine göre daha sık görülüyor. Burada bin 518 bitki örtüsü, 227 çeşit endemik bitkisini görmek mümkün. Endemik bitkilerinin bazılarını çan çiçeği, Erzincan kirazı, bindebirdelik otu, Munzur kekliği, Munzur düğün çiçeği ve dağ çayı oluşturuyor. 1971’de milli park ilan edilen Munzur Vadisi, trekking için tercih ediliyor.

Munzur Çayı

Tunceli’de Munzur Çayı üzerinde zipline yapabiliyorsunuz. Şehit Kaymakam Muhammet Fatih Safitürk Su Sporları Merkezi tarafından yaptırılan zipline istasyonu ile 12 metre yükseklikten 330 metre boyunca zipline yapabiliyorsunuz. Ayrıca, Munzur Türkiye’nin en uzun rafting imkânı sağlayan nehri. Su sporları merkezi aracılığı ile rafting, kano yapabiliyor, bisiklet ve kamp alanları hakkında destek alabiliyorsunuz.

Tahar Köprüsü

Tahar Çayı üzerinde bulunan köprü, 1807’de inşa edilmiş olan köprü hala kullanılıyor. Sivri kemerli tek gözlü olan köprü kesme taş malzeme ile yapılan köprünün üst kısmında her iki tarafta 70 santimetre yükseklikte korkuluklar yer alıyor. Yapının boyu 55 metre, döşeme uzunluğu 30 metre, yüksekliği 9 metre, kemer açıklığı 16 metre ve genişliği 4.30 metre.

Pertek Kalesi

Mengüçlüler döneminde inşa edilen Pertek Kalesi, Keban Baraj Gölü altında kalan ve bir ada görünümünde ve sivri bir kayanın üzerinde kurulmuş vaziyette. Selçuklular zamanından kalan kale, Osmanlılar zamanında onarıldı. İçinde bir sarnıç da bulunan kalede, daha önce bulunan karakuş heykeli Osmanlı döneminde kaldırılarak Arapça bir kitabe konuldu.

Til Höyüğü

Mazgirt’e bağlı Kuşçu Köyü’nde bulunan Til Höyüğü, karayolunun yaklaşık 1 kilometre güneyinde yer alıyor. Toprak bir yolla ulaşılan Til Höyüğü, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından 1996 yılında 1’inci Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak ilan edildi, ancak burada bugüne kadar herhangi bir kazı gerçekleştirilmedi.

Tunceli’nin Bodrum’u: Kutuderesi

Gazetelerin, sahip olduğu modern plaj manzaraları sebebi ile “Tunceli’nin Bodrum’u” olarak manşetlere taşıdığı dere kenarı. Yüzmek için tercih edilesi bir yer olan Kutuderesi, Temmuz ve Ağustos ayları haricinde pek kalabalık olmuyor.

Tarihi mekân meraklılarına Çemişgezek

Tunceli’nin en tarihi bölgesi olan Çemişgezek, arkeoloji meraklıları için tercih edilmesi gereken bir yer. Çemişgezek’in dutu ve duttan yapılan pekmez ve pestili de epey ünlü. Tunç Çağı’na ait bulgulara rastlandığından, Keban Baraj Gölü altında kalan Yeniköy Höyüğü, İn Delikleri (Derviş Hücreleri), Yelmaniye Camisi, Uzun Hasan Türbesi, Hamam-ı Atik, Aşağı Köprü, Ferruh Şad Bey Türbesi, Çemişgezek Kalesi ve Hamidiye Medresesi gibi önemli tarihi noktaları kapsayan Çemişgezek, Tunceli’nin tek tarihi tur mekânı diyebiliriz.

Munzur Gözeleri

Tunceli’de Aleviler için kutsal yerlerden olan Munzur Gözeleri’nde, 200-300 metrelik alanda buz gibi bir suyun çağıl çağıl yer yüzüne çıktığı 40 göze ve irili ufaklı şelaleler bulunuyor. Bu gözelerden çıkan sular, Munzur Çayı’nı oluşturuyor.

Munzur Gözeleri’yle ilgili bir efsane de mevcut. Ermiş bir çoban olan Munzur, elini öpmek isteyen ağadan kaçarken elindeki süt dökülüyor ve oralardan bu beyaz köpüklü su akmaya başlıyor. Burada mesire yerleri de mevcut. Suların içinden yüründüğünü ve suyun dondurucu bir soğuğa sahip olduğunu hatırlatmakta fayda var.

Ovacık’ta kayak ve trekking

M.Ö 9’uncu yüzyılda Urartu Kralı II. Rusas tarafından yaptırılan Mazgirt Kalesi, Osmanlıların 1569 yılında hayat verdiği Çelebi Ali Camii, 1807’de inşa ettirilen Tahar Köprüsünün yanı sıra, 3200 metredeki dağ ve krater gölünden oluşan, 365 gün kar eksik olmayan ve Alevilerin ziyaret yerlerinden birisi olan Bagırpaşa Dağı ve Krater Gölü de görmeden dönmemeniz gereken yerlerden. Ovacık ise Tunceli’nin doğası en güzel yeri. Kayak yapabileceğiniz karlı dağları, trekking yapabileceğiniz noktaları var. Eskiden Erzincan’a bağlı olan Pülümür de yine doğal güzellikleri ile meşhur yerlerden.

Ters laleler, leziz yabani otlar

Tunceli’deki dağların etekleri, çok zengin ve endemik bitkilerle dolu bir floraya sahip. Bu floranın en güzel parçalarından biri, zirvelerindeki karların erimesiyle boy veren ters laleler. Mayıs ayında, özellikle Ovacık ve Çemişgezek kırsalındaki dağlık alanlarda açan bu çiçeklerin 15-20 günlük ömrü var. O nedenle Türkiye’nin her yerinden doğa gözlem meraklıları, mayıs ayında ters laleleri görmeye Tunceli’ye geliyor.

Tunceli’ye ulaşım

Tunceli’ye maalesef uçak seferleri bulunmuyor. Komşusu Elâzığ ya da Bingöl’e uçabilir, karayolu ile Elâzığ Havalimanı’ndan 2 saatte Tunceli’ye ulaşabilirsiniz.

Eğer Pertek’ten feribotla gitmeyi tercih ederseniz, bu süre 1 saat 35 dakikaya düşüyor. Tunceli’ye en yakın demiryolu hattı ise, Erzincan’dan ve Elazığ’dan geçiyor.

Ne alınır?

Birbirinden maharetli genç kızlar tarafından dokunan ve üzerinde yöreye özgü desenlerin işlendiği yer yaygısı türü olan cicim ve çanta olarak kullanılabilecek heybe hediyelik için güzel bir tercih. Pülümür dağlarında yetişen, arıların çok sayıda değişik çiçeklerden topladığı özlerle yaptıkları katkısız doğal Pülümür balını da hem kendiniz hem de sevdikleriniz için alabilirsiniz. Ovacık sarımsağı ve şavak peyniri de sadece buradan alabileceğiniz hediyelik ürünlerden.

Nerede kalınır?

Trekking yapmayacaksanız Tunceli merkezdeki otelleri tercih etmelisiniz. Pertek’te de konaklama imkanı bulabilirken, Tunceli merkezden çok daha turistik olan Ovacık’taki Anahita kamp alanı, doğanın içerisinde farklı bir tatil tercih etmek isteyenler için ideal.

Munzur Milli Parkı’nda, Munzur Nehri kıyısında hizmet veren bungalovlardan ve çadır alanından oluşan kamp alanı doğa yürüyüşleri, rafting, kano ve vadide eko turizm yapmak isteyenlerin mekânı.

Unutulmaya yüz tutan ahşap oymacılığını yaşatmaya çalışıyorlar

2018’de balcılık yaptıklarını öne sürerek yüzlerce yıllık ağaçları kesen baba-oğul haberinden sonra, 2019’da Tunceli’de Geleceğe Nefes Ol kampanyası kapsamında   230 bin fidan dikilmişti. Eskisi kadar ilgi görmese de ağaç işleri, yörenin önemli el sanatlarından biri aslında.

Tuncelili zanaatkarlar ağaçtan sepet, ahşap oymacılığı gibi eserler ortaya koyuyor. Ağaç işçiliğinde kullanılan malzeme daha çok ceviz, elma, armut, sedir, abanoz ve meşe. Ahşap oymacılığı Selçuklu dönemine uzanırken, o dönemden kalan eserlerde bu zanaat ön plana çıkıyor. Kentin tarihinde önemli bir zanaat olan ve unutulmaya yüz tutan ahşap oymacılığını yaşatmak için Tunceli’de çeşitli halk eğitim merkezlerinde kurslar düzenleniyor.

Ne yenir?

Tunceli, yabani otlarıyla da meşhur. Kınkor mantarı, ışgın, kenger, gulik gibi başka yerde bulamayacağınız leziz otları mutlaka tatmalısınız. Onların dışında yerel mutfağı denemenizi öneririz: Zirafet/babiko, (siron) sırın, patile, keledoş, gurik (haşıl), eşkene (işkene), sirikult, keşkek, ayranlı aş, yoğurtlu köfte, bınbar dolması (mumbar), içli köfte, bağ teveği sarması, sac kavurma, lahana sarması, kalbur hurması, ayranlı kabak gibi yemekler var.